İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4465 GÜNDEMDE

Ağrı'da bir doktorun kadın vücudunun bütünlüğünü bozan bir cerrahi operasyonu tanıttığı iddialarının araştırılarak kadınların bu tür zararlı uygulamalardan korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Heval Bozdağ Ağrı · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Kadınların bedenlerine yönelik şiddeti meşrulaştıran hiçbir uygulamanın sağlık hizmeti adı altında sunulmasına izin verilmemesi; bu tür uygulamalara ilişkin idari ve hukuki süreçlerin etkin biçimde işletilmesi ve koruyucu kamu politikalarının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda; kamuoyuna yansıyan bir sosyal medya paylaşımında, Ağrı'da kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapan bir hekimin kendi kliniğinde "kadın sünneti" uyguladığına ilişkin ifadeler kullandığı ve bu uygulamayı sosyal medya aracılığıyla tanıttığı olayın tüm yönleriyle araştırılması, Türkiye'de "kadın sünneti" uygulamalarına ilişkin mevcut durumun ortaya çıkarılması, ilgili kamu kurumlarının denetim ve yaptırım mekanizmalarının etkinliğinin değerlendirilmesi, sağlık kuruluşlarında bilimsel dayanağı bulunmayan müdahalelerin önlenmesine yönelik uygulamaların incelenmesi, kadınların ve kız çocuklarının bu tür zararlı uygulamalardan korunmasına yönelik politika ve mekanizmaların güçlendirilmesi, veri toplama ve izleme sistemlerindeki eksikliklerin giderilmesi ile gerekli idari ve yasal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. Maddesi, TBMM Iç Tüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederim.

GEREKÇE ÖZETİ

Kamuoyuna yansıyan bir sosyal medya paylaşımında, Ağrı'da kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapan bir hekimin kendi kliniğinde "kadın sünneti" uyguladığına ilişkin ifadeler kullandığı ve bu uygulamayı sosyal medya aracılığıyla tanıttığı görülmüştür. Söz konusu paylaşım üzerine ilgili tabip odası tarafından disiplin sürecinin başlatıldığı kamuoyuna açıklanmıştır.

Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt

Kadınların yaşam hakkının, sağlık hakkının, beden bütünlüğünün ve bedensel özerkliğinin korunması devletin temel yükümlülükleri arasındadır. Kadınların bedenlerine yönelik şiddeti meşrulaştıran hiçbir uygulamanın sağlık hizmeti adı altında sunulmasına izin verilmemesi; bu tür uygulamalara ilişkin idari ve hukuki süreçlerin etkin biçimde işletilmesi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve koruyucu kamu politikalarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda; kamuoyuna yansıyan olayın tüm yönleriyle araştırılması, Türkiye'de "kadın sünneti" ve bu türden uygulamalara ilişkin mevcut durumun ortaya konulması, ilgili kamu kurumlarının denetim ve yaptırım mekanizmalarının etkinliğinin değerlendirilmesi, sağlık kuruluşlarında bilimsel dayanağı bulunmayan müdahalelerin önlenmesine yönelik uygulamaların incelenmesi, kadınların ve kız çocuklarının bu tür zararlı uygulamalardan korunmasına yönelik politika ve mekanizmaların güçlendirilmesi, veri toplama ve izleme sistemlerindeki eksikliklerin giderilmesi ile gerekli idari ve yasal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

GEREKÇE

Kamuoyuna yansıyan bir sosyal medya paylaşımında, Ağrı'da kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapan bir hekimin kendi kliniğinde "kadın sünneti" uyguladığına ilişkin ifadeler kullandığı ve bu uygulamayı sosyal medya aracılığıyla tanıttığı görülmüştür. Söz konusu paylaşım üzerine ilgili tabip odası tarafından disiplin sürecinin başlatıldığı kamuoyuna açıklanmıştır.

"Kadın sünneti", (Female Genital Mutilation - FGM), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kadın dış genital organlarının herhangi bir tıbbi gereklilik olmaksızın kısmen ya da tamamen çıkarılması veya başka biçimlerde zarar görmesine neden olan tüm uygulamalar olarak tanımlanmaktadır. Bilimsel veriler, bu uygulamanın hiçbir sağlık yararı bulunmadığını; buna karşılık kadınlar ve kız çocukları açısından yaşam boyu sürebilecek fiziksel, cinsel, ruhsal ve sosyal sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktadır. "Kadın sünneti" kadınların bedenleri üzerinde söz sahibi olmasını engellemeyi hedefleyen, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten, kadınların bedensel özerkliğini ortadan kaldıran ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin en ağır biçimlerinden biri olarak kabul edilen bir uygulamadır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü, ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası sağlık ve insan hakları mekanizmaları tarafından bir şiddet biçimi olarak açıkça reddedilir; kadınların ve kız çocuklarının temel insan haklarının ağır ihlali olarak değerlendirilerek ortadan kaldırılması amacıyla küresel yasaklar ve eylem planları yürütülür ve ortadan kaldırılması devletlerin temel yükümlülüklerinden biri olarak değerlendirilir.

Türkiye'de "kadın sünnetinin" yaygınlığına, hangi koşullarda ve hangi yöntemlerle gerçekleştirildiğine ya da sağlık sistemi içerisinde bu tür uygulamaların görülme sıklığına ilişkin kamuoyuyla paylaşılmış kapsamlı ve güncel veriler bulunmamaktadır. Bakanlık kayıtlarına yansıyan ihbarların, idari soruşturmaların ve denetim süreçlerinin sonuçları da kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Bu veri eksikliği, "kadın sünnetinin" Türkiye bakımından taşıdığı risklerin ve mevcut denetim mekanizmalarının etkinliğinin sağlıklı biçimde değerlendirilmesini güçleştirmekte; önleyici politikaların geliştirilmesini ve kamu otoritelerinin hesap verebilirliğini de zayıflatmaktadır. Sorunun kapsamının ve kamusal kurumların bu alandaki uygulamalarının bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, etkili politika üretiminin temel koşullarından biridir. Kadınların bedenleri üzerindeki tahakkümü meşrulaştıran, bilimsel temeli ve hiçbir tıbbi gerekliliği bulunmayan, kadınların beden bütünlüğünü kalıcı biçimde etkileyen ve ciddi hak ihlallerine yol açan müdahalelerin sağlık hizmeti kisvesi altında sunulması ve normalleştirilmesi kabul edilemez. Hekimliğin temel ilkelerinden biri olan " primum non nocere (önce zarar verme!)" ilkesi, bilimsel dayanağı bulunmayan ve kişinin beden bütünlüğünü kalıcı biçimde etkileyen müdahalelerin sağlık hizmeti olarak sunulamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen kamuoyuna yansıyan olayda söz konusu uygulamanın bir sağlık hizmeti gibi tanıtılması, sağlık sisteminin denetim mekanizmaları açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Bu olay, yalnızca tek bir hekimin uygulaması olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda özel sağlık kuruluşlarının denetlenmesi, bilimsel temeli bulunmayan müdahalelerin sağlık hizmeti olarak sunulmasının önlenmesi, sağlık alanındaki reklam ve tanıtım faaliyetlerinin denetlenmesi, kadınların sağlık hakkının korunması ve kadınlara yönelik şiddetle mücadele politikalarının etkinliği bakımından araştırılması gereken kamusal bir soruna işaret etmektedir.

Türkiye, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme (CEDAW), Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve taraf olduğu diğer uluslararası insan hakları sözleşmeleri uyarınca kadınları ve kız çocuklarını zararlı uygulamalardan korumak, etkili önleme mekanizmaları oluşturmak ve ihlaller karşısında etkili idari ve hukuki süreçleri işletmekle yükümlüdür. Bununla birlikte "kadın sünnetine" ilişkin idari denetim mekanizmalarının işleyişi, sağlık kuruluşlarında bu tür uygulamaların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, Bakanlığa ulaşan ihbarların nasıl değerlendirildiği, yürütülen soruşturma ve yaptırım süreçleri ile koruyucu sağlık politikalarının yeterliliği konusunda kamuoyuna yansıyan bilgiler son derece sınırlıdır. Öte yandan "kadın sünneti" riski altındaki kadınlar ve kız çocuklarının erken tespitine, korunmasına, danışmanlık hizmetlerine erişimine ve uygun sağlık hizmetlerine yönlendirilmesine ilişkin etkili mekanizmaların bulunup bulunmadığı; sağlık çalışanlarının bu konuda yeterli eğitim alıp almadığı; bilimsel temeli olmayan uygulamaların dijital mecralarda sağlık hizmeti gibi tanıtılmasının nasıl denetlendiği ve bu konuda açık idari ya da yasal düzenlemelere ihtiyaç bulunup bulunmadığı da araştırılması gereken temel hususlar arasındadır.

Kadınların yaşam hakkının, sağlık hakkının, beden bütünlüğünün ve bedensel özerkliğinin korunması devletin temel yükümlülükleri arasındadır. Kadınların bedenlerine yönelik şiddeti meşrulaştıran hiçbir uygulamanın sağlık hizmeti adı altında sunulmasına izin verilmemesi; bu tür uygulamalara ilişkin idari ve hukuki süreçlerin etkin biçimde işletilmesi, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve koruyucu kamu politikalarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda; kamuoyuna yansıyan olayın tüm yönleriyle araştırılması, Türkiye'de "kadın sünneti" ve bu türden uygulamalara ilişkin mevcut durumun ortaya konulması, ilgili kamu kurumlarının denetim ve yaptırım mekanizmalarının etkinliğinin değerlendirilmesi, sağlık kuruluşlarında bilimsel dayanağı bulunmayan müdahalelerin önlenmesine yönelik uygulamaların incelenmesi, kadınların ve kız çocuklarının bu tür zararlı uygulamalardan korunmasına yönelik politika ve mekanizmaların güçlendirilmesi, veri toplama ve izleme sistemlerindeki eksikliklerin giderilmesi ile gerekli idari ve yasal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.