Hakkari'de kurulan bir suç örgütü ile ilgili iddialara ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 66 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Hakkâri ilimizde son yıllarda yaşanan toplumsal olaylar, güvenlik problemleri ve siyasi gelişmeler gündemin önemli bir parçası haline gelmiştir. Özellikle 2016 yılından bu yana, genç kadınlar ve çocuklar üzerinde yoğunlaşan olumsuz sosyal vakalar kamuoyunun dikkatini çekmektedir. Bölgede etkin olduğu iddia edilen uyuşturucu ve fuhuş çeteleri, kadınlar üzerinde kurdukları baskılar ve devlet kurumlarıyla olası bağlantıları dolayısıyla ciddi bir sorun haline gelmiştir. Basına yansıyan çeşitli iddiaların araştırılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerekmektedir.
İddiaların merkezinde, A.A. isimli bir kadının liderliğinde kurulduğu öne sürülen bir çete bulunmaktadır. Bu çetenin, özellikle genç kadınları ve çocukları uyuşturucuya alıştırarak fuhuşa zorladığı yönündeki iddialar, Hakkâri halkı arasında yaygın bir şekilde dile getirilmektedir. Genç kadınların bu çete tarafından uyuşturucuya bağımlı hale getirildikten sonra Zorla fuhuş yaptırıldığı, kabul etmeyenlerin şiddet ve tehditlere maruz kaldığı belirtilmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bu tür yapılanmaların ortaya çıkışı, sadece bireysel bir suç faaliyeti olmaktan öteye geçerek, toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Genç kadınların bu şekilde istismar edilmesi, hem bölge halkının psikolojik ve sosyal yapısını zedelemekte hem de gelecekteki nesillerin sosyal güvenliğini tehdit etmektedir. Bu vakalar, toplumdaki kadınlar ve çocuklar üzerinde ciddi bir travmaya yol açmakta, genç kadınların intihara sürüklenmesine ya da yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmalarına neden olmaktadır.
Bahse konu olan çetenin devlet kurumlarıyla bağlantıları olduğuna dair ciddi iddialar içeriyor. Özellikle A.A.'nın babasının korucu, abisinin ise astsubay olduğu ve bu bağlantılar aracılığıyla çetenin dokunulmazlık kazandığı öne sürülmektedir. Bu durum, devletin güvenlik ve yargı organlarının çeteyle yeterince mücadele etmediği ya da bilerek göz yumduğu yönündeki şüpheleri artırmaktadır. Aileler tarafından yapılan şikayetlerin, yerel emniyet güçleri ve savcılar tarafından baskı altına alınarak geri çektirildiği iddiaları da söz konusudur. Bu çerçevede, Hakkâri Cumhuriyet Savcısı F.A. ve emniyet güçleri tarafından ailelere defalarca telefon açılarak şikayetlerin geri çekilmesinin talep edildiği iddia edilmektedir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve adaletin sağlanması açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
Eğer bu iddialar doğruysa, Türkiye'nin yargı ve emniyet sisteminin etkinliği ve tarafsızlığı ciddi şekilde sorgulanacaktır.
Bir diğer önemli iddia, çetenin bazı üyelerinin AKP'li yerel yöneticilerle bağlantılı olduğudur. Bu bağlantıların çete üyelerini koruduğu, yargı süreçlerinin etkisiz kalmasına neden olduğu öne sürülmektedir. AKP'li yöneticilerin çocukları ya da yakın akrabalarının çete içerisinde yer aldığına dair iddialar, devletin bu tür suç yapılanmalarına göz yumduğu yönünde ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde devletin denetim mekanizmalarının zayıf kaldığı ve halkın güvenlik güçleriyle adalet kurumlarına güvenini sarsan bu tür iddialar, kamu vicdanını derinden yaralamaktadır.
Bölgedeki kadınlar ve çocuklar üzerindeki baskı, yalnızca uyuşturucu ve fuhuşla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda fiziksel ve psikolojik şiddet vakalarıyla da kendini göstermektedir. İddiaya göre, çete tarafından tehdit edilen genç kadınlar, uygunsuz fotoğraflarla şantaja maruz bırakılmakta ve bu fotoğraflar montajlanarak kadınların itibarları zedelenmeye çalışılmaktadır. Kabul etmeyen kadınların ise 1ssız yerlere götürülüp darp edildiği, hatta bazı kadınların bu baskılar nedeniyle intihar etmeye zorlandığı iddia edilmektedir.
Bölgedeki emniyet güçlerinin bu tür olaylar karşısında sessiz kalması, toplumda derin yaralar açmakta, özellikle genç kadınlar için güvenli bir yaşam ortamının ortadan kalkmasına neden olmaktadır. Kadınların korku ve baskı altında yaşadığı bir toplumda, sosyal dayanışma ve güven ilişkileri ciddi zarar görmekte, bu da toplumsal çöküşe yol açabilecek bir dinamik oluşturmaktadır.
Basına yansıyan haberlerden sonra Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde ikamet eden JİNNEWS muhabiri Rabia Önver'in evine polis baskını yapılmıştır. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir soruşturma gerekçesiyle yapılan bu baskın, gazetecilik faaliyetlerine yönelik açık bir müdahaledir. Özellikle Hakkari"deki çete faaliyetlerini araştıran ve halka gerçekleri duyuran Rabia Önver'in hedef alınması, ifade özgürlüğüne ve basın hürriyetine yönelik ciddi bir müdahaledir.
Anayasa'nın 26. maddesi ifade özgürlüğünü, 28. maddesi ise basın hürriyetini güvence altına almaktadır. Türkiye"nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de ifade ve basın özgürlüğünü açıkça koruma altına alırken, bu normlara aykırı şekilde basın emekçilerinin hedef alınmasını doğru bulmuyoruz.
Hakkari?deki çete faaliyetlerine dair iddiaları deşifre eden Rabia Önver hakkında yakalama kararı çıkaran Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı zamanda söz konusu. çetenin faaliyetlerine yönelik herhangi bir soruşturma başlatmamıştır. Bu durum, hukukun üstünlüğüne ve adalet anlayışına ters düşmektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Uyuşturucu ve fuhuş çeteleriyle mücadele kapsamında Hakkâri'de, özellikle genç kadınlar ve çocukları hedef alan suç örgütlerine karşı Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü herhangi bir soruşturma mevcut mudur?
A.A. liderliğinde kurulduğu iddia edilen çetenin devlet kurumlarıyla bağlantısı olduğuna dair basına yansıyan iddialar hakkında herhangi bir hukuki işlem başlatılmış mıdır? Bu iddiaların aydınlatılması için bir soruşturma yürütülmekte midir?
Bölgede genç kadınların uyuşturucuya alıştırılarak fuhuşa zorlanması ve şiddete maruz kalmasıyla ilgili ailelerin yaptığı şikayetlerin savcılar tarafından baskı altında geri çektirildiği iddiaları doğru mudur? Bu konuda Adalet Bakanlığı bir inceleme yapmış mıdır? i
Hakkâri Cumhuriyet Savcısı F.A.'nın ailelere şikayetlerini geri çekmeleri yönünde baskı yaptığına dair iddialar hakkında bir disiplin soruşturması başlatılmış mıdır?
Çetenin, AKP'li yerel yöneticilerle bağlantılı olduğu ve bu kişilerin yargı süreçlerini etkilediği iddialarına dair Bakanlığınızın yürüttüğü bir soruşturma var mıdır? Bu konuda herhangi bir adli işlem yapılmış mıdır?
Rabia Önver'in gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hedef alındığı iddiasıyla yapılan ev baskını, ifade ve basın özgürlüğüne aykırı bir uygulama değil midir? Bu baskının hukuki dayanağı nedir?
Hakkâri'deki çete faaliyetlerini ifşa eden gazetecilerin soruşturmalarla karşı karşıya kaldığı, ancak bu suç örgütlerine yönelik bir soruşturma başlatılmadığı yönündeki eleştirilerle ilgili Adalet Bakanlığı ne tür adımlar atacaktır?
Çete tarafından kadınların uyuşturucuya bağımlı hale getirildiği ve şantaja uğradığı iddiaları üzerine, bölgedeki yargı ve güvenlik güçlerinin etkin bir müdahalede bulunup bulunmadığı konusunda bir denetleme yapılmış mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1508264 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/16953 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden MEVVWWP - Ag4BiNİ - tMniMXo - REBRA- ileerişebilirsin T.C. (106.
ADALET BAKANLIĞI m e Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1385-5878/8155 Konu : Yazılı soru önergesi 902. /AV2024
Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/16953 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- A) Anayasanın;
1. "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
.2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,
B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
1. "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,
2. "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,
3. "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,
4. "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve
ADALET BAKANLIĞI TÜRKİYE CUMMARİYETİ NİN YÜZSEÜ YILI Mevzuat Genel Müdürlüğü sorumluluk yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte, açılan davalara ilişkin yapılan yargılamalar Anayasanın 9. ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.
1. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 18/10/2024 tarihli cevapta; soru önergesinde adı geçen hakkında başlatılan 10 ayrı soruşturmadan 3'ünün devam ettiği, 6'sının neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, 1'inin neticesinde ise açılan kamu davasının devam ettiği bildirilmiştir.
MI- Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğiyle yapılan yazışmaya verilen 21/10/2024 tarihli cevapta; Kurul Genel Sekreterliği, Hâkim ve Savcı Şikâyet Bürosu ile Disiplin Bürosu kayıtlarının tetkikinde; soru önergesinde belirtilen iddialara ilişkin olarak herhangi bir şikâyet ve ihbar kaydı veya disiplin dosyasının bulunmadığı bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htto://vatandaş.uvap.coy.tr adresinden VpvkbmE - wmOLi/u - I00caU7 - JIZA8BAS ileerisebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan