İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/12352 SÜRESİNDE CEVAPLANDI · 20 GÜN

Sanayi sektörünün milli gelir içindeki payına ilişkin

Kaynak göster

Rahmi Aşkın Türeli (CHP), 23 Mayıs 2024 tarihinde 7/12352 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 20 gün sonra, 12 Haziran 2024).

Rahmi Aşkın Türeli (CHP, İzmir). “Sanayi sektörünün milli gelir içindeki payına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/12352, 23 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-12352-sanayi-sektorunun-milli-gelir-icindeki-payina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8a2c0b76-ed5f-417d-ab70-018fa967b736

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 20 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

AL NEN

Rahmi Aşkın TÜRELİ İzmir Milletvekili

Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Sanayi sektörü ülkelerin kalkınma stratejilerinin temelinde yer alan bir sektör olup, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke sanayileşmeye büyük önem vermekte ve bu doğrultuda ekonomilerinde yapısal dönüşümlerini hızla gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Ülkemizde de hızlı sanayileşmenin (o gerçekleştirilmesi oOve üretimin sektörel kompozisyonundaki değişimin sanayi sektörü lehine olması gerekirken, AKP'nin iktidarda olduğu 21 yıllık dönemde sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının çok sınırlı bir biçimde artmış olması ekonomide amaçlanan yapısal dönüşümün gerçekleştirilemediğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.

Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı (vergiler ve sübvansiyonların temel sektörlere dağıtılmadığı bir yapıda) 2002 yılında yüzde 20,1 iken, 21 yıllık bir dönemin sonunda 2023 yılında yüzde 22,7"'e yükselmiştir.

Diğer taraftan, istihdam göstergeleri de sanayi açısından parlak bir tablo ortaya koymaktan uzaktır. Nitekim sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payı 2005 yılında yüzde 21,4 iken, hemen aynı kalarak 2023 yılında yüzde 21,2 olarak gerçekleşmiştir.

Sanayi sektörü, yapısı itibarıyla bakıldığında ve tarım ve hizmetler sektörleri ile kıyaslandığında, daha az kişinin çalışarak daha yüksek katma değerin üretildiği bir sektördür. Bununla birlikte, Türkiye'de ağırlıklı olarak emek yoğun ve teknoloji yoğunluğu düşük bir sanayi yapısı egemendir.

Konuya bu çerçevede bakıldığında ve Dokuzuncu Kalkınma Planı'ndan başlayarak hazırlanan tüm kalkınma planlarının temel hedeflerinden birinin sanayinin milli gelir içindeki payının artırılması olduğu düşünüldüğünde bu hedeflerin uzağında kalınması ekonomik yapıda çok ciddi bir sıkıntıya işaret etmektedir. Bu kapsamda, çalışan başına katma değerin düşük olduğu, verimlilik seviyelerinin yüksek olmadığı bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması mümkün gözükmemektedir. us Bu bilgiler ışığında;

I- AKP'nin iktidarda olduğu 21 yıllık dönemde sanayi sektörünün milli gelir içindeki payında gözlenen sınırlı artışları hangi nedenlere bağlıyorsunuz?

SORULAR

  1. Sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payının aynı kalmasının sanayi "wn oo sektöründe çalışan başına katma değerin düşük olduğu, emek yoğun ve teknoloji yoğunluğu düşük bir sanayi yapısına işaret ettiği tespitine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

  2. AKP iktidarları zamanında hazırlanan tüm Kalkınma Planlarında sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının artırılması temel amaçlar arasındayken bu alanda ciddi bir başarı sağlanamamasının nedeni nedir?

  3. Katma değeri düşük mal ve hizmet üretiminin ve düşük verimlilik seviyelerinin yaygın olduğu bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması nasıl mümkün olacaktır?

    NSZ

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mehmet Fatih Kacır, Sanayi ve Teknoloji Bakanı ·

Sanayi sektörü ülkelerin kalkınma stratejilerinin temelinde yer alan bir sektör olup, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke sanayileşmeye büyük önem vermekte ve bu doğrultuda (o ekonomilerinde (yapısal (O dönüşümlerini (hızla (gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Ülkemizde de hızlı sanayileşmenin gerçekleştirilmesi ve üretimin sektörel kompozisyonundaki değişimin sanayi sektörü lehine olması gerekirken, AKP'nin iktidarda olduğu 21 yıllık dönemde sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının çok sınırlı bir (Obiçimde artmış olması ekonomide amaçlanan yapısal Odönüşümün gerçekleştirilemediğini tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.

Nitekim sanayi sektörünün milli gelir içindeki payı (vergiler ve sübvansiyonların temel sektörlere dağıtılmadığı bir yapıda) 2002 yılında yüzde 20,1 iken, 21 yıllık bir dönemin sonunda 2023 yılında yüzde 22,7e yükselmiştir.

Diğer taraftan, istihdam göstergeleri de sanayi açısından parlak bir tablo ortaya koymaktan uzaktır. Nitekim sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payı 2005 yılında yüzde 21,4 iken, hemen aynı kalarak 2023 yılında yüzde 21,2 olarak gerçekleşmiştir.

Sanayi sektörü, yapısı itibarıyla bakıldığında ve tarım ve hizmetler sektörleri ile kıyaslandığında, daha az kişinin çalışarak daha yüksek katma değerin üretildiği bir sektördür. Bununla birlikte, Türkiye'de ağırlıklı olarak emek yoğun ve teknoloji yoğunluğu düşük bir sanayi yapısı egemendir.

Konuya bu çerçevede bakıldığında ve Dokuzuncu Kalkınma Planı'ndan başlayarak Bozırlanan tüm kalkınma planlarının temel hedeflerinden birinin sanayinin milli gelir içindeki payının artırılması olduğu düşünüldüğünde bu hedeflerin uzağında kalınması ekonomik yapıda çok ciddi bir sıkıntıya işaret etmektedir. Bu kapsamda, çalışan başına katma değerin düşük olduğu, verimlilik seviyelerinin yüksek olmadığı bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması mümkün gözükmemektedir.

Bu bilgiler ışığında;

Soru 1- AKP'nin iktidarda olduğu 21 yıllık dönemde sanayi sektörünün milli gelir içindeki payında gözlenen sınırlı artışları hangi nedenlere bağlıyorsunuz?

Soru 2- Sanayi istihdamının toplam istihdam içindeki payının aynı kalmasının sanayi sektöründe çalışan başına katma değerin düşük olduğu, emek yoğun ve teknoloji yoğunluğu düşük bir sanayi yapısına işaret ettiği tespitine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

Soru 3- AKP iktidarları zamanında hazırlanan tüm Kalkınma Planlarında sanayi sektörünün ekonomideki ağırlığının artırılması temel amaçlar arasındayken bu alanda ciddi bir başarı sağlanamamasının nedeni nedir?

Soru 4- Katma değeri düşük mal ve hizmet üretiminin ve düşük verimlilik seviyelerinin yaygın olduğu bir sanayi yapısı ile Türkiye'nin sanayileşebilmesi ve üretim ve ihracatta teknoloji yoğunluğunu artırması nasıl mümkün olacaktır?

CEVAPLAR

Cevap 1-2-3-4- Ülkemiz açısından sanayi sektörü ve özellikle de imalat sanayi, büyümenin en dinamik unsuru olarak kabul edilmekte ve imalat sanayini teşvik edici politikalara ağırlık verilmektedir. Bu bağlamda, beşer yıllık kalkınma planlarında, sanayi sektörünün GSYH içindeki payının artırılması ve yapısal dönüşümün sağlanması öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır.

Sanayileşme politikaları ile birlikte verimlilik ve rekabet gücünde sağlanan iyileşmeler neticesinde, Türkiye'de imalat sanayinin katma değerinde 1980'li yıllara göre önemli artış sağlanmıştır. Başta otomotiv sektörü olmak üzere ana metal, giyim eşyası, gıda ve tekstil ürünleri imalatı sektörlerindeki artan rekabet gücümüz, ülkemizi küresel ihracat pazarlarında üst sıralara taşımıştır. Böylece imalat sanayi ihracatı son 20 yılda yaklaşık 6 katın üzerinde artarak 2023 yılı sonunda 241 milyar Dolara ulaşmıştır. Ayrıca, 2002 yılı itibarıyla yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürün ihracatı "630,5 iken, bu oran, 2023'de "640,3 olarak gerçekleşmiştir.

2019-2023 dönemini kapsayan 11. Kalkınma Planı'nda sanayinin payının 94624,2'e ve 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisinde imalat sanayinin GSYH içindeki oranının 4021'e ulaşması hedeflenmiştir. Bu bağlamda; sanayi sektörünün 2002 yılında GSYH içinde *620,1 olan payı, 2021'de 26, 2022'de ise Wo26,5 düzeyine kadar yükselmiştir. Sanayi sektörünün GSYH içindeki payına ilişkin olarak son yıllarda önemli bir ivmelenme yakalandığı görülmekle birlikte 2023 yılında yaşanan deprem felaketinin olumlu seyre negatif yönlü olarak etki ettiği değerlendirilmektedir. Bu arada 2022 yılı itibarıyla AB 27 ülkelerinin sanayi sektörü katma değerinin GSYH içindeki payı 9018,5 olup ülkemiz performansı AB 27 ortalamasının üzerinde bulunmaktadır.

Öte yandan, sanayi sektörünün yapısı gereği ve son yıllarda yaşanan yenilikçi üretim teknolojileri, otomasyon vb. süreçlerin artış göstermesi, sanayinin istihdam yapısında etkili olmaktadır. Bu kapsamda; 2017 yılında sanayinin toplam istihdam içindeki payı 019,2 iken 2023 yılında 9421,3'e yükselmiştir. Daha geriye gitmek gerekirse, 2005 yılı itibarıyla toplam istihdam 19,4 milyon kişi iken, 2005-2023 döneminde "063 oranında artarak 2023'te 31,6 milyon düzeyine yükselmiştir. Aynı yıllar arasındaki sanayi istihdamı da benzer bir eğilim göstererek "662,1 artışla 2023'te 6,7 milyon kişiye ulaşmıştır.

Ülkemizde sanayi sektöründe gerçekleşen yoğun yatırımlar ve buna bağlı olarak sağlanan üretim artışlarının yanı sıra işgücü verimliliğindeki artışlar neticesinde, 2005-2023 döneminde sanayi sektöründeki katma değer artışı (Dolar bazında) 96151 olurken, sanayi katma değeri de

2023 yılında 251 milyar Dolar düzeyine ulaşmıştır.

Mehmet Fatih KACIRBakan

Metin otomatik okundu. 2 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir