Engelli bakım merkezinde bulunan bir otizmli bireyin yaşamını yitirmesi olayının araştırılarak benzer durumların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Otizmli Sinan Gündoğdu'nun yıllar boyunca kaldığı bakım merkezlerinde maruz bırakıldığı şiddet, ihmal ve kötü muamele iddialarına ilişkin başvuruların etkisiz bırakılmasının; ailesine yakın bir bakım merkezine nakil taleplerinin karşılanmamasının; sağlık, beslenme, iletişim ve kesintisiz gözetim yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğinin; 11 Ağustos'u 12 Ağustos 2026'ya bağlayan süreçte Özel Merzifon Tekin Engelli Bakım Merkezi'nde gerçekleşen şüpheli ölümünün ve bu ölüme giden süreçte kamu kurumları ile bakım merkezi yetkililerinin olası ihmal ve sorumluluklarının bütün yönleriyle araştırılması; benzer ölümlerin önlenmesi için etkili denetim ve koruma mekanizmalarının belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.
GEREKÇE ÖZETİ
Engelli bireylerin yaşam, sağlık, güvenlik ve insan onuruna uygun bakım hakkının korunması; Anayasa'nın eşitlik ve sosyal güvenlik hükümleri ile Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi uyarınca devletin asli ve devredilemez sorumluluğudur. Kendisini sözel olarak ifade etmekte güçlük yaşayan otizmli bireyler bakımından bu sorumluluk; yirmi dört saat kesintisiz gözetimi, nitelikli personeli, düzenli sağlık ve beslenme takibini, aileyle kesintisiz iletişimi ve kötü muamele iddialarına gecikmeksizin müdahaleyi gerektirir. Sinan Gündoğdu'nun bakım merkezlerinde geçen yılları ve şüpheli ölümü, bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin Meclis tarafından araştırılmasını zorunlu kılan ağır bir tablo ortaya çıkarmıştır.
Metnin tamamını göster (13 paragraf daha)Metni kısalt
1994 doğumlu ve otizm tanılı Sinan Gündoğdu, ailesiyle yaşadığı İstanbul'da bir bakım merkezine yerleştirildikten sonra Pendik Engelsiz Yaşam Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi'nde şiddete maruz bırakılmıştır. Ailenin ve avukatlarının açıklamalarına göre Sinan Gündoğdu'nun aynı merkezde kaburgaları kırılmış; ancak bu olayın sorumluları tespit edilmemiştir. Anne Ayfer Özdemir, oğlunun şiddet nedeniyle ağır travma yaşadığını, takıntılarının ve epilepsi nöbetlerinin arttığını, bakım merkezlerine yaptığı çok sayıda şikâyetten sonuç alamadığını kamuoyuna açıklamıştır.
Şiddetin mağduru olan Sinan'ın İstanbul'da güvenli ve ailesine yakın bir kuruma yerleştirilmesi gerekirken Sakarya Arifiye'deki Hamit-Fatma Atay Otizm Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'ne sevk edilmiştir. Aile; burada hijyen, beslenme, sağlık hizmetleri ve kötü muamele bakımından ciddi sorunlar yaşandığını, Sinan'ın fiziksel ve ruhsal durumunun daha da kötüleştiğini ve şikâyetlerinin dikkate alınmadığını defalarca bildirmiştir. Aynı merkezde kaldığı belirtilen Abdülkerim Musti'nin şiddete maruz bırakıldığı ve daha sonra hayatını kaybettiği yönündeki bilgiler kamuoyuna yansımıştır. Merkezin kapanmasının ardından Sinan, annesine önceden bilgi verilmeden ailesinden daha da uzak olan Amasya Merzifon'daki Özel Tekin Engelli Bakım Merkezi'ne nakledilmiştir.
Sinan'ın İstanbul'daki ailesinden yüzlerce kilometre uzakta tutulması, yalnızca aile bağlarını zayıflatmamış; bakım koşullarının ve sağlık durumunun aile tarafından izlenmesini de fiilen engellemiştir. Aile, Sinan'ın İstanbul'da yakın takibin sağlanabileceği bir kamu bakım merkezine nakledilmesini yıllarca talep etmiş; bu talep yer olmadığı gerekçesiyle karşılanmamıştır. Alternatif ve güvenli bir bakım planı oluşturulmadığı gibi Sinan her sevkte ailesinden daha da uzaklaştırılmıştır. Bu mağduriyet tarafımıza da iletilmiş ve yaklaşık iki yıl boyunca tüm uğraşlarımıza rağmen yetkililerden olumlu ve sonuç alıcı bir dönüş sağlanamaıştır. TBMM Genel Kurulunda Sinan'ın durumu ile ilgili defalarca uyarılarda bulunmamıza; Bakanlık, il müdürlüğü ve bakım merkezi yetkilileriyle defalarca kez iletişime geçerek çözüm bulmaya çalışmamıza rağmen; annesinin feryatları ve Sinan'ın yaşamına yönelik somut riskler ciddiye alınarak etkili bir koruyucu tedbir alınmamış ve ölümü engelenmemiştir.
GEREKÇE
Merzifon'daki süreçte aile ve tarafımızca Bakanlığa iletilen bilgilere göre Sinan aşırı derecede kilo kaybetmiş; bilinç kayıpları, yaralanmalar ve belirgin bir sağlık gerilemesi yaşamış; ağır ilaç etkisi altında, tepkisiz ve yürümekte güçlük çeker hâlde görülmüştür. Annesi oğlunun vücudunda gördüğü darp izlerini fotoğrafladığını, Sinan'ın aç bırakıldığını ve sağlık durumunun kendisinden gizlendiğini belirtmiştir. Mide rahatsızlıkları nedeniyle hekim tarafından anestezi altında endoskopi ve kolonoskopi önerildiği, ancak annesinin ekonomik ve sağlık sorunları nedeniyle Amasya'ya gidememesi üzerine tetkiklerin fiilen aksadığı daha önce Bakanlığa bildirilmiştir. Kurumun, aileden uzakta tutulan ve kendi iradesini açıklamakta güçlük yaşayan Sinan'ın tedavisini sürdürecek alternatif bir mekanizma oluşturup oluşturmadığı bilinmemektedir.
Sinan'ın annesinin bakım koşulları ve kötü muamele iddialarını kamuoyuna duyurmasının ardından anne ile oğul arasındaki tek etkili iletişim kanalı olan görüntülü görüşme bakım merkezi tarafından engellenmiştir. Bu engelleme tarafımızca Amasya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne iletilmiş ve gerekli müdahalenin yapılması istenmiştir. Ancak görüşme engeli giderilmemiştir. Bu durum yalnızca aile bağlarının ihlali değil, Sinan'ın sağlık ve güvenlik durumunun aile tarafından takip edilmesini ve merkezin dışarıdan denetlenmesini ortadan kaldıran ağır bir uygulamadır.
Sinan Gündoğdu'nun yaşadığı ihlalleri 30 Ocak 2026 tarihinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanına ayrıntılı bir yazılı soru önergesiyle sorduk. Önergede Sinan'ın önceki bakım merkezlerinde maruz bırakıldığı şiddet, Merzifon'daki kilo kaybı, bilinç kaybı, yaralanmaları, ilaç tedavileri, sağlık hizmetlerine erişememesi, ailesiyle görüntülü görüşmesinin engellenmesi ve İstanbul'a nakil talebi açıkça sorulmuştur. Ancak Sinan'ın vefat ettiği tarihe kadar geçen 7 ayı aşkın süreye rağmen önerge cevaplandırılmamış; riskler bilinmesine rağmen Sinan'ın durumuna ilişkin şeffaf bir açıklama yapılmamıştır.
24 Haziran 2026 tarihinde ise Sinan Gündoğdu'nun yaşadıkları üzerinden bakım merkezlerinde kamuoyuna yansıyan şiddet, istismar, ağır ihmal ve ölüm vakalarıyla nedeniyle; bakım merkezlerindeki yapısal sorunların araştırılması için bir Araştırma Komisyonu kurulması talep ettik. Ayrıca üyesi olduğum TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu'na da başvurarak Sinan'ın durumunu ve nakil talebini iletmiş, ancak bu girişimizden de bir sonuç alamamıştık. Sinan'ın somut ve giderek ağırlaşan durumu hem yürütme hem de yasama organının bilgisi dâhilindeyken hiçbir etkili sonuç alınamamıştır.
Merzifon Kaymakamlığının açıklamasına göre Sinan Gündoğdu, 11 Ağustos 2026 tarihinde Özel Merzifon Tekin Engelli Bakım Merkezi'nde geçirdiği ileri sürülen nöbetin ardından hastaneye sevk edilmiş ve aynı gece hayatını kaybetmiştir. Aileye ölüm haberinin gece yarısından sonra verildiği; ailenin bakım merkezine ulaşmak için yaptığı aramaların iki gün boyunca cevaplanmadığı veya meşgule atıldığı aktarılmıştır. Aile, Sinan'ın olay sırasında bakıcı değişimi gerekçesiyle yaklaşık on dakika yalnız bırakıldığının kendilerine söylendiğini belirtmektedir. Oysa kurum daha önce Sinan'ın yirmi dört saat kesintisiz gözetim altında tutulduğunu iddia etmiştir. Anne Ayfer Özdemir olayın gerçekleştiği saatin kurumun resmi vardiya değişim saati olmadığını bildiğini ve kurumun iddia ettiği gibi yirmi dört saat gözlem altında tutulmadığı ifade etmektedir.
Sinan'ın ailesi morgdan teslim aldığı sırada fotoğraflarını çekmiştir. Bu fotoğraflarda, daha önce tarafımızca Bakanlığa bildirilen aşırı kilo kaybının çok ileri boyuta ulaştığı; kulağında ve vücudunun çeşitli bölgelerinde darp izlerini andıran eski ve yeni bulgular bulunduğu görülmektedir. Bu bulguların oluşma zamanı, niteliği ve kaynağı; Sinan'ın beslenme durumu; kendisine verilen ilaçların türü ve dozları; vücudundaki eski ve yeni izlerin otopsi ve adli tıp incelemelerinde kayıt altına alınıp alınmadığı araştırılmalıdır. Ailenin daha önce çektiği fotoğraflar ile morg fotoğrafları karşılaştırılmalı; bakım merkezi yönetici ve çalışanlarının açıklamaları kamera, sağlık, ilaç, yemek ve vardiya kayıtlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Merzifon Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma, Valilikçe idari inceleme başlatıldığı; bilgi, belge ve kamera kayıtlarının temin edildiği ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından müfettiş görevlendirilmesinin istendiği açıklanmıştır. Bununla birlikte soruşturmanın yalnızca ölüm anına sıkıştırılması, Sinan'ı ölüme götüren uzun ihmal zincirini görünmez kılacaktır. Pendik'teki şiddet ve cezasızlık sürecinden Sakarya ve Amasya'ya sevklere; İstanbul'a nakil taleplerinin reddinden sağlık şikâyetlerinin karşılıksız bırakılmasına; görüntülü görüşme engeline yapılan müdahale talebinin sonuçsuz kalmasından yazılı soru önergesinin cevapsız bırakılmasına kadar bütün süreç incelenmelidir.
Sinan Gündoğdu'nun ölümü, yetkililerin bilgisi dışında gelişen ve öngörülemeyen münferit bir olay değildir. Şiddet geçmişi, hızla kötüleşen sağlık durumu, aşırı kilo kaybı, tedavide yaşanan aksamalar, ailesinin sürekli başvuruları, ısrarlı girişimlerimiz ve ailesine yakın bir merkeze nakil taleplerimiz riski açıkça ortaya koymuştur. Buna rağmen kamu makamlarının hareketsiz kalması, etkin denetim ve koruma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği konusunda ağır bir kamu sorumluluğu doğurmaktadır.
Bu nedenle Sinan Gündoğdu'nun şüpheli ölümünün ve öncesindeki bütün idari süreçlerin; ilgili bakım merkezlerinin denetimlerinin, personel yeterliliğinin, sevk kararlarının, sağlık ve beslenme takibinin, ilaç uygulamalarının, aileyle iletişimin engellenmesinin, başvurulara işlem yapılmamasının ve kamu görevlilerinin olası ihmalinin tüm boyutlarıyla araştırılması gerekmektedir. Araştırma sonucunda bakım merkezlerinde bağımsız ve habersiz denetim, ailelerin düzenli ve engellenemez iletişim ile ziyaret hakkı, kesintisiz kamera kaydı, zorunlu olay bildirimi, nitelikli personel standardı, aileye yakın bakım ilkesi ve ihlaller karşısında etkili yaptırım mekanizmalarının oluşturulması sağlanmalıdır. Sinan'ın ölümünün bütün yönleriyle aydınlatılması, yalnızca ailesine karşı bir sorumluluk değil; bakım merkezlerinde yaşayan ve sesini duyuramayan bütün engelli bireylerin yaşam hakkının korunması bakımından kamusal bir zorunluluktur.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.