İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4279 GÜNDEMDE

İşçilerin sendikalaşmada yaşadığı hak ihlallerinin araştırılarak sendikal hakların korunması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit Kars · DEM Parti ve 1 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

15-16 Haziran işçi direnişinin 56. Yılında, işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması, güvencesiz, sendikasız çalışmanın ve işçi cinayetlerinin önüne geçilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

1970'lerde iş yaşamının kölelik koşullarına itiraz eden işçilerin, devlet güdümündeki sendikacılığa karşı işyerlerinde başlayan direniş ve grevleri tüm ülkeye yayılmıştır. Dönemin hükümeti 1967'de kurulan sermayenin direktifleri ile çalışma yaşamını ve temel sendikal hakları düzenleyen 274 sayılı Toplu Iş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası'nda değişiklik yaparak işçi sınıfının direniş ve mücadele ile elde ettiği kazanımlarını 11 Haziran'da 1970'de yürürlüğe giren yasayla boğmaya çalışmıştı.

Metnin tamamını göster (9 paragraf daha)Metni kısalt

DİSK'in (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) yasaya karşı yaptığı görüşme ve uyarılardan sonuç alamayınca, bütün işyeri temsilcileri ve yöneticileri ile 14 Haziran 1970'te Lastik-Iş'in Merter'deki binasında toplanarak eylem kararı alınmıştır. 15-16 Haziran'da pek çok kentte işçiler şalterleri indirerek, işyerlerini, fabrikaları boşaltarak gün boyunca sokaklarda hükümeti protesto ettiler. Direniş, İstanbul'la sınırlı kalmadı, Ankara, İzmir, İzmit başta olmak üzere tüm yurda yayıldı. İstanbul'da 200 kadar büyük fabrikadan yaklaşık 150 bin işçi iş bırakmış, sokakta sendikal örgütlerine sahip çıkmak için protesto gösterileri yapmıştır. İstanbul'un her iki yakasında, işçiler birleşmesin diye vapur seferleri iptal edilmiş, Galata Köprüsü kaldırılmıştır. Askeri birlikler seferber edilerek merkezi yerlerde, özellikle vilayet önünde işçilere karşı tanklar ve zırhlı arabalarla barikatlar kurulmuştur. Tarihsel hafızalarımıza işçilerin panzerlerin üzerine çıktığı fotoğraflarla kazınan direniş sırasında, polisler ve askerler tarafından işçilere ateş açılmış, Abdurrahman Bozkurt, Yaşar Yıldırım ve Mustafa Baylan isimli üç işçi hayatını kaybetmiştir.

Böylece 15-16 Haziran 1970, halen hem işçilerin tarihsel hafızasına hem de sermayenin ajandasına büyük bir direniş günü olarak kaydedilmiştir.

Günümüzde de işçi sınıfının örgütlülüğü önündeki engeller büyüyerek devam etmektedir. Türkiye, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) tarafından yayımlanan ve bu yıl 13'üncüsüne ulaşan Küresel Haklar Endeksi'nin 2018 - 2026 dönemindeki tüm edlsorıiarında işçiler açısından dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında yer aldı. Rapora göre Türkiye'de işçi haklarının sistematik biçimde aşınmasının temel nedenleri arasında sendika karşıtı uygulamalar, örgütlenme özgürlüğüne yönelik müdahaleler, grev hakkının fiilen ortadan kaldırılması ve sendikal faaliyetlerin yargısal baskı altına alınması bulunuyor.

Türkiye'nin en kötü 10 ülke arasında yer almasının başlıca nedenlerinden biri de grev hakkına yönelik müdahalelerin sürmesi. Alınan grev kararlarının "milli güvenlik" gerekçesiyle ertelenmesi, ITUC tarafından doğrudan bir hak ihlali olarak değerlendiriliyor. Türkiye'de uzun yıllardır uygulanan grev erteleme mekanizması, iş uyuşmazlıklarının zorunlu tahkime taşınması nedeniyle fiilen grev yasağı anlamına geliyor.

Türkiye'de sendikal faaliyetler nedeniyle sendika yöneticilerine yönelik ev hapsi, adli kontrol ve benzeri yargısal tedbirlerin uygulanmasını kayda geçiren rapor, bu tür uygulamaların, sendikal hakların kullanımını zorlaştırdığını, meşru sendikal faaliyetlerin güvenlik ve ceza hukuku araçlarıyla baskı altına alınmasına yönelik eğilimi güçlendirdiğine işaret ediyor. Bu tablo, sendikal hakların demokrasi, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkelerinden bağımsız düşünülemeyeceğini bir kez daha ortaya koyuyor. İşçilerin örgütlenme hakkının baskı altına alındığı, sendikaların susturulmaya çalışıldığı ve grev hakkının engellendiği bir ortamda demokratik yaşamın sağlıklı biçimde işlemesi de mümkün olmuyor.

Doruk Maden işçilerinin günler süren direnişi sonucu haklarını kazanması, tüm ülkenin dikkatini örgütlü mücadeleye çekerken, Edirne'de Özşen Madencilik işçilerinin direnişi de 27. gününde kazanımla sonuçlanmıştır. Ayrıca 14 Haziran Pazar günü, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın çağrısıyla öğretmenler, sektördeki güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve atama sorunlarına dikkat çekmek için Ankara'da bir araya gelerek, TBMM önünde basın açıklaması yapmak istedi. Ancak güvenlik güçleri öğretmenlere orantısız güç kullanarak 41 kişiyi gözaltına almıştır.

Sendikal örgütlenmeye dönük engellemelerden bir diğeri ise kamu emekçileri alanında yaşanmaktadır. Sendikal faaliyetler nedeniyle karşılaşılan idari baskılar, sürgün ve disiplin soruşturmaları, grev hakkının yasal olarak tanınmaması, toplu sözleşme mekanizmalarının etkisizliği ve sendikal özgürlükleri sınırlayan mevzuat bu engellemelerin başında sayılırken, güvencesiz istihdam biçimlerinin yaygınlaşması, liyakat yerine siyasi ve idari baskıların etkili olması, işyerlerinde sendikal faaliyetlere yönelik fiili engellemeler ve demokratik katılım kanallarının zayıflığı da kamu emekçilerinin örgütlenmesini zorlaştırmaktadır.

Diğer yandan, iktidar, ucuz işgücü ve güvencesiz çalışma koşullarıyla sömürü düzeninin devam etmesi amacıyla sermaye yanlısı politikalarını sürdürürken, işçi ölümleri her geçen gün artarak devam etmektedir. 2024'te 1897 işçi, 2025 yılında 2105 işçi, 2026 yılının ilk dört ayında ise (Ocak 155, Şubat 129, Mart 149, Nisan 189) 622 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetmiştir.

Bu gerekçelerle, 15-16 Haziran işçi direnişinin 56. yılında ülkede işçi sınıfının örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılması, güvencesiz, sendikasız çalışmanın ve işçi cinayetlerinin önüne geçilmesi amacıyla bir meclis araştırması açılması elzemdir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

2 İMZA
DEM Parti 2

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.