İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/38411 CEVAPLANMADI

16 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen bir futbol müsabakasında yapılan tezahüratlara ilişkin

Kaynak göster

Sabahat Erdoğan Sarıtaş (DEM Parti), 24 Aralık 2025 tarihinde 7/38411 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

Sabahat Erdoğan Sarıtaş (DEM Parti, Siirt). “16 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen bir futbol müsabakasında yapılan tezahüratlara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/38411, 24 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38411-16-aralik-2025-tarihinde-gerceklestirilen-bir-futbol-musabakasinda-yapilan-tezahuratlara-i (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/052b6321-d6bf-4608-a92c-019b54a2f226

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 295 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Futbol ve genel olarak spor, halkların bir araya geldiği, farklılıkların eşitlik içinde yan yana durabildiği ortak alanlardan biridir. Sahada rekabet olsa da tribünler, barışın, kardeşliğin ve dayanışmanın diliyle var olmalıdır. Ancak Türkiye'de spor alanları da uzun süredir siyasallaşmış, iktidarın kutuplaştırıcı politikalarının bir yansıma zemini haline getirilmiştir. Tribünler, yalnızca takımların değil, aynı zamanda cezasız bırakılan ırkçılığın, kadın düşmanlığının ve nefret dilinin taşıyıcısı kılınmıştır. Bunun son örneği ise Bursaspor tribünlerinden Kürt siyasetçi Leyla Zana*ya yöneltilen cinsiyetçi ve ırkçı küfürlerdir.

Bursaspor maçında Leyla Zana'ya yönelik cinsiyetçi ve ırkçı saldırılar, asla bireysel tepkiler ya da spontane gelişmiş bir nefret söylemi olarak değerlendirilemez. Bu tür sistematik hakaretler hem içeriği hem de zamanlaması itibarıyla doğrudan politik bir yönlendirmeyle gerçekleşmiş, arkasında organize bir gücün olduğunu açıkça göstermiştir. Tribünlerin belli çevreler tarafından Kürt karşıtlığı ve kadın düşmanlığı için bir araç haline getirilmesi, Türkiye?de nefretin hangi merkezlerden beslendiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Devletin, bu organize saldırılar karşısında sessiz kalması ya da yalnızca izlemekle yetinmesi, failler kadar bu atmosferi mümkün kılan politik zemini de sorumlu kılmaktadır.

Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Leyla Zana, Kürt halkı için yalnızca bir siyasetçi değil, on yıllardır süren eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesinin onurlu bir sembolüdür. Onun şahsına yöneltilen organize ırkçı ve cinsiyetçi saldırılar, sadece bir kişiye değil, tüm bir halkın demokratik taleplerine ve barış umuduna yönelmiş bir saldırıdır. Bu tür hedef göstermeler, toplumun barış sürecine katılımını kırmaya, Kürt halkının meşru temsilcilerini itibarsızlaştırarak çözüm iradesini sabote etmeye yöneliktir. Spor alanlarında sistemli biçimde yaratılan nefret ortamı, yalnızca tribünleri değil, toplumsal barışı da zehirlemekte; ortak yaşam zemininin altını oymaktadır. Oysa Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey, adalet, eşitlik ve gerçek bir toplumsal barıştır. Bu saldırı, tam da bu ihtiyaca dönük bir sabotajdır.

Bu Bağlamda;

I. Leyla Zana'ya yönelik bu organize saldırılara dair herhangi bir adli soruşturma başlatılmış mıdır? Zana'nın sistematik biçimde hedef gösterilmesi hakkında bakanlığınız bir inceleme yapacak mıdır?

SORULAR

  1. Söz konusu tribün saldırısının failleri tespit edilmiş midir? Gözaltı ya da işlem yapılan kişi sayısı kaçtır?

  2. Bu saldırının sosyal medya üzerinden organize edildiğine dair herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?

  3. Tribünlerde uzun süredir artan nefret içerikli sloganlara karşı bakanlığınızca alınan bir önlem var mıdır?

  4. Irkçı ve cinsiyetçi suçlar neden sistematik biçimde cezasız bırakılmaktadır?

  5. Kamu görevlilerinin bu tür olaylar karşısındaki ihmalleri hakkında başlatılmış bir idari süreç var mıdır?

  6. Bu tür saldırıların toplumsal barışı zedelediği göz önüne alındığında, Bakanlığınız nefret suçlarına karşı özel bir izleme ya da önleme politikası yürütmekte midir?

  7. Bakanlığınız bu olayın bir nefret suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde bir tutum alacak mıdır?

  8. Spor alanlarında artan nefret dili ve hedef göstermeler konusunda Adalet Bakanlığı olarak

    Gençlik ve Spor Bakanlığı ile bir iş birliği yürütülmekte midir?

  9. Kürt sorununda demokratik çözüm ve toplumsal barış arayışlarının yeniden gündeme geldiği bir dönemde, Leyla Zana'ya yönelik bu saldırıların sürece sabotaj niteliği taşıdığı yönündeki değerlendirmelere ilişkin Bakanlığınızın görüşü nedir?

  10. Toplumsal barışı tehdit eden bu tür nefret eylemlerinin engellenmemesi, devletin sürece dair samimiyetini zedelemekte midir? Bu bağlamda Bakanlığınız nasıl bir tutum almayı planlamaktadır?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir