Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinin yakınında bulunan beton santralinin çevresel etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 24 Şubat 2026 tarihinde 7/41068 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 70 gün sonra, 5 Mayıs 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinin yakınında bulunan beton santralinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/41068, 24 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41068-bolu-f-tipi-kapali-cezaevinin-yakininda-bulunan-beton-santralinin-cevresel-etkilerine-ilis (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/4cc13754-5c57-4d85-9573-019c94febd55
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 70 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
<7 mama
Öznur Bartin
Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesi yerleşkesine bitişik konumda faaliyet gösteren beton santralinin çevresel etkileri, basit bir ruhsat ve izin meselesi olarak ele alınamayacak ölçüde ağır bir kamusal sorumluluk alanına işaret etmektedir. Mesele, teknik mevzuata uygunluk tartışmasının ötesinde; özgürlüğünden yoksun bırakılmış mahpusların yaşam hakkı, sağlık hakkı ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının fiilen korunup korunmadığı sorunudur.
Hapishaneler, kamusal gücün en yoğun biçimde kullanıldığı ve mahpusun kendi yaşam koşulları üzerinde tasarruf imkanının ortadan kaldırıldığı kurumlardır. Bu nedenle devletin yükümlülüğü yalnızca düzenleyici değil, aynı zamanda önleyici ve koruyucudur. Mahpuslar, maruz kaldıkları çevresel riskleri bertaraf etme veya mekânsal olarak uzaklaşma imkanına sahip değildir. Bu durum, idarenin sorumluluğunu sıradan bir çevresel denetim yükümlülüğünün ötesine taşımakta; artırılmış özen ve hassasiyet gerektirmektedir.
Beton santrallerinden kaynaklanan PM2.5 ve PM10 düzeyindeki partikül maddeler, kristalin silika içeren tozlar ve sürekli endüstriyel gürültü; bilimsel literatürde solunum yolu hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, kardiyovasküler rahatsızlıklar, hipertansiyon, uyku bozuklukları ve psikolojik stres ile ilişkilendirilmektedir. Kapalı ve sınırlı alanlarda uzun süreli maruziyet, risk katsayısını yükseltmektedir. Hapishane gibi kapalı mekânsal düzeneklerde bu etkilerin daha yoğun hissedilmesi kuvvetle muhtemeldir.
Bu bağlamda, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği'nin (ÖHD) konuya ilişkin idari makamlara yaptığı başvurular ve yürüttüğü girişimler, sorunun yalnızca varsayımsal değil, somut ve güncel bir risk olarak algılandığını göstermektedir. 28 Kasım 2025 tarihinde yapılan başvuruların ardından farklı kurumlar arasında yetki aktarımı niteliği taşıyan yazışmalar gerçekleştirilmiş; Bolu İl Özel İdaresi, tesisin belediye sorumluluk alanında olduğunu belirtmiş; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tesisin mevcut çevre izinlerine sahip olduğunu bildirmiş; İl Sağlık Müdürlüğü ölçüm yetkisinin çevre ve belediye birimlerinde olduğunu ifade etmiş; İl İnsan Hakları Kurulu ise teknik inceleme yapılmasına karar vermiştir. Ancak bu süreç, somut ve bağımsız ölçüm sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması ve riskin bilimsel olarak ortaya konulması noktasında henüz tatmin edici bir açıklığa kavuşmamıştır.
Tarih :.... lehka. 41068
Anayasa'nın 17'nci ve 56'ncı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 2'nci maddesi birlikte değerlendirildiğinde; devletin yükümlülüğü yalnızca zarar doğduktan sonra tazmin mekanizmalarını işletmek değildir. Öngörülebilir ve önlenebilir bir risk karşısında pasif kalınması, pozitif yükümlülüğün ihlali anlamına gelebilecek ağır bir idari ihmale işaret eder. İhtiyat ilkesi, özellikle mahpusların söz konusu olduğu durumlarda, idareye daha sıkı bir denetim ve daha ileri düzeyde önleyici tedbir alma yükümlülüğü yüklemektedir.
İzin belgelerinin varlığı, fiili maruziyet düzeylerinin insan sağlığı bakımından güvenli olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Asıl mesele; güncel, bağımsız ve akredite ölçümlerle riskin somutlaştırılması, verilerin şeffaf biçimde paylaşılması ve elde edilen sonuçlara göre bağlayıcı tedbirlerin gecikmeksizin uygulanmasıdır. Aksi yaklaşım, kamusal denetimi biçimsel bir prosedüre indirgemek anlamına gelecektir. Bu nedenle, ilgili tüm kurumların koordineli, şeffaf ve bağlayıcı nitelikte somut tedbirler alması; gerekli girişimlerde bulunulması elzemdir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Belediye denetimleri yalnızca evrak kontrolü mü içermektedir, yoksa hapishane sahasında gerçek zamanlı ölçüm yapılmakta mıdır?
Tesisin hapishaneye bu denli yakın konumda ruhsatlandırılmasında hangi kamu yararı değerlendirmesi esas alınmıştır?
Mahpusların yaşam ve sağlık hakkını tehdit eden bir faaliyet söz konusuysa, belediyenin tesisi kapatma ve faaliyetini tamamen sonlandırma yetkisi bulunmakta mıdır; bu yetki mevcut ise bugüne kadar neden kullanılmamıştır ve mahpus güvenliği gereği tesis derhal kapatılacak mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Mustafa Çiftçi, İçişleri Bakanı ·
i(eoo a
1. Zonguldak Milletvekili Deniz YAVUZYILMAZ"ın 7/40434 esas numaralı, #14
2. Bursa Milletvekili Hasan TOKTAŞ"ın 7/39975 esas numaralı,
3. İstanbul Milletvekili Gökan ZEYBEK"in 7/41215 esas numaralı,
4. Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun PARLAK''ın 7/41067 esas numaralı,
5. Gaziantep Milletvekili Av.Sermet ATAY'ın 7/41600 esas numaralı,
6. Hakkari Milletvekili Öznur BARTİN"in 7/41068 esas numaralı,
Yazılı soru önergelerinin Bakanlığımız görev ve sorumluluk alanında yer almadığı değerlendirilmiştir. Bilgilerinize arz ederim.
Mustafa ÇİFTÇİ Bakan
Bu belge. güvenli elektronik imza ie imzalanmıştır.
Telefon No: (312422 40 30 Faks No: (312)425 39 60 Şube Müdürü gey EN
Mustafa ÇİFTÇİBakan