İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/22950 GEÇ CEVAPLANDI · 603 GÜN

İzmir'de faaliyet gösteren bir şirkette çalışan bazı işçilerin haksız şekilde işten çıkarıldığı iddiasına ilişkin

Kaynak göster

Keziban Konukcu Kok (DEM Parti), 23 Ocak 2025 tarihinde 7/22950 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 603 gün sonra, 18 Eylül 2026).

Keziban Konukcu Kok (DEM Parti, İstanbul). “İzmir'de faaliyet gösteren bir şirkette çalışan bazı işçilerin haksız şekilde işten çıkarıldığı iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/22950, 23 Ocak 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-22950-izmir-de-faaliyet-gosteren-bir-sirkette-calisan-bazi-iscilerin-haksiz-sekilde-isten-cikari (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/3282d766-985e-46cd-9ffe-019497811814

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 603 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzük *ün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Kezban KONUKÇU İstanbul Milletvekili

Başta Anayasa, kanun ve Türkiye'nin imzaladığı ve taraf olduğu temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler, sendika kurma ve üye olma hakkını herkese tanımış ve güvence altına almıştır. Buna karşın patronların sendika karşıtı uygulamalarını hayata geçirmelerine olanak sağlayan 23 yıllık AKP iktidarı döneminde birçok işyerinde sendikalaşan, sendikalaşma sürecinde olan, sendikal yetki alan, işçi sağlığı iş güvenliği başta olmak üzere insana yakışır çalışma koşulları talebi ile hak arayan işçilerin keyfi işten çıkarılmaları sıradan uygulamalar haline getirilmiştir.

Gerekçenin tamamını göster (11 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Nitekim; emek sömürüsünün her geçen gün ağırlaşarak devam ettiği Türkiye'de anayasal hak olan sendikalaşma hakkının, yaratılan fiili durumlarla ortadan kaldırılmasının bir örneği de İzmir'de daha önce de birçok kez haksız işten çıkarmalar ile gündeme Telus İnternational Çağrı Merkezi'nde yaşanmaktadır. Vardiyalı çalışma saatlerinden mobbinge, açlık sınırı altında ödenen ücretlerden emek gaspına kadar pek çok soruna karşı bir araya gelen işçiler Çağrı İş Sendikası çatısı altında örgütlenmişler ve 6 ay içerisinde yeterli sayıyı tamamlayarak bakanlıktan yetkiyi almışlardır. Çağrı İş Sendikası'nın yetki alması üzerine ise uluslararası bir şirket olan ve merkezinin bulunduğu Kanada'da işçilerini sendikalı çalıştırmak zorunda kalan şirket ilk olarak yetkiye ve sendikanın çok hızlı barajı geçmesine itiraz ederek süreci mahkemeye taşımış sonrasında ise "iletişim" iş kolunda faaliyet göstermesine rağmen sendika yetkisi için 40 bin gibi bir sayı gerektiren büro iş koluna geçmiştir. Çalışanlar yapmış oldukları açıklamalarda şirketin bu süreçte de sendikalı olan üç işçiyi sosyal medya paylaşımları ve küçülme gibi durumları gerekçe göstererek işten çıkardığını ve aynı gün 60 kişiyi işe aldığını belirtmişlerdir.

İşçilerin, sendika ve toplu sözleşme hakkını ısrarla istemeye devam edip eylemler yapması sonrası ise işçilerin anayasal sendikalaşma hakkına itiraz eden şirket İzmir Buca 3. Sanayi Bölgesindeki işyerinde çalışan Çağrı-İş Sendikası üyesi Hasan Hüseyin Yavuz'u patronların hak arayan işçileri cezalandırma, çalışanları lekeleme, işçi kıyımı yapma, işçilerin haklarını gasp etme ve sendikasızlaştırma için bir araca dönüşen Madde 25 ile işten çıkarmıştır. İşten çıkarılan H.H. Yavuz hiçbir kanıt ve hukuki dayanağı olmadan işten atılmasına karşı şirket binasının önünde 10 günü aşkın süredir eylemine devam ederken Telus İnternational Çağrı Merkezi'nin departman küçültme bahaneleriyle yaklaşık 15 işçiyi işten çıkardığını ancak daha sonra alımlara devam ettiğini, firmanın çalışanlarının mola sürelerini keyfi bir şekilde gasp İ ederek, üzerlerinde yoğun bir performans baskısı yarattığını, camları açmayarak ve hareket etmelerini engelleyerek kendilerini havasız, sağlıksız bir ortamda çalışmaya zorladıklarını, en ufak bir mola ihlalinde uyarılar vererek yıldırma politikaları uyguladıklarını ve bütün bunların işçileri istifaya zorlama ve sendikal mücadelelerini kırmaya yönelik organize bir baskı planı olduğunu ancak işçilerin bu sömürü düzenini kabul etmediklerini ve hakları olan insanca çalışma koşullarını alana kadar bu direnişi kararlılıkla sürdüreceklerini yapmış olduğu basın açıklamasında belirtmiştir.

Uzun ve çeşitli bedeller ödenmiş mücadeleler neticesinde elde edilen sendika kurma ve sendikalara katılma hakkı uluslararası sözleşmeler ile korunan temel bir haktır. Türkiye'nin de imzalayarak taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) sözleşmeyle üyelerine örgütlenme hakkının serbestçe kullanılmasını sağlamada tüm tedbirlerin alınması hususunda yükümlülük getirmektedir. Emekçilerin çıkarını korumak amaçlı sahip olunan sendika hakkı aynı zamanda 6356 sayılı Kanunda "İşçilerin, sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz." hükmü ile de güvence altına alınmıştır. Dolayısıyla, patronların örgütlenmeye yönelik keyfi tutumları çalışma hakkına, örgütlenme özgürlüğüne, imza atılan uluslararası sözleşmelere aykırı olup TCK'nın 118. Ve 119. maddelerinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturmaktadır.

Bu bağlamda; 72950

Kanada'da işçilerini sendikalı çalıştırmak zorunda kalan Telus İnternational Çağrı Merkezi'nde Çağrı-İş Sendikası üye işçilerin sendikalaşmalarının engellenmeye çalışıldığı ve sendika öncülerinin departman küçülme ve performans gerekçesi ile ekonomik kriz koşullarında işten atıldığı, Bakanlığınızca bilinmekte midir? Bilinmekte ise TCK'nın 118. ve 119. maddelerinde düzenlenen sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu işleyen, işverene bu hukuksuz eylemi nedeniyle herhangi bir idari ve cezai işlem yapılmış mıdır?

İzmir Telus İnternational Çağra Merkezinde işçilere yönelik uygulanan kötü çalışma koşulları, mobbing, performans baskısı ve hak ihlalleri Bakanlığınız bilgisi dahilinde midir?

Bakanlığınızca birçok işçi hakkı ihlallerinin yaşandığı İzmir Telus İnternational Çağra Merkezi'nin müfettiş denetimi en son hangi tarihte yapılmıştır? Bu denetimlerde işyerine yönelik raporlanan ihlaller neler olmuştur ve işverene ne tür yaptırımlar uygulanmıştır?

Anayasal haklarını kullanarak sendikalı olan, hukuk dışı ve keyfi biçimde işten çıkarılan işçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi ve haklarının iadesi için Bakanlığınızca herhangi bir girişimde bulunulacak mıdır?

Son 5 yıl içerisinde sendikalı oldukları gerekçesiyle işçileri işten atan işyeri sayısı kaçtır? Bunların kaçı hakkında işlem başlatılmıştır?

Son 5 yılda hak arayan işçileri cezalandırma, çalışanları lekeleme, işçi kıyımı yapma, işçilerin haklarını gasp etme ve sendikasızlaştırma çalışmalarında patronlar için bir araca dönüşen Kod 46 (4857/25-TI-e ) ve türevi kodlarla işten atılan işçi sayısı kaçtır? Sayısız sendikalaşmanın engellendiğinin kanıtlandığı dava sonucu olmasına rağmen sendikalaşmayı engellemeyi yasaklayan yasa ve yaptırımlar işverenlere yönelik olarak neden uygulanmamaktadır?

Bakanlığınız, emekçilerin gasp edilen sendika hakkını, toplu iş sözleşme hakkını, grev hakkını güvence altına almak, sendikal hak ve özgürlükleri genişletmek, işverenlerin sendikalaşmayı engelleyici tutumlarına karşı yasaların ve uluslararası sözleşmelerin. uygulanmasının hayata geçirilmesini sağlamak üzere uygulamada düzenlemeler yapmayı planlamakta mıdır?

SORULAR

  1. Yerli ve yabancı sermaye açısından, kesinleşmesi yıllar süren "yetki tespitine itiraz" hakkı bulunmaz bir nimet haline gelmiştir. Üstelik, yetki tespitine karşı açılan davaların

    • 040' ının yetkisiz mahkemelerde görülmesi, bu tür hilelerle süreçleri uzatılmakta ve işçilerin sendikal haklarından mahrum kalmasına neden olmaktadır.

    Yabancı sermayeli tekellerin, anayasa ve yasalara uymayarak işçilerin anayasal haklarını çiğnemesine neden olan bu hukuki oyunların önüne geçmek için neden adım atmıyorsunuz?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·

İlgi (o : 06.02.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1578602 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın Kezban KONUKÇU tarafından yöneltilen 7/22950 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"Bakanlığımız, çalışma hayatında insana yakışır iş anlayışının yaygınlaştırılması ve işyerlerinde şiddete sıfır tolerans gösterilmesi hususlarına önem vermekte ve bu konuda politikalar üretmektedir. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz (mobbing) olaylarının önlenmesi amacıyla hazırlanan *İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi? konulu 2011/2 sayılı Genelgenin 5 inci maddesi uyarınca Bakanlığımız bünyesinde 'Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" oluşturulmuştur. 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Kurul yeniden teşekkül ettirilmiştir.

Söz konusu Kurul, şikayet mercii olmayıp bu alanda önlemler alınması bakımından üretilecek politikalar üzerine çalışmalar gerçekleştirmektedir. Ek olarak, anılan Genelge kapsamında işyerlerinde psikolojik tacizle mücadele amacıyla Bakanlığımızca eğitim, araştırma, bilinçlendirme ve Jarkındalık artırma faaliyetleri yürütülmektedir. Bakanlığımız tarafından ALO 170 hattının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve çalışanlar tarafından bireysel dilekçeler yoluyla yapılan mobbing şikayet süreçleri takip edilmektedir. Bu kapsamda başvurular, başvuruyu yapan kişinin kamu veya özel sektörde çalışmasına bağlı olarak farklı şekilde değerlendirilmektedir. Bu yollardan herhangi biriyle Bakanlığımıza ulaşan şikâyetler alınmakta ve ilgili kurum/kuruluşlara yönlendirilmektedir.

Öte yandan, sendikal örgütlenme hakkı, işçilere, işverenlere ve kamu görevlilerine tanınan anayasal bir haktır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda sendikaya üye olmanın serbest olduğu ve hiç kimsenin sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamayacağı, işçi veya işverenin sendikalaşma hakkı ve sendika özgürlüğü ile ilgili hükümleri belirtilmiştir. Anılan hükümlere uyulmaması durumunda, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda, 4857 sayılı İş Kanununda ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür.

Bununla birlikte, 6356 sayılı Kanunun "Yetki tespiti için başvuru' başlıklı 42 nci maddesinde; Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir. Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir." ifadeleri hükme bağlanmıştır. Mezkur Kanunun "Yelki itirazı" başlıklı 43 üncü maddesinde, "Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir. İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz. İtiraz, karar keş binceye jyeğır yetki işlemlerini durdurur. ' ifadelerine yer verilmiştir. "

Çankaya / ANKARA Tel(312) 296 — 71 68

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir