Ukrayna'daki bir nükleer enerji santralinde yaşanan yangının ülkemize etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 13 Ağustos 2024 tarihinde 7/15129 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 45 gün sonra, 27 Eylül 2024).
Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Ukrayna'daki bir nükleer enerji santralinde yaşanan yangının ülkemize etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/15129, 13 Ağustos 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-15129-ukrayna-daki-bir-nukleer-enerji-santralinde-yasanan-yanginin-ulkemize-etkilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2ea66cfa-ad01-4cd4-9aaf-01915101b035
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 45 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 38 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96'ncı maddeleri gereğince talep ederim.
Ukrayna'nın güneydoğusunda yer alan ve Avrupa'nın en büyük nükleer santrallerinden biri olan Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nde (NGS) çıkan yangın, uluslararası kamuoyunda endişe yaratmıştır. Santralin soğutma sisteminde meydana gelen yangınla ilgili olarak yetkililer her ne kadar santralin faaliyetlerine yönelik bir tehlikenin olmadığını belirtse de nükleer enerji santralleri, doğaları gereği büyük riskler taşımaktadır.
Dünya genelinde nükleer enerji santralleri, enerji üretimi konusunda önemli bir rol üstlenirken aynı zamanda büyük bir tehlike potansiyelini de barındırmaktadır. Bu durum, özellikle geçmişte yaşanan nükleer kazaların etkileri göz önüne alındığında daha da önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, 26 Nisan 1986'da meydana gelen ve tarihin en büyük nükleer kazalarından biri olarak kabul edilen Çernobil felaketi, hafızalardan silinmemiştir. Çernobil Nükleer Santrali'nin dördüncü reaktöründe gerçekleşen patlama, çevreye 1945'te Hiroşima'ya atılan atom bombasının 50 katına eşdeğer radyasyon yayılmasına neden olmuştu. Bu patlama sonucu radyoaktif madde yüklü bulutlar, Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkeyi etkileyerek halk sağlığı ve çevre üzerinde uzun süreli olumsuz sonuçlara yol açmıştır.
Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nde meydana gelen bu yangının, Çernobil felaketine benzer bir senaryo oluşturma potansiyeli, tüm yetkilileri tedbir almaya sevk etmelidir. Zira nükleer kazaların sonuçları, sadece kaza bölgesini değil, çevre ülkeleri ve geniş bir coğrafyayı etkilemektedir. Olası bir nükleer kazada yayılan radyoaktif maddeler, atmosferik taşınım yoluyla sınır tanımaksızın geniş alanlara yayılabilir ve bu durum, insan sağlığı, tarım, hayvancılık ve çevre üzerinde telafisi mümkün olmayan zararlara neden olabilir. Türkiye, Zaporijya Nükleer Güç Santrali'ndeki gelişmeleri yakından takip etmeli ve olası risk senaryolarına karşı hazırlıklı olmalıdır. Ayrıca, halkın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi, nükleer kazalarla ilgili alınacak tedbirlerin başında gelmektedir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, olası panik durumlarının önüne geçebileceği gibi, vatandaşların doğru tedbirleri almasını da sağlayacaktır. Bu nedenlerle, Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nde meydana gelen yangın sonrasında Türkiye'nin ulusal güvenlik ve halk sağlığı açısından alması gereken tedbirlerin, olası risk senaryolarının ve mevcut nükleer enerji politikalarının yeniden gözden geçirilmesi zaruridir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri. olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın bu konuda kamuoyunu aydınlatmasını ve gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığını göstermesini talep etmekteyiz. Olası bir nükleer kazanın sonuçlarıyla başa çıkabilmek için, gerekli hazırlıkların ve planlamaların yapılması, halkın bilinçlendirilmesi ve bu konuda tüm yetkililerin teyakkuzda olması hayati öneme sahiptir. .
Bu bağlamda;
SORULAR
Ukrayna'daki Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nde çıkan yangının etkileri ve olası tehlikeleri konusunda Türkiye'yi ilgilendiren riskler nelerdir? Bu konuda hükümetinizin aldığı veya almayı planladığı tedbirler nelerdir?
1986 yılında Çernobil Nükleer Santrali'nde yaşanan felaket sonrasında Türkiye'nin maruz kaldığı radyasyon miktarı ve bunun halk sağlığı üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, Zaporijya Nükleer Güç Santrali'ndeki yangın sonrası benzer bir durum yaşanmaması için ulusal bir acil durum planı hazırlanmış mıdır? Eğer hazırlanmışsa, bu planın içeriği nedir?
Türkiye'nin komşu ülkelerindeki nükleer santrallerde meydana gelebilecek olası kazalar durumunda erken uyarı sistemlerinin etkinliği ne durumdadır? Bu sistemlerin bakım ve modernizasyonu için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?
Zaporijya Nükleer Güç Santrali'ndeki yangın sonrası Türkiye'nin nükleer enerji politikaları gözden geçirilecek midir? Nükleer enerji santrallerimizin güvenlik standartları ne şekilde revize edilecektir?
Halkın bilgilendirilmesi ve olası bir nükleer kazaya karşı farkındalık düzeyinin artırılması için hükümetinizin yürüttüğü bilinçlendirme çalışmaları nelerdir?
Ukrayna'da meydana gelen bu olayın ardından, Türkiye'deki nükleer santrallerin acil durum hazırlık seviyeleri gözden geçirilmiş midir? Bu santrallerde çalışan personelin olası bir nükleer kaza durumunda nasıl hareket edeceklerine dair eğitimleri yeterli midir?
Türkiye'de olası bir nükleer kazada, radyasyonun yayılma hızını ve yönünü tespit etmek için kullanılan teknolojik altyapı ne durumdadır? Bu altyapının geliştirilmesi yönünde hangi adımlar atılmaktadır?
Türkiye'deki nükleer santrallerin bulunduğu bölgelerdeki yerel yönetimler ve halk, olası bir nükleer kazaya karşı bilgilendirilmekte midir? Yerel yönetimlerin bu tür bir olaya hazırlıklı olabilmesi için ne tür çalışmalar yapılmaktadır?
Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nde yaşanan yangın sonrası, Türkiye'nin ithal ettiği tarım ve gıda ürünlerinin radyasyon kontrolleri arttırılmış mıdır? Bu konuda hangi tedbirler alınmaktadır?
Zaporijya Nükleer Güç Santrali'ndeki yangın sonrası, Türkiye'nin nükleer enerji projeleriyle ilgili uluslararası iş birlikleri ve anlaşmalarında herhangi bir değişiklik düşünülmekte midir? Türkiye, bu tür uluslararası iş birliklerinde güvenlik önlemlerinin artırılmasını talep edecek midir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
Zaporijya Nükleer Güç Santrali'nde (NGS) çıkan yangın santralin soğutma kulesinde gerçekleşmiştir. Zaporijya NGS'de bulunan altı ünite hâlihazırda soğuk kapatma durumundadır ve bir güç üretimi söz konusu değildir. Yangının çıktığı soğutma kulesi bu üniteler işletmede iken kullanılan bir sistem olmakla beraber ünitelerin soğuk kapatma durumunda olması sebebiyle kullanılmamaktadır. Ayrıca söz konusu soğutma kulesi reaktörlerden yaklaşık 1,5 km uzaklıkta olup, çevresinde radyoaktif ve nükleer bir madde bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu yangının nükleer güvenliği tehdit edecek bir sonuç doğurmayacağı değerlendirilmektedir. Nitekim konuya ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (AREA) tarafından yapılan açıklamalarda da bu yönde görüş bildirilmiştir.
Söz konusu olay yaşandığı ilk andan itibaren Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından yakından takip edilmiş, bu çerçevede ilk olarak atmosferik dağılım modellemesi yazılımıyla herhangi bir radyolojik salım olması durumunda (böylesi bir durum beklenmemesine rağmen) bu radyoaktif salımın rüzgâr yolu ile atmosferde dağılımı incelenmiştir. Yapılan değerlendirmelerde ise böyle bir olay yaşansa dahi rüzgârın o anki yönü sebebiyle serpintinin Ukrayna'dan Rusya ve İran üzerine doğru ilerleyeceği tahmin edilmiştir. Sonrasında UAEA tarafından işletilen International Radiation Monitoring Information System (IRMIS) ve Avrupa Birliği tarafından işletilen European Radiological Data Exchange Platform (EURDEP) veri tabanları vasıtasıyla bölgede bulunan radyasyon ölçüm istasyonlarından anlık veriler takip edilmiş olup, takip edilen bu verilerde herhangi bir anormalliğe rastlanmamıştır.
Ülkemizde afet ve acil durumlara hazırlık ve müdahale çalışmaları Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda AFAD tarafından hazırlanan Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) bu çalışmaların başında gelmekte olup, olası tüm acil durumlar için en genel yapılandırmayı sunan bu çalışmadan sonra nükleer ve radyolojik acil durumlar özelinde bir çalışma yapılarak Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı (URAP) hazırlanmıştır. Bu plan, radyasyon acil durumlarını sınıflandırma temelinde Kurum ve Kuruluşlara ilişkin görevlendirmeyi belirlemektedir. Bunun yanı sıra Mersin İli Radyasyon Acil Durum Planı da yakın zamanda yayınlanmıştır. Nükleer ve radyolojik acil durumlar için her üç plan da yol gösterici rol oynamaktadır.
Ayrıca Ülkemizde özellikle sınır bölgelerinde ve risk teşkil ettiği değerlendirilen bölgelerde daha yoğun olmak üzere 240 istasyonu bulunan Radyasyon İzleme ve Uyarı Sistemi Ağı aracılığıyla 7 gün 24 saat radyasyon izlemesi yapılmaktadır.
Ülkemizde nükleer santral sahalarının seçim çalışmaları başta deprem riski olmak üzere, yeterli soğutma suyunun mevcudiyeti, arazi topoğrafyası, jeolojik formasyonlar, korunan alanlar, ulaşım ve iletim altyapısı gibi birçok teknik parametre ve UAEA'nın belirlediği ilke ve yaklaşımlar dikkate alınarak yürütülmekte olup, ayrıca Ülkemizde gerçekleştirilen nükleer projeler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı uhdesinde yürütülen Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecine tabi bulunmaktadır. Yanı sıra Ülkemiz, nükleer enerjide ve radyasyon uygulamalarında tüm uluslararası anlaşmalara taraf olup kendi iç mevzuatını da üst düzey güvenlik standartlarına göre düzenlemiştir. Konuya ilişkin uluslararası anlaşmalardan en önemlileri olan Nükleer Güvenlik Sözleşmesi ve Kullanılmış Yakıt İdaresinin ve Radyoaktif Atık İdaresinin Güvenliği Üzerine Birleşik Sözleşmesine Ülkemiz taraf bulunmaktadır.
Projenin inşası ve işletmesi sırasında potansiyel nükleer güvenlik riskleri, insan ve çevrenin korunması açısından belirlenen senaryolar ile önceden değerlendirilmektedir. Hazırlanan güvenlik analizi raporları, NGS projelerinin yetkilendirme aşamalarında NDK'ya sunulmakta, eğer NDK nükleer güvenliğin tüm gereklerinin yerine getirildiğini görür ise, yetkilendirme aşamasına onay vermektedir. Daha sonrasında NDK ve üçüncü taraf denetim kuruluşları, yetkilendirmeye tabi faaliyeti yerinde denetlemek suretiyle sürecin takibini gerçekleştirmektedir.