İstanbul Valiliğinin okullarda cuma mescidi oluşturulması konulu yazısına ilişkin
Kaynak göster
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti), 4 Ağustos 2026 tarihinde 7/47506 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 30 gün sonra, 3 Eylül 2026).
Keziban Konukcu Kok (DEM Parti, İstanbul). “İstanbul Valiliğinin okullarda cuma mescidi oluşturulması konulu yazısına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/47506, 4 Ağustos 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-47506-istanbul-valiliginin-okullarda-cuma-mescidi-olusturulmasi-konulu-yazisina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/e7559a4e-1670-4baf-9be3-019fd19ef8dc
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- Bakanlığa iletildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 30 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 27 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda belirtilen sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf TEKİN tarafından Anayasa'nın 98'inci TBMM İçtüzüğün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Alane
Tüm çocuklar için parasız, bilimsel, nitelikli eğitimi fiziki koşulları yeterli okullarda verilmesi için gerekli adımları atmayan iktidar; İstanbul Valiliği aracılığıyla laik, bilimsel ve kamusal eğitimi doğrudan hedef alan yeni bir ideolojik dayatmayı yürürlüğe koymuştur. İstanbul Valisi Davut Gül imzasıyla 39 ilçe kaymakamlığına ve ilgili kurumlara gönderilen talimat yazısında; yeni yapılacak okul ve eğitim kurumlarının proje ve planlamalarında cuma namazı kılınabilmesine imkân sağlayacak, yeterli fiziki kapasiteye sahip mescit alanlı ayrılması, mevcut okullarda ise uygun alanların "cuma mescidi" olarak düzenlenmesi talimatı verilmesine yönelik bilgiler kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Kamuoyu ile paylaşılan talimat yazısında; Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği ile Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'ne atıf yapılmış; söz konusu uygulamanın amacı "öğrencilerin ibadet ihtiyaçlarının karşılanması, okul dışına çıkışların azaltılması ve eğitim sürecinin aksamaması" olarak iddia edilmiştir. Ayrıca resmi açıklamalarda "toplumun manevi değerleri", "temel hak ve özgürlükler" gibi kavramların arkasına sığınılarak ibadethane düzenlemesi eğitimin "bütünleyici bir parçası" gibi sunulmuştur.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Söz konusu idari talimat; "toplumun manevi değerleri", "temel hak ve özgürlükler" ve ibadetin eğitim sürecine katkı sunduğu, eğitimde verimliliği artıracağı yönündeki gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışılsa da önceki eğitim politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde münferit bir idari işlem olarak görülmesi mümkün değildir. ÇEDES Projesi, 2023 yılında okul öncesi eğitim kurumlarını da kapsayacak şekilde genişletilen mescit düzenlemeleri, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile tekçi ve Sünni-Hanefi anlayışın müfredata egemen kılınması ile
'eğitim alanında dini referanslı uygulamaların yaygınlaştırılması birlikte değerlendirildiğinde; bunların birbirinden bağımsız idari tasarruflar olmadığı, kamusal eğitimin laik, bilimsel ve çoğulcu niteliğini aşamalı biçimde aşındıran, Türkiye'nin çok inançlı, çok kültürlü ve çok dilli toplumsal yapısını göz ardı ederek belirli bir dini anlayışı kamusal eğitim politikalarının belirleyici unsuru hâline getiren bütünlüklü bir politika yaklaşımının parçaları olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim eğitim sendikaları (Eğitim-Sen) ve Alevi kurumları (Alevi Bektaşi Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) haklı tepkilerinde açıkça; zorunlu din dersleri ve Ramazan ayındaki oruç baskısıyla sindirilmeye çalışılan, okullarda kendi inancını ve kimliğini gizlemek zorunda bırakılan Alevi ve farklı inançtan çocukların, şimdi de "Cuma Namazı ve Mescit" dayatmasıyla fiili bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalacaklarını; okulların ibadethaneye dönüştürülmesinin, laik ve demokratik hukuk devletine açık bir müdahale, tek bir inanç dışındaki tüm inançları, kültürleri ve yaşam tarzlarını yok sayan bir anlayış olduğunu ve okullarda en temel hijyen malzemelerinin (sabun, tuvalet kâğıdı) dahi bulunmadığı, çocuk işçiliği (MESEM) ve beslenme krizinin derinleştiği bir ortamda; kamusal kaynakların hak ve özgürlük kılıfı altında tek bir mezhepsel pratik için seferber edilmesinin kamu yararı ilkesini katlettiğini belirtmişlerdir.
Günümüzde İstanbul başta olmak üzere derin yoksullukla mücadele edilen bölgelerdeki binlerce okulda öğrencilere en temel insani hak olan ücretsiz 1 öğün yemek ve temiz su dahi sağlanamazken, hijyen malzemesi eksikliği, derslik ve laboratuvar altyapısındaki yetersizlikler, okulların fiziksel altyapılarının yıpranmışlığı, deprem riski taşıyan binalar ve dezavantajlı bölgelerdeki okulların imkânsızlıkları günlük gerçeklik olarak dururken; eğitim politikalarının dini referanslar ekseninde şekillendirilmesinin göstergesi olan mevcut fiziki imkânların cuma mescidine dönüştürülmesi ve yeni okullarda mescit zorunluluğu getirilmesi, eğitim önceliklerinin ne ölçüde gerçek ihtiyaçlara göre belirlendiğini ortaya koymaktadır. Devletin yükümlülüğü, çocukları çoğunluğun inanç pratiğine uyum sağlamaya zorlayan değil; farklılıkların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği güvenli ve kapsayıcı eğitim ortamlarını yaratmaktır. Okul yaşamının belirli bir inanç dayatması ile düzenlenmesi; farklı inançlara mensup, herhangi bir inanca sahip olmayan ya da dini tercihlerini kamusal alanda görünür kılmak istemeyen ailelerin çocukları açısından dışlanma, damgalanma ve ayrımcılık riskini artırabileceği gibi, akran zorbalığını besleyebilecek yeni zeminler de oluşturacaktır. Eğitim politikalarının laiklikten uzaklaştırılması; yalnızca farklı inançlara mensup ya da herhangi bir inanca sahip olmayan öğrencilerin haklarını değil, tüm çocukların özgür, eleştirel ve bilimsel eğitim alma hakkını da doğrudan etkilemektedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
İstanbul Valiliği'nin ilçe kaymakamlıklarına gönderdiği ve yeni okul projelerinde icuma namazı kılınabilmesine imkân sağlayacak yeterli kapasitede cuma mescidi açılması" yönünde düzenlemeler öngören talimat, Bakanlığınızın bilgisi ve onayı doğrultusunda mı hazırlanmıştır? Söz konusu talimatın yürürlükteki mevzuata uygunluğuna ilişkin Bakanlığınızca yapılmış bir hukuki değerlendirme bulunmakta mıdır?
İstanbul Valiliği talimatında ileri sürülen "okul dışına çıkışların azaltılması ve eğitim sürecinin aksamaması" gerekçesi Bakanlığınızın resmî görüşü müdür? Kamu okullarında eğitim sürecinin aksamasını önlemenin yolu eğitim kurumlarını kitlesel ibadet alanlarına dönüştürmek midir?
Eğitim Sen başta olmak üzere eğitim alanında faaliyet gösteren sendikaların, Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Veli-Der gibi kurumların eleştiri ve önerileri Bakanlığınız tarafından değerlendirilmiş midir? Değerlendirildiyse sonuçları nelerdir?
İstanbul Valiliğinin söz konusu talimatı hazırlanırken; öğrenciler, veliler ve eğitim emekçileri bakımından din ve vicdan özgürlüğü, eşitlik ilkesi, ayrımcılık yasağı, çocukların üstün yararı ve çalışma hakkı açısından herhangi bir insan hakları etki değerlendirmesi veya eşitlik etki analizi yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?
Farklı inanç gruplarına mensup ailelerin çocuklarının "cuma mescidi" uygulaması ve buna bağlı idari süreçler nedeniyle ayrımcılık, dışlanma, akran zorbalığı, psikolojik baskı veya asimilasyon riskine maruz kalmasını önlemek amacıyla Bakanlığınız tarafından alınmış idari ve pedagojik tedbirler nelerdir?
Söz konusu talimat kapsamında; farklı inançlara mensup, herhangi bir inanca sahip olmayan veya dini tercihlerini açıklamak istemeyen öğretmenler, okul yöneticileri ve diğer eğitim emekçilerinin ayrımcılığa uğramaması, fişlenmemesi, idari baskıya maruz bırakılmaması, ibadete katılım konusunda açık veya örtülü yönlendirmeye tabi tutulmaması amacıyla Bakanlığınız tarafından alınmış idari, hukuki ve kurumsal güvenceler nelerdir?
İstanbul Valiliğinin söz konusu talimatı Bakanlığınızın "akran zorbalığıyla mücadele", "güvenli okul" ve "kapsayıcı eğitim" politikalarıyla nasıl bağdaştırılmaktadır?
Cuma namazı gerekçesiyle ders saatlerinde, müfredatta veya eğitim programlarında herhangi bir düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?
Okullarda ücretsiz bir öğün yemek, temiz içme suyu, hijyen malzemeleri, deprem güvenliği ve öğretmen ihtiyacı gibi temel sorunlar çözülememişken, fiziki altyapı ve bütçe olanaklarının ibadethane düzenlemelerine yönlendirilmesinin eğitim politikası ve kamu yararı bakımından gerekçesi nedir?
Valilik yazısında atıf yapılan ilgili yönetmelikler; okullarda mülki idare amirlerince ibadet alanlarına ilişkin denetim ve takip mekanizmaları kurulmasına hukuki bir dayanak oluşturmakta mıdır?
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin "çocuğun üstün yararı" ilkesi uyarınca; çok kültürlü devlet okullarının belirli bir dini veya mezhepsel pratiğe göre şekillendirilmesinin çocukların gelişimi, okul iklimi ve eğitim hakkı üzerindeki etkilerine ilişkin Bakanlığınızca hazırlanmış herhangi bir akademik etki analizi veya pedagojik rapor bulunmakta mıdır?
Bakanlığınız eğitim politikalarını belirlerken çocuk hakları örgütlerinin, pedagoji uzmanlarının, eğitim sendikalarının, eğitim bilimcilerin ve bağımsız akademisyenlerin görüşlerini hangi resmî mekanizmalar aracılığıyla karar alma süreçlerine dâhil etmektedir?
ÇEDES Projesi, okul öncesi eğitim kurumlarını da kapsayan mescit düzenlemeleri, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve İstanbul Valiliğinin söz konusu talimatı birlikte değerlendirildiğinde; kamusal eğitimin laik, bilimsel ve çoğulcu niteliğinin zayıflatıldığı, eğitim politikalarının belirli bir inanç anlayışı doğrultusunda yeniden yapılandırıldığı yönündeki eleştirilere Bakanlığınızın yanıtı nedir?
Devletin tüm inançlar ve inançsızlıklar karşısında tarafsız olma yükümlülüğü dikkate alındığında, kamu okullarında Sünni-Hanefi esaslara göre tek tipleştirmeye yönelik fiziki düzenlemelerin önceliklendirilmesinin farklı inanç gruplarına mensup veya herhangi bir inanca sahip olmayan ailelerin çocukları ile eğitim emekçileri bakımından eşitlik ilkesini zedelemeyeceğine ilişkin Bakanlığınızın hukuki değerlendirmesi nedir?
İstanbul Valiliğinin söz konusu talimatı doğrultusunda yeni yapılacak okul projelerinde veya mevcut okul binalarında oluşturulacak "cuma mescidi" düzenlemeleri için ayrılan ya da ayrılması planlanan toplam bütçe ne kadardır? Depreme dayanıklı okul binaları, ücretsiz bir öğün sağlıklı yemek, temiz içme suyuna erişim, hijyen koşullarının iyileştirilmesi, laboratuvar, kütüphane ve rehberlik hizmetleri gibi öğrencilerin acil ve temel ihtiyaçları karşılanmayı beklerken, kamu kaynaklarının bu amaçla kullanılmasının eğitim hakkı, çocukların üstün yararı ve sosyal devlet ilkesi bakımından gerekçesi nedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·
b) 12.08.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1912341 sayılı yazınız.
c) 12.08.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1913354 sayılı yazınız. Bakanlığımıza Ilgi (a-b-c)'de kayıtlı yazılarla iletilen Diyarbakır Milletvekili Serhat EREN'in 7/47382, İstanbul Milletvekili Iskender BAYHAN'ın 7/47502, İstanbul Milletvekili Özgül SAKİ'nin 7/47503, Kayseri Milletvekili Mustafa Baki ERSOY'un 7/47504, İstanbul Milletvekili Kezban KONUKÇU'nun 7/47506, Adana Milletvekili Ayhan BARUT'un 7/47507 ile Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk GERGERLİOĞLU'nun 7/47632 esas numaralı yazılı soru önergeleri incelenmiş olup konuya ilişkin bilgiler Ek'te sunulmuştur.
ISTANBUL MİLLETVEKİLİ KEZBAN KONUKÇU'NUN 7/47506 ESAS NUMARALI
Bakanlığımıza bağlı eğitim kurumlarında eğitim hizmetleri; Anayasa'da güvence altına alınan eşitlik, din ve vicdan özgürlüğü ile 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nda yer alan genellik ve eşitlik ve laiklik ilkeleri doğrultusunda yürütülmektedir.
Anayasa'nın 24'üncü maddesinde herkesin vicdan, dinî inanç ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu; kimsenin ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya veya dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı, dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Okullarda mescit bulunması, Anayasa'da güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin kullanımına imkân sağlamakta olup öğretim programları ve okul ortamları her türlü ayrımcılığın önlenmesi esas alınarak planlanmaktadır.
5442 sayılı il İdaresi Kanunu'nun 9'uncu maddesinin (c) bendinde valilerin; kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve diğer mevzuatın uygulanmasını sağlamak, bu amaçla gereken tedbirleri almakla görevli ve yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Valiler, il idaresinin başı olarak ilgili mevzuatta yer alan konulardaki denetim, kontrol ve diğer iş ve işlemleri takip etmekle sorumlu ve yetkilidir.
Eğitim kurumlarında ibadet ihtiyacının karşılanmasına yönelik fiziki düzenlemeler de bu çerçevede ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre yapılmaktadır. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19'uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde, sosyal mekânlara ilişkin düzenleme kapsamında eğitim yapıları da sayılmış; aynı Yönetmelik'in 53'üncü maddesinin birinci fıkrasında, 19'uncu maddenin birinci fıkrasının (c), (ç), (e) ve (h) bentlerinde sayılan yerlerde kullanıcıların, çalışanların veya müşterilerin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla mescit kullanımı için yeterli mekânların ayrılması öngörülmüştür. Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği'nin 5'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, her kurumda doğal aydınlatmalı uygun mekânda kadın ve erkek için ayrı mescit bulunması hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 81 [okunamadı]'inci maddesinin altıncı fıkrasında, okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları ile yatılı bölge ortaokullarının pansiyon kısımlarında ibadet ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla doğal aydınlatmalı uygun mekânda mescit açılması; Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 99'uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise okulda ibadet ihtiyacı için doğal aydınlatmalı uygun mekân ayrılması düzenlenmiştir. Mevzuatta mescitlerin yalnızca vakit namazları için kullanılacağına ilişkin bir sınırlama bulunmadığından, okul binalarında bulunan mescitlerin fiziki imkân ve konum itibarıyla uygun olması hâlinde cuma namazı için kullanılmasının önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır.
İstanbul'da konuya ilişkin çalışma; cuma namazına katılmak amacıyla okul saatleri içerisinde okul dışına çıkmak isteyen öğrencilerin dışarıdaki güvenlik risklerine karşı korunması, okul dışına çıkışların azaltılması ve eğitim öğretim sürecinde oluşabilecek ders saati kayıplarının önlenmesi amacıyla mevcut fiziki imkânların değerlendirilmesine yöneliktir.
Bu kapsamda mevcut okullarda derslik, laboratuvar, kütüphane, atölye, spor alanı ve öğrencilerin kullandıkları diğer eğitim ve sosyal alanların mescide dönüştürülmesi öngörülmemekte; yalnızca eğitim öğretim faaliyetlerinde kullanılmayan boş alanların değerlendirilmesi esas alınmaktadır. İbadet alanlarının büyüklüğü de okulun mevcut fiziki imkânları çerçevesinde belirlenmektedir.
Öğrencilerin cuma namazına katılıp katılmadığının tespit edilmesi, bu konuda yoklama veya liste tutulması ve öğrenci veya velilere inançları hakkında soru yöneltilmesi söz konusu değildir. İbadete katılım nedeniyle ders, yoklama, sınav ve etkinlik saatlerinde herhangi bir değişiklik yapılmamakta; öğrenciler ile eğitim çalışanlarının ibadete katılım konusunda açık veya örtülü bir yönlendirmeye tabi tutulmaması, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanmaması ve bu nedenlerle ayrımcılığa uğramaması Anayasa ve ilgili mevzuatın gereğidir.
Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumlarda öğrencilerin, maruz kalabilecekleri risklerin nedenine bakılmaksızın ayrımcılık, dışlanma, akran zorbalığı, psikolojik baskı ve benzeri olumsuz durumlardan korunması amacıyla gelişimsel, önleyici ve iyileştirici rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütülmektedir. 26 Ağustos 2024 tarihli ve 2024/56 sayılı Okullarda Şiddetin Önlenmesi Genelgesi doğrultusunda öğrencilerin güvenli, sağlıklı ve kapsayıcı eğitim ortamlarında bulunmalarının sağlanması; şiddet, zorbalık ve benzeri risklere yol açabilecek etkenlerin erken dönemde belirlenmesi ve gerekli önleyici tedbirlerin alınması esastır.
Bu doğrultuda Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Il Yürütme Komisyonları, rehberlik ve araştırma merkezleri ile okul rehberlik servislerince risk faktörlerinin belirlenmesine; öğrencilerin farklılıklarına saygı, empati, iletişim, birlikte yaşama, çatışma çözme ve yardım arama becerilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Öğrencilerin inanç, düşünce, kültürel özellikleri veya diğer bireysel farklılıkları nedeniyle dışlanmasına, akran zorbalığına veya psikolojik baskıya maruz kalmasına yol açabilecek durumlar, öğrencinin üstün yararı ve güvenli eğitim ortamı esas alınarak ilgili mevzuat çerçevesinde ele alınmaktadır.
Haftalık ders çizelgeleri, öğretim programları ve ders kitaplarına ilişkin düzenlemeler; öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin, akademisyenlerin ve sivil toplum kuruluşlarının görüş ve önerileri ile toplumun ihtiyaçları, eğitim ve öğretim alanındaki gelişmeler ve bilimsel ve pedagojik esaslar doğrultusunda ilgili mevzuatta öngörülen süreçler çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu kapsamda yapılabilecek düzenlemeler, ilgili birimlerin teklifleri doğrultusunda Talim ve Terbiye Kurulunca alınan kararın Milli Eğitim Bakanı tarafından onaylanmasıyla yürürlüğe konulmaktadır.
Bakanlığımızca eğitim politikalarının hazırlanması, öğretim programlarının güncellenmesi ve stratejik kararların alınması süreçlerinde katılımcı, veriye dayalı ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmektedir. Eğitim bilimciler, alan uzmanları, akademisyenler, eğitim sendikaları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri; Millî Eğitim Şûrası, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı bünyesindeki komisyon ve çalıştaylar, kamuoyu ve paydaş görüşüne açılan taslaklar, tematik istişare toplantıları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen iş birlikleri ile Kurum İdari Kurulu toplantıları aracılığıyla karar süreçlerine dâhil edilmektedir.
Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumlarda yürütülen eğitim, sosyal, kültürel, sanatsal, sportif ve benzeri faaliyetler; Anayasa, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, ilgili mevzuat hükümleri, öğretim programları, bilimsel ve pedagojik esaslar, öğrencilerin üstün yararı, kamu yararı, eşitlik ve tarafsızlık ilkeleri gözetilerek yürütülmektedir. Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi de Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde uygulanmaktadır.
Bakanlığımıza merkezi yönetim bütçe kanunlarıyla tahsis edilen ödeneklerden protokol imzalanan dernek ve vakıflara herhangi bir bütçe aktarımı yapılmamaktadır. İstanbul'da yürütülen ibadet alanı planlaması kapsamında velilerden herhangi bir ad altında para veya malzeme talep edilmesi söz konusu değildir. İstanbul Valiliğince "Gönülden Bir Öğün",
İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (ISMEP)Türkiye Yüzyılı Çocukları" ve benzeri eğitim ve sosyal destek projeleri de eş zamanlı olarak yürütülmektedir.
Bakanlığımıza bağlı resmî ve özel okul ve kurumların denetimleri; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 320 ve 327'nci maddeleri gereğince, Bakanlık veya valilik oluruna dayalı olarak hazırlanan çalışma programları doğrultusunda Teftiş Kurulu Başkanlığı ile eğitim müfettişleri başkanlıklarınca yapılmaktadır. Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumlarda görevli personelin mevzuatla belirlenen ödev ve sorumluluklarını ihlal ettiği veya kanunla belirlenen yasaklara aykırı hareket ettiği yönünde somut ihbar, şikâyet, bilgi veya belge bulunması hâlinde, Bakanlık veya valilik makamından alınacak olura istinaden müfettiş marifetiyle inceleme-soruşturma işlemi başlatılmaktadır. İddiaların doğrulanması hâlinde fiilin niteliği ve ağırlık derecesine göre ilgili mevzuatta öngörülen yaptırımlar teklif edilmektedir.
İstanbul Valiliğince konuya ilişkin olarak;
"Okullarda İbadet Alanı Planlaması" konulu 22 Nisan 2026 tarihli ve 1132804 sayılı yazının Bakanlığın genel politikaları doğrultusunda gönderildiği; uygulamanın kamu hizmetinden yararlanan kişilerin ibadetlerini serbestçe yerine getirebilmelerini sağlamak, öğrencilerin okul dışına çıkışlarını azaltarak dışarıdaki güvenlik risklerine karşı tedbir almak ve ders saatı kayıplarını önlemek amacıyla yürütüldüğü; eğitim politikalarının sivil toplum kuruluşları, sendikalar, öğrenci meclisleri, veliler ve eğitim çalışanlarıyla yönetişim anlayışı içinde uygulandığı; hiçbir sınıf, laboratuvar, kütüphane, atölye, spor alanı veya öğrencilerin kullandıkları sosyal alanın mescide dönüştürülmesinin söz konusu olmadığı; ibadete katılım nedeniyle ders, yoklama, sınav ve etkinlik saatlerinde herhangi bir değişiklik yapılmayacağı ve velilerden herhangi bir ad altında para veya malzeme talep edilmeyeceği, bildirilmiştir.
Yusuf TEKINMilli Eğitim Bakanı