Akkuyu Nükleer Enerji Santraline ilişkin
Kaynak göster
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP), 15 Ağustos 2025 tarihinde 7/34463 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 209 gün sonra, 12 Mart 2026).
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “Akkuyu Nükleer Enerji Santraline ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/34463, 15 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-34463-akkuyu-nukleer-enerji-santraline-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/513f6497-9770-493e-8407-01999afa7f37
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 209 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynak Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim
Av. Br. M. Bezgin TANRIKULU yarbakır Milletvekili
Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve portföy çeşitliliği açısından stratejik bir adım olarak sunulan Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi, Rusya Federasyonu Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatori tarafından "Yap-Sahip Ol-İşlet" modeliyle hayata geçirilmektedir. Bu model çerçevesinde, projenin finansal yapısı ve Türkiye Cumhuriyeti'ne getireceği uzun vadeli yükümlülüklerin şeffaf bir şekilde bilinmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve gelecek nesillerin menfaatleri açısından hayati önem taşımaktadır.Akkuyu Nükleer Güç Santrali, salt bir enerji üretim tesisi olmanın ötesinde, Türkiye için geri döndürülemez stratejik, finansal ve ekolojik sonuçlar doğuracak çok değişkenli bir denklemdir. Projenin kamuoyuna yansıyan yüzünün ardındaki analitik altyapıyı, stratejik hesaplamaları ve felsefi kabulleri anlamak, milletin egemenlik hakları ve gelecek nesillerin menfaatleri adına bir zorunluluktur.
Bu bağlamda:
SORULAR
Akkuyu NGS'de üretilecek elektriğin ilk iki reaktör için 9670'i, diğer iki reaktör için ise "530'u için verilen 15 yıllık alım garantisinin kilovatsaat (kWh) başına fiyatı 12,35 ABD senti olarak belirlenmiştir. Mevcut piyasa koşullarında ve gelecekteki yenilenebilir enerji maliyetlerindeki düşüş öngörüldüğünde, bu fiyatın güncellenmesi veya piyasa koşullarına endekslenmesi yönünde bir müzakere yapılması düşünülmekte midir? 15 yıllık garanti süresi boyunca, bu fiyattan alım yapmanın Türkiye ekonomisine getireceği toplam tahmini maliyet yükü (ABD doları ve Türk lirası bazında) ne kadardır?
Alım garantisi verilen elektrik miktarı dışında kalan elektriğin ve santralin toplam gelirinin 9620'sinin projeyi yürüten şirkete kalacağı hükmü bulunmaktadır. Geri kalan 9080'lik kısım ve alım garantisi dışında kalan elektriğin satışı nasıl ve hangi mekanizmalarla değerlendirilecektir? Bu satışlardan elde edilecek gelirin Türkiye tarafına aktarılmasına yönelik net, denetlenebilir ve şeffaf bir mekanizma kurulmuş mudur? Bu gelirin takibinden hangi kamu kurumu sorumlu olacaktır?
Projeyi yürüten Akkuyu Nükleer A.Ş.'nin 100'ü Rus kamu şirketlerine âittir. Hükümetlerarası Anlaşma'da "şirketin sermayesinin "649'una kadar olan kısmının başka yatırımcılara satılabileceği" belirtilmektedir. Bugüne dek bu yönde bir hisse satışı olmuş mudur? Olduysa hangi şirketlere, hangi bedelle satılmıştır? Eğer bu hisseler ileride satılırsa, alım garantisi gibi kritik yükümlülükler de devredilmiş olacak mıdır? Türkiye'nin bu hisse devirlerinde herhangi bir onay veya veto hakkı bulunmakta mıdır?
Akkuyu NGS'nin işletme ömrü sonunda ortaya çıkacak olan nükleer atıkların yönetimi ve santralin söküm (decommissioning) maliyetlerinin kim tarafından ve nasıl karşılanacağı Hükümetlerarası Anlaşma'da net bir şekilde belirtilmemiştir. Bu konularda kurulan "Atık Yönetimi Fonu" ve "Söküm Fonu" için bugüne kadar bir kaynak ayrılmış mıdır? Bu fonların toplam maliyetine ilişkin uluslararası standartlara uygun, bağımsız bir kuruluş tarafından yapılmış bir maliyet fizibilitesi mevcut mudur? Bu devasa maliyetin ileride kamu bütçesine yüklenmemesi için hangi somut garantiler alınmıştır?
Santralin "Yap-Sahip Ol-İşlet" modeli gereği mülkiyeti ve işletmesi tamamen Rus tarafındadır. Olası bir nükleer kaza, sızıntı veya güvenlik zafiyeti durumunda, hukuki ve mali sorumluluğun paylaşımına ilişkin düzenlemeler nasıldır? Türkiye'nin ve vatandaşlarının haklarını koruyacak bağımsız ve uluslararası geçerliliği olan sigorta poliçelerinin içeriği ve limitleri nedir? Bu poliçeler kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?
15 yıl boyunca 12,35 ABD senti/kWh gibi sabit ve dövize endeksli bir fiyattan verilecek alım garantisi, bir maliyet fonksiyonu olarak ele alındığında, hangi matematiksel modellemeye dayanmaktadır?
Bu fiyat belirlenirken, gelecekteki piyasa elektrik fiyatları (spot ve ikili anlaşmalar), yenilenebilir enerji Üretim maliyetlerindeki logaritmik düşüş eğrisi ve karbon fiyatlandırma senaryoları hangi olasılık dağılımları kullanılarak analize dahil edilmiştir? Bu analizin duyarlılık (sensitivity) raporu kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?
Garanti süresi boyunca kur riskine karşı Hazine'nin maruz kalacağı "Value at Risk" (Riske Maruz Değer) hesaplanmış mıdır? Farklı kur senaryolarına göre projenin Türkiye Cumhuriyeti'ne getireceği toplam Net Bugünkü Değer (Net Present Value - NPV) maliyetini gösteren analizler nelerdir?
Akkuyu NGS'ye bağlanan on milyarlarca dolarlık finansal ve stratejik sermayenin fırsat maliyeti (opportunity cost) analizi yapılmış mıdır?
Aynı kaynağın, dağıtık ve yerli yenilenebilir enerji (güneş, rüzgar, jeotermal) ve enerji depolama sistemlerine yatırılması durumunda elde edilecek enerji üretim kapasitesi, istihdam ve teknoloji geliştirme potansiyeli ile analitik bir karşılaştırması mevcut mudur?
Tek bir ülkeye ve teknolojiye bu denli kapsamlı bir "Yap-Sahip Ol-İşlet" modeliyle bağlanmak, Türkiye'nin enerji stratejisi portföyünde kabul edilebilir bir risk konsantrasyonu mudur? Bu durumun yaratacağı stratejik bağımlılık zincirinin jeopolitik sonuçları modellenmiş midir?
Projenin mülkiyetinin ve işletme kontrolünün tamamen yabancı bir devlete ait olması, egemenlik kavramının felsefi bir sorgulamasını gerektirmektedir. Kendi topraklarımızda, üzerinde tam egemenlik kuramadığımız, denetim mekanizmaları sınırlı ve kritik bir altyapıya sahip olmak, "milli menfaat" tanımıyla nasıl örtüşmektedir? Bu durum, devletin asli fonksiyonlarından olan "kendi topraklarında mutlak otorite olma" ilkesine analitik bir istisna mı teşkil etmektedir?
Yüz binlerce yıl radyoaktif kalacak nükleer atıkların ve söküm maliyetlerinin gelecek nesillere devredilmesi, nesiller arası adalet (intergenerational justice) felsefesine uygun mudur? Bugünün enerji ihtiyacı için gelecek nesilleri, onlara fikri sorulmadan, geri döndürülemez bir ekolojik ve mali borç altına sokmanın etik meşruiyeti nedir?
Bir nükleer santralin maliyeti, sadece inşaat ve işletme giderlerinden oluşmaz. Negatif dışsallıkların (negative externalities) maliyetlendirilmesi kritik öneme sahiptir.
Olası bir kaza (düşük olasılıklı, yüksek etkili 'black swan' senaryoları dahil), çevreye verilecek kalıcı zarar, tarım ve turizm gelirlerinde yaşanacak kayıplar gibi maliyetler sayısallaştırılarak projenin toplam maliyet analizine dahil edilmiş midir?
Uluslararası nükleer kaza sorumluluk rejimlerinin (Viyana veya Paris Sözleşmeleri) öngördüğü tazminat limitleri, potansiyel bir felaketin gerçek maliyetinin ne kadarlık bir kısmını karşılamaktadır? Sigorta ve tazminat limitlerini aşan devasa maliyetlerin kamu bütçesine yüklenmeyeceğine dair hukuki ve mali garanti nedir? Bu, hesaplanmış bir risk midir, yoksa maliyetin stratejik olarak kamusallaştırılması mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
28/3 | 7134463
Bakanlığımız, ülkemizin enerji kaynaklarına olan kısa ve uzun vadeli ihtiyaçlarının ve bu ihtiyaçların temini için politikaların belirlenmesi ve planlanması çerçevesinde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar yürütülürken, birincil enerji arzımızdaki yerlilik oranının ve kaynak çeşitliğinin artırılması; emre amade, düşük karbonlu enerji kaynaklarının kullanılması ve enerji arz güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Bu nedenle; yenilenebilir kaynaklardan azami ölçüde faydalanırken emre amade ve düşük karbonlu bir seçenek olan nükleer enerjiyi de enerji envanterimize dahil etmek suretiyle hem enerji arz güvenliğimizin sağlanması hem de kaynak çeşitliliğinin artırılması son derece önem arz etmektedir.
Yenilenebilir enerji ve nükleer enerji, fosil yakıtların aksine düşük karbon ayak izine sahip birincil enerji kaynakları arasında yer almaktadır. Düşük karbonlu bir enerji kaynağı olan yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretim sepetimizdeki payı her yıl artmaktadır. 2025 yılı Eylül ayı itibariyle yenilenebilir enerji kaynaklı kurulu gücümüz 74.746 MW'a ulaşmış olup, toplam kurulu güç içindeki payı ise V62 olmuştur.
Ancak, yenilenebilir enerji kaynakları çoğunlukla mevsimsel, iklimsel ve meteorolojik koşullara bağlı olarak değişiklik göstermekte olup, bu bağlamda bir yandan iklim değişikliği ile mücadele kapsamında temiz enerji dönüşümü gerçekleştirilirken diğer yandan enerji arz güvenliğinin ve elektrik iletim şebekesinin güvenliğinin sağlanması adına kesintisiz bir şekilde çalışabilecek düşük karbonlu baz yük santrallere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede, yenilenebilir enerji kaynakları ile nükleer enerji bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı olarak değerlendirilmektedir.
Bu amaç ve hedef doğrultusunda hayata geçirilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali (Akkuyu NGS) Projesi 12 Mayıs 2010 tarihinde imzalanan ve 15/7/2010 tarihli ve 6007 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti'nde Akkuyu Sahası'nda Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma" (Hükümetlerarası Anlaşma) çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Proje kapsamında üretilecek elektrik enerjisinin alım koşulları Anlaşma'nın "Elektrik Satın Alma anlaşması" başlıklı 10'uncu maddesi kapsamında düzenlenmiştir.
Hükümetlerarası anlaşmanın 5'inci maddesinin 6'ncı fıkrasında her bir güç ünitesinin ticari işletmeye giriş tarihinden 15 yıl sonra Proje Şirketinin net karının "20'sini Türk Tarafı'na aktarılacağı hüküm altına alınmıştır. Elektrik Satın Alma Anlaşması dışında kalan elektrik yine Hükümetlerarası Anlaşma uyarınca 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde elektrik piyasasında satılacaktır.
Proje Şirketi'nin yapısına ilişkin hususlar ise Hükümetlerarası Anlaşmanın 5'inci maddesi çerçevesinde düzenlenmiş olup, buna göre Proje Şirketi'nin geride kalan hisselerinin dağıtımı hususu tarafların rızasına tabi kılınmıştır. Bu bağlamda söz konusu önergede bahsi geçen biçimde bir hisse satışı gerçekleşmemiştir.
İşletmeden çıkarma faaliyetleri sırasında ortaya çıkacak radyoaktif atıkların ve nükleer enerji santralinin sökümü hususu 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu ile Hükümetlerarası Anlaşma'nın "Yakıt, Atık Yönetimi ve Söküm" başlıklı 12'nci maddesine göre Proje Şirketinin sorumluluğunda bulunmaktadır.
Bu kapsamda, söz konusu mali yükümlülüklerin kamuya yansımaması amacıyla 2024 yılında Bakanlığımız muhasebe birimi nezdinde "Radyoaktif Atık Yönetimi Özel Hesapları ve İşletmeden Çıkarma Özel Hesapları" açılmıştır. 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu'nun 10'uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; "Radyoaktif atık yönetimi özel hesabı ve işletmeden çıkarma özel hesabının gelirleri; ödenecek katkı payları ve teminatlar, özel hesap gelirlerinin değerlendirilmesiyle elde edilen gelirler ile bağış ve diğer gelirlerden oluşur." hükmü ile birinci fıkrasında yer alan; "Özel hesaplar adına tahsil edilen gelirler amacı dışında kullanılamaz. " hükmü çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
Bir nükleer hadise gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak nükleer zararların kim tarafından ve nasıl tazmin edileceği hususu 05/03/2022 tarihli ve 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu ile Ülkemizin de TANRIKULU'NUN YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR 28/3 | 7734463 tarafı olduğu Nükleer Enerji Sahasında Hukuki Mesuliyete Dair Paris Sözleşmesi'nde (1963, 1982 ve 2004 Protokolleri dâhil) düzenlenmektedir. Buna göre7381 sayılı Kanun'un;
• 12'nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, bir nükleer hadise gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak nükleer zararların tazmininden kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde münhasıran nükleer tesisi işletenin sorumluluğu bulunmaktadır.
• 4'üncü maddesinin birinci fıkrasında işletenlerin, her bir nükleer tesis veya taşıma faaliyeti için mezkur Kanun'un 13'üncü maddesinde öngörülen tutarda sigorta yaptırılması veya başkaca bir teminat gösterilmesinin zorunlu olduğu hususu düzenlenmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre ise işletenin, sigorta sözleşmelerinin ya da teminata ilişkin ibraz ettiği belgelerin Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından uygun bulunmaması halinde faaliyetlere başlayamayacağı hükme bağlanmıştır.
• İşletenlerin nükleer hadiselerden kaynaklanan nükleer zararlara ilişkin hukuki sorumlulukları nedeniyle yaptırmaları gereken sigortaya veya göstermeleri gereken teminata ilişkin usul ve esaslar ile sigorta veya teminatın kapsamı 19/10/2023 tarihli ve 32344 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Nükleer Risklere İlişkin Sorumluluk sigortasına ve Teminatına Dair Yönetmelik kapsamında belirlenmiştir.
NGS projelerinin milli menfaatlerimizle örtüşmesi hususu ile ilgili olarak; NGS projeleri Ülkemizin enerji arz güvenliğine katkı sağlamanın yanı sıra nükleer teknoloji transferi, nitelikli işgücünün geliştirilmesi, yerli sanayinin yeni iş alanlarına sahip olması, hazineye büyük miktarda vergi geliri sağlanması gibi pozitif etkileri de barındırmaktadır.
Diğer taraftan, Akkuyu NGS inşa sahasında önemli kısmı Türk olmak üzere 12 bine yakın kişi çalışmakta olup, santralin işletiminde ise 4 bin personel görev alacaktır. İlk etapta işletmede görevli personelin yüzde 30'unun Türk olması planlanmakla birlikte, sonraki yıllarda bu oranın önemli seviyede artırılması öncelikli hedefimiz olacaktır. Bu plan doğrultusunda, Proje Şirketi tarafından 397 Türk öğrenci Akkuyu Nükleer Güç Santralinin işletiminde çalışmak üzere nükleer mühendislik alanında lisans ve/veya yüksek lisans eğitimi için Rusya Federasyonu'na gönderilmiş ve bu öğrencilerimizin 322?si mezun olarak projede çalışmaya başlamıştır.
Ayrıca, kurulan Proje Şirketi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na tabi bir anonim şirket olup, Akkuyu NGS'nin lisans, izin, onay ve denetimi hususu Ülkemizin düzenleyici kontrolü altında bulunmaktadır. Nükleer güvenlik, emniyet ve nükleer güvencelere ilişkin denetim ve gözetim hususu ise bağımsız düzenleyici otorite olan NDK tarafından yürütülmektedir. Buna ek olarak, iş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği ile yabancılara ilişkin mevzuata dair yükümlülükler, ilgili kamu kurumlarınca denetlenmekte; Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ise kendi görev ve yetkileri kapsamında, ilgili inceleme ve değerlendirme programları aracılığıyla projeye yönelik gözden geçirme faaliyetlerini yürütmektedir.
Alparsfân BAYRAKTARBakan