Madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Doğan Bekin (Yeniden Refah Partisi), 25 Haziran 2025 tarihinde 7/29754 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 64 gün sonra, 28 Ağustos 2025).
Doğan Bekin (Yeniden Refah Partisi, İstanbul). “Madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/29754, 25 Haziran 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-29754-madencilik-faaliyetlerinin-cevresel-etkilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/28568b6d-11a9-43fb-9291-0197ab54942b
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 64 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğünün 96'ncı maddeleri gereğince saygılarımla talep ederim. 25.06.2025 i Geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu'nda görüşülen zeytinlik alanların madencilik faaliyetlerine açılması öngören torba kanunun teklifi çalışması kamuoyunda büyük tepki çekmiştir. Meclise sunulan enerji alanındaki bu torba yasa teklifi, zeytinliklerin yanı sıra özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, sulak alanlar, yaban hayatı koruma sahaları ve kültürel SİT alanlarını da kapsamaktadır. Teklife göre bu alanlarda yürütülecek madencilik ve enerji projeleri için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) yetkilendirilmekte olup MAPEGF'in ilgili kurumlardan ruhsat için görüş istemesi yeterli olacağı eğer dört ay içinde yanıt alınamazsa, ruhsat verilmiş sayılacağı öngörülmektedir. Diğer bir değişle yeni düzenleme, ruhsat sahibi şirketlere "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)" sürecinde kolaylıklar tanımaktadır. Şirketler, ÇED süreci sırasında diğer yasal izinleri de alabileceği ileri sürülmektedir. Bu durumun, çevre örgütlerince göre doğa tahribatını hızlandırma riski taşıdığı ifade edilmektedir. Yasa teklifinde yer alan bir diğer dikkat çekici madde ise kaçak madenleri kapsamaktadır. Buna göre yapı ruhsatı bulunmadan faaliyete başlayan enerji yatırımlarında bazı belgelerin istenmeyeceği ve bu süre içerisinde mevcut üretim sürecinin devam edeceği düşüncesidir. Böylece daha önce verilen cezalar ve yıkım kararları da bu süreçte uygulanmayacağı öngörülmektedir. Teklif ayrıca stratejik ve kritik maden sahalarında acele kamulaştırma yapılmasına imkan sağlayacaktır. Bu yasa teklifi ile zeytinliklerde ve koruma altındaki alanlarda madencilik faaliyetlerinin yasal hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki Türkiye zeytincilik alanında önemli bir ülke konumundadır. Ülkemizde şu an yaklaşık 205 milyon zeytin ağacı mevcuttur. Türkiye zeytin üretiminde dünyada ilk üç içerisinde yer almaktadır. Ülkemiz zeytinyağını birçok Avrupa ülkesi başta olmak üzere yaklaşık 101 ülkeye ihraç etmektedir. Bir önceki yılın verilerine göre ihracat rakamı 323 milyon dolardır. Zeytin ağaçları, özellikle de yüzlerce yıl boyunca yetişmiş olan kadim zeytinlikler, taşıması veya başka yerlere dikilmesi öngörülse de ekosistemin bütünlüğü ve ağaçların verimliliği geri kazanılamaya bilmektedir. Türkiye?de özellikle linyit başta olmak üzere madencilik faaliyetleri genellikle açık ocak işletmelerde yapılmakta olup bu maden alanlarında tarım yapılan üst toprak sıyrılıp başka bir arazi üzerinde depolanması gerekmektedir. Depolama işlemiyle tarımsal alanda ilk tahribat bu şekilde gerçekleşmiş olmaktadır. Yalnızca bu tahribatla sınırlı kalmayan maden ocaklarında cevherin güvenli şekilde çıkartılması için sahanın susuzlaştırılması gerekmektedir. Sahanın susuzlaştırılması, o sahada var olan tüm suyun çekilip başka bir yere boşaltılması anlamına da geldiği için suyun sahadan uzaklaştırılmasıyla sulu tarım yapma imkanı da ortadan kalkmış olacaktır. Bu kanun teklifinin sadece zeytinliklere değil, Türkiye'nin tarımsal yapısına, çevresine ve kırsal yaşamına da ciddi zararlar vereceği çok açıktır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Madencilik faaliyetlerine yönelik öngören torba kanunun teklifi çalışması esnasında Bakanlığınız görüşü alınmış mıdır? Alınmış ise görüşünüz ne yöndedir?
Ülkemizde Bakanlığınızdan gerekli izinleri almış ve ilgili denetimlere tabi madencilik faaliyetleri yürüten kaç yabancı sermayeli şirket bulunmaktadır? Bu şirketlerin sermaye ve ortaklık yapıları, hangi ülkelerden geldikleri ve faaliyet alanları (altın, bakır, bor vb.) nelerdir?
Bu şirketlerin yerli ortakları var mıdır? Varsa kimlerdir?
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
29315),
Ülkemizde madencilik faaliyetlerini yürüten yabancı şirketlerin yıllık üretim miktarları ve kar oranları hakkında detaylı veriler var mıdır? Bu veriler düzenli olarak denetlenmekte midir?
Son beş yıl içinde, mevzuata aykırı faaliyet yürüten madencilik şirketi tespit edilmiş midir? Tespit edilmiş ise hangi idari ve hukuki yaptırımlar uygulanmıştır?
Maden alanlarında maden arama ve çıkarma işlemleri sırasında meydana gelecek değişikliklerin olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması amacıyla bölgenin sosyo-ekonomik, tarım ve çevre koşulları dikkate alınarak ilgili Bakanlıklar ile birlikte yürüttüğünüz çalışmalarınız var mıdır? Varsa bu çalışmalar nelerdir?
Madencilik faaliyetine başlanılması düşünülen yerlerde önceden detaylı envanter çalışmaları yapılmakta mıdır? Türkiye'deki madencilik mevzuatı ve çevresel etki değerlendirme (ÇED) süreçleri, uluslararası kabul görmüş en yüksek standartlara uygun mudur? Uygun değilse, bu farklılıkların nedenleri nelerdir ve giderilmesi için hangi adımlar atılmaktadır?
ÇED raporunun yan ısıra faaliyet sahibinden doğaya vereceği zararı en aza indirmek için ek tedbirler alınmasına yönelik bir planlama yapılmakta mıdır? Faaliyet sahibi firmalar Bakanlığınızca yer yıl kamuoyunu bilgilendirecek şekilde denetlemeler yapılmakta mıdır?
Madencilik faaliyetlerinin yeraltı suları, dereler, göller gibi su kaynakları üzerindeki etkilerine karşı Bakanlığınız ve ilgili Bakanlıklar ile ortak yürüttüğünüz çalışmalar var mıdır? Bu konuda alınan önlemler nelerdir? Madencilik faaliyetlerinde kullanılan su miktarının azaltılması ve suyun geri dönüşümü için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?
EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
Maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.
Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği söz konusu izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.
Ülkemizde halihazırda madencilik faaliyeti yürüten 103 adet Yabancı Sermayeli Özel Hukuk Tüzel Kişisi bulunmaktadır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 5'inci maddesinin birinci fıkrası ile mezkur Kanunun 6'ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası hükümleri doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bir şirketin yerli veya yabancı sermayeli oluşu maden hakkı iktisabı için önem arz etmemektedir. Maden hakları gerçek veya tüzel tek kişi adına verilmekte ve her biri bir bütün hâlinde muameleye tabi tutulmaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 168"[okunamadı]'inci maddesi ve Maden Kanunu'nun üncü maddesi hükümleri doğrultusunda maden ruhsatları; şirket ortaklarının değil, ruhsat hukukunun yürürlükte olduğu dönem boyunca bir bütün olarak uhdesinde bulunduğu şirket tüzel kişiliğinin değeri olduğundan ruhsat sahibi ve rödövansçı firma haricinde üçüncü kişilerin maden ruhsat sahalarında maden üretimi yaparak kendileri adına bu madeni değerlendirme hakkı bulunmamaktadır.
Maden Kanunu'nun 29'uncu maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ruhsat sahipleri, her yıl nisan ayı sonuna kadar yıllık madencilik faaliyetleri ile ilgili tüm bilgileri (üretim, satış, stok, devlet hakkı vb.) Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'ne (MAPEG) bildirmekle yükümlüdür.
3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında maden ocaklarına verilen ruhsatlar 4 ayrı gruba ayrılmış olup çok az riskli ruhsatlar 36 ay, az riskli ruhsatlar 24 ay, riskli ruhsatlar 12 ay ve çok riskli ruhsatlar ise 6 ayda bir periyodik olarak denetlenmekte ve MAPEG'e verilen beyanların uyumlu olup olmadığı da kontrol edilmektedir. MAPEG denetim personeli tarafından maden sahalarında yapılan mahallinde tetkik işlemlerinde, mevzuata aykırı faaliyetlerin veya üretim alanlarında olan/olabilecek tehlikeli durumların tespiti halinde idari yaptırım (idari para cezası, faaliyet durdurma vb.) uygulanmaktadır. Ayrıca MAPEG haricinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca da kendi mevzuatları kapsamında denetimler yapılmaktadır. Maden Kanunu'na uygun madencilik faaliyeti yapılmaması halinde ruhsatın iptaline kadar gidebilecek yaptırımlar uygulanmakta olup, maden ruhsatlarına kesilen idari para cezası sayısı ve bunlara karşılık gelen tahakkuk miktarları ile faaliyet durdurma ve iptal edilen ruhsat sayıları aşağıdaki tablolarda sunulmaktadır.
İdari Para Cezası ©
Yıl | Tahakkuk (TL) | Sayısı 2021 1.908 157.666.233 2022 o 1891 o 386664400 2023 2533 oo 1246577138 204 2521 o 2105678206 2000 Mİ 2.135.587957
(Haziran sonu)
Yıl | Faaliyet Durdurma Sayısı İ YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR
: DÖNEM
İptal Edilen Ruhsat Sayısı
Yıl 2021. Ni 1901 2021 | 1.026 2022 3049 il 2022 62 2023 2449 03 || 2024 2.726 7 > ME 8" 1060 28 152
(*Haziran sonu)
"(Haziran sonu)
. ESASNO
7-29754
Ayrıca Yabancı Sermayeli Özel Hukuk Tüzel Kişisine ait maden ruhsatlarının yıllara göre denetim sayısı ise aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
Denetlenen Maden Ruhsatı Sayısı |
Yıl | 2022 203 |
(Haziran sonu)
Maden Yönetmeliği'nin "Sicilin incelenmesi" başlıklı 97'nci maddesinde "...İlgisini inanılır kılan herkes, sicil kayıtlarının maden sicil memurlarından biri huzurunda gösterilmesini isteyebilir " şeklinde düzenleme yer almakta olup, bu çerçevede işletmelerin isimleri ve ruhsat bilgileri doğrudan açık bilgi şeklinde paylaşılamamaktadır. Nitekim aynı konuya ilişkin daha önce Bakanlığımız aleyhine açılan dava üzerine Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından verilen E:2016/2684, K:2018/177 sayılı kararda özetle; "4982 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle ve Yönetmeliğin 34'üncü maddesiyle "ticari sır" kapsamındaki bilgi ve belgeye erişimi kısıtlayan kuralın, bir ticari işletme veya şirketin faaliyet alanı ile ilgili yalnızca belirli sayıdaki mensupları ve diğer görevlileri tarafından bilinen, elde edilebilen, özellikle rakipleri tarafından öğrenilmesi halinde zarar görme ihtimali bulunan ve üçüncü kişilere ve kamuya açıklanmaması gereken, işletme ve şirketin ekonomik hayattaki başarı ve verimliliği için büyük önemi bulunan; iç kuruluş yapısı ve organizasyonu, mali, iktisadi, kredi ve nakit durumu, araştırma ve geliştirme çalışmaları, faaliyet stratejisi, hammadde kaynakları, imalatının teknik özellikleri, fiyatlandırma politikaları, pazarlama taktikleri ve masrafları, pazar payları, toptancı ve perakendeci müşteri potansiyeli ve ağları, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin veya bu gibi bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile ticari sır kavramının birlikte değerlendirilmesinden; şirketlerin pazar payları, müşteri potansiyeli ve ağlarına, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin bilgilerin ticari sır kapsamında kaldığı, ticari sır olarak nitelendirilebilecek belgelerin ise 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında değerlendirilmeyeceği açıktır." denilmek suretiyle şirket isimleri, kapasite bilgileri vb. hususların ticari sır kapsamında olduğu ve kamuya açıklanmaması gerektiği ifade edilmiş olup, açılan bu davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar üzerine yapılan istinaf başvurusu da Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin E.2018/836, K.2018/1092 sayılı kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.
YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR ! 283 7-29754
Madencilik faaliyetlerine yönelik çevresel etkilerin değerlendirilmesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ÇED Yönetmeliği kapsamında yürütülmektedir. ÇED sürecinde; madencilik faaliyetlerinin ekolojiye, tarıma, sosyo-ekonomiye, havaya, su kaynaklarına, toprağa vb. olan etkileri kapsamlı olarak değerlendirilmekte, her türlü etkiye yönelik teknik ve mevzuat anlamında aralarında MAPEG/"in de bulunduğu yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından görüş verilmekte olup, söz konusu kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerine istinaden hazırlanan nihai ÇED Raporu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca da ayrıca incelenerek onaylandıktan sonra ÇED süreci değerlendirmesi tamamlanmaktadır.
Bu çerçevede Önerge içeriğinde yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren diğer hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.