İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/46368 GEÇ CEVAPLANDI · 48 GÜN

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde bulunan Bırkleyn Mağaraları yakınında yapılması planlanan kalker ocağı projesine ilişkin

Kaynak göster

Serhat Eren (DEM Parti), 2 Temmuz 2026 tarihinde 7/46368 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 48 gün sonra, 19 Ağustos 2026).

Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Diyarbakır'ın Lice ilçesinde bulunan Bırkleyn Mağaraları yakınında yapılması planlanan kalker ocağı projesine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/46368, 2 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46368-diyarbakir-in-lice-ilcesinde-bulunan-birkleyn-magaralari-yakininda-yapilmasi-planlanan-kal (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/4832a599-1962-4546-8336-019f26c33cc2

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 48 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 33 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. \ /A

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde bulunan Birkleyn Mağaraları, Asur dönemine ait kaya kabartmaları ve çivi yazılı kitabeleriyle Mezopotamya'nın en önemli arkeolojik miras alanları arasında yer almaktadır. Aym zamanda bölge, sahip olduğu doğal yapısı, su kaynakları ve biyolojik çeşitliliğiyle korunması gereken hassas ekosistemlerden biridir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Birkleyn Mağaraları'nın yakınında planlanan kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projesine ilişkin süreçte yeni gelişmeler yaşanmıştır. Projenin uygulanması halinde gerçekleştirilecek patlatmak madencilik faaliyetlerinin tarihi mağaralar, arkeolojik kalıntılar, doğal yaşam ve bölgedeki su kaynakları üzerinde geri dönüşü olmayan zararlar oluşturabileceği yönünde ciddi kaygılar bulunmaktadır.

Son yıllarda Diyarbakır'da Hasandin Yaylası, Kulp Vadisi, Dicle Havzası ve Birkleyn Mağaraları gibi doğal ve kültürel miras alanlarında madencilik projelerinin artması, koruma-kullanma dengesinin kamu yararı doğrultusunda yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Birkleyn Mağaraları'nın yakınında planlanan kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projesine ilişkin verilmiş maden arama veya işletme ruhsatı bulunmakta mıdır? Bulmuyorsa ruhsatın düzenlenme tarihi, süresi, kapsadığı alan ve ruhsat sahibine ilişkin bilgiler nelerdir?

  2. Ruhsatlandırma sürecinde Birkleyn Mağaraları'nın arkeolojik ve doğal sit niteliği ile kültürel miras değerleri dikkate alınmış mıdır? Bu kapsamda hangi kamu kurum ve kuruluşlarından görüş alınmıştır?

  3. Projenin Birkleyn Mağaraları'ndan daha uzak bir bölgede gerçekleştirilmesine yönelik alternatif saha değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?

  4. Son on yılda Diyarbakır ilinde doğal sit alanları, arkeolojik sit alanları veya bunların etki alanlarında verilen maden arama ve işletme ruhsatı sayısı kaçtır? Bu ruhsatların ilçelere göre dağılımı nedir?

  5. Bakanlığınızın, doğal ve kültürel miras alanlarında madencilik faaliyetlerinin sınırlandırılması veya bu alanların korunmasına yönelik yeni bir düzenleme ya da politika çalışması bulunmakta mıdır?

  6. Birkleyn Mağaraları ve çevresinde yürütülmesi planlanan madencilik faaliyetlerinin kültürel miras ve doğal çevre açısından geri dönüşü olmayan zararlara yol açacağının bilimsel olarak ortaya konulması halinde, ruhsatın iptal edilmesi veya faaliyetlerin durdurulması yönünde bir değerlendirme yapılacak mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

Diyarbakır Milletvekili Sayın Serhat EREN'in tarafıma tevcih ettiği 7/46368 esas numaralı yazılı soru önergesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 99 uncu maddesi gereği ekte cevaplandırılmaktadır.

Bilgilerinizi arz ederim.

Ülkemizin herhangi bir bölgesinde yürütülecek madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak; maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, Iş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.

Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.

Bu bilgiler ışığında; Diyarbakır ilimizin Lice ilçesinde bulunan Birkleyn Mağaraları'nın yakınında 1 adet II.grup (a) bendi kireçtaşı (kalker) maden ruhsatı ve 1 adet II.grup (a) bendi kalker hammadde üretim izin sahası bulunmakla birlikte, şirket isimleri ve bu şirketlerin faaliyetlerinin detaylarına ilişkin olarak; Maden Yönetmeliği'nin "Sicilin incelenmesi" başlıklı 97'nci maddesinde "...İlgisini inanılır kılan herkes, sicil kayıtlarının maden sicil memurlarından biri huzurunda gösterilmesini isteyebilir" şeklinde düzenleme yer almakta olup, bu çerçevede bölgede faaliyet gösteren şirketlerin isimleri doğrudan açık bilgi şeklinde paylaşılamamaktadır. Nitekim aynı konuya ilişkin daha önce Bakanlığımız aleyhine açılan dava üzerine Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından verilen E:2016/2684, K:2018/177 sayılı kararda özetle; "….4982 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle ve Yönetmeliğin 34'üncü maddesiyle "ticari sır" kapsamındaki bilgi ve belgeye erişimi kısıtlayan kuralın, bir ticari işletme veya şirketin faaliyet alanı ile ilgili yalnızca belirli sayıdaki mensupları ve diğer görevlileri tarafından bilinen, elde edilebilen, özellikle rakipleri tarafından öğrenilmesi halinde zarar görme ihtimali bulunan ve üçüncü kişilere ve kamuya açıklanmaması gereken, işletme ve şirketin ekonomik hayattaki başarı ve verimliliği için büyük önemi bulunan; iç kuruluş yapısı ve organizasyonu, mali, iktisadi, kredi ve nakit durumu, araştırma ve geliştirme çalışmaları, faaliyet stratejisi, hammadde kaynakları, imalatının teknik özellikleri, fiyatlandırma politikaları, pazarlama taktikleri ve masrafları, pazar payları, toptancı ve perakendeci müşteri potansiyeli ve ağları, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin veya bu gibi bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile ticari sır kavramının birlikte değerlendirilmesinden; şirketlerin pazar payları, müşteri potansiyeli ve ağlarına, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin bilgilerin ticari sır kapsamında kaldığı, ticari sır olarak nitelendirilebilecek belgelerin ise 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında değerlendirilmeyeceği açıktır." denilmek suretiyle şirket isimlerinin ticari sır kapsamında olduğu ve kamuya açıklanmaması gerektiği ifade edilmiş olup, açılan bu davanın Bakanlığımız lehine reddine karar verilmiştir. Bu karar üzerine yapılan istinaf başvurusu da Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin E.2018/836, K.2018/1092 sayılı kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.

Yürütülecek olan faaliyetlerin çevresel etkilerini konu alan ÇED sürecine ilişkin işlemler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı uhdesinde, tarihi ve kültürel miraslara ilişkin hususlar ise Kültür ve Turizm Bakanlığı uhdesinde yürütülmekte olup, bu çerçevede Onerge içeriğinde yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir