İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/34815 GEÇ CEVAPLANDI · 123 GÜN

Türk vatandaşlığı başvurusu reddedilen bir kişinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi talebine ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 3 Ekim 2025 tarihinde 7/34815 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 123 gün sonra, 3 Şubat 2026).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Türk vatandaşlığı başvurusu reddedilen bir kişinin yaşadığı mağduriyetin giderilmesi talebine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/34815, 3 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-34815-turk-vatandasligi-basvurusu-reddedilen-bir-kisinin-yasadigi-magduriyetin-giderilmesi-taleb (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/96d7453f-8bee-4553-8714-0199b8a849c0

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 123 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Öznur Bartin

Mezopotamya Ajansı'na yansıyan habere göre; Hakkâri'nin (Colemârg) Kel&tan köyünde 1969 yılında dünyaya gelen Abdullah Muhammed Çiçek, annesi Meryem Çiçek ve babası Muhammed Çiçek'i 1975 yılında Irak güçleri ile pâşmerge arasında çıkan çatışmalarda yapılan bombardımanda kaybetmiştir. Henüz 5 yaşındayken anne ve babasız kalan Çiçek, amcalarının da sahip çıkmaması nedeniyle 15 yaşına kadar farklı evlerde kalarak büyümüş, daha sonra çobanlık ve inşaat işlerinde çalışarak yaşamını sürdürmüştür.

Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Çiçek, nüfusa hiç kaydedilmediği için 2006 yılına kadar herhangi bir nüfus cüzdanı ya da kimlik belgesine sahip olamamıştır. 2006 yılında kendisine verilen "mülteci kimliği" ile yaşamını sürdürmüş; ancak yaptığı vatandaşlık başvuruları reddedilmiştir. Ret gerekçesinde, 1984 yılında Hakkâri'nin Çukurca (Çel&) ilçesinde çıkan çatışmalarda nüfus kayıt evraklarının yandığı ileri sürülmüştür.

Yaklaşık 20 yıldır "mülteci kimliği" ile yaşayan Çiçek, bu kimlik nedeniyle her hafta imza vermek zorunda bırakılmıştır. Açtığı vatandaşlık davaları da sonuçsuz kalmış, nihayetinde Mersin Valiliği İl Göç İdaresi tarafından hakkında sınır dışı kararı verilmiştir. Çiçek'in bu karara karşı açtığı iptal davası Mersin 1. İdare Mahkemesi?nin 29 Kasım 2024 tarihli kararıyla reddedilmiş, istinaf başvurusu da Adana Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi tarafından 19 Eylül 2025 tarihinde reddedilmiştir. Böylece Çiçek'in sınır dışı edilmesinin önü açılmıştır.

Abdullah Muhammed Çiçek konuya dair yaptığı açıklamada şu sözlerle seslenmiştir: "Babam ticaret yapıyordu, Irak sınırında çalışırken annemle evlenmiş. Ben..5 yaşındayken annem ve babam bombardımanda öldü. Amcalarım sahip çıkmadı, 15 yaşına kadar farklı evlerde kalarak büyüdüm. Daha sonra çobanlık ve inşaat işlerinde çalıştım. Ankara'da bana "kimliksiz olunmaz? dediler, başvuru yaptım. Ama akrabalarım destek olmayınca devlet beni incelemeye aldı ve mülteci kimliği verdi. 20 yıldır her hafta imza atıyorum. Açtığım davalar reddedildi. Şimdi sınır dışı edilmek isteniyorum. Ben Iraklı değilim, Türkiye vatandaşıyım. Şu anda vatansızım. Vatandaşlığımın verilmesini, sesimin duyulmasını istiyorum." .. ZUSİS

Oysa ulusal ve uluslararası hukuk açısından mesele açıktır:

" 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, doğumla vatandaşlık kazanımını esas almakta; devletin kayıt eksiklikleri, kişinin bu hakkını ortadan kaldırmamaktadır. e Türkiye'nin taraf olduğu 1954 Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme ile 1961 Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşme, kişilerin vatansız bırakılmamasını devletlere yükümlülük olarak getirmektedir.

" Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi, kimlik hakkını ve özel hayata saygıyı güvence altına almakta; kimliksiz bırakılmak ve doğduğu ülkeye "yabancı" muamelesi görmek bu hakkın ağır bir ihlalini oluşturmaktadır.

"e BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile Çocuk Hakları Sözleşmesi, doğumla birlikte kimlik hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımlamaktadır.

Devletin arşiv ve kayıt sistemlerindeki eksiklikler, yurttaşın kimlik ve vatandaşlık hakkını ortadan kaldıramaz. Abdullah Muhammed Çiçek'in sınır dışı edilmesi yalnızca ulusal mevzuata değil, aynı zamanda Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere de açıkça aykırıdır. Bu karar, bir kişiyi "vatansız" bırakmanın ötesinde, Türkiye'de benzer durumda olan yurttaşların da ciddi bir hak ihlali riski altında olduğunu göstermektedir. Vatandaşlık, devletin lütfu değil; doğumla kazanılan, korunması ve güvence altına alınması gereken temel bir haktır.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Abdullah Muhammed Çiçek'in yurttaşlık hakkına dair açtığı davalar neden reddedilmiştir? Mahkemeler, idarenin "nüfus kayıt evraklarının yanması" gerekçesini hangi hukuki dayanakla yeterli görmüştür?

  2. Mersin 1. İdare Mahkemesi'nin 29 Kasım 2024 tarihli ve Adana Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nin 19 Eylül 2025 tarihli kararları, Türkiye'nin taraf olduğu 1954 Vatansız Kişilerin Statüsüne İlişkin Sözleşme ve 1961 Vatansızlığın Azaltılmasına Dair Sözleşme ile bağdaştırılabilir mi?

  3. Vatandaşlık hakkı doğumla kazanılan bir statü iken, mahkemelerin idarenin eksikliklerini gerekçe göstererek bu hakkı reddetmesi hukuk devleti ilkesiyle bağdaşıyor mu?

  4. Abdullah Muhammed Çiçek'in sınır dışı edilmesi halinde doğrudan "vatansızlık" durumunun ortaya çıkacağı göz önünde bulundurulduğunda, yargı organlarının vatansızlık riskine karşı yurttaşı koruma yükümlülüğü konusunda Bakanlığınızın görüşü nedir?

  5. Mahkemelerin bu tür davalarda uluslararası insan hakları sözleşmelerini yeterince dikkate almaması Adalet Bakanlığı tarafından nasıl değerlendirilmektedir?

  6. . Bakanlığınız, Abdullah Muhammed Çiçek'in vatandaşlık hakkının tanınması ve sınır dışı edilmemesi için herhangi bir özel inceleme veya girişimde bulunacak mıdır?

  7. Benzer durumda olan kişilerin davalarında uluslararası hukuk hükümlerinin daha etkin uygulanabilmesi için Bakanlığınız tarafından bir mevzuat veya yargı reformu çalışması yapılmakta mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1718631 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/34815 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden #RİUZSW - 4UM3Ccxc - TpOTGWF - 1ndAXxM- ile erişebilirsin , ADALET BAKANLIĞI Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1745-7006/9646 Konu : Yazılı soru önergesi G4. 192 /2026

Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/34815 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fikrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.

U- Anayasanın, "Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi" kenar başlıklı 88. maddesinde kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği hükmü yer almakta iken söz konusu hüküm, 16/04/2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesiyle; kanun teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği şeklinde değiştirilmiş, söz konusu düzenleme 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

10/07/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren | sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 38. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; adalet hizmetleriyle ilgili konularda gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek Bakanlığımızın görevleri ında sayıldığından çalışmalarımız bu çerçevede yürütülmektedir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden ugSed BN - ihz8WCw - h7Pğokl - tUCOBS ile erişebilirsin

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. 6 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir