Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde bulunan bazı mahkumların tahliye edilmediği iddiasına ilişkin
Kaynak göster
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti), 15 Ağustos 2025 tarihinde 7/33479 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 147 gün sonra, 9 Ocak 2026).
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti, İstanbul). “Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde bulunan bazı mahkumların tahliye edilmediği iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33479, 15 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33479-bakirkoy-kadin-kapali-cezaevinde-bulunan-bazi-mahkumlarin-tahliye-edilmedigi-iddiasina-ili (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/20611cf0-69cb-4fb8-91bf-0198bc00e12d
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 147 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 96. ile 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz edesim.
Kezban KONUKÇU İstanbul Milletvekili
Her geçen gün hak ihlallerinin arttığı Türkiye cezaevlerinde aldıkları cezaları bitmesine rağmen özellikle siyasi mahpusların serbest bırakılmamaları ile yaşam ve özgürlük hakları engellenmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Hak ihaleleri, disiplin cezaları ve kötü muamele ile gündemden düşmeyen cezaevlerinde insan haklarına, uluslararası sözleşmelere ve Anayasa'da belirlenen eşitlik ilkesine aykırı olan "Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik" ile takdir yetkisi genişletilen ve hiçbir kamu idaresi yargısal bir süreçte rol oynayamazken cezaevlerine "yargısal bir yetki? vererek tahliyeler konusundaki başvuruları değerlendiren İdare ve Gözlem Kurulu'nun, hukuki dayanaktan yoksun, keyfi ve siyasi saiklerle şekillenen kararları ile birçok mahpusun infazlarını tamamlamış olmalarına ve koşullu salıverilme tarihleri gelmiş bulunmasına rağmen tahliyelerinin engellendiği bir çok sivil toplum kuruluşunun yapmış oldukları açıklamalarla ortaya konmaktadır. Kurul kararlarında sıkça kullanılan "iyi hal göstermeme? "pişmanlık duymama" gibi gerekçelerin; ölçülebilir, nesnel ve şeffaf kriterlerden uzak, mahpusun siyasi kimliği, düşünceleri ve duruşuyla ilişkilendirilerek verilmesine yönelik iddialar İdare ve Gözlem Kurulu'nun, cezaevlerindeki siyasi mahpusları cezalandırıcı, ayrımcı ve intikamcı bir anlayışla hareket ettiğine işaret etmektedir.
Nitekim, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutulan mahpuslara dair Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından yapılan açıklamalarda; Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda özellikle uzun süredir tutulan siyasi mahpusların tahliyesinin sistematik biçimde engellendiğini, birçok mahpusun "iyi hal yok" denilerek tahliye edilmediklerini, İdari Gözlem Kurulu'nun mahpuslarla görüşmeden "kopyala-yapıştır" yöntemlerle kararları hazırlanmakta olduğunu ve kararların önceden hazırlanıp sadece imzaya açıldığını, mahpusların kurula çıkarılmayarak kişiselleştirilmiş adil değerlendirme hakkını yok saydığını ifade etmiştir.
Bu uygulamalar, Anayasa'nın 9. maddesinde güvence altına alınan, yargı yetkisinin yalnızca bağımsız ve tarafsız mahkemelere ait olduğu ilkesini açıkça ihlal etmektedir. Zira, mahkemeler tarafından verilmiş ve kesinleşmiş tahliye ya da koşullu salıverilme kararları, cezaevi bünyesinde oluşturulan İdare ve Gözlem Kurulları tarafından, "iyi hal" bahanesiyle fiilen hükümsüz kılınmakta, kurullar yargı erkinin yerine geçilerek bir tür *yeni yargı" mekanizması oluşturulmaktadır.
Öte yandan, bu hukuksuzluğa karşı kamuoyu sessiz kalmamaktadır. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından yapılan açıklamalar ve hak savunucularının sosyal medya üzerinden yürüttüğü #BakırköydekiMahpuslaraSesVer! etiketiyle başlatılan dijital farkındalık kampanyası, cezaevlerindeki bu hukuksuzluğun görünür kılınması açısından büyük önem taşımaktadır. Toplumun farklı kesimlerinin vicdanında karşılık bulan bu çağrı, aynı zamanda demokratik bir hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirme zorunluluğuna işaret etmektedir.
"Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonuyla çalışmalarımıza kesintisiz devam edeceğiz" şeklindeki açıklamalarınız dikkate alındığında, cezaevleri içindeki bu tür idari kurulların yargı yetkisini aşan kararlar alması, kuvvetler ayrılığı ilkesine, hukuk devleti anlayışına ve temel haklara açıkça aykırılık teşkil ettiği aynı zamanda, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen Anayasa'nın 19. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Birleşmiş Milletler Mahpusların Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları) ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme gibi birçok uluslararası düzenlemeyi de ihlal ettiği ortadadır.
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutularak ailelerinden ve özgürlüklerinden koparılan bu kadınlar keyfi ve hukuksuz bir şekilde ikincil bir cezalandırmaya tabi tutulmaktadırlar.
Mahpusların yasal haklarının gasp edilmesi, hukuka olan güveni zedelemektedir. Kamuoyunun vicdanını yaralayan bu uygulamaların sona erdirilmesi ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi için Bakanlığınızın acil bir adım atması gereği ortadadır.
Bu bağlamda;
I- Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda, mahpusların infazlarını tamamlamalarına ve koşullu salıverme tarihleri gelmesine rağmen İdare ve Gözlem Kurulu'nun keyfi ve hukuki izahtan yoksun kararlarıyla; tahliyelerinin engellendiği Bakanlığınız bilgisi dahilinde midir?
SORULAR
Bakanlığınızca Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki İdare ve Gözlem Kurulu'nun kararlarını hukuka uygunluk açısından denetlemek için herhangi bir çalışma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa, bu çalışmaların sonuçları nelerdir?
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda, 2024 yılı başından bu yana, koşullu salıverilme veya infaz tamamlama tarihi gelmesine rağmen İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla tahliyesi reddedilen mahpus sayısı kaçtır? Bu mahpusların kaçı kadın, kaçı siyasi tutuklu veya hükümlüdür?
Bu ret kararlarında en çok hangi gerekçeler kullanılmaktadır? Bu gerekçelerin hangi objektif, ölçülebilir ve hukuken denetlenebilir kriterlere dayandığı kamuoyuyla paylaşılmış mıdır?
İdare ve Gözlem Kurulu'nun tahliye erteleme kararlarında esas aldığı "iyi hallilik? kriteri hangi objektif ölçütlere dayanmaktadır? Kurulun, mahpusların siyasi düşünceleri, duruşları veya cezaevi yönetimine karşı eleştirileri nedeniyle tahliyeleri engellediği iddiaları doğru mudur?
Cezaevinde tutulmaya devam eden mahpusların siyasi görüşleri, kimlikleri veya demokratik talepleri nedeniyle özel olarak hedef alındığına dair iddialar hakkında Bakanlığınız bir soruşturma veya inceleme başlatmış mıdır? |
Bu tür ret kararları nedeniyle infazını tamamlamış olmasına rağmen cezaevinde tutulmaya devam eden mahpusların durumu, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu (TCK 109) kapsamında değerlendirilmekte midir?
'Pişmanlık göstermeme" ya da "kurum içinde olumlu davranış sergilememe" gibi öznel değerlendirmelerin, hukuki bir kategoriye dayandırılması mümkün müdür? Bu gerekçeler Anayasa ve AİHS bakımından meşru kabul edilebilir mi?
Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu'nun kararlarının şeffaflığı ve denetimi nasıl sağlanmaktadır? Bu kurulun kararlarının keyfiyetten uzak, hukuka uygun ve objektif kriterlere dayanarak alındığını garanti altına almak için
Bakanlığınızın ne gibi önlemleri bulunmaktadır?
YYUTİ
İdare ve Gözlem Kurulu kararlarına karşı başvurulabilecek etkin, bağımsız ve erişilebilir bir denetim mekanizması var mıdır? Varsa bu mekanizmaların işlevselliği ve tarafsızlığı nasıl güvence altına alınmaktadır?
Anayasa'nın 9. maddesi uyarınca yargı yetkisi sadece mahkemelere aitken, İdare ve Gözlem Kurullarının "iyi hal" değerlendirmesi adı altında mahkemelerin kararlarını fiilen geçersiz kılmasının hukuki dayanağı nedir? Bu durum bir yetki gaspı değil midir?
Kurulların yargı erkinin yetki alanına müdahalesi, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkesi açısından nasıl değerlendirilmektedir? Bakanlığınız bu konuda bir düzenleme ya da yasal değişiklik hazırlığı yapmakta mıdır?
İnfaz yasasının temel amacı topluma kazandırma iken, bu tür uygulamalarla mahpusların cezaevinde tutulmaya devam edilmesi, infaz rejiminin amacından saptırılması anlamına gelmektedir. Bakanlık olarak, bu durumun önüne geçmek için infaz süreçlerinin şeffaflığını ve adaletini sağlamaya yönelik bir düzenleme yapılması düşünülmekte midir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1697712 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/33479 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden RSg6WiF - TD8NX5C - mxM2Ggm - SgIAM8- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1534-5848/8041 Konu : Yazılı soru önergesi 01-101 /2026
Sayın Kezban KONUKÇU İstanbul Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/33479 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Ceza ve infaz mevzuatımızda "siyasi tutuklu" veya "siyasi mahpus" kavramları bulunmamaktadır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2. maddesinde terör suçlusu, 3. maddesinde ise terör suçları tanımlanmıştır. Ayrıca 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun, hükümlülerin gruplandırılmasını düzenleyen 24. maddesi ile hükümlünün barındırılması ve yatırılmasını düzenleyen 63. maddesinde "terör suçluları"ndan söz edilmektedir. Buna göre ceza infaz kurumlarında, terör suçlarından hükümlü terör suçluları ile terör suçlarından tutuklu veya hükümözlü kişiler barındırılmaktadır.
I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.
Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca ziyaretler düzenlenebilecektir.
Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap gov.tr adresinden ZPXZI1c - hUSBciw - bWKyPtF - MİKİTC- ilcerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.
Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.
MI- A) 5275 sayılı Kanunun "Koşullu salıverilme" kenar başlıklı 107. maddesinde, "Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri" kenar başlıklı 108. maddesinde ve 3713 sayılı Kanunun "Koşullu salıverilme" kenar başlıklı 17. maddesinde, koşullu salıverilme süreleri ve oranları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
B) 5275 sayılı Kanunun;
I- "Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve kaldırılması" kenar başlıklı 48. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilme işleminin yapılmayacağı, ancak bu sürenin hakederek salıverme tarihini geçemeyeceği; dördüncü fıkrasında, infaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında verilen disiplin cezasının niteliğine göre fıkrada belirlenmiş sürelerin (onbeş gün ilâ bir yıl) esas alınacağı ve bu süreler sonunda yeni bir disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla bu cezaların kaldırılacağı,
2- "Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" kenar başlıklı 89. maddesinin birinci fıkrasında hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı; ikinci fıkrasında, birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı; altıncı fıkrasında, açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin bir yılı geçemeyeceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
2275 sayılı Kanunun 89. maddesinde, 14/04/2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan ve yukarıya alınan değişiklikler, 01/01/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
C) 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza
İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin;
I- "Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" kenar başlıklı 109.
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden ZPXZI1c - hUSBc1w - DWNKyYPtE - MİKTTC- ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü maddesinin; birinci fıkrasında hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme risklerinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı; ikinci fıkrasında, birinci fıkra gereğince yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirmeye yönelik psiko-sosyal ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetleri, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikaları, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı,
2- "Disiplin eylemi nedeniyle iyi hâl kararı verilmesine engel hâller ve şikâyet" kenar başlıklı 110. maddesinin birinci fıkrasında, gözlem değerlendirme raporu veya gelişim değerlendirme raporunda yazılı olup da henüz kaldırılmamış disiplin cezası bulunan hükümlü hakkında iyi hâl kararı verilemeyeceği, hükümlünün iyi hâline ilişkin değerlendirmenin, ancak daha önceden verilmiş olup da disiplin cezası infaz edilmiş ve bu cezası kaldırılmış olanlar hakkında yapılabileceği; ikinci fıkrasında, disiplin cezasını gerektiren bir eylemi işlemiş olmasına rağmen, koşullu salıverilme tarihinde bu eyleminden dolayı disiplin soruşturması henüz sonuçlandırılmayan hükümlüler hakkında iyi hâl kararının verilip verilmemesinin idare ve gözlem kurulunca takdir edileceği; üçüncü fıkrasında, idare ve gözlem kurulunca, hükümlü hakkında, süre belgesindeki muhtemel koşullu salıverilme tarihi de dikkate alınarak iyi hâle ilişkin olarak bir karar verileceği,
Hükümlerine yer verildiği malâmlarıdır.
Bu kapsamda idare ve gözlem kurulunca verilen kararlara karşı infaz hâkimliği nezdinde şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna başvurulabilmektedir.
IV- İşlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma başlatılması, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte açılan davalara ilişkin yapılan yargılamalar, Anayasanın 9. ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.
V- Anayasanın, "Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi" kenar başlıklı 88. maddesinde kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği hükmü yer almakta iken söz konusu hüküm, 16/04/2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesiyle; kanun teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği şeklinde değiştirilmiş, söz konusu düzenleme 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren |
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden Z rxZI1c - hUSBcliw - bWKyPt F - MFKfTC3ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 38. maddesinin birinci fikrasının (e) bendinde; adalet hizmetleriyle ilgili konularda gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek Bakanlığımızın görevleri arasında sayıldığından çalışmalarımız bu çerçevede yürütülmektedir.
VI- Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 24/09/2025 tarihli cevapta;
A) Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü,
B) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden ZrXZ11c - hUSBciw - bWKyPtF - MİKİTC ile erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan