Sanayi sektörünün GSMH içindeki payına ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 262 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
ANAL,
Rahmi Aşkın TÜRELİ İzimir Milletvekili
Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Sanayi sektörü ülkelerin kalkınma stratejilerinin temelinde yer alan bir sektör olup, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke sanayileşmeye büyük önem vermekte ve bu doğrultuda ekonomilerinde yapısal dönüşümlerini hızla gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Ülkemizde de hızlı sanayileşmenin Oo gerçekleştirilmesi oOve, üretimin o sektörel kompozisyonundaki değişimin sanayi sektörü lehine olması ülkeyi yöneten tüm iktidarlar tarafından hedeflenmiş olmasına rağmen AKP döneminde ülkemizin sanayileşmesi alanında atılması gereken adımlar yeterli olmamıştır.
Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı (vergiler ve sübvansiyonların temel sektörlere dağıtılmadığı bir yapıda) 2002 yılında yüzde 20,1 iken, 22 yıllık bir dönemin ardından hemen hemen aynı kalarak 2024 yılında da yüzde 20 olarak gerçekleşmiştir.
İstihdam göstergeleri de sanayi açısından parlak bir tablo ortaya koymaktan uzaktır. Nitekim sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payı 2005 yılında yüzde 21,4 iken, 2024 yılında yüzde 20,7 olarak gerçekleşmiştir.
Diğer taraftan, 2021 yılı Eylül ayında Cumhurbaşkanının "Faiz sebep, enflasyon netice" tezinin sonucunda uygulanmaya konulan faiz indirimleri Türkiye ekonomisini bugün de içinde olduğumuz krize ve yüksek enflasyon sürecine sokmuştur. Bu kriz sanayi sektörünü son derece olumsuz etkilemiştir. Nitekim 2022-2024 döneminde Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 4,5 oranında büyüme kaydederken sanayi sektöründe büyüme yüzde 1,I
"olmuştur. Ekonomiye ilişkin göstergeler söz konusu olumsuzluğun devam ettiğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Nitekim 2025 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre ekonominin büyüme hızı yüzde 2,7 olurken, sanayi sektöründe büyüme kaydedilememiştir.
Sanayi sektörü, yapısı itibarıyla bakıldığında ve tarım ve hizmetler sektörleri ile kıyaslandığında, daha az kişinin çalışarak daha yüksek katma değerin üretildiği bir sektördür. Bununla birlikte, Türkiye'de ağırlıklı olarak emek yoğun ve teknoloji'yoğunluğu düşük bir sanayi yapısı egemendir.
AKP'nin iktidarda olduğu 22 yıllık dönemde sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının çok sınırlı bir biçimde artmış olması ekonomide amaçlanan yapısal dönüşümün gerçekleştirilemediğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.
Nitekim Dokuzuncu Kalkınma Planı'ndan başlayarak hazırlahan tüm kalkınma planlarının temel hedeflerinden birinin sanayinin milli gelir içindeki payının artırılması olduğu düşünüldüğünde bu hedeflerin uzağında kalınması ciddi bir eksikliğe işaret etmektedir. Bu kapsamda, çalışan başına katma değerin düşük olduğu, verimlilik seviyelerinin yüksek olmadığı bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması mümkün gözükmemektedir.
Bu bilgiler ışığında;
SORULAR
AKP'nin iktidarda olduğu 22 yıllık dönemde sanayi sektörünün milli gelir içindeki payının aynı kalmasını hangi nedenlere bağlıyorsunuz?
Sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payının aynı kalmasının sanayi sektöründe çalışan başına katma değerin düşük olduğu, emek yoğun ve teknoloji yoğunluğu düşük bir sanayi yapısına işaret ettiği tespitine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?
2021 yılı Eylül ayında Cumhurbaşkanının "Faiz sebep, enflasyon netice" tezinin sonucunda Türkiye ekonomisinin içine girdiği krizin sanayi sektörünü olumsuz etkilemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
AKP iktidarları zamanında hazırlanan tüm Kalkınma Planlarında sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının artırılması temel amaçlar arasındayken bu alanda ciddi bir başarı sağlanamamasının nedeni nedir?
Katma değeri düşük mal ve hizmet üretiminin ve düşük verimlilik seviyelerinin yaygın olduğu bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması nasıl mümkün olacaktır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·
Dünya Bankası verilerine göre 2002 yılı dünya imalat sanayi katma değeri içinde yüzde 0,7 olan Türkiye'nin payı, 2023'de yüzde 1,35 olarak gerçekleşmiştir. İmalat sanayinde çalışan başına katma değer 2009 yılında 21.424 USD iken, 2024 yılında 33.255 USD olarak gerçekleşmiştir.
2002 yılında 34 milyar USD olan imalat sanayi ihracatı, 2025'de 257,7 milyar USD'ye ulaşmıştır. 2002-2025 arasında ihracatın yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 9,4 olarak gerçeklemiştir. İhracat içerisinde imalat sanayinin toplam payı 2025 yılında yüzde 94,3 olmuştur.
Diğer taraftan, imalat sanayi ihracatı artmakla birlikte imalat sanayi içerisinde orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatı da artmıştır. Dünya Bankası verilerine göre 2002 yılında orta ve yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı yüzde 35,3 iken 2022 yılında bu oran 40,3 olmuştur. Aynı şekilde Dünya Bankası verilerine göre Türkiye'nin imalat sanayi ihracatı içerisinde yüksek teknolojili ürün ihracatı da önemli bir artış göstermiş olup 2007 yılındaki yüzde 2,2 seviyesinden 2024 yılında yüzde 5,1 seviyesine çıkmıştır.
Bu süreçte yaşanan bölgesel ve küresel tüm makroekonomik gelişmeler ile pandemi, savaş ve enerji krizi gibi küresel şoklara rağmen imalat sanayi gelişim göstermeye devam etmiştir.
Telefon No : (0312)525 55 55 Fax : (0312) 525 5831
Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı