Hakkari'de yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 18 Haziran 2026 tarihinde 7/45837 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 62 gün sonra, 19 Ağustos 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'de yürütülen madencilik faaliyetlerinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/45837, 18 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45837-hakkari-de-yurutulen-madencilik-faaliyetlerinin-cevresel-etkilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/c2d2fde5-b02d-4f63-a75a-019edfeb1ec3
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 62 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 55 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Hakkâri (Colemerg) kentimiz, Zap Havzası, Cilo-Sat Buzulları, Berçelan Yaylaları, Şedinli (Şemzînan), Çukurca (Çele), Yüksekova (Gever) ve Esendere koridoruyla birlikte bölgenin en önemli ekolojik yaşam alanlarından biridir. Binlerce yılda oluşmuş dağ ekosistemleri, su havzaları, endemik türler, yaylacılık kültürü ve toplumsal yaşam hafızası bugün çok boyutlu bir ekolojik yıkım tehdidi altındadır.
Son yıllarda Hakkâri-Şırnak hattında yoğunlaşan madencilik faaliyetleri, güvenlik gerekçesiyle açılan yollar, yayla ve mera alanlarına yönelik müdahaleler ile doğa; yaşayan bir varlık olmaktan çıkarılarak piyasa mantığı içerisinde tüketilebilir bir hammadde deposuna indirgenmiştir. Resmî raporlarda Hakkâri-Şırnak bölgesinin Türkiye'nin en büyük kurşun-çinko provenslerinden biri olduğu, bölgede 100 milyon ton düzeyinde kurşun ve çinko potansiyeli bulunduğu belirtilmektedir. Buna bağlı olarak Zap Vadisi'nden Çukurca'ya, Şedinli'den Berçelan'a kadar uzanan geniş coğrafyada yüzü aşkın ruhsat sahasının bulunduğu itade edilmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Türkiye genelinde ise madencilik politikaları ekolojik sınırları aşmış durumdadır. Son yıllarda ruhsatlandırılan alanların sayısındaki olağanüstü artış, doğal varlıkların korunmasını değil, sermayenin erişimine açılmasını önceleyen bir anlayışın kurumsallaştığını göstermektedir. 2026 yılının ilk aylarında yüz binlerce hektarlık alanın ihaleye açılması, 2028 yılına kadar binlerce yeni maden sahasının planlanması, ekolojik yaşam alanlarının kamusal yarar değil şirket yararı ekseninde değerlendirildiğine ilişkin kaygıları artırmaktadır. Özellikle Hakkâri'de Zap Suyu çevresinde faaliyet gösteren maden işletmeleri hakkında su kaynaklarının kirlendiği, tarım ve hayvancılığın olumsuz etkilendiği, dağ ekosistemlerinin parçalandığı, doğal yaşam alanlarının geri dönüşü olmayan biçimde zarar gördüğü yönünde yoğun iddialar bulunmaktadır. Aynı şekilde Cilo-Sat Buzulları çevresindeki müdahaleler ve plansız turizm uygulamalarının iklim krizinin etkilerini daha da ağırlaştırdığı yönünde bilimsel ve toplumsal kaygılar mevcuttur.
Ekolojik kriz çağında doğa yalnızca ekonomik büyümenin girdisi olarak görülemez. Dağlar, nehirler, meralar ve ormanlar gelecek kuşakların ortak yaşam mirasıdır. Hakkâri de yaşananlar yalnızca bir çevre sorunu değil; yaşam hakkı, gıda güvenliği; su hakkı, kültürel varlıkların korunması ve demokratik katılım hakkı meselesidir. Bugün: Zap Vadisi'nde ortaya çıkan tahribat, yalnızca bir vadiyi değil; bölgenin ekolojik bütünlüğünü tehdit etmektedir. Bu çerçevede; Hakkâri başta olmak üzere ülke genelinde ve bölge kentlerinde yaşam alanlarını, su havzalarını, meraları, yaylaları ve dağ ekosistemlerini tehdit eden rant ve madencilik odaklı politikaların yol açtığı ekolojik yıkımın durdurulması; doğanın sermaye birikiminin sınırsız kullanım alanı olarak görülmesine son verilmesi; Zap Havzası ve Cilo-Sat ekosistemi başta olmak üzere geri dönüşü mümkün olmayan tahribat riski altındaki alanların koruma altına alınması; halkın yaşam ve çevre hakkını ortadan kaldıran uygulamalara karşı etkili denetim mekanizmalarının işletilmesi; doğa kırımına yol açan faaliyetler hakkında gerekli işlemlerin başlatılması ve ekolojik adaletin sağlanması amacıyla ilgili Bakanlıkların acil ve etkili girişimlerde bulunması zorunlu hale gelmiştir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Hakkâri ili sınırları içerisinde aktif, pasif ve arama aşamasında bulunan maden ruhsatlarının toplam sayısı nedir? Bu ruhsatların ilçe bazlı dağılımı, Zap Havzası, Cilo-Sat, Berçelan, Şedinli ve Çukurca ekosistemleri üzerindeki yoğunlaşma düzeyi nedir?
Zap Vadisi, Berçelan, Cilo-Sat, Şedinli ve Çukurca havzalarında verilen maden ruhsatlarının kaçında, ekosistem bütünlüğünü ve su döngüsünü doğrudan etkileyen bağımsız hidrojeolojik etki analizleri yapılmıştır?
Hakkâri-Şırnak hattında bulunduğu ifade edilen yaklaşık 100 milyon tonluk kurşun-çinko potansiyeline ilişkin rezerv raporlarının kamuoyu ve halktan gizlenmesinin gerekçesi nedir? Bu veriler hangi şirketlerle ve hangi önceliklerle paylaşılmıştır?
Hakkâri'de faaliyet gösteren şirketlerin çıkardığı cevherlerin ne kadarı yerinde işlenmekte ne kadarı işlenmeden yurt dışına sevk edilmektedir? Bölgenin katma değerden mahrum bırakılmasını önlemeye dönük hangi somut mekanizmalar uygulanmaktadır?
Son 10 yılda Hakkâri'de yürütülen madencilik faaliyetleri sonucunda doğal niteliğini kaybeden toplam alan kaç hektardır? Bu kayıp hangi yöntemlerle ölçülmektedir?
Zap Havzası'nda maden faaliyetleri nedeniyle oluşan ağır metal kirliliğine ilişkin düzenli izleme sonuçları nelerdir? Bu sonuçlar neden kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşılmamaktadır?
Maden ruhsatı verilen alanların kaçında endemik bitki türleri ve yaban hayatı envanteri hazırlanmıştır? Bu envanterler ruhsatlandırma sürecine bağlayıcı şekilde dahil edilmekte midir?
Türkiye genelinde 2026-2028 döneminde planlanan 5.750 maden sahasının kaçının korunan alanlar, mera alanları ve su havzalarıyla çakıştığı tespit edilmiştir? Bu çakışmalar hangi bilimsel ölçütlerle meşrulaştırılmaktadır?
Faaliyeti sona eren maden sahalarının kaçında rehabilitasyon yükümlülükleri eksiksiz biçimde yerine getirilmiştir? Denetim sonuçları neden kamuya açık değildir?
Hakkâri'de maden faaliyetlerinin ekonomik getirisi ile ekolojik yıkım, su kaybı, sağlık maliyetleri ve biyolojik çeşitlilik kaybını birlikte ölçen bütüncül bir "Ekolojik Bilanço Raporu" hazırlanmış mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
Bakanlığımız madencilik faaliyetlerinde önce insan, sonra çevre sonra katma değerli üretim düsturu ile hareket etmekte olup, ruhsat hukukuna ve madencilik faaliyetlerine ilişkin tüm işlemler 3213 sayılı Maden Kanunu, Maden Yönetmeliği ve ilgili meri mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede maden sahalarının ihale yolu ile ruhsatlandırılması işlemlerinde; ihaleye çıkarılacak alanın kamu hizmeti ve umumun yararına ayrılmış yerlere, Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda olan yollara, 1/5000 veya 1/2000 ölçekli nazım imar planı onaylanmış özel mülkiyete konu araziler ve binalar ile organize hale gelmiş tarım ve hayvancılık bölgelerine, denizlere, göllere, I. derece sit alanlarında fiziki olarak ortaya çıkarılmış kültürel varlıklara, mera ve orman alanlarına, su havzalarına isabet edip etmediğinin kontrolü yapılmaktadır.
Yürütülecek madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak ise; maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, Iş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsati'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.
Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.
Bu bilgiler ışığında; Hakkâri ilimizde halihazırda işletme izni bulunan ruhsat sayısı 28 olup, bu ilimizde madencilik faaliyetleri için kazılan alanların il yüz ölçümüne oranı %0,03'tür.
Maden Yönetmeliği'nin "Sicilin incelenmesi" başlıklı 97'nci maddesinde "..İlgisini inanılır kılan herkes, sicil kayıtlarının maden sicil memurlarından biri huzurunda gösterilmesini isteyebilir" şeklinde düzenleme yer almakta olup, bu çerçevede işletmelerin isimleri ve ruhsat bilgileri doğrudan açık bilgi şeklinde paylaşılamamaktadır. Nitekim aynı konuya ilişkin daha önce Bakanlığımız aleyhine açılan dava üzerine Ankara 16. Idare Mahkemesi tarafından verilen E:2016/2684, K:2018/177 sayılı kararda özetle;
…4982 sayılt Kanunun 23 üncü maddesiyle ve Yönetmeliğin 34'üncü maddesiyle "ticari sır" kapsamındaki bilgi ve belgeye erişimi kısıtlayan kuralın, bir ticari işletme veya şirketin faaliyet alanı ile ilgili yalnızca belirli sayıdaki mensupları ve diğer görevlileri tarafından bilinen, elde edilebilen, özellikle rakipleri tarafından öğrenilmesi halinde zarar görme ihtimali bulunan ve üçüncü kişilere ve kamuya açıklanmaması gereken, işletme ve şirketin ekonomik hayattaki başarı ve verimliliği için büyük önemi bulunan; iç kuruluş yapısı ve organizasyonu, mali, iktisadi, kredi ve nakit durumu, araştırma ve geliştirme çalışmaları, faaliyet stratejisi, hammadde kaynakları, imalatının teknik özellikleri, fiyatlandırma politikaları, pazarlama taktikleri ve masrafları, pazar payları, toptancı ve perakendeci müşteri potansiyeli ve ağları, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin veya bu gibi bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile ticari sır kavramının birlikte değerlendirilmesinden; şirketlerin pazar payları, müşteri potansiyeli ve ağlarına, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin bilgilerin ticari sır kapsamında kaldığı, ticari sır olarak nitelendirilebilecek belgelerin ise 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında değerlendirilmeyeceği açıktır." denilmek suretiyle şirket isimleri, kapasite bilgileri vb. hususların ticari sır kapsamında olduğu ve kamuya açıklanmaması gerektiği ifade edilmiş olup, açılan bu davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar üzerine yapılan istinaf başvurusu da Ankara Bölge Idare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin E.2018/836, K.2018/1092 sayılı kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 9'uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Ürettiği madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının % 50'si ve IV. Grup (c) bendi madenlerden altın, gümüş ve platin için ise Devlet hakkının % 40'1 alınmaz." ve 14'üncü maddesinin altıncı fıkrasında "V. Grup (c) bendi madenlerin yurt içinde entegre tesislerde kullanılarak metal hale getirilmesi halinde ödenmesi gereken Devlet hakkının %75 'i alınmaz." hükümleri kapsamında madenlerin yurt içinde katma değer elde edilerek satılmasına yönelik teşvik uygulamaları yer almaktadır.
Maden ruhsatlarının terk/iptal işlemleri 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 32'nci maddesinde yer alan;
...Herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda terk edilen alanlarda ruhsat sahibi gerekli emniyet tedbirlerini almak ve sahanın son durumunu gösterir teknik belgeleri Genel Müdürlüğe vermek zorundadır. Ruhsat sahibi yukarıda belirtilen tedbirleri en geç bir yıl içinde almak ve işletme faaliyetinde bulunulan alanı işletme projesi doğrultusunda çevreye uyumlu hale getirmek zorundadır. Verilen bu sürede çevre ile uyum planı çerçevesinde gerekli güvenlik önlemlerinin ve çevresel önlemlerin alınmaması durumunda tedbir alınana kadar sorumluluk ruhsat sahibinin olması şartıyla, bu durum valiliğe bildirilir. Çevre ile uyum çalışması için gerekli tedbirler, çevreye uyum planına uygun olarak orman arazilerinde ilgili orman idaresi, diğer alanlarda il özel idareleri veya valilikler tarafından yerine getirilir. Orman idaresi, il özel idaresi veya valilik tarafından çevre ile uyum planına uygun olarak yapılan masraflar, ruhsat bedelinden çevre ile uyum planı çalışmaları için emanete yatırılan tutarlardan karşılanır. ....
Yürütülecek olan faaliyetlerin çevresel etkilerini konu alan ÇED sürecine ilişkin işlemler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı uhdesinde yürütülmekte olup, bu çerçevede Önerge içeriğinde yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Alparslan BAYRAKTARBakan