Konut aboneleri için yıllık elektrik tüketim limitinin düşürülmesine ilişkin
Kaynak göster
Mustafa Erdem (CHP), 6 Şubat 2026 tarihinde 7/40089 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 105 gün sonra, 22 Mayıs 2026).
Mustafa Erdem (CHP, Antalya). “Konut aboneleri için yıllık elektrik tüketim limitinin düşürülmesine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/40089, 6 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-40089-konut-aboneleri-icin-yillik-elektrik-tuketim-limitinin-dusurulmesine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/b25daf45-8617-4226-9ff6-019c4163c13e
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 105 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda yazılı sorularımın Anayasa'nın 98. İçtüzüğün 96. maddesi gereğince Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından yazılı olarak yanıtlanması konusunda gereğini arz ederim.
UURoN,
Mustafa ERDEM Antalya Milletvekili
Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından, I Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamında değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişikliğe göre, yıllık elektrik tüketim limiti 5.000 k Wh'den 4.000 k Wh'ye düşürülmüştür. Bu değişiklik, 2026 yılından itibaren, yıllık 4.000 k Wh'ı aşan ve ortalama aylık 333 k Wh tüketen konut abonelerinin elektrik faturasının piyasa koşullarına bağlı olarak belirleneceği anlamına gelmektedir.
Bu değişiklik, özellikle son yıllarda artan enflasyon, hayat pahalılığı ve enerji maliyetleri karşısında geçim mücadelesi veren milyonlarca hane açısından ciddi ekonomik sonuçlar doğuracak niteliktedir.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından yapılan açıklamalarda söz konusu düzenlemenin "gizli zam" niteliği taşıdığı açıkça ifade edilmiştir.
EMO'nun değerlendirmelerine göre, Türkiye'de ortalama bir konutun yıllık elektrik tüketimi, özellikle kalabalık aileler, elektrikli ev aletlerinin yaygın kullanımı, ısınma ve soğutma ihtiyacının artması nedeniyle kolaylıkla 4.000 kWh sınırını aşabilmektedir. Bu durum, yüksek gelir gruplarını değil; aksine dar ve orta gelirli, çok çocuklu ya da aynı hanede birden fazla kişinin yaşadığı aileleri doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla yapılan düzenleme, kamuoyuna yansıtıldığı gibi "yüksek tüketicileri" değil, geniş halk kesimlerini kapsamaktadır.
Elektrik enerjisi günümüzde temel bir insan hakkı ve kamusal bir hizmet niteliği taşımaktadır. Devletin görevi, artan enerji maliyetlerini yurttaşlara yansıtmak değil, aksine bu maliyetleri sübvanse ederek enerji yoksulluğunu önlemektir. Fakat kamusal desteklerin geri çekilmesi yoluyla, dar ve orta gelirli haneler başta olmak üzere yurttaşların enerjiye erişimi zorlaştırılmaktadır. Bu tip uygulamalar sonucunda yoksul hanelerde temel enerji kaynaklarına kısıtlı erişim; ısınma vb. sorunlar nedeniyle ölümle sonuçlanan vahim olaylar gerçekleşmektedir.
Bu nedenlerle, yapılan düzenlemenin gerekçelerinin, etkilerinin ve kamu yararı açısından sonuçlarının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından açıklığa kavuşturulması zorunlu hale gelmiştir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamında yıllık elektrik tüketim limitinin 5.000 kWh?den 4.000 k Wh*ye düşürülmesi kararı hangi objektif gerekçelere dayanılarak alınmıştır? Bu düzenlemenin, hanelerin elektrik faturalarında mali yükü artıracağına dair değerlendirmeleriniz nelerdir?
Bahse konu düzenleme sonucu tahmini olarak kaç hane kamu tarifesi kapsamından çıkarılmıştır? Bu sayının gerekçelendirilmesinde hangi veriler kullanılmıştır?
EPDK düzenlemesi kapsamında ulusal tarifeye tabi olmayan konut abonelerinin enerji ücretlerinin serbest piyasa fiyatlarına tabi tutulması ile birlikte ortalama ne kadar bir fiyat artışı beklenmektedir? Bu artışın, toplumun en düşük gelirli kesimlerine etkisi nasıl hesaplanmıştır?
EPDK düzenlemesinin "gizli zam" olarak nitelendirilmesine neden olan devlet desteğinin sınır indirilmesi uygulamasının tüketiciler üzerindeki olası ekonomik sonuçlarıyla ilgili herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir? Yapılmadıysa neden yapılmamıştır?
Söz konusu düzenlemenin hanelerin elektrik faturalarına etkisini azaltmak amacıyla bakanlık tarafından planlanan herhangi bir düzenleyici veya mali tedbir var mıdır? Bakanlığınız bu konuda ne tür bir çalışma yürütmektedir?
Enerji politikalarının belirlenmesinde enerji yoksulluğunu önlemek ve düşük gelirli hane halklarını korumak adına bakanlığınız ne gibi stratejik önlemler almayı planlamaktadır?
Söz konusu düzenleme kapsamında tüketici örgütlerinin ve meslek odalarının görüşlerinin alınmamış olmasının gerekçesi nedir?
Söz konusu düzenleme kapsamında kamuoyunun bilgilendirilmemesinin gerekçesi nedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
: DÖNEM | ESASNO 28/4 | 7140089
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca düzenlenen tarifeler, ilgili faaliyete ilişkin tüm maliyet ve hizmet bedellerini içerecek şekilde hazırlanmakta ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Kurul onayına sunulmaktadır. Kanun hükümleri, belirlenen bu tarifelerin tüm gerçek ve tüzel kişileri bağladığını ve tüketici özelliklerine göre farklı miktar ve gruplarda tarifeler belirlenebileceğini açıkça ifade etmektedir. Bu yasal çerçevede, 2018 yılından bu yana her yıl güncellenen Son Kaynak Tedarik Tarifesi limiti, 2026 yılı için mesken abonelerinin gerçekleşen ortalama tüketim verileri ve piyasa maliyetleri gözetilerek yıllık 4.000 kWh olarak revize edilmiştir. Meskenlerde tüketim miktarını belirleyen parametreler; sadece hane nüfusu değil, kullanılan cihazların verimlilik sınıfından kullanım sıklığına kadar geniş bir ölçekte değişkenlik göstermektedir. Dolayısıyla bu limit, farazi hesaplamalar yerine gerçekleşen veriler ışığında, yüksek tüketimli abonelerin enerji maliyetlerini tam olarak karşılaması amacıyla belirlenmiştir.
Yapılan limit değişikliği neticesinde yaklaşık 1,3 milyon mesken abonesinin maliyet esaslı tarife kapsamına girmesi öngörülmektedir. Süreçteki fiyat hareketleri değerlendirildiğinde, 2017 yılında asgari ücretle 3.409 kWh elektrik alınabilirken, 2026 yılının ilk üç ayında (maliyet esaslı tarifeye geçişe rağmen) asgari ücretle 5.549 kWh elektrik alınabildiği görülmektedir. Bu veriler, elektrik harcamalarının hane geliri içerisindeki payının reel olarak azalma eğiliminde olduğunu ve mevcut devlet destekli ulusal tarifenin oldukça düşük seviyelerde tutulduğunu teyit etmektedir.
Nitekim 2000'li yılların başında 200 kWh elektrik faturasının asgari ücretteki payı 9610 seviyelerindeyken, günümüzde bu oranın 962 seviyelerine kadar düşürülmüş olup, Eurostat 2025 yılı verilerine göre Türkiye, 39 ülke arasında meskenlerde en ucuz elektrik tarifesine sahip ülke konumunda bulunmaktadır. Yine aynı kaynakta yer alan alım gücü verilerine göre ise Ülkemiz, elektrik, doğal gaz ve kömür fiyatları anlamında en ucuz ikinci ülke konumunda bulunmaktadır.
Serbest tüketici limiti ile son kaynak tedarik tarifesine ilişkin tüketim limitleri, küresel ve ulusal enerji piyasası koşulları başta olmak üzere çok sayıda parametre birlikte değerlendirilerek her yıl yeniden belirlenmekte olup, tüm abone gruplarının istisnasız biçimde serbest piyasa kapsamına alınmasına yönelik belirlenmiş bir takvim veya yol haritası bulunmamaktadır. Enerji yoksulluğunu önlemek adına ihtiyaç sahibi hanelerimize Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı üzerinden elektrik, doğal gaz ve kömür tüketim desteği sağlanmaya devam edilmektedir.
Söz konusu düzenleme süreci ise 2018 yılında kamuoyu görüşüne açılan ve Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğin güncel bir uygulaması olup, hem hazırlık aşamasında hem de uygulama sürecinde medya ve diğer mecralar aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılarak şeffaf bir şekilde yürütülmüştür.