Kadına yönelik şiddet olayları ile kadın cinayetlerine ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 34 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 26 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Anayasanın 98 ve Iç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Kadınlara yönelik erkek şiddeti Türkiye'de uzun yıllardır münferit olaylar toplamı olmaktan çıkmış; siyasal, toplumsal ve kurumsal boyutları bulunan yapısal bir insan hakları ihlali alanına dönüşmüştür. Özellikle güvenlik bürokrasisi içerisinde görev yapan ya da geçmişte bu kurumlarda görev almış personelin fail olduğu kadın katliamları, erkek egemen zihniyet ile militarize edilmiş şiddet pratiklerinin, kurumsal denetimsizliğin ve cezasızlık mekanizmalarının kesişiminde ortaya çıkan ağır tabloyu görünür kılmaktadır. Kadın örgütleri, insan hakları savunucuları ve demokratik kamuoyu uzun yıllardır; güvenlikçi politikaların yoğun biçimde uygulandığı, Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentler başta olmak üzere birçok yerde üniformalı personelin fail olduğu şiddet vakalarının münferit değil, yapısal bir karakter taşıdığına dikkat çekmektedir. Bu vakalarda etkili soruşturma yürütülmediği, koruyucu ve önleyici mekanizmaların işletilmediği, faillerin çeşitli idari ve yargısal süreçler yoluyla fiilen korunduğu yönündeki yaygın toplumsal kanaat ise yeni kadın katliamlarının önünü açan bir cezasızlık rejimi yaratmaktadır. Son on altı yıllık süreç incelendiğinde uzman çavuşların fail olduğu iddia edilen çok sayıda kadın katliamı, şüpheli kadın ölümü, cinsel şiddet ve ağır yaralama vakasının yaşandığı görülmektedir.
2010 yılında Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı'nda görev yapan uzman çavuş Enes Tamur'un Müfide Tamur'u katletmesi; aynı yıl Edirne'nin İpsala ilçesinde görevli uzman çavuş Adem Sezer'in istismar ettiği 16 yaşındaki Gözde Çakır'ı katletmesi; İstanbul Beylikdüzü'nde uzman çavuş Sedat Kardaş'ın Ayşegül Bilginer'i ateşli silahla ağır yaralaması; 2012 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde uzman çavuş Mehmet Karadayı'nın boşanma aşamasında olduğu kadının ailesinin evini basarak kadının annesini katletmesi ve babasını yaralaması; aynı yıl Erzincan'da Hülya K.'nin uzman çavuş Erdal K. tarafından katledilmesi; 2013 yılında Şanlıurfa'da Hülya Ege'nin uzman çavuş İbrahim Ege tarafından katledilmesi; 2014 yılında Adana'nın Kozan ilçesinde Eda Şahin'in katledilmesi; aynı yıl Şırnak'ın Cizre ilçesi sınır hattında Saada Darwish'in sınır hattında görevli uzman çavuşun açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmesi ve fail hakkında takipsizlik kararı verilmesi; 2016 yılında Ankara'da Melike B.'nin katledilmesi; 2017 yılında uzman çavuş Alper Deveci'nin boşanma aşamasındaki kadının annesini ve kardeşini katletmesi, bir çocuğu yaralaması; aynı yıl Mardin'de Gizem C.'nin katledilmesi; 2018 yılında Şırnak'ın Silopi ilçesinde Esra Köşker'in ve Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde Sevilay Aka'nın katledilmesi; 2019 yılında Sosin Küçükgüven ile Emine Yanıkoğlu'nun katledilmesi; 2020 yılında Batman'da Ipek Er'in maruz bırakıldığı cinsel şiddet sonrasında yaşamını yitirmesi; Gaziantep'te Müberra Kuzdan'ın, Erzurum'da Hülya Özmen'in, Izmir'de Nergüzel Kocabıyık ile Melike Kocabıyık'ın katledilmesi; 2021 yılında Aysel Y., Derya Aldıç ve Rahime Ö.'nün katledilmesi ile İstanbul Şişli'de gerçekleşen ağır yaralama vakası; 2024 yılında Yeliz Yolcuoğlu, Burcu Demir, Bedriye Işık, Hatice Çelik, Havin Aşkan
Tektaş ve Meryema Hasanoğlu olayları; 2025 yılında Esra Bağcı ile Gülhan Börülce'nin katledilmesi; 2026 yılında Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde Gülşen Gezer, Habibe Demir, Gürkan Demir ve Deniz Demir'in katledilmesi, Ankara'da Deniz Büyükköprü ile Irmak Nehir Büyükköprü'nün katledilmesi, Muğla'da H.S.'ye yönelik katletme girişimi ve Adana'da Buse S.'nin ateşli silahla ağır yaralanması, söz konusu tablonun münferit değil, yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.
Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin kamu politikalarından giderek uzaklaştırılması, kadın örgütlerinin karar alma süreçlerinden dışlanması ve 6284 sayılı Kanun'un etkin biçimde uygulanmaması, kadınlara yönelik şiddetle mücadelede kamusal kapasitenin zayıflatıldığı yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü kamu otoritelerinin, özellikle failin silahlı kamu görevlisi olduğu vakalarda neden etkili önleyici mekanizmalar geliştiremediği, bu olayların neden önlenemediği ve kamu görevlileri bakımından neden ayrıcalıklı bir cezasızlık pratiğinin oluştuğu kamuoyu vicdanında yanıt bekleyen temel sorular olarak durmaktadır. Bu bağlamda;
SORULAR
Son on altı yılda uzman çavuşların fail olduğu kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerinin önemli bir bölümünün Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde gerçekleşmesi Hükümet tarafından nasıl değerlendirilmektedir? Bu yoğunlaşmanın nedenlerine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmış mıdır?
Hükümet, silahlı kamu görevlilerinin fail olduğu kadın katliamlarında ortaya çıkan cezasızlık algısının, yeni şiddet vakalarını teşvik ettiğine ilişkin kadın örgütleri ve insan hakları kurumlarının değerlendirmelerine katılmakta mıdır?
Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin ardından kadın katliamlarında ve kadına yönelik şiddet vakalarında yaşanan değişime ilişkin Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanmış bir etki analizi bulunmakta mıdır?
Son yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının resmi politika belgelerinden çıkarılmasının kadınlara yönelik şiddet üzerindeki etkileri değerlendirilmiş midir?
Failin kamu görevlisi olduğu kadın katliamlarını izlemek üzere bağımsız, sivil toplumun ve kadın örgütlerinin katılımına açık bir mekanizmanın oluşturulmamasının gerekçesi nedir?
Kadın örgütlerinin uzun yıllardır dile getirdiği "üniformalı şiddet ve cezasızlık" iddiaları doğrultusunda herhangi bir üst düzey idari inceleme yürütülmüş müdür?
Hükümet, kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getiremediği yönündeki toplumsal eleştirileri nasıl değerlendirmektedir?
Son on altı yılda failin kamu görevlisi olduğu kadın katliamlarına ilişkin kaç kurumlar arası koordinasyon toplantısı gerçekleştirilmiştir?
Kadınların kolluk birimlerine yaptığı başvurulara rağmen katledildiği olaylarda kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmasına yönelik özel bir mekanizma bulunmakta
Hükümet, kadın örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla kadın kırımıyla mücadele konusunda yeni bir demokratik eylem planı hazırlamayı düşünmekte midir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·
Anayasanın 98 inci maddesi uyarınca Başkanlığınızca tarafıma gönderilen yazılı soru önergelerinden, Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı ile Cumhurbaşkanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşların görev alanına giren konulara ilişkin önergeler cevaplandırılmaktadır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca bakanlıkların görev ve yetki alanına giren önergeler bakanlıklar tarafından cevaplandırılmaktadır.
Bu itibarla, Hakkari Milletvekili Sayın Öznur BARTİN tarafından verilen 7/46162 esas numaralı yazılı soru önergesinde bahsi geçen hususlar başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere diğer bakanlıkların görev ve yetki alanına girmektedir.
Bilgilerini ve gereğini arz ederim.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi 06560 Beştepe-ANKARA Telefon No:(312) 525 43 82 1
Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı