Cezaevlerinde yaşandığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin
Kaynak göster
Kamuran Tanhan (DEM Parti), 4 Ekim 2024 tarihinde 7/18101 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 125 gün sonra, 6 Şubat 2025).
Kamuran Tanhan (DEM Parti, Mardin). “Cezaevlerinde yaşandığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/18101, 4 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-18101-cezaevlerinde-yasandigi-iddia-edilen-hak-ihlallerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/1239fac1-4373-410f-a901-019266d5400a
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 125 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki soruların Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM içtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak deng,
Kamuran yanıtlanmasını arz ederim.
Türkiye'de ekonomik ve sosyal haklar alanında birçok ayrımcılığa maruz kalan yabancı uyruklu kişiler, adalet sistemi içerisinde de dezavantajlı konumdadır. Bu kişiler, dil engeli ile başlayan ve birçok temel hakka erişime engel olan bir dizi problemle karşı karşıya kalmaktadırlar.
Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Türkiye cezaevlerinde 20 bini aşkın yabancı tutuklu ve hükümlünün olduğu tahmin edilmektedir. Bu mahpuslar çok çeşitli ayrımcılık ve hak ihlallerine maruz kalırken özellikle Kuzey ve Doğu Suriyeli tutsakların en temel haklarına dahi ulaşamadığı belirtilmektedir. Avukat ve aileleriyle görüşme haklarında ciddi kısıtlamalar yaşanmakta, bu da hukuki süreçlerine müdahaleyi engellemektedir. Birçok tutuklu tecrit koşullarında tutulmakta ve bu durum, insan onurunu zedeleyen bir hal almaktadır.
Cezaevlerinde hak ihlallerinin en ağırını, Kuzey ve Doğu Suriyeli tutsaklar yaşamaktadır. Bu tutsaklar zaman zaman sivil toplum örgütlerine gönderdikleri mektuplarla ve görüşe giden avukatlarla seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışmaktadırlar. O mahpuslardan biri de Yozgat I No'lu T Tipi Cezaevi'nde bulunan Kuzey ve Doğu Suriyeli Muhammed Reşo'dur. Muhammed Reşo'nun vasi ataması kabul edilmemiştir. Reşo, Türkiye'de yaşamayan ailesiyle yaptığı 10 dakikalık telefon görüşmesi için 270 lira ödemek zorunda kaldığını aktarmıştır. Reşo, "Aylık telefon görüşme masrafim bin lirayı geçiyor. Diğer mahpusların telefon görüş ücreti ise 10 dakika için 8 lira. Ancak o da 10 liraya çıkarıldı. Daha önceki aylarda 10 dakika için 27 liraya görüşme yapabiliyordum, ama son iki aydır 270 lira ödemek zorundayım" ifadelerini kullanmıştır.
Öte yandan Sincan 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan Kuzey ve Doğu Suriyeli mahpuslar Ferhad Musa ve Şadi Mohammed de vasi sorunu nedeniyle maddi ihtiyaçlarını karşılayamamakta, hücrede tutuldukları için birbirleriyle dayanışma imkanları da bulunmamaktadır. Bir yıldır hesabında para olmayan Musa'ya su ısıtıcı dahi verilmemektedir. Aynı cezaevinde bulunan tutsakların fazla olan su ısıtıcısı (kettle) idare tarafından depoya kaldırılırken, söz konusu su ısıtıcısının Musa'ya verilmesi için tüm tutsaklar talepte bulunmuş olmasına rağmen idare bu talebe duyarsız kalmıştır.
Sincan 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde bulunan Derwiş İsmail, Ahmed Aziz, Muhammed Halife de vasi tayini kabul edilmeyen mahpuslar arasındadır. İsmail için vasi atansa da mahkemenin kararı onaylamaması nedeniyle görüş imkânı henüz tanınmamaktadır.
Söz konusu üç tutsağın vekalet çıkarılamadığı için avukat talebi karşılanamamaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Yozgat I No'lu T Tipi Cezaevi'nde bulunan Kuzey ve Doğu Suriyeli Muhammed
-Reşo'nun vasi ataması neden kabul edilmemiştir?
Sincan 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan Kuzey ve Doğu Suriyeli mahpuslar Ferhad Musa ve Şadi Mohammed ile Sincan 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde bulunan Ahmed Aziz, Muhammed Halife isimli mahpuslara hangi gerekçeyle/gerekçelerle vasi atanmamaktadır?
Sincan 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde bulunan Derwiş İsmail için vasi atansa da mahkemenin kararı onaylamaması nedeniyle görüş imkânı henüz tanınmamaktadır. Bakanlık olarak bu konuda bir girişimde bulunacak mısınız?
Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi E.2011/13681 ve K.2012/6879 sayılı kararına göre; yabancı hakkında kısıtlama veya vesayet kararı verilmesi ile sona erdirilmesi sebepleri istenen kişinin milli hukukuna tabidir. Yabancının milli hukukuna göre vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesinin mümkün olmadığı hallerde, Suriye milli hukukuna göre kısıtlı adayına vesayet ve kısıtlılık kararı verilmesi mümkün değildir, kişinin mutad meskeni Türkiye?de ise Türk hukukuna göre karar verilebilir. Türk hukukunda, kısıtlama kararı vermeye yetkili
mahkemenin, yabancı kişiler hakkında yabancı hukuka tabi kısıtlanma ile vasi tayini kararı vermesini engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Kendilerine vasi atanmadığı için en temel maddi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan, bir su ısıtıcısı bile alamayan mahpusların vasi ataması sorununun çözülmesi hususunda Bakanlık olarak bir girişimde bulunacak mısınız?
Muhammed Reşo'nun ailesiyle yaptığı telefon görüşmeleri için ödediği ücretin diğer mahpusların ödediği bedelin neredeyse 27 katı olmasının gerekçesi nedir? Bütün mahkumların telefon görüşmelerinin ücretsiz olması veya görüşme ücretlerinin eşitlenmesi hususunda bir adım atacak mısınız?
Türkiye cezaevlerinde bulunan yabancı uyruklu tutuklu ve hükümlülerin maruz Kaldığı ayrımcılık ve hak ihlalleri konusunda Bakanlığınıza ulaşan herhangi bir şikayet var mıdır?
Bu temelde herhangi bir inceleme başlatacak mısınız?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1515841 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/18101 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99, maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
Bişi İLİ)
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1447-6606/9155 Konu : Yazılı soru önergesi Ob/OY2025-
Sayın Kamuran TANHAN Mardin Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/18101 Esas Nolu Soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fikrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.
H- Türk ceza mevzuatında "tutsak" kavramı yoktur. Ceza infaz kurumlarında, haklarında verilen mahkumiyet kararı kesinleşen "hükümlü"ler ve mahkumiyet kararı verilen ancak hükmü kesinleşmemiş "hükümözlü"ler ile mahkemeler ve sulh ceza hâkimliklerince tutuklama kararı verilen "tutuklu"lar barındırılmaktadır.
HI- Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklular hakkında, başta 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun olmak üzere, ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem yapılmakta olup, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mevzuat hükümleri, tüm ceza infaz kurumlarında, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanmaktadır.
IV- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.
Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Mevzuat Genel Müdürlüğü
İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca ziyaretler düzenlenebilecektir.
Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.
Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.
V- 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Özgürlüğü bağlayıcı ceza" kenar başlıklı 407. maddesinin birinci fıkrasında, kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişinin, isteği üzerine kısıtlanacağı veya kendisine kayyım atanacağı; ikinci fıkrasında, toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişinin, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabileceği; üçüncü fikrasında, vesayet makamının karar vermeden önce hükümlüyü dinleyeceği hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
VE A) 5275 sayılı Kanunun "Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasında, kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabileceği, telefon görüşmesinin idarece dinleneceği ve kayıt altına alınacağı, bu hakkın tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceği; ikinci fıkrasında, açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde hükümlülerin, ücretli telefonlarla serbesiçe görüşme yapabileceği; üçüncü fikrasında, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin altsoy, üstsoy, eş ve kardeşlerinin ölüm, ağır hastalık, salgın hastalık veya doğal afet hâllerinde, kuruma ait telefon ve faks cihazından derhâl yararlandırılacağı, görüşmelerin, tutanak ile belgeleneceği ve tutanakların özel bir dosyada saklanacağı; dördüncü fıkrasında, hükümlülerin açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk eğitimevlerinde araç telefonu, telsiz telefon veya cep telefonu ve benzeri iletişim araçlarını bulunduramayacağı ve kullanamayacağı,
B) 28/03/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Telefonla görüşme hakkı" kenar başlıklı 74. maddesinin ikinci fıkrasının (0 bendinde, hükümlülerin görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabileceği, herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriyle eli irade lap
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uvan.şov.tr adresinden 9Da30Gr - 176SO0JD - TtJvMAA - SUDH8BE- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü görüşebileceği, konuşma süresinin görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemeyeceği, deprem, salgın hastalık, doğal afet gibi zaruri hâllerde Bakanlık kararı ile telefon ile görüşme süresi ve sayısının artırılabileceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Vİ. Ankara ve Yozgat Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmalara 04/11/2024 ve 06/11/2024 tarihli cevaplarda;
A) Soru önergesinde adı geçen hükümlülerden birinin Yozgat 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, ikisinin Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, diğer ikisinin ise Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı, adı geçenlerin 31/05/2024, 24/11/2023 ve 16/04/2024 tarihlerinde vasi atamalarının yapıldığı,
B) Kurumda görüntülü görüşmelerde yurt içi ya da yurt dışı ayrımı yapılmadan ücretlendirme yapıldığı, sesli görüşmelerde ise ankesörlü telefon tarifesiyle ücretlendirme yapıldığı,
C) Adı geçenlerin emanet para hesaplarında bulunan paralarla Kurum kantininden ihtiyaçlarını karşılayabildikleri,
Ç) Kurumlarda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü,
D) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı,
Bildirilmiştir. a
Yılmaz TUNÇ Bakan
Yılmaz TUNÇBakan