Ankara'da düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınan kişilere ilişkin
Kaynak göster
Cengiz Çiçek (DEM Parti), 25 Haziran 2026 tarihinde 7/46211 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 106 gün sonra, 9 Ekim 2026).
Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul). “Ankara'da düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınan kişilere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/46211, 25 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46211-ankara-da-duzenlenecek-olan-nato-zirvesi-oncesinde-gozaltina-alinan-kisilere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/105f936a-3567-4465-92a5-019f02795d31
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 106 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
SORULAR
8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün 'Operasyon Turkuaz' adını verdiği kapsamlı bir güvenlik ve gözaltı planı uygulamaya konulmuştur. Bu planın bir parçası olarak 23 Haziran 2026 tarihinde Ankara'da çok sayıda adrese eş zamanlı şafak baskınları düzenlenmiş; aralarında siyasetçilerin, sendika ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin, avukatların, akademisyenlerin, gazetecilerin ve LGBTI+ bireylerin de bulunduğu 200'ü aşkın yurttaş gözaltına alınmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 241 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamıştır.
Gözaltı işlemleri sırasında pek çok konuta kapılar kırılarak girildiği, gözaltına alınan yurttaşların ters kelepçe uygulamasına maruz bırakıldığı kamuoyuna yansımıştır. Ayrıca gözaltındaki yurttaşların ilk 24 saat boyunca avukatlarıyla görüştürülmediği ve soruşturma dosyası hakkında kısıtlama kararı uygulandığı belirtilmiştir.
Ankara Valiliği, 28 Haziran 2026 saat 00:00'dan 10 Temmuz 2026 saat 23:59'a kadar il genelindeki tüm toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamıştır. Bu karar, Anayasa'nın 34'üncü maddesiyle güvence altına alınan toplantı ve gösteri hakkını 13 gün boyunca fiilen askıya almaktadır.
Kitlesel gözaltılar ve toplantı-gösteri yasakları birlikte değerlendirildiğinde, NATO Zirvesi öncesinde demokratik siyaset alanının ve toplumsal muhalefetin hedef alındığı görülmektedir. Güvenlik gerekçesi, demokratik hakların sınırlandırılmasının ve toplumsal itirazların bastırılmasının aracı haline getirilmektedir.
Öte yandan Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi'nin açıklamasına göre, Ankara TEM Şube'de gözaltı işlemlerini takip eden avukatın gözü önünde müvekkili merdivenden itilerek düşürülmüş, buna tepki gösteren avukat ise kolluk tarafından darp edilmiştir. Şikâyete rağmen sorumlu kolluk personeli hakkında herhangi bir işlem yapılmamış, tutanak tutmak üzere gelen Ankara Barosu yetkilisi ise binaya alınmamıştır.
Bu bağlamda;
NATO Zirvesi öncesinde aralarında siyasetçi, sendikacı, gazeteci, akademisyen, avukat ve LGBTI+ aktivistlerinin bulunduğu yüzlerce yurttaşın şafak baskınlarıyla gözaltına alınmasının dayanağı nedir? Bu kişilerin demokratik ve barışçıl faaliyetleri kamu güvenliği tehdidi olarak mı değerlendirilmiştir?
Operasyon Turkuaz kapsamında gerçekleştirilen kitlesel gözaltılar ve toplantı-gösteri yasaklarıyla NATO Zirvesi öncesinde demokratik muhalefetin ve toplumsal itirazların baskı altına alınması mı amaçlanmıştır? Bu uygulamaların kamu güvenliğiyle ilişkisi nedir?
Toplumsal ve siyasal alanda görünürlüğü bulunan gazeteci, avukat, akademisyen, sendikacı ve siyasetçilerin şafak baskınları, kapı kırmalar ve ters kelepçe uygulamalarıyla gözaltına alınmasının amacı nedir? Bu uygulamalarla kamuoyuna ve demokratik muhalefete nasıl bir mesaj verilmek istenmiştir?
Ankara'da 13 gün süreyle tüm toplantı ve gösterilerin yasaklanmasının gerekçesi nedir?
Bu yasak kararıyla Anayasa'nın 34'üncü maddesiyle güvence altına alınan toplantı ve gösteri hakkı fiilen ortadan kaldırılmamış mıdır?
Ankara TEM Şube'de gerçekleşen polis şiddetiyle ilgili sorumlu kolluk personeli hakkında idari veya adli soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa gerekçesi nedir?
Tutanak tutmak üzere gelen Ankara Barosu yetkilisinin binaya alınmamasının hukuki gerekçesi nedir? Bu uygulama, kolluk görevlilerinin eylemlerinin denetlenmesini engelleyerek cezasızlık pratiğini güçlendirmemekte midir?