İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/20908 CEVAPLANMADI

Cumhurbaşkanı tarafından yapılan bir konuşma sırasında yaşanan olaylara ilişkin

Kaynak göster

Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 10 Aralık 2024 tarihinde 7/20908 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Cumhurbaşkanı tarafından yapılan bir konuşma sırasında yaşanan olaylara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/20908, 10 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-20908-cumhurbaskani-tarafindan-yapilan-bir-konusma-sirasinda-yasanan-olaylara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/6b3be6e1-2d51-41c2-b088-0193b4b91036

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 674 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96'ncı maddeleri gereğince talep ederim.

Selçuk Özdağ la Milletvekili

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Kongre Merkezi'nde TRT World Forum programında yaptığı konuşması sırasında bir gurup genç tarafından, İsrail'e sevk edilen Azerbaycan petrolüne niçin izin verildiği sorularak protesto edilmişti

Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları hakkında konuştuğu sırada salondan bir kişinin: "Gemiler Gazze'ye bomba taşıyor" diye tepki göstermiş, Sn. Erdoğan da protestocuya cevap olarak "Yavrum siyonistlerin burada dili ağzı olma. Burayı provoke etmeye ne kadar çalışırsanız çalışın netice alamazsınız. Dünyadaki siyonistler Tayyip Erdoğan'ın nerede durduğunu çok iyi biliyor ama siz hâlâ anlayamamışsınız" diyerek karşılık vermişti. Fakat hemen ardından güvenlik görevlileri protestocunun ağzını kapatarak müdahale etmiş ve bu sırada genç bir kadın da: "Neden Azerbaycan petrolü Türkiye üzerinden İsrail'e gidiyor?" diye sorduğu sırada güvenlik görevlileri tarafından salondan çıkarılmıştı. Günlerce gözaltında tutulan altısı kadın, üçü erkek, dokuz vatandaşımız tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Söz konusu bu gençler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik herhangi bir eleştiri ve hakarette bulunmadığı halde cumhurbaşkanına hakaret ettikleri gerekçesiyle tutuklanmış, ardından kamuoyunun ve duyarlı hak savunucularının büyük tepki göstermesi nedeniyle beş gün sonra tahliye edilmişlerdi. Sonradan kamuoyuna yansıyan iddia ve tutanaklara göre, üç kadın protestocuya Silivri E Tipi Cezaevi'ne girdikleri sırada şallarını kesen üç infaz koruma memurun görevden uzaklaştırılmış, ama esasen gözaltında ve cezaevinde uğradıkları kötü muamele bununla sınırlı kalmamıştır.

Söz konusu vatandaşlarımız, Emniyet birimlerinde ve cezaevinde tacize ve küfürlü hakaretlere varan uygulamalarla karşılaşmış, çıplak aramaya ve çökertilip öksürtülmeye maruz bırakılmış. İki erkek protestocu da cumhurbaşkanlığının korumaları ve polisler tarafından yumruk ve tekmeli saldırıya uğramıştır. Tutanaklara da yansıyan bu şiddet ve taciz uygulamaları hakkında söz konusu vatandaşlarımız İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nda şikayetçi olmuşlar ve ilgili tutanakları da ibraz etmişlerdir.

Kadın protestoculara Emniyet birimlerinde iç çamaşırları kalacak şekilde arama yapıldığı iddiasının dile getirildiği tutanakta ise şu ifadeler vardır:

"Müvekkiller İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube'de 29 Kasım 2024'te nezarethanede ufak bir odada hafif kilolu, 1.65-1.68 boylarında, saçı omuzlarına uzanan sarışın polisin başörtüsü, kaban, tişört ve atleti çıkarttırdıklarını, sadece iç çamaşırlarının bırakıldığını beyan etmişlerdir. Polisin iç çamaşırlarının içine elini sokmak suretiyle üstlerini aradığını, itiraz ettiklerini ama itirazlarının karşılıksız kaldığını beyan etmişlerdir."

Tutanağa göre kadınlar Silivri F Tipi Cezaevi'ne girişte çıplak şekilde aranarak, genital organlarında cisim olup olmadığını kontrol için yere çöktürülüp öksürtüldüğü ifade edilmektedir. Bununla ilgili ise tutanakta şunlara yer verilmiştir:

"2 Aralık 2024'te cezaevinde kayıt öncesi kıyafetleri tamamen çıkarılmak suretiyle üst aralamaları yapıldığını, yere çökerek öksürmelerinin istendiğini, zorla çıplak aramaya maruz kaldıklarını beyan etmişlerdir." Ayrıca, Metris 1 No'lu T Tipi Cezaevine bulunan Mücahit Özel ve Emre Tekinkaya da protestodan sonra cumhurbaşkanlığı korumaları ve emniyet görevlileri tarafından şiddet gördüğünü iddia etmişlerdir.

Tutanaklara yansıyan beyanlarında: "Sol gözünün alt ve üst kısmında kırmızı renkte 4-5 milimetre çapında yoğun bir lekenin olduğu görülmüş, sebebi sorulduğunda, cumhurbaşkanına sesini duyurmaya çalışırken 5-6 kişinin müdahale ettiğini, şiddete uğradığını, yere düşürüldüğünü, sürüklendiğini ve bir odaya götürüldüğünü..." ve ayrıca. "Şiddet uygulayanların sivil koruma olduklarını, kollarında CD amblemi olduğunu, sivil bir polisin üst araması yaparken hırpalayarak darp ettiğini, salonda ve devamında sağ üst vücut bölgelerine ve bacaklarına vurulduğunu, sağ ayağını burktuklarını, bir CB korumasının sol göz hizasında lekenin göründüğünü, bulanık gördüğünü, görme yetisinde ve uyumakta sorun yaşadığını, hastaneye gitmek istediğini söylemiştir." şeklinde ifade etmişlerdir.

Bundan başka, tutuklama çıktıktan sonra adliyenin asansöründe bir polis tarafından elleri arkadan bağlanarak tekmelendiğini de ileri süren Özel, gözaltında yemek ve su ihtiyaçları ile namaz ve abdestte sorun çıkarıldığını, 18 saat boyunca aç ve susuz bırakıldıklarını kayıtlara geçirmiştir. Özel'in sağlık raporunda "Birkaç polis tarafından darp edildiği beyan ediliyor. Sol gözde konjonktival kanama. Hasta gözüne yumruk darbesi aldığını beyan ediyor" diye not düşülmüştür. Taciz ve kötü muamele bununla da sınırlı kalmamış ve protestoculardan Emre Tekinkaya, tutanağa göre, protestodan sonra götürüldüğü odaya İstanbul Valisi Davut Gül'ün gelerek, kendisine bağırdığını da iddia etmiş, vali Gül'ün önünde şiddete uğradığını da tutanağa şu şekilde geçirmiştir: "Göstermiş olduğu tepkiden sonra kollarında cumhurbaşkanlığı amblemi olan koruma kıyafetli onlarca erkek tarafından darp edildiğini, diz ve bacaklarına sert ve çok sayıda darbede bulunulduğunu, bir odaya alındığını, darp edilmeye devam edildiğini, İstanbul Valisi Davut Gül'ün gelip bağırıp çağırdığını, korumaların kendisini yere düşürdüğünü, valiye kendisine neden böyle davranıldığını sorduğunu, valinin engel olmadığını, korumaların kendisini öldürmekle tehdit ettiğini, "Protesto ne demek, senin böyle bir hakkın yok' dediklerini..."

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Yukarıda ifade edilen ve tutanaklara da yansıyan söz konusu taciz ve kötü muamele iddiaları doğru mudur?

  2. Tutuklanarak cezaevine gönderilen üç kadın protestocunun Silivri F Tipi Cezaevi'nde şallarını kesen üç infaz koruma memuru hangi gerekçelerle görevden uzaklaştırılmıştır.

  3. Gözaltı sırasında, emniyet birimlerinde gözaltında tutuldukları sırada ve İstanbul valisi Davut Gül'ün bulunduğu mekânda bu protestoculara niçin kötü muamele yapılmıştır. Sn. vali hangi gerekçeyle bu mekâna gitmiş ve kötü muameleye niçin engel olmamıştır?

  4. Cumhurbaşkanına herhangi bir hakaret olmadığı halde bu protestocular niçin bu gerekçeyle gözaltına alınıp tutuklanmıştır?

  5. Tutuklama gerekçesinin birkaç gün sonra vasfını yitirmesine ve söz konusu vatandaşlarımızın tahliyesine hangi araştırma ve delillerin sebep olduğu konusunda bir açıklama yapılacak mıdır?

  6. Bu protestoculara cumhurbaşkanına hakaretten ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefetten dava açılacağı ifade edilmiştir. İddia edilen suçların maddi gerekçelerinin hukuka uygun olduğunu düşünüyor musunuz?

  7. Her zaman olduğu gibi konu yargıya intikal etmiştir diyerek sorumlu olduğunuz bu konularda inisiyatif almamayı mı tercih edeceksiniz?

  8. Söz konusu vatandaşlarımıza taciz ve kötü muamelede bulundukları iddia edilen cumhurbaşkanlığı korumaları, polisler ve cezaevindeki görevliler ile sıralı amirleri hakkında nasıl bir hukuki süreç yürütmeyi düşünüyorsunuz? Bu kişiler yargılanacak mıdır?

  9. Söz konusu kamu görevlilerine, uyguladıkları bu hukuksuz eylemlere cesaret veren anlayışın, iktidarın yönetim şeklinden kaynaklandığını düşünüyor musunuz?

  10. Yürütme erkinin yargı mekanizması üzerinde vesayet ve baskı kurduğu iddiaları hakkında kamuoyunu da ikna edecek bir açıklama yapacak mısınız?

  11. Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında 142 ülke arasında neden 117. sırada olduğunun bir gerekçesi var mıdır? Kamuoyunu bu konuda aydınlatmayı düşünüyor musunuz?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir