İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4008 MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASI KABUL EDİLDİ

Son dönemlerde eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının nedenlerinin tüm boyutlarıyla araştırılarak okullardaki güvenliğin sağlanması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Mehmet Emin Ekmen Mersin · Yeni Yol ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Eğitim kurumlarında son dönemde yaşanan şiddet olayları, kamuoyunda derin bir endişe uyandırmıştır. Ancak bu vakaları yalnızca bir okul güvenliği sorunu olarak değerlendirmek, meselenin arka planındaki yapısal gerçekliğin göz ardı edilmesine yol açacaktır. Söz konusu tablo; çocuk koruma mekanizmalarının ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliğinin yanı sıra, sosyokültürel alandaki tahribatı, aile kurumunun maruz kaldığı baskılar ile toplumsal ve kurumsal güven ortamındaki aşınmayı bir arada yansıtmaktadır. Okullarımızda görünür hâle gelen ve bir beşerî sermaye kaybına dönüşen bu şiddet sarmalının kök nedenlerinin araştırılması, kurumlar arası müdahale süreçlerindeki idari engellerin tespit edilerek çok disiplinli güvenlik ağlarının kurulması ve kalıcı kamu politikalarının geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 21.04.2026

GEREKÇE

Bir devletin çocuklarına karşı en temel yükümlülüğü, onlara güvenli bir büyüme ortamı sunmaktır. Bu yükümlülük sadece eğitim binalarının fiziki koşullarıyla değil; aile desteği, psikososyal hizmetler, kurumsal denetim ve hukukun işlerliğiyle anlam kazanır. Okullarımızda tecrübe edilen acı olaylar, bu asli vazifenin ne ölçüde yerine getirildiğini sorgulatmaktadır. Okul, şiddet sarmalının başladığı yer olmaktan ziyade, hayatın çeşitli katmanlarında biriken risklerin görünür olduğu bir mekandır. Derinleşen gelir adaletsizliğinin yarattığı öfke, kültürel bağların zayıflaması ve gençlerin sanal dünyanın denetimsiz ağlarına terk edilmesi, ülkemizde şedit bir iklim oluşturmaktadır. Sosyal dokudaki aşınmanın bir izdüşümü olarak ekranları işgal eden şiddet içerikli yapımlar ile değer yargılarını tahrip eden gündüz kuşağı programları ise; söz konusu iklimi her gün yeniden üreterek şiddeti sıradanlaştırmakta, çarpık rol modelleri meşrulaştırarak gençlerdeki kültürel yabancılaşmayı derinleştirmektedir. Giderek ağırlaşan ekonomik şartlar ile bu sosyolojik krizlerin arasına sıkışan aile kurumu, çocuğun manevi ihtiyaçlarına yanıt verebilecek kapasiteyi kaybetmektedir. Eğitim yuvalarındaki rehberlik hizmetleri hem nicelik hem nitelik bakımından mezkur ihtiyacın çok gerisinde kalmaktadır. Risk altındaki çocukları erken dönemde fark edecek izleme sistemleri işlememektedir. Bahsettiğimiz bu konular, birbirinden bağımsız ve tesadüfi aksaklıklar değildir. Aksine bu tablo; hızla değişen toplumsal dinamikler karşısında kamu hizmetlerinin ve sistem mimarisinin yapısal bir tıkanıklık yaşadığının emareleridir.

Bir devlette kamu idaresinin hizmet niteliği; uzmanlığın, liyakatin ve hesap verebilirliğin ne ölçüde kurum kültürü hâline geldiğiyle doğrudan ilişkilidir. Okullarımızın güvenlik ve psikolojik destek gibi hayati gereksinimlerinin, kalıcı uzman kadrolar yerine geçici istihdam modelleriyle yönetilmeye çalışılması, idari önceliklerin toplumun asıl ihtiyaçlarından koptuğunu kanıtlamaktadır. Denetim mekanizmaları işlevsizleştiğinde, sorumluluk alanları muğlaklaştığında ve devlet aklı sahadan uzaklaştığında; sağlıktan eğitime kadar her alanda benzer bir felç durumu yaşanır. Çocuk koruma mekanizmaları da bu idari sorunlardan azade kalamamıştır.

Ülkemizde bireyler arası güven duygusunun yüzde 14 seviyelerine kadar gerilediği, uluslararası ölçümlerle sabittir. Böylesi kırılgan bir toplumsal zeminde kurumsal güvenin de sarsılması, gençlik üzerinde somut bir karşılık bulmaktadır. Fırsat eşitliğinin işlemediğini fark, eden, kamudan beklentisini yitirmiş ve ufku daralmış bir genç, aidiyet bağlarıneyavaş. yayaş koparmaktadu. Bahsi geçen ha kopuş; önce sessiz bir yalnızlaşma süreci olarak beltiğkte. yaşam koşullarının da baskısıyla yıkıcı bir öfkeye ve nihayetinde kültürel reddediş üzerinden şiddete erilmektedir. Geleceğe dair umudunu kaybeden zihinlerin, yasa dışı yapıları ve sokak çetelerini kendileri için bir çıkış yolu yahut yeni bir aile olarak konumlandırması, tehlikenin boyutunu büyütmektedir. Bütün bunlara; silaha ve uyuşturucu maddeye erişimin kolaylaştığı, cezasızlık algısının yerleştiği ve caydırıcı mekanizmaların yetersiz kaldığı bir zemin eklendiğinde, sürecin okullarımıza nasıl. yansıdığı açıkça görülmektedir. Mevcut vakalar bütüncül bir yaklaşımla ele alındığında karşımıza çıkan tablo; erken uyarı sistemlerinin çalışmadığını, zamanında müdahale edilemediğini, sorumlu merciler arasında etkin bir eşgüdüm kurulamadığını ve proaktif politikaların hayata geçirilemediğini göstermektedir. Bu vahim durum, giderek tırmanan şiddet olgusunun yalnızca rehberlik servislerinin inisiyatifine bırakılamayacağını; çocuk polisi, okul idaresi, sosyal hizmet uzmanları, okul psikoloğu ve okul sosyoloğunu da barındıran entegre bir müdahale ağının inşasını zorunlu kılmaktadır.

Şiddetin olağanlaştığı bir ekosistemde hiçbir asayiş tedbiri tek başına kalıcı çözüm sunamaz. Gerçek reçete; devlet kurumlarının itibarını yeniden tesis etmek, gençlerimizin yarınlara dair inancını yer gün yeniden inşa etmek ve yurttaş ile devlet arasındaki sözleşmeyi tahkim ederek hareket etmektir. Karşı karşıya kaldığımız bu tablonun aynı zamanda telafisi imkânsız bir beşeri sermaye kaybı doğurduğu gerçeğinden hareketle, konunun tüm veçheleriyle incelenmesi için Meclis Araştırması açılması zaruri görülmektedir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
Yeni Yol 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.