Mülteci kadınların korunmasına yönelik yapılan çalışmalara ilişkin
Kaynak göster
Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti), 24 Aralık 2025 tarihinde 7/38414 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 138 gün sonra, 11 Mayıs 2026).
Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Mülteci kadınların korunmasına yönelik yapılan çalışmalara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/38414, 24 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38414-multeci-kadinlarin-korunmasina-yonelik-yapilan-calismalara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/26595beb-cad8-4b23-b5c9-019b54743e1c
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlığa iletildi
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 138 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 119 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Sümeyte BOZ Muş Milletvekili
Basına yansıyan bilgiler ve sahada çalışan sivil toplum örgütlerinin uzun süredir dile getirdiği vakalar, Türkiye'de bulunan mülteci kadınların insan ticaretine, zorla evlendirmeye ve cinsel sömürüye maruz bırakıldığını; bu suçların bir kısmının dijital ağlar üzerinden organize edildiğini ortaya koymaktadır. Kadınların alıkonulduğu, satıldığı ya da zorla evlendirilerek görünmez kılındığı bu süreçlerde, devletin koruyucu ve destekleyici mekanizmalarının fiilen devreye girmediği görülmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesi yaşam hakkını ve kişinin maddi-manevi bütünlüğünü güvence altına almaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu Kadına Karşı Her Türlü
• Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), kadına yönelik şiddet ve sömürünün önlenmesini, mağdurların korunmasını ve desteklenmesini devletin pozitif yükümlülüğü olarak tanımlamaktadır. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olunması, bu alandaki anayasal ve uluslararası sorumlulukları ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca Birleşmiş Milletler İnsan Ticaretine İlişkin Palermo Protokolü, insan ticareti mağdurlarına barınma, psikososyal destek, sağlık ve hukuki yardım sağlanmasını açık bir yükümlülük olarak düzenlemektedir.
Buna rağmen, mülteci kadınların kadın sığınaklarına erişimde ciddi engellerle karşılaştığı; dil bariyeri, statü belirsizliği ve idari uygulamalar nedeniyle koruma mekanizmalarının dışında bırakıldığı bilinmektedir. Şiddet ve insan ticareti mağduru kadınların önemli bir bölümünün, "aile bütünlüğü", "evlilik" ya da "kültürel hassasiyet" gerekçeleriyle birey olarak değil, aile içinde tanımlandığı; bu yaklaşımın kadınların maruz kaldığı ağır suçları görünmez kıldığı görülmektedir.
Sahadaki vakalar, mülteci kadınların sınır dışı edilme korkusu, misilleme tehdidi ve güvencesiz yaşam koşulları nedeniyle başvuru yapamadığını; başvuru yaptıklarında ise yeterli barınma, psikososyal destek ve uzun vadeli koruma sağlanmadığını göstermektedir. Bu durum, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın koruyucu sosyal politika üretme yükümlülüğünün fiilen yerine getirilmediğine işaret etmektedir.
Tarih. 22.124. 2925 - 38414 dat
Bu bağlamda:
SORULAR
Son beş yıl içinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na insan ticareti, zorla evlendirme veya cinsel sömürü mağduru olarak başvuran mülteci kadın sayısı kaçtır?
Bu başvuruların kaçı kadın sığınaklarına veya güvenli barınma alanlarına yönlendirilmiştir; kaçı çeşitli gerekçelerle reddedilmiştir?
Mülteci kadınların kadın sığınaklarına erişiminin fiilen engellendiği yönündeki yaygın tespitler karşısında, Bakanlığınız bu engelleri kaldırmak için hangi somut adımları atmıştır?
İnsan ticareti mağduru olduğu yönünde güçlü emareler bulunan kadınlara yönelik özel, çok dilli ve travma bilgili psikososyal destek mekanizmaları bulunmakta mıdır? Kadınların zorla evlendirilmesinin ya da evlilik adı altında alıkonulmasının bir şiddet ve insan ticareti biçimi olduğu kabul edilmekte midir? Bu yönde saha personeline verilmiş bağlayıcı bir talimat veya eğitim programı mevcut mudur?
Bakanlığınızın kadınları birey olarak değil, "aile bütünlüğü" ve "evlilik" ekseninde tanımlayan politik yaklaşımı; mülteci kadınların zorla evlendirme, alıkoyma ve insan ticareti gibi ağır şiddet biçimlerine maruz bırakılmasını görünmez kılmakta ve fiilen korumasız bırakmaktadır. Bu yaklaşımın insan ticaretiyle mücadeleyi zayıflattığı tespitini kabul ediyor musunuz? Bu politik çerçeveden vazgeçilecek midir?
İnsan ticareti mağduru mülteci kadınların, sınır dışı edilme korkusu yaşamadan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na başvurabilmesi için hangi güvence mekanizmaları işletilmektedir?
Bakanlığınız ile kolluk ve yargı birimleri arasında, insan ticareti mağduru kadınların korunmasına yönelik etkin bir yönlendirme ve takip sistemi bulunmakta mıdır?
Kadın ticareti ve zorla evlendirme vakalarında, mağdur kadınların güvenli barınma ve destek süreçlerinden çıktıktan sonra izlenmesine yönelik bir mekanizma mevcut mudur?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·
b) 15.01.2026 tarihli ve 1778190 sayılı yazınız.
İlgi yazılar ekinde alınan ve Bakanlığımıza yöneltilen Muş Milletvekili Sayın Sümeyye BOZ'a ait 7138414 ve Şırnak Milletvekili Sayın Nevroz UYSAL ASLAN'a ait 7/38599 Esas Numaralı soru önergelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan Ek: 7/38414 ve 7/38599 Cevap Metni (3 Sayfa)
Telefon No:(312) 705 5809
Muş Milletvekili Sayın Sümeyye BOZ'a Ait 7/38414 ve Şırnak Milletvekili Sayın Nevroz UYSAL ASLAN" a Ait 7/38599 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergelerine İlişkin Cevap Metni
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla "şiddete karşı sıfir tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı, çok yönlü ve bütüncül biçimde devam etmektedir.
Kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmaları kapsamında Bakanlığımız tarafından 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında ülkemizde şiddet mağduru olan kadınlara ırk, dil, din, tabiiyet ve benzeri durumlarına ilişkin hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet sunulmaktadır.
6284 sayılı Kanun kapsamında alınan tedbir kararlarına ilişkin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile 2012 yılında, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ile 2018 yılında, Jandarma Genel Komutanlığı ile 2019 yılında ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile 2022 yılında veri entegrasyonu sağlamış durumda olup anlık elektronik veri akışı başlatılmıştır.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede ihtisas kurumsal mekanizmalardan biri olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM); şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin bir biçimde uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmi dört saat esası ile yürüten merkezlerdir. Hâlihazırda 81 ilimizde 86 ŞÖNİM hizmet vermektedir.
ŞÖNİM'lerde sunulan hizmetlerin başında kadına yönelik şiddet mağdurlarının psikososyal iyilik halinin artırılması amacıyla sunulan rehberlik ve danışmanlık hizmetleri gelmektedir. Psikososyal desteğin yanı sıra barınma, hukuki, ekonomik, eğitim, mesleki ve sağlık alanlarında bütüncül destekler sağlanarak vaka yönetimi gerçekleştirilmektedir. Şiddet uygulayanların ise öfke kontrolü, stresle başa çıkma ve şiddeti önlemeye yönelik farkındalık kazandırmayı hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına, bağımlılık ya da ruhsal bozukluk durumlarında sağlık kuruluşlarında muayene ve tedavi olmasına, meslek edindirme kurslarına yönlendirmeye yönelik faaliyetler gerçekleştirilmektedir.
Şiddete uğrayan kadınların şiddetten korunması, psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri kadın konukevleri 81 ilimizde hizmetlerini sürdürmekte olup Türkiye genelinde toplam 151 kadın konukevi bulunmaktadır.
Hizmetlerin daha ulaşılabilir kılınması amacıyla 439 Sosyal Hizmet Merkezleri (SHM) bünyesinde Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları oluşturulmuş olup ŞÖNİM ile koordinasyon içerisinde hizmet sunmaktadır.
Bakanlığımızca, bu ve benzeri vakalarda taşra teşkilatımızda yer alan ilgili kuruluşlarımız aracılığıyla gerekli takip süreçleri yürütülmekte; mağdurla irtibat kurulmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Psikososyal destek, rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin sunulması yönünde gerekli değerlendirmeler yapılmakta, ihtiyaç halinde ilgili hizmet modelleri devreye alınmaktadır.
Şiddetin henüz ortaya çıkmadan önüne geçilmesine yönelik birincil önleme faaliyetleri ve bu bağlamda toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık çalışmaları Bakanlığımız çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede farkındalık oluşturulması ve bilinçlendirmenin sağlanması amacıyla ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personele ve toplumun farklı kesimlerine yönelik eğitim ve seminerler gerçekleştirilmektedir. 2007 yılından itibaren başlatılan eğitim-seminer faaliyetleri ile bugüne kadar yaklaşık 6,9 milyon kişiye ulaşılmıştır.
Kadın Konukevleri; fiziksel, duygusal, cinsel, ekonomik ve sözlü istismara veya şiddete uğrayan kadınların, şiddetten korunması, psiko-sosyal destek verilmesi, güçlenmesi ve bu dönemde varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşlarıdır.
Bakanlığımıza bağlı kadın konukevlerinde, 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olan kadınlara ırk, dil, din, tabiiyet ve benzeri durumlarına ilişkin hiçbir ayrım yapılmaksızın hizmet sunulmakta olup insan ticareti mağdurlarına, barınma hizmeti Göç İdaresi Başkanlığı tarafından verilmektedir.
Kadın konukevinden hizmet alan şiddet mağduru kadınlar, insan ticareti mağduru olarak tanımlanırsa Göç İdaresi Başkanlığına bağlı kadın konukevlerine yönlendirilmekte ve orada hizmet almaktadır.
Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ve diğer adli vakalara ilişkin idari kayıt verisi, soruşturma ve kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır. Bu doğrultuda bahse konu bilgilerin İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'ndan temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Bakanlığımız tarafından 6284 sayılı Kanunun 20/2 maddesinde yer verilen "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idari, cezai, hukuki her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir." hükmü uyarınca kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik cinsel istismar dosyalarına katılım sağlanmaktadır.
Bakanlığımız avukatları tarafından, yargılama sürecinde gerek görülmesi halinde ilgili mahkemelerden sanıkların azami hadden cezalandırılmaları talep edilmekte ve tutukluluk kararı verilmesi veya tutuksuz yargılanmalarına yönelik kararlara itiraz edilmektedir. Ayrıca 6284 sayılı Kanun ve 5395 sayılı Kanun kapsamında derhal koruyucu ve önleyici tedbirler alınmakta, mağdurlara yönelik psiko-sosyal destek ivedilikle sağlanmaktadır.
Bakanlığımız tarafından, Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma dosyalarına, 6284 sayılı Kanun kapsamında davaya müdahillik hususunun değerlendirilebilmesi için soruşturma sonucunun Bakanlığımıza tebliğ edilmesi talepli dilekçe sunulmaktadır. Soruşturma sonucunun tebliği halinde, soruşturma sonucunda dava açılmış ve iddianame düzenlenmişse Bakanlığımızca davaya müdahillik hususu değerlendirilmekte, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse Bakanlığımızca bu karara itiraz hususu değerlendirilmektedir.
Soru önergesinde bahsi geçen iddia ile ilgili olarak Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa ve Van illerinde yapılan araştırma neticesinde ilgili 6284 sayılı Kanun kapsamında il müdürlüklerimize iletilen herhangi bir karar, başvurunun bulunmadığı, ayrıca Cumhuriyet Başsavcılıklarından da herhangi bir soruşturma veya dava dosyasının ihbarının yapılmadığı anlaşılmış olup, anılan hususa ilişkin Bakanlığımıza intikal etmiş olan soruşturma veya dava dosyası bulunmamaktadır. Diğer taraftan, ALO 183 Çağrı Merkezine gelen ihbarlarda içeriğine göre kolluk kuvvetlerine bilgi verilmekte, koordineli çalışılmakta ve il müdürlüğüne yönlendirilmektedir. Bütün bu işlemler çağrı merkezi uygulaması üzerinde kayıt altına alınmaktadır.
Bu kapsamda, ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattına göçmen ve mülteci kadınlar tarafından gelen ısrarlı takip, konukevi müracaatı ile aile içi ve aile dışı cinsel, duygusal, fiziksel istismar başvurularının toplamı 2021 yılında 64, 2022 yılında 222, 2023 yılında 338, 2024 yılında 377, 2025 yılında 581 'dir.
Ayrıca, Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ve diğer adli vakalara ilişkin idari kayıt verisi, soruşturma ve kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır. Bu doğrultuda bahse konu bilgilerin ilgili kurumdan temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Soru önergesinde yer alan diğer konular, Bakanlığımız görev ve faaliyet alanında olmadığından değerlendirilememiştir.
Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan