İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/30913 GEÇ CEVAPLANDI · 355 GÜN

Kadın istihdamını artırmak için yürütülen çalışmalara ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 9 Temmuz 2025 tarihinde 7/30913 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 355 gün sonra, 29 Haziran 2026).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Kadın istihdamını artırmak için yürütülen çalışmalara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/30913, 9 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-30913-kadin-istihdamini-artirmak-icin-yurutulen-calismalara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/63c86170-28a3-432c-be49-0197f442aaba

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 355 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Öznur Bartin Hakkâri Milletvekili

2025 yılının ilk 6 ayında, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun raporuna göre, en az 136 kadın erkekler tarafından katledilmiş, 145 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetmiştir. Bu veriler, erkek şiddetinin sistematik bir yapıya büründüğünü ve devletin önleyici, koruyucu, cezalandırıcı mekanizmalarının etkisiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. Erkek şiddeti münferit değil; politik, sistemli ve ataerkil düzenin sürdürülebilirliğini güvence altına alan bir araçtır.

Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

136 kadının 96'sı, aile içinden bir erkek tarafından, çoğunlukla kendi evinde katledilmiştir. Ev içi alanın kadınlar için güvenli bir yer olmaktan çıkması, "aile bütünlüğü" adı altında kadınların eve kapanmasını teşvik eden resmi politikaların ölümcül sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Rapor, kadınların katledilmesi sırasında onların çocuklarının, annelerinin, kardeşlerinin ya da arkadaşlarının da saldırıya uğradığını, 35 kişinin bu süreçte ya öldürüldüğünü ya da ağır yaralandığını ortaya koymaktadır. Ataerkil şiddet, yalnızca kadının varlığını değil, onunla dayanışan, yanında duran herkesi cezalandırmaktadır. Bu durum, şiddetin yalnızca bireye değil, kadın mücadelesine ve dayanışmasına karşı yürütülen bir savaşa dönüştüğünü göstermektedir.

Kadınların *010'u, "ekonomik gerekçeler" öne sürülerek katledilmiştir. Ataerkil düzen, derinleşen ekonomik krizi erkek egemenliğini yeniden tesis etmenin bahanesi hâline getirmekte, kadınları hem yoksulluğun hem de erkek şiddetinin hedefi hâline getirmektedir. Bu ikili tahakküm, kadınların yaşam alanlarını, öznelliklerini ve direnme güçlerini sistemli olarak imha etmektedir.

2025'in ilk 6 ayında katledilen kadınlardan 9'unun, olay anında geçerli koruma kararları bulunmaktaydı. Geriye kalan 123 kadın hakkında koruma kararı olup olmadığı dahi bilinmemektedir. Bu durum, 6284 sayılı Kanun'un kâğıt üzerinde kaldığını; devletin önleyici görevini yerine getirmediğini, şiddete karşı etkili bir irade ortaya koymadığını göstermektedir.

İstanbul Sözleşmesi?nden çekilmenin ardından kadın katliamları her yıl artmıştır: 2021'in ilk 6 ayında 131 kadın, 2022'de 164, 2023'te 147, 2024'te 205 kadın katledilmiş, 2025'in ilk yarısında ise 136 kadın yaşamını yitirmiştir. Bu tablo, sözleşmeden çekilmenin kadınların can güvenliği üzerindeki yıkıcı etkisini net biçimde göstermektedir. Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden taraf olması bir tercihten öte, kadınların yaşam hakkını korumak için acil ve zorunlu bir adımdır.

Cezasızlık politikaları ve infaz düzenlemeleri, şiddet faillerini cesaretlendirmekte; erkek şiddetini görünmez bir hâle getirmektedir. 2025'in ilk 6 ayında katledilen 15 kadın, daha önce suç işlemiş erkekler tarafından öldürülmüştür. Bu durum, devletin ceza adaleti sisteminin kadınların değil faillerin lehine işlediğini ortaya koymaktadır. Kadınlar sadece katledilmiyor, aynı zamanda işgücüne katılımlarından sosyal yaşamlarına kadar her alanda sistematik olarak dışlanıyor. Kadınların 2025 ilk çeyrek TÜİK verilerine göre 6 milyondan fazlası "ev işleriyle meşgul" olduğu gerekçesiyle işgücü dışında bırakılmıştır. Kadınların ekonomik bağımsızlığının ellerinden alınması, şiddete daha açık hâle gelmelerine neden olmaktadır.

DEM Parti olarak, kadına yönelik şiddetin ve kadın katliamlarının ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan, kadınları özne kabul eden, onların dayanışma örgütlerini destekleyen ve ataerkil yapılarla hesaplaşan politikalarla durdurulabileceğine inanıyoruz. Mevcut veriler, koruma sistemlerinin işlevsizliğini, ceza adaletinin yetersizliğini ve toplumsal eşitsizliklerin ölümcül sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Bu nedenle; kadın katliamlarının durdurulması, şüpheli kadın ölümlerinin etkin biçimde soruşturulması, koruma ve önleme politikalarının etkili bir şekilde uygulanması, İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden taraf olunmasına yönelik toplumsal taleplerin dikkate alınması ve gerekli yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi amacıyla, Bakanlığınız tarafından gerekli önlemlerin ivedilikle alınması hayati önemdedir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. 2002-2025 yılları arasında TÜİK verilerine göre, "ev işleriyle meşgul" olduğu için işgücüne katılamayan kadın sayısı kaçtır?

  2. Aynı yıllar içinde kadınlara yönelik aktif istihdam teşviklerinden yararlanan kadın sayısı nedir?

  3. Şiddet mağduru kadınlara yönelik özel istihdam programı, işe yerleştirme desteği ya da mikro kredi uygulamaları 2002-2025 yılları arasında kaç kişiye ulaşmıştır?

  4. İşyerinde kadınlara yönelik taciz ve mobbing şikayetleri 2002-2025 yılları arasında kaçtır? Bunların kaçı için inceleme başlatılmıştır?

  5. 2002-2025 yılları arasında kadınların sigortalı çalıştığı alanlarda işten ayrılma nedenleri arasında "eşinin istememesi", "evlilik", "gebelik" gibi gerekçelerin oranı nedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·

İlgi (o : 22.07.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1669862 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile Hakkari Milletvekili Sayın Öznur BARTİN tarafından yöneltilen 7/30913 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"Bakanlığımız, çalışma hayatında insana yakışır iş anlayışının yaygınlaştırılması ve işyerlerinde şiddete sıfir tolerans gösterilmesi hususlarına önem vermekte ve bu konuda politikalar üretmektedir. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz (mobbing) olaylarının önlenmesi amacıyla hazırlanan 'İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi? konulu 2011/2 sayılı Genelgenin 5'inci maddesi uyarınca Bakanlığımız bünyesinde "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu" oluşturulmuştur. 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Kurul yeniden teşekkül ettirilmiştir.

Bununla birlikte, Bakanlığımız tarafından ALO 170 hattının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve çalışanlar tarafından bireysel dilekçeler yoluyla yapılan mobbing şikayet süreçleri takip edilmektedir. Bu kapsamda başvurular, başvuruyu yapan kişinin kamu veya özel sektörde çalışmasına bağlı olarak farklı şekilde değerlendirilmektedir. Özel sektör çalışanlarınca yapılan başvurular, başvuruyu yapan kişinin çalıştığı ildeki Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri tarafindan incelenmekte; kamu sektöründe çalışanlar tarafından yapılan başvurular ise tacizin gerçekleştiği kurum tarafından incelenmekte ve Bakanlığımıza bilgilendirme yapılmaktadır.

Öte yandan, Bakanlığımız tarafından istihdamın korunması ve işsizlikle mücadele kapsamında aktif ve pasif istihdam politikaları uygulanmaktadır. Açıklanan istihdam paketleri ile başta kadınlar olmak üzere işsizlerin istihdam edilmesi durumunda çeşitli sürelerle prim indirimleri ve destekler sunulmaktadır.

Aktif işgücü piyasası politikaları ile işgücünün istihdam edilebilirliği artırılarak işverenlerin ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünün yetiştirilmesi adına aktif işgücü hizmetleri kapsamında başta kadınların da faydalandığı mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları olmak üzere özel kurs, program, proje ve uygulamalar düzenlenmektedir.

Nitekim Türkiye'de kadın istihdamına yönelik çalışmalarda bulunan kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, kadın kooperatifleri ve özel sektör kuruluşları ile bir araya gelerek kayıtlı kadın istihdamının arttırılmasını sağlayacak bir iş birliği programı olan 'İş Pozitif" Programı ile Türkiye'de kadın istihdamına yönelik mesleki eğitim, teşvik ve hibe gibi destekler veren kamu kurumları, yetişmiş insan kaynağına sahip sivil toplum kuruluşları üretim kapasitesine sahip kadın kooperatifleri ve istihdam sağlayan özel sektör kuruluşlarının sunduğu hizmetler tek bir platformda toplanmıştır. İş Pozitif Programı çatısı altında kadınların işgücü piyasasında hiç yer alamadıkları ya da çok az yer alabildikleri alanlarda kadın istihdamının desteklenmesi amacı ile "Her Meslekte Kadın Eli Projesi' hayata geçirilmiştir. |

Ayrıca Ülkemiz işgücü piyasasına ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumu almaktadır."

Bakan Çankaya / ANKARA Tel:(312) 296 — 71 68

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir