İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/12217 GEÇ CEVAPLANDI · 102 GÜN

Sanayi sektörünün milli gelir içindeki payına ilişkin

Kaynak göster

Rahmi Aşkın Türeli (CHP), 23 Mayıs 2024 tarihinde 7/12217 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Cumhurbaşkanı Yardımcılığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 102 gün sonra, 2 Eylül 2024).

Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir). “Sanayi sektörünün milli gelir içindeki payına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/12217, 23 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-12217-sanayi-sektorunun-milli-gelir-icindeki-payina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8907eddd-5a81-49c9-8b2e-018fa95f6575

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 102 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 94 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

ALT

Rahmi Aşkın TÜRELİ İzmir Milletvekili

Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Sanayi sektörü ülkelerin kalkınma stratejilerinin temelinde yer alan bir sektör olup, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke sanayileşmeye büyük önem vermekte ve bu doğrultuda ekonomilerinde yapısal dönüşümlerini hızla gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Ülkemizde de hızlı sanayileşmenin o gerçekleştirilmesi (Öve üretimin sektörel kompozisyonundaki değişimin sanayi sektörü lehine olması gerekirken, AKP'nin iktidarda olduğu 21 yıllık dönemde sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının çok sınırlı bir biçimde artmış olması ekonomide amaçlanan yapısal dönüşümün gerçekleştirilemediğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.

Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı (vergiler ve sübvansiyonların temel sektörlere dağıtılmadığı bir yapıda) 2002 yılında yüzde 20,1 iken, 21 yıllık bir dönemin sonunda 2023 yılında yüzde 22,7'e yükselmiştir.

Diğer taraftan, istihdam göstergeleri de sanayi açısından parlak bir tablo ortaya koymaktan uzaktır. Nitekim sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payı 2005 yılında yüzde 21,4 iken, hemen aynı kalarak 2023 yılında yüzde 21,2 olarak gerçekleşmiştir.

Sanayi sektörü, yapısı itibarıyla bakıldığında ve tarım ve hizmetler sektörleri ile kıyaslandığında, daha az kişinin çalışarak daha yüksek katma değerin üretildiği bir sektördür. Bununla birlikte, Türkiye'de ağırlıklı olarak emek yoğun ve teknoloji yoğunluğu düşük bir sanayi yapısı egemendir.

Konuya bu çerçevede bakıldığında ve Dokuzuncu Kalkınma Planı'ndan başlayarak hazırlanan tüm kalkınma planlarının temel hedeflerinden birinin sanayinin milli gelir içindeki payının artırılması olduğu düşünüldüğünde bu hedeflerin uzağında kalınması ekonomik yapıda çok ciddi bir sıkıntıya işaret etmektedir. Bu kapsamda, çalışan başına katma değerin düşük olduğu, verimlilik seviyelerinin yüksek olmadığı bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması mümkün gözükmemektedir.

Bu bilgiler ışığında;

'J- AKP'nin iktidarda olduğu 21 yıllık dönemde sanayi sektörünün milli gelir içindeki payında gözlenen sınırlı artışları hangi nedenlere bağlıyorsunuz?

SORULAR

  1. Sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payının aynı kalmasının sanayi sektöründe çalışan başına katma değerin düşük olduğu, emek yoğun ve teknoloji yoğunluğu düşük bir sanayi yapısına işaret ettiği tespitine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

  2. AKP iktidarları zamanında hazırlanan tüm Kalkınma Planlarında sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının artırılması temel amaçlar arasındayken bu alanda ciddi bir başarı sağlanamamasının nedeni nedir?

  3. Katma değeri düşük mal ve hizmet üretiminin ve düşük verimlilik seviyelerinin yaygın olduğu bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması nasıl mümkün olacaktır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·

2003-2022 döneminde Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 5.5 büyüme kaydederken sanayi sektörü yüzde 6.2 oranında büyümüştür. Sanayi sektörünün milli gelirden aldığı pay 2002 yılında yüzde 20.1 iken 2021 yılında yüzde 26.1, 2022 yılında yüzde 26.4 seviyesine ulaşmıştır.

İmalat sanayiinde sağlanan olumlu gelişmeler, istihdam edilenlerin sayısında önemli artışlar sağlamıştır. Nitekim sanayi sektöründe 2003 yılında 2.2 milyon kişi olan çalışan sayısı, 2003-2023 döneminde yüzde 204 artarak 2023 yılında 6.7 milyon kişi seviyesine ulaşmıştır.

2009-2022 döneminde imalat sanayii üretim değerindeki düşük teknolojili üretimin payı azalırken, orta-düşük ve orta-yüksek teknolojili üretimin payı artmıştır. Nitekim 2009 yılında düşük teknolojili üretimin payı yüzde 43, orta-düşük teknolojili üretimin payı yüzde 32, orta-yüksek teknolojili üretimin payı yüzde 22 iken 2022 yılında bu değerler sırasıyla yüzde 35, yüzde 37 ve yüzde 25 olarak gerçekleşmiştir.

İmalat sanayii üretiminin mevcut teknoloji düzeyi, imalat sanayii ihracatına da yansımaktadır. İmalat sanayiinin ihracatındaki düşük teknoloji düzeyi 2003 yılında yüzde 44.9 seviyesinden 2022 yılında yüzde 32.3 seviyesine düşerken, orta-yüksek ve yüksek teknolojinin payı yüzde 30.8 seviyesinden yüzde 36.9 seviyesine yükselmiştir.

Kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşları, STK'lar ile üniversiteler, imalat sanayiinin büyütülmesi ve geliştirilmesine yönelik eş güdümlü politikalar yürütmektedir. Sanayi sektöründe önceliklendirilmiş ve rekabetçi üretim, On Birinci ve On İkinci Kalkınma

Planlarının ana eksenlerinden birini oluşturmuştur.

Telefon No : (0312)525 55 55 Fax : (0312) 525 5831

Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir