Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tekstil sektöründe çalışan kadın işçilerin sorunlarına ilişkin
Kaynak göster
Sevda Karaca Demir (EMEP), 21 Ekim 2025 tarihinde 7/35605 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 321 gün sonra, 7 Eylül 2026).
Sevda Karaca Demir (EMEP, Gaziantep). “Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tekstil sektöründe çalışan kadın işçilerin sorunlarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/35605, 21 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-35605-guneydogu-anadolu-bolgesi-nde-tekstil-sektorunde-calisan-kadin-iscilerin-sorunlarina-ilisk (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/b3353a7f-70ed-41e3-8701-019a0c56c196
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 321 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
BİRTEK-SEN 19 Ekim 2025 tarihinde "Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Tekstil Sektöründe Kadın Emeği ve Sendikal Algı Raporu"nu kamuoyuna duyurmuştur. Tekstil üretimi yoğunluklu olduğu Adana, Adıyaman, Gaziantep, Malatya ve Şanlıurfa'da 116 yüz yüze anket ve 9 derinlemesine görüşme ve uzman görüşlerine dayandırılan rapor, özellikle Gündeydoğu Anadolu Bölgesinde ("Bölge") tekstil sektöründe kadın emeği sömürüsünün ne denli yoğunlaştığını çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Rapor; e Fazla mesai ve primlerle dahi en fazla 30 bin TL ücret alan kadın işçilerin yüzde 95,7'sinin kendi ürettikleri ürünlerini satın alamadıklarını, e İşçilerin günlük ortalama 10 saat, sipariş dönemlerinde 18 ve hatta 36 saate kadar çalıştıklarını,
"e İşçilerin yüzde 62'sinin fazla mesaiye zorlandığını, işten atılma korkusuyla "rıza" gösterenlerle birlikte bu oranın yüzde 95'e çıktığını,
Gerekçenin tamamını göster (9 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
" Fazla mesaiye zorlanan işçilerin 9644,7'sinin doğrudan zorlama yoluyla, "640,4*ünün tehdit yoluyla, 9014,9*unun ise hakaret yoluyla mobbinge maruz bırakıldığını, e İşçilerin 94652,6'sının üretim hızını artırmak için baskı aracı olarak keyfi maaş kesintisine uğradığını, e İşçilerin 9674'ünün tuvalet molalarının sınırlı olduğunu,
• İşçilerin yüzde 17"sinin doğum izninden faydalandırılmadıklarını,
" İşçilerin 9672,3'ünün kreşten faydalanmadıklarını, e İşçilerin düğün, cenaze gibi toplumsal olarak zorunlu görülen durumlar için dahi izin alamadıklarını; yıllık izinlerin ise üretimin düşük olduğu zamanlarda kullandırıldığını, e İşçilerin 9644,3'ünün iş güvenliği eğitimi almadığını, alanların ise formalite eğitim aldıklarını, e İşçilerin yalnızca 9615,7'sinin çalıştığı yerlerde iş güvenliği önlemi alındığını, 9083,5'inin denetim öncesinde fabrikaya bilgi geldiği ve kişisel koruyucu ekipmanların sadece denetim sırasında kullandırıldığını,
" İşçilerin 9666,1'inin çalıştıkları işyerinde kaza yaşandığını,
"e İşçilerin 9660,3'ünün çalışırken rahatsızlık ya da meslek hastalığı yaşadığını, e İşçilerin 958,6'sını kas-iskelet sistemi problemi, 630'unu toz/kimyasal madde maruziyeti, "ol1,4ünün ise her ikisini yaşadığını, e İşçilerin 942,2'sinin işyerinde taciz ya da rahatsız edici bir davranışa maruz kaldığını ancak işten atılma ve damgalanma korkusuyla yalnızca 9645,8'inin şikâyetçi olabildiğini,
"e İşçilerin 9062'sinin işten gece 22.00'den sonra çıktığını; bu grubun yalnızca 9614,3'ünün servisle evinin kapısına kadar bırakıldığını,
" İşçilerin 9651,7'sinin sendikasız çalıştığını, sendikal faaliyetlere katılımın en büyük engelinin işten atılma riski olduğunu, ortaya koymuştur.
Uluslararası tekstil tekellerinin açıkça "sendika istemediğimiz için Türkiye'ye geldik" deme cüretini gösterdiği bu tabloda kadın işçiler, sendikal örgütlülüğe daha az yatkın, "itaatkâr" ve "vasıfsız" işgücü olarak görülerek sermayedarların tercihi haline gelmiştir. Yoğun üretim baskısı altında insanlık dışı koşullarda çalıştırılan kadın işçilerin yoğun olarak çalıştığı tekstil ve hazır giyim sektöründe Türkiye, ihracatta dünya ölçeğinde ön sıralardadır. Bu öncülük, kadın işçilerin en temel haklarının dahi çiğnendiği; denetimsiz ve kuralsız bir üretim rejimine dayanmaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Bölgede tekstil alanında çalışan kadın işçilerin toplam sayısı, yaş ortalaması, ücret ortalaması, sendikalılık verileri nedir?
Sendikalı olmanın işe alınmama ya da işten atılma sebebi olarak öne çıktığı rapor verileri karşısında; sendikalı olmanın güvence altına alınması için ne tür çalışmalarınız bulunmaktadır? Bu bağlamda Partimizin "barajsız sendika, yasaksız grev, güvenceli iş" kampanyası sonunda işçilerle hazırlayarak sunduğu yasa teklifinin yasalaşmasına dair bir adım atacak mısınız?
Bölgede çalışan tekstil işçilerinin günlük ortalama çalışma süresi nedir? Fazla mesaiye kalmayan kaç işçi bulunmaktadır? Günde 18 saate kadar çalıştırılan kaç işçi bulunmaktadır?
Bölgede çalışan tekstil işçilerinden fazla mesaiye kalmayı reddettiği mobbinge maruz kalan ya da için işten atılan işçi sayısı kaçtır?
Bölgede çalışan tekstil işçilerinden herhangi bir sebeple maaş kesintisi yoluyla cezalandırılan kaç işçi bulunmaktadır?
Bölgede kaç tekstil firması vardır? Bunların çalışan sayısı kaçtır? Bu firmalardan kaç tanesinde kreş bulunmaktadır?
Bölgede çalışan tekstil işçilerinden iş güvenliği eğitimi alan işçi sayısı kaçtır? Aynı bölgede iş kazası yaşayan ve/veya meslek hastalığına yakalanan işçi sayısı kaçtır?
Son 5 yılda bölgedeki tekstil firmalarına işçi sağlığı ve güvenliği için kaç kere denetim yapılmıştır? Sonuçları nedir?
Denetimlerin fabrika sahiplerine önceden bildirildiği ifadeleri karşısında Bakanlığınızın açıklaması nedir? Bildirim yapan personeller hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmış mıdır?
Bölgede çalışan tekstil işçilerinden çalışırken tacize, tehdide, hakarete uğrayan kadın işçi sayısı kaçtır? Bu konuda Bakanlığınız ne tür adımlar atmıştır?
Kadın işçilerin hem işyerinde hem de işten çıktıktan sonra eve ulaşma süreçlerinden güvenliğinin sağlanması için Bakanlığınız nasıl tedbirler uygulatmaktadır?
Köle gibi çalıştırılan kadın işçilerin çalışma hayatlarını insana yaraşır bir hale getirmek üzere Bakanlığınızın planı nedir?
TBMM İletişim : 0312 420 60 22-23
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·
İlgi (o :31.10.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1726344 sayılı yazınız.
İlgi yazınız ile Gaziantep Milletvekili Sayın Sevda KARACA tarafından yöneltilen 7/35605 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.
"Sendikal örgütlenme hakkı, işçilere, işverenlere ve kamu görevlilerine tanınan Anayasal bir haktır. 6336 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda sendikaya üye olmanın serbest olduğu ve hiç kimsenin sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamayacağı, işçi veya işverenin sendikalaşma hakkı ve sendika özgürlüğü ile ilgili hükümleri belirtilmiştir. Ayrıca hükümlere uyulmaması durumunda, 6356 sayılı Kanunda, 4857 sayılı İş Kanununda ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür.
Bakanlığımız, kadınların işgücü piyasasına girebilmelerini ve kalıcı olabilmelerini sağlamak, iş hayatında sahip oldukları konumlarını güçlendirmek, çalışma hayatının değişen ve gelişen koşullarına uygun politikalar üreterek istihdamlarına destek vermek adına faaliyetler yürütmektedir. 2025-2028 dönemi için hazırlanan yeni Ulusal İstihdam Stratejisi 1 Şubat 2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kadınlar, gençler, engelliler, yaşlılar, ne eğitimde ne istihdamda olan kişiler ve uluslararası iş gücü göçü kapsamında yer alan kişilerin istihdamlarının geliştirilmesi amacıyla Sirateji dokümanında "Kapsayıcı İstihdamın Geliştirilmesi Temel Politika Alanı' altında politika ve tedbirlere yer verilmiştir.
Ülkemizde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile yüksek standartlara sahip bir mevzuat alt yapısı oluşturulmuş, iş sağlığı ve güvenliği alanında yaşanan sorunlara çözümler getirilmiştir. Değişen ve gelişen koşullara göre iyileştirme çalışmaları yapılmaktadır. 6331 sayılı Kanunun amacı; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemek olup ilgili Kanun; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanmaktadır. Çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak için mesleki risklerin önlemesi, eğilim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri alması işverenin yükümlülüğündedir.
İşverenlerin; çalışanlara vermesi gereken iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esasları ise 2/4/2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikle belirlenmektedir. 6331 sayılı Kanunun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlığımız iş müfettişlerince yapılmakta olup işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde uygulanacak idari para cezaları ve uygulamalarına yönelik hususlar Kanunun 26 ncı maddesinde düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, önergede yer alan iş kazası ve meslek hastalığına ilişkin veriler Sosyal Güvenlik Kurumu resmi internet sitesinde (www.sgk.gov.tr) yer almaktadır."
Prof. Dr. Veda(MAŞIKHAN
Bakan Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68