İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/33656 GEÇ CEVAPLANDI · 82 GÜN

Kulp Çayı üzerinde bulunan HES'in çevresel etkilerine ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 82 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

GİBİ a, HALKLARIN EŞİTLİK VE DENOKRASI PARTİSİ GRUP BAŞKANLIĞI

KONU SN e 9 " po Tarih 2 —24-27902Z( 33096 e eek öreoyeliiymee SYYEr epey rerer;

Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞPNA

Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde, Kulp Çayı üzerinde 2009 yılında devreye alınan ve Yıldızlar Grup tarafından işletilen bir hidroelektrik santralinin (HES) ciddi çevresel tahribata yol açtığı iddia edilmektedir. Yerel halkın bildirimine göre, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında barajdan doğaya bırakılması gereken su şirket tarafından elektrik üretimi amacıyla tutulmuş, bu sebeple Kulp Çayı'ndaki su akışı neredeyse tamamen durma noktasına gelmiştir. Suyun kesilmesiyle birlikte çayın birçok noktasında kurak bir görüntü oluşmuş, su seviyesinin düşmesi nedeniyle toplu balık ölümleri yaşanmıştır. Bölge halkının cep telefonlarıyla kaydettiği görüntülerde balıkların su yetersizliği yüzünden çırpınarak yaşam mücadelesi verdiği görülmekte,

© yetkililerin sessiz kalması karşısında vatandaşlar hortumlarla çaya su vererek balıkları hayatta tutmaya çalışmaktadır. Yöre halkı ve çevre aktivistleri, "Şirketin ekonomik çıkarları uğruna doğa yok ediliyor... Yetkililer seyirci kalıyor" diyerek kamuoyuna ve basına yaşanan bu ekolojik tahribat karşısında duyarlılık göstermeye çağrı yapmıştır.

Bu olay bölgede ilk defa yaşanan bir durum değildir. Örneğin 2021 yazında da kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle su seviyesi azalan Kulp Çayı, HES'in faaliyetiyle birlikte tamamen kurumuş ve binlerce balığın ölümü gerçekleşmiştir. Yıllardır devam eden bu sorun karşısında, yerel halkın iddiasına göre yetkililer etkili bir önlem almamış ve yaşanan tahribat her yıl büyüyerek devam etmiştir.

Bilindiği üzere mevzuata göre HES işletmecileri, nehir ekosisteminin devamlılığını sağlamak . için dere yatağına "can suyu" adı verilen asgari suyu bırakmakla yükümlüdür. "Su Kullanım Hakkı" yönetmeliğine göre, dereye bırakılacak can suyu miktarı, HES projesine esas alınan son on yıllık ortalama akımın en az yüzde onu olmak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, çevre mevzuatının ve HES'in işletme şartlarının ihlali anlamına gelecektir. Kulp Çayı örneğinde, eğer şirket gerçekten canlı yaşamı için gerekli suyu bırakmadıysa, bu durum hem yasal bir ihlal hem de ekosistem için telafisi zor bir zarar oluşturmaktadır. Nitekim kütlesel balık ölümleri ve su ekosisteminin tahribatı, bırakılan can suyu miktarının yetersiz kaldığını veya hiç bırakılmadığını göstermektedir.

Öte yandan, HES işletmecisi Yıldızlar Enerji A.Ş. iddiaları reddeden bir açıklama yapmıştır. Şirket, suyun kâr amaçlı tutulup balık ölümlerine yol açıldığı iddiasının "kesinlikle doğru olmadığını" belirtmiş; yaklaşık 15 yıldır EPDK lisansı ve çevre mevzuatına uygun şekilde dereye düzenli olarak can suyu bıraktığını savunmuştur. Şirketin yazılı açıklamasında, bölgede yaşanan su seviyesindeki düşüşün esas olarak iklim değişikliği ve kuraklıktan kaynaklandığı vurgulanmış; Temmuz ve Ağustos aylarında çeşme suyu ve sulama ihtiyacını gözetmek için elektrik üretiminden feragat edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca firma, HES sonrasındaki kesimde Kulp ilçe içme suyu tesisi, şantiyeler ve izinsiz sulama kanallarınca kontrolsüz su çekildiğini, sosyal medyada paylaşılan kuruyan çay ve ölü balık görüntülerinin de bu su çekiminin yapıldığı noktaların aşağısındaki alanlara ait olduğunu iddia etmektedir.

Yerel halkın gözlemleri ile şirketin beyanları arasındaki bu keskin çelişki, konunun derinlemesine araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. HES işletmecisinin yasal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, getirmediyse neden denetlenmediği; eğer şirketin iddia ettiği gibi esas sorun kuraklık ve izinsiz su kullanımıysa, bu durumun neden engellenemediği ve ekosistemin korunması için ne gibi tedbirler alındığı belirsizliğini korumaktadır. Sonuç olarak Kulp Çayı'nda yaşam alanı yok olan balıklar ve zarar gören dere ekosistemi, ilgili kamu otoritelerinin hem şirketi hem de su kullanımını denetleme konusundaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. HES ile DSİ arasında yapılan su kullanım hakkı anlaşmasında dereye bırakılması gereken can suyu miktarı nedir? DSİ bu yükümlülüğün yerine getirilip getirmediğini denetlemiş midir?

  2. Kulp Çayı'ndan izinsiz veya kontrolsüz su çekimi yapılmakta mıdır? Bu konuda Bakanlığınızın herhangi bir tespiti veya yaptırımı olmuş mudur?

  3. Balık ölümlerine dair Bakanlığınızın yaptığı bir inceleme var mıdır? Ölen türler tespit edilmiş midir ve koruma altında olan türler bulunmakta mıdır?

  4. Kurak dönemlerde akarsuların tamamen kurumaması için Bakanlığınız hangi önlemleri almaktadır? HES'lerin üretimi kısarak can suyu artırmaları yönünde bir uygulama söz konusu mudur?

  5. Kulp Çayı özelinde, can suyu miktarının yeniden belirlenmesi veya HES'in faaliyet koşullarının revize edilmesi gibi adımlar gündemde midir? Benzer ekolojik tahribatların önlenmesi için hangi yapısal tedbirler planlanmaktadır?

  6. Kulp Çayı'nda yaşanan balık ölümlerine dair numune alımı yapılmış mıdır? Balıkların ölüm nedeni bilimsel olarak raporlanmış mıdır?

  7. Bölgedeki köylülerin su ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla DSİ'nin acil bir müdahale planı olmuş mudur?

  8. DSİ, HES'in su bırakma programını düzenli izlemek için debi ölçüm istasyonları kurmuş mudur? Bu istasyonların verileri kamuoyuna açık mıdır?

  9. Türkiye genelinde DSİ ile HES işletmecileri arasında yapılan su kullanım hakkı anlaşmalarında "ekolojik zarar" gerekçesiyle fesih ya da revizyon örneği olmuş mudur?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

İbrahim Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanı ·

Kulp-1 ve Kulp- 4 Hidroelektrik Enerji Üretim Tesisinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma gereğince, Hidroelektirik Enerji Santrali (HES) tesisinin mansabında kalan bölümde, akarsu yatağında flora ve fauna ile yaban hayatının devamı için gerekli olan çevresel akış miktarı, projeye esas alınan son 10 yıllık ortalama akımın genel olarak yaklaşık 9610'u olarak belirlenmiş olup bu kapsamda gerekli su ihtiyacı çevirme yapısından mansaba bırakılmaktadır. Kulp Çayı'na bırakılması gereken can suyu miktarı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz (DSİ) ilgili birimlerince online olarak izlenmektedir.

Can suyunun bırakıldığı noktadan sonraki kesimlerde çay yatağındaki suyun kullanımı konusunda DSİ Genel Müdürlüğünce yapılan bir su tahsisatı yoktur.

15.06.2019 tarihli ve 30802 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in "Doğal hayatın devamı için bırakılacak su ve üzerindeki projeler" başlıklı 15'inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Şirket, dere yatağının su alma yeri mansabında doğal hayatın idamesini sağlar ve bu kesimde su haklarını karşılayacak miktardaki suyu kesintisiz ve dalgalanma yapmadan yatağa bırakır. Doğal hayat için dere yatağına bırakılacak suyun miktar ve zamanlaması, kurulacak hidroelektrik enerji üretim tesisleri ile ilgili şirket tarafından hazırlanacak Çevre Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda/Proje Tanıtım Dosyasında belirlenir. Ancak, doğal hayatın devamı için mansaba bırakılacak su miktarı projeye esas alınan son on yıllık ortalama akımın en az "10'u kadar olmak zorundadır. ÇED raporu sürecinde ekolojik ihtiyaçlar göz önüne alındığında bu miktarın yeterli olmayacağının belirlenmesi durumunda miktar artırılır. Belirlenen bu miktara mansaptaki diğer teessüs etmiş su hakları ayrıca ilave edilerek, kesin proje çalışmaları belirlenen bu toplam miktar dikkate alınarak yapılır. Nehirde son on yıllık ortalama akımın 9610'undan daha az akım olması halinde suyun tamamı doğal hayatın devamı için mansaba bırakılır." hükmü gereğince, mansaba bırakılacak su ilk etapta, son on yıllık ortalama akımın en az 9ol0'u olacak şekilde belirlenir ve nehirde daha az akım olması durumunda ise suyun tamamı doğal hayatın devamı için mansaba bırakılır. İşletmedeki tüm HES projelerinde, bu gereklilik sağlanmakta, yapılan takiplerde ihlalin tespiti halinde ise ilgili kurumlarca cezai işlem uygulanmaktadır.

Kulp Çayı özelinde, kurak döneme bakılmaksızın, takip edilen akım gözlem değerlerinde, can suyu ile ilgili sıkıntılar mevcut olduğu takdirde, can suyu miktarının revize edilmesi veya HES'in faaliyetinin revize edilmesi gibi ilave tedbirlerin alınması işlemleri DSİ tarafından yürütülmektedir.

Vatandaşların gerek içme suyu ve gerekse tarımsal sulama suyu ihtiyacını karşılamak için DSİ tarafından su kaynağı potansiyeli kapsamında her türlü tedbir alınmaktadır.

Su Kullanım Anlaşması'na göre, HES firmaları can suyu istasyonu açmak ve bunu işlettirmek zorundadırlar. DSİ can suyu istasyonlarında kontrol ölçümleri yaparak, can suyu istasyonlarını belirli periyotlarda denetlemektedir. Can suyu istasyonlarında geçen suyun tespitini HES firması özel firma ile ya da DSİ ile protokol yaparak yaptırmaktadır.

Yapılan incelemeler ve mevcut resmi kayıtlara göre. günümüz itibarıyla DSİ ile HES işletmecileri arasında imzalanan su kullanım hakkı anlaşmalarının "ekolojik zarar" gerekçesiyle feshi veya revizyonuna ilişkin bir örnek bulunmamaktadır. Ayrıca projenin ÇED izinleri kapsamında yapılacak incelemeler neticesinde ihlallerin tespiti halinde, ÇED İzin TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı ere

Denetim Genel Müdürlüğü tarafından gerekli işlemler yürütülmekte, gerekli görülen hallerde veya yargı kararları esas alınarak ÇED belgesi iptal edilebilmektedir. ÇED belgesinin iptali halinde, yürürlükteki mevzuat hükümleri gereği, şirketlerle imzalanmış olan Su Kullan Hakkı Anlaşmaları kendiliğinden hükümsüz kalmaktadır.

Ayrıca, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "İdari cezalarda yetki" başlıklı 24'üncü maddesi hükmü gereği olan iş ve işlemler tesis edilmektedir.

Kulp Çayı'nda balık ölümleriyle ilgili Diyarbakır İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüze herhangi bir bildirim ve ihbar yapılmamıştır. Bakanlığımızca yerinde yapılan denetim ve inceleme sonucunda, balık ölümlerine rastlanılmamıştır.

İbrahim YUMAKLIBakan

Metin otomatik okundu. 2 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir