6 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçekleşen protestolarda gözaltına alınan bazı kişilere kötü muamelede bulunulduğu iddiasına ilişkin
Kaynak göster
Gülderen Varli (DEM Parti), 3 Şubat 2026 tarihinde 7/39962 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 104 gün sonra, 18 Mayıs 2026).
Gülderen Varli (DEM Parti, Van). “6 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçekleşen protestolarda gözaltına alınan bazı kişilere kötü muamelede bulunulduğu iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39962, 3 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39962-6-ocak-2026-tarihinden-itibaren-gerceklesen-protestolarda-gozaltina-alinan-bazi-kisilere-k (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/a8660dfd-cdf5-4b5e-82e2-019c27c546c7
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 104 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 91 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Güld İ
6 Ocak 2026 tarihinden itibaren Halep'te Kürt ve Süryani mahallelerine yönelik başlayan ve daha sonra kuzey ve doğu Suriye geneline yayılan saldırılar; yaşam hakkını yok sayan, sivil yerleşim alanlarını, altyapıyı ve yaşam alanlarını hedef alan nitelik taşımaktadır. Bu saldırılar, yeni ve kitlesel zorunlu göçlerin de zeminini hazırlamıştır.
Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Yaşanan bu gelişmelere karşı Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede halk, olası katliamların önüne geçilmesi amacıyla yetkilileri göreve çağırmış; barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenlenmiştir. Ancak Suriye'de Kürtler, Süryaniler ve diğer azınlıkların yaşadığı mahallelere yönelik saldırıların protesto edilmesi gerekçesiyle, Türkiye'nin birçok ilinde düzenlenen barışçıl gösterilere kolluk kuvvetleri tarafından müdahalelerde bulunulmuştur.
Bu müdahaleler sırasında orantısız güç kullanımı, işkence ve kötü muamele, keyfi gözaltılar ve hukuka aykırı tutuklamaların yaygın ve sistematik bir hâl aldığı kamuoyuna yansımıştır. Aralarında çocukların, gençlerin, seçilmiş siyasetçilerin, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının da bulunduğu yüzlerce kişi gözaltına alınmış, çok sayıda kişi tutuklanmıştır. Van?da gözaltına alınan MEBYA-DER Eşbaşkanı Yusuf Dündar, gözaltında işkenceye maruz kaldığını beyan etmesine rağmen darp raporu düzenlenmeden tutuklanmıştır. Benzer şekilde Mardin, Urfa, Bitlis, İstanbul ve diğer illerde yaşanan olaylar ciddi hak ihlallerine işaret etmektedir. Mardin'de Diyar Koç'un ağır şekilde darp edilmeşi, işkence sonucu beyin kanaması geçirdiği, iç kanama bulguları bulunduğu, omurgalarının kırıldığı ve omurilik felci ile hayati risk taşıdığı belirtilmesine rağmen ayakta duramayacak durumda olmasına karşın tutuklanması; Kızıltepe?de bir çocuğun polis tarafından yere atılması; Bitlis'in Norşin ilçesinde gözaltı aracında ters kelepçeyle kelepçelenen il genel meclisi üyesinin yüzünün kanlar içinde bırakılması, hukuksuzluğun ulaştığı boyutu açıkça ortaya koymaktadır. Gözaltında darp edilen kişilerin tedavileri tamamlanmadan hastaneden çıkarılarak cezaevine gönderilmesi; Van'da Yusuf Dündar hakkında işkence iddiasına rağmen "darp yoktur" raporu düzenlenmesi, Anayasa'nın açık hükümlerinin ihlal edildiğini göstermektedir.
Öte yandan Rojava'daki saldırılar ve kuşatma koşulları nedeniyle Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşamını yitiren Kobanâli Baran Abdi"nin ölümü, bu sürecin yalnızca kolluk müdahaleleriyle sınırlı olmadığını; devletin yaşam hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünün de yerine getirilmediğini ortaya koymaktadır.
Anayasa'nın;
" 17. maddesi, işkence ve kötü muamele yasağını mutlak olarak düzenlemekte,
" 34. maddesi, barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını teminat altına almaktadır.
Ayrıca Mezopotamya Ajansı, Yeni Yaşam ve JINNEWS başta olmak üzere; TJA ve DBP Kadın Meclisi sayfaları ile çok sayıda gazeteci ve yurttaşın sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Buna karşılık Kürt seçilmişlere, halka ve yaşamını yitiren kişilere yönelik sosyal medyada yapılan linç, hakaret ve nefret söylemlerine ilişkin herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığına dair kamuoyuna yansıyan net bilgiler bulunmamaktadır. Bu bağlamda;
SORULAR
6 Ocak 2026 tarihinden bu yana Rojava protestoları gerekçesiyle Türkiye genelinde kaç kişi gözaltına alınmıştır? Kaç kişi tutuklanmış, kaç kişi hakkında adli kontrol kararı verilmiştir?
Gözaltına alınanlar arasında kaç çocuk bulunmaktadır? Bu çocuklar bakımından Anayasa'nın 41. maddesinde düzenlenen çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilmiş midir?
Mardin'de Diyar Koç'un gözaltı sırasında darp edilmesine ve ayakta duramayacak durumda olmasına rağmen tutuklanmasına ilişkin Bakanlığınızca idari veya adli bir soruşturma başlatılmış mıdır? Diyar Koç'un sağlığa erişim hakkının engellenme gerekçesi nedir?
Bitlis'te gözaltında darp edilen yurttaşların tedavileri tamamlanmadan cezaevine gönderilmesi, Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında değerlendirilmiş midir? Bu uygulamaya onay veren kolluk görevlileri hakkında işlem yapılmış mıdır?
Van'da gözaltına alınan MEBYA-DER Eşbaşkanı Yusuf Dündar'ın işkence gördüğünü beyan etmesine rağmen "darp yoktur" raporu düzenlenmesi hakkında Bakanlığınızın bilgisi var mıdır? Bu raporu düzenleyen ya da düzenlemeyen hastane ve kolluk personeli hakkında başlatılmış bir soruşturma bulunmakta mıdır?
Gözaltı ve tutuklama işlemlerinin fiili bir cezalandırma aracına dönüştüğü yönündeki iddialara ilişkin Bakanlığınızca herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?
Barışçıl toplantı ve gösterilere yapılan müdahalelerde kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullandığına dair Bakanlığınıza ulaşan şikâyet sayısı kaçtır?
Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca mutlak olarak yasaklanan işkence ve kötü muamele kapsamında, bu olaylar nedeniyle görevden uzaklaştırılan veya haklarında soruşturma açılan kolluk personeli var mıdır?
Mersin'in Tarsus ilçesinde yaşamını yitiren Koban&li Baran Abdi'nin ölümüyle ilgili olarak Bakanlığınızca herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?
Bu süreçte yaşanan gözaltı ve tutuklamaların, Anayasa'nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devleti ilkesiyle bağdaştığı düşünülmekte midir?
Kuzey ve doğu Suriye'ye yayılan saldırılar sonucunda sivil yerleşim koşulları nedeniyle dört çocuğun donarak yaşamını yitirdiği bir ortamda, "Çocuklar ölmesin, Kürt halkı ve Suriye halkları katliama uğramasın" diyen yurttaşlara yöneltilen şiddetin gerekçesi nedir?
8 Ocak'tan bu yana Şırnak merkez ve ilçelerinde çoğunluğu çocuk yaşta olmak üzere 40'tan fazla kişinin gözaltına alındığı belirtilmektedir. Bu dosyalarda 24 saat avukat görüş yasağı ve soruşturma dosyalarına gizlilik kararı uygulanmasının gerekçesi nedir? Türkiye'de yaşayan Kürtlerin ve dostlarının, Suriye'deki Kürt toplumuna yönelik sistematik şiddet ve hak ihlallerine karşı kamusal tepki göstermesi, tarihsel hafızaya dayanan meşru bir adalet talebi değil midir? Bu talebin engellenme gerekçesi nedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Ali Yerlikaya, İçişleri Bakanı ·
İlgi'de kayıtlı yazı ekinde yer alan Van Milletvekili Gülderen VARLİ'ye ait 7/39962 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Anayasa'nın 34'üncü maddesi ile garanti altına alınmıştır. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ile gerçek ve tüzel kişilerin düzenleyecekleri toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yerini, zamanını, usul ve şartlarını, düzenleme kurulunun görev ve sorumluluklarını, yetkili merciin yasaklama ve erteleme hallerini, güvenlik kuvvetlerinin görev ve yetkileri ile yasakları ve ceza hükümlerini düzenlemiştir.
Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10 ve 11'nci maddeleri ile de toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı güvence altına alınmış ve bu hakkın hangi durumlarda sınırlandırılabileceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
Ülkemizde barışçıl her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşü belirtilen mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmekte ve hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak mevzuatta belirtilen hususlar dışında herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır.
Barışçıl bir şekilde düzenlenen, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na muhalefet edilmeyen hiçbir toplumsal eylem ve etkinliğe müdahale edilmemiş olup terör örgütü lehine slogan atan, meskun mahalde çöp konteynerleri ile yol kapatan, lastik yakan, güvenlik güçlerine yönelik taşlı, havai fişekli, molotoflu saldırı gerçekleştiren ve bu şekilde şiddet içerikli ve saldırgan eylem gerçekleştiren şahıslara yönelik adli makamlardan alınan talimatlar doğrultusunda gözaltı işlemi uygulanmıştır.
Gözaltı ve müdahale işlemleri esnasında direnç gösteren şahıslara yönelik mevzuat hükümleri çerçevesinde ölçülülük ve orantılılık ilkesi gözetilerek, saldırıyı ve şiddeti sona erdirecek şekilde kademeli güç kullanımı uygulanmıştır.
Bahse konu etkinliklerde yakalanan şüpheli şahısların işlemleri adli makamlardan alınan talimat doğrultusunda ve başta Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği ile ilgili mevzuat kapsamında yerine getirilmiştir. Tüm şahısların gözaltında bulundukları süre içerisinde Devlet Hastanelerinden alınan "Genel Adli Muayene Raporları" soruşturma dosyalarına eklenmiştir.
Gözaltına alınan SSÇ (Suça Sürüklenen Çocuk) şahıs veya şahısların adli tahkikatı Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından yapılarak tüm adli işlemler mevzuat hükümleri doğrultusunda icra edilmiştir. Gözaltında bulundukları süre boyunca müdafi, psikolog/pedagog eşliğinde tahkikatları yürütülmüş, yapılan teşhis işlemleri Cumhuriyet Savcısı ve psikolog/pedagog eşliğinde gerçekleştirilerek soruşturma dosyalarına eklenmiştir.
Ayrıca gözaltına alınan şüphelilerle ilgili soruşturma ve kovuşturma işlemleri adli makamlar tarafından yürütülmektedir.
Mustafa ÇİFTÇİ Bakan
Adres :Ayrancı Mah. Selimiye Cd. No:17 Çankaya ANKARA Ayrıntılı Bilgi : Soru Önergeleri Büro Amirliği Telefon/Fax: 0312 462 17 83/ Unvanı Kep : emniyetgenelmudurlugu(Ghs01l.kep.tr Elektronik Ağ : soruonergeleri(Degm.gov.tr
Mustafa ÇİFTÇİBakan