Bir doktorun sosyal medyada yaptığı paylaşıma ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 101 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili
Son dönemde Türkiye'de ırkçı ve faşizan söylemlerin tırmanışa geçtiğine dair pek çok endişe verici örnek yaşanmaktadır. Özellikle Kürt sorununda yeni bir "çözüm süreci" ya da barış ikliminin oluşmaya başladığı bu günlerde dahi, ırkçı nefret söylemleri ve eylemleri devam etmektedir. Sosyo-politik araştırma verileri, yılın sadece ilk çeyreğinde basına yansıyan en az 50 nefret ve ayrımcılık vakasının 43*ünün doğrudan Kürt kimliğine ve diline yönelik olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, ırkçılık ve nefret temelli saldırıların artık münferit olaylar olmaktan çıkıp yapısal bir karakter kazandığını, sistematik bir hale geldiğini göstermektedir.
Gerekçenin tamamını göster (14 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bu endişe verici gidişatın son örneklerinden biri, kalp cerrahı ve akademisyen Prof. Dr. Bengi Başer'in sosyal medyada yaptığı bir paylaşımla yaşanmıştır. Başer, "insan alt türleri" gibi son derece ağır ve ayrımcı bir ifade kullanarak, belli bir topluluğu biyolojik olarak aşağılayan ve insanlık dışılaştıran bir dil kurmuştur. Bu söylem, yalnızca bireysel bir önyargının değil, aynı zamanda bir toplumsal kesime dönük organize nefretin dışavurumu olarak okunmalıdır.
Bu paylaşımın ardından Diyarbakır Barosu ve DEM Parti tarafından suç duyurusunda bulunulmuş; Başer'in ifadelerinin Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "nefret ve ayrımcılık" ile "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarını oluşturduğu ifade edilmiştir. Bu başvurularda, kullanılan dilin bir halkı topluca suçla ilişkilendirdiği, etnik kimliğe dayalı aşağılamada bulunduğu ve bir arada yaşamı doğrudan tehdit ettiği açık biçimde vurgulanmıştır. Anayasa'da güvence altına alınan eşitlik, onur ve insan haysiyeti ilkeleriyle açıkça çelişen bu söylemin, aynı zamanda yeni bir barış sürecinin inşasına da ciddi zarar verdiği ortadadır.
Prof. Dr. Bengi Başer'in bir akademisyen ve hekim olması, bu sözlerin toplum üzerindeki etkisini daha da ağırlaştırmaktadır. Zira bu tür unvanlara sahip kişilerin kamuoyunda oluşturduğu güven ve etkileyicilik düzeyi yüksektir. Bu nedenle, etik dışı ifadelerin bu alanlarda dile getirilmesi, yalnızca yasal değil aynı zamanda mesleki ve idari yaptırımları da gerektirmektedir. Bu bağlamda, meslek odaları, üniversiteler ve ilgili bakanlıkların da sorumluluk üstlenmesi gerektiği açıktır.
Toplumsal barışa en çok ihtiyaç duyulan bir dönemde, ırkçılığı normalleştiren veya teşvik eden hiçbir davranış görmezden gelinmemelidir. Irkçılık ve nefret suçları yalnızca hedef alınan kesimleri değil, tüm toplumu zehirlemektedir. Bu nedenle savcıların derhalhârekete geçmesi, cezasızlığın son bulması ve nefret söylemine karşı kararlı bir mücadele yürütülmesi hayati önemdedir. Akademiden medyaya, sağlıktan güvenliğe kadar her alanda ayrımcılıkla mücadele edilmesi; bu tür söylemlerin yalnızca eleştirilmekle kalmayıp etkin biçimde cezalandırılması gerekmektedir.
Bu bağlamda
Prof. Dr. Bengi Başer'in sosyal medyada kullandığı "insan alt türleri" ifadesi nedeniyle hakkında bir adli soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa hangi aşamadadır? Başlatılmadıysa gerekçesi nedir?
Prof. Dr. Bengi Başer'in söz konusu paylaşımı hakkında, herhangi bir suç duyurusundan bağımsız olarak savcılık makamlarınca doğrudan (resen) bir soruşturma başlatılmış mıdır?
2023 ve 2024 yıllarında Türk Ceza Kanunu'nun 216. ve 122. maddeleri kapsamında kaç soruşturma ve kovuşturma yürütülmüştür? Bu süreçlerde kaç kişi hakkında iddianame düzenlenmiş, kaç dava mahkumiyetle sonuçlanmıştır?
Son beş yıl içinde (2020-2025) Kürt yurttaşlara yönelik nefret söylemi, ayrımcılık, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama fiilleri kapsamında kaç adli soruşturma açılmıştır? Bu soruşturmaların kaçı kamu davasına dönüşmüş, kaç tanesi mahkumiyet ile sonuçlanmıştır? Bu suçlar kapsamında hüküm giyenlerin sayısı nedir?
Kürtlere yönelik ırkçı nefret söylemlerine ilişkin cezasızlık algısının yaygınlaştığına dair kamuoyundaki eleştiriler dikkate alındığında, Bakanlığınız bu durumla mücadele etmek için herhangi bir politika ya da eylem planı yürütmekte midir?
Bakanlığınızın elinde, etnik kimliğe dayalı nefret suçları (özellikle Kürt yurttaşlara yönelik) ile ilgili olarak düzenli bir istatistik sistemi mevcut mudur? Mevcut değilse, bu tür suçların görünür hale getirilmesi ve önlenebilmesi için neden böyle bir veri sistemi kurulmamaktadır?
Mevzuatın yetersiz kaldığı durumlarda, nefret suçlarına ilişkin cezai düzenlemelerin kapsamını genişletmek ya da etkinleştirmek amacıyla yeni bir yasa teklifi veya mevzuat çalışması yapılmakta mıdır?
Nefret suçlarıyla mücadelede caydırıcılığı artırmak amacıyla, hâkim ve savcıların farkındalığını artırmaya dönük özel eğitim programları ya da kamuoyu bilinçlendirme kampanyaları planlanmakta mıdır?
Akademisyenler ve sağlık çalışanları gibi kamuoyu nezdinde etkili kişilerin nefret içerikli söylemlerde bulunmaları durumunda, cezai yaptırımlar dışında mesleki ve idari yaptırımların işletilmesi için Bakanlığınızın ilgili kurumlarla (YÖK, Sağlık Bakanlığı, Tabip Odaları vb.) iş birliği yapma yönünde bir politikası var mıdır?
SORULAR
Prof. Dr. Bengi Başer'in akademik unvanı ve sağlık çalışanı sıfatı göz önünde bulundurularak, adli sürecin yanı sıra bağlı olduğu kurumlara idari bildirim yapılması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmuş mudur?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1720796 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren tarafindan Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/35069 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden nâlfp LO - 1f7J9Ux - DATgcMc - bNPILM-ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1789-6860/9468 Konu : Yazılı soru önergesi A 9 2028
Sayın Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/35069 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- A) Anayasanın;
1. "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
2. "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,
B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
1. "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,
2. "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fikrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,
3. "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,
4. "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden ha2f3uF - IZh9ÇU 5 - 4ApmE9PS - 2do9zk- ir erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü sorumluluk yargı mercilerine ait olup, gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır.
Ii- İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 21/11/2025 tarihli cevapta; soru önergesinde bahsi geçen iddialarla ilgili başlatılan soruşturmanın devam ettiği bildirilmiştir.
NI- Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığıyla yapılan yazışmaya verilen 31/10/2025 tarihli cevapta; meslek öncesi eğitim faaliyetleri kapsamında, "Hürriyete ve Şerefe Karşı Suçlar" ve "Mağdur Hakları", meslekte çevrimiçi eğitim faaliyetleri kapsamında, "Nefret Suçları ve Bu Bağlamda Ceza Mevzuatı" ve "Nefret Suçları ile İlgili Uluslararası Standartlar ve İlgili Mevzuat" konularında eğitim verildiği bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden ha2f3uF - IZh9ÇUS5 - ApmEoPS - 2do9zk ile erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan