İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/47611 SÜRESİNDE CEVAPLANDI · 43 GÜN

Hakkari ilinde sürdürülen madencilik faaliyetlerine ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 6 Ağustos 2026 tarihinde 7/47611 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 43 gün sonra, 18 Eylül 2026).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari ilinde sürdürülen madencilik faaliyetlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/47611, 6 Ağustos 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-47611-hakkari-ilinde-surdurulen-madencilik-faaliyetlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/c2837b01-23b3-4091-bfbf-019fdb58d325

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 43 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 37 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Hakkâri'nin Merkez ilçesine bağlı Kavaklı (Marunis) Köyü sınırlarında, Kato Dağı Suvara Xele Geçidi ile Yoncalı (Anitos) mevkiinde yürütüldüğü belirtilen madencilik faaliyetlerine ilişkin yurttaşların Hakkâri Valiliği ve Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunması, yalnızca belirli bir ruhsat sahasına ilişkin idari bir uyuşmazlık değil; Türkiye'de giderek derinleşen ekolojik yıkım politikalarının Hakkâri'deki güncel yansımalarından biridir. Yurttaşların beyanlarına göre, yaklaşık beş bin kişinin müşterek kullanımında bulunan alanlarda arazi sahiplerinin bilgisi ve rızası alınmaksızın madencilik faaliyetleri yürütülmekte; mera alanları ve doğal yaşam alanları tahrip edilerek bölgenin ekolojik bütünlüğü geri dönüşü güç biçimde zarar görmektedir. Bu başvurular, yaşanan sürecin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir sorun hâline geldiğini göstermektedir.

Kavaklı'da yaşananlar münferit değildir. Türkiye genelinde madencilik faaliyetleri, doğal varlıkların korunmasından ziyade sermaye birikimini önceleyen politikalar doğrultusunda yaygınlaştırılmakta; su havzaları, meralar, ormanlar ve yüksek dağ ekosistemleri geri dönüşü olmayan bir ekokırım süreciyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Polen Ekoloji Kolektifinin verilerine göre yalnızca son bir buçuk yılda Trabzon ilinden daha büyük bir alanı ifade eden 468 bin 784 hektarlık arazi madencilik faaliyetlerine açılmış, bu alanlarda 202 mega maden projesi planlanmıştır. Aynı süreçte ÇED mekanizmalarının işlevsizleştirildiği ve ülkenin ortak doğal varlıklarının madencilik şirketlerine tahsis edildiği yönündeki eleştiriler kamuoyunda giderek artmaktadır.

Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Bu politikaların en ağır sonuçlarının yaşandığı illerin başında Hakkâri gelmektedir. 2023 yılı itibarıyla il genelinde 20'nin üzerinde aktif maden ruhsatı bulunurken son bir yılda beş yeni ruhsat alanının daha ihale edilmesi, ilin neredeyse bütün ekolojik havzalarının madencilik baskısı altına girdiğini göstermektedir. Bazı ruhsat sahalarının yerleşim alanlarına yaklaşık 250 metre, su varlıklarına ise yalnızca 70 metre mesafede bulunması yaşam hakkı ile sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkı bakımından ciddi riskler doğurmaktadır. Şedinli'den Yüksekova'ya, Derecik'ten Kavaklı'ya kadar uzanan geniş coğrafyada yürütülen madencilik faaliyetleri mera alanlarını, tarım arazilerini, su varlıklarını ve biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir.

Kavaklı Köyü ise bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biridir. Bölgede daha önce yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle su varlıklarının kirlendiği, toprağın verimsizleştiği, hayvancılığın zarar gördüğü ve yurttaşların göçe zorlandığı uzun yıllardır dile getirilmektedir. Mahkeme kararlarına rağmen faaliyetlerin sürdürüldüğü yönündeki iddialar ise hukuk devleti ilkesi bakımından açıklığa kavuşturulması gereken ciddi bir sorundur.

Öte yandan Hakkâri; Cilo-Sat Dağları, Sat Buzul Gölleri ve Zap Havzası gibi eşsiz ekosistemlere ev sahipliği yapmakta, buna karşın maden ruhsatları bu hassas alanlarda yoğunlaşmaktadır. İlin tamamının birinci derece deprem kuşağında yer alması da maden atık depolama alanları ve zenginleştirme tesislerinin yaratacağı riski artırmaktadır. Enerji ve kalkınma gerekçesiyle meşrulaştırılan bu politikalar, doğal varlıkların sermaye lehine tahsisini derinleştirirken doğanın metalaştırılmasına, yaşam alanlarının tasfiyesine ve yurttaşların topraksızlaştırılmasına yol açmaktadır.

Bu nedenle yalnızca Hakkâri'nin Kavaklı (Marunis) Köyü'nde değil, ekolojik yıkımın yaşandığı tüm bölgelerde yürütülen madencilik faaliyetlerinin yaşam hakkı, ekolojik bütünlük, kamu yararı ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi zorunludur. Hasandın Yaylası'ndan Zap Vadisi'ne, udi'den Munzur'a, Akbelen'den Kaz Dağları'na kadar ülkenin farklı coğrafyalarında ortaklaşan ekokırım politikalarının bütüncül biçimde ele alınması; telafisi mümkün olmayan zararların önlenmesi amacıyla başta Hakkâri'nin Kavaklı (Marunis) Köyü olmak üzere ekolojik yıkıma neden olduğu ileri sürülen madencilik faaliyetlerinin bağımsız bilimsel incelemeler tamamlanıncaya kadar durdurulması ve yurttaşların itirazlarının etkin biçimde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Hakkâri ilinde yürürlükte bulunan maden arama ve işletme ruhsatlarının sayısı nedir?

  2. Bu ruhsatların ilçe, maden türü, ruhsat statüsü ve toplam yüzölçümüne göre dağılımı nasıldır? 2023 yılından bugüne kadar il genelinde kaç yeni maden ruhsatı verilmiştir?

  3. Kavaklı (Marunis) Köyü Kato Dağı Suvara Xele Geçidi ile Yoncalı (Anitos) mevkiinde yürütülen faaliyet hangi ruhsat kapsamında gerçekleştirilmektedir? Ruhsat sahibi şirket hangisidir? Ruhsatın başlangıç ve bitiş tarihleri ile ruhsat kapsamında öngörülen yükümlülükler nelerdir?

  4. Söz konusu ruhsat verilmeden önce bölgedeki arazi sahiplerinin, yurttaşların ve ilgili kamu kurumlarının görüşü alınmış mıdır? Alındıysa bu görüşler ruhsatlandırma sürecine nasıl yansıtılmıştır?

  5. Hakkâri'de yerleşim alanlarına, mera alanlarına ve su varlıklarına çok yakın mesafelerde verilen maden ruhsatlarının kamu yararı, çevresel sürdürülebilirlik ve yaşam hakkı bakımından uygunluğu hangi bilimsel kriterlere göre değerlendirilmektedir?

  6. Hakkâri'de bulunan maden ruhsatlarının kaç tanesi Cilo-Sat Dağları, Sat Buzul Gölleri, Zap Havzası ve diğer korunan alanlar veya biyolojik çeşitlilik açısından hassas ekosistemlerle çakışmaktadır? Türkiye genelinde korunan alanlar ve hassas ekosistemlerde verilen maden ruhsatlarının toplam sayısı ve yüzölçümü nedir?

  7. Son beş yıl içerisinde Hakkâri'de ruhsat sahibi şirketlere yönelik kaç teknik ve idari denetim yapılmış; bu denetimlerde kaç aykırılık tespit edilmiş ve hangi idari yaptırımlar uygulanmıştır?

  8. Mahkeme kararlarına rağmen bazı bölgelerde madencilik faaliyetlerinin sürdürüldüğü yönündeki iddialar Bakanlığınız tarafından araştırılmış mıdır? Araştırıldıysa ulaşılan sonuç nedir? Bu kapsamda herhangi bir ruhsat iptali, ruhsatın askıya alınması veya idari yaptırım uygulanmış mıdır?

  9. Hakkâri'de yürütülen madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretim, hayvancılık, kırsal ekonomi, istihdam, göç ve bölgenin sosyoekonomik yapısı üzerindeki etkilerine ilişkin herhangi bir sosyoekonomik etki analizi yapılmış mıdır?

  10. Türkiye'nin mevcut elektrik üretim kapasitesinin tüketimin üzerinde olduğu dikkate alındığında, Hakkâri başta olmak üzere ülke genelinde yeni maden ruhsatlarının verilmesinde esas alınan kamu yararı ve stratejik ihtiyaç gerekçesi nedir? Bu ruhsatlandırma politikası hangi ulusal plan, strateji veya bilimsel verilere dayanmaktadır?

  11. Kavaklı (Marunis) Köyü başta olmak üzere Hakkâri'de ve ülke genelinde ekolojik yıkıma neden olduğu ileri sürülen madencilik faaliyetlerine ilişkin yurttaşların başvuruları, ekolojik riskler ve devam eden hukuki süreçler dikkate alınarak ruhsatların askıya alınması, iptal edilmesi veya faaliyetlerin bağımsız bilimsel incelemeler tamamlanıncaya kadar durdurulmasına yönelik Bakanlığınızın herhangi bir çalışması bulunmakta mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

Bakanlığımız madencilik faaliyetlerinde önce insan, sonra çevre sonra katma değerli üretim düsturu ile hareket etmekte olup, ruhsat hukukuna ve madencilik faaliyetlerine ilişkin tüm işlemler 3213 sayılı Maden Kanunu, Maden Yönetmeliği ve ilgili meri mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede maden sahalarının ihale yolu ile ruhsatlandırılması işlemlerinde; ihaleye çıkarılacak alanın kamu hizmeti ve umumun yararına ayrılmış yerlere, Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda olan yollara, 1/5000 veya 1/2000 ölçekli nazım imar planı onaylanmış özel mülkiyete konu araziler ve binalar ile organize hale gelmiş tarım ve hayvancılık bölgelerine, denizlere, göllere, I. derece sit alanlarında fiziki olarak ortaya çıkarılmış kültürel varlıklara, mera ve orman alanlarına, su havzalarına isabet edip etmediğinin kontrolü yapılmaktadır.

Yürütülecek madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak ise; maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, Iş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.

Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.

Bu bilgiler ışığında; Hakkâri ilimizde halihazırda işletme izni bulunan ruhsat sayısı 33 olup, bu ilimizde madencilik faaliyetleri için kazılan alanların il yüz ölçümüne oranı %1,28' dir.

Ayrıca, Onergeye konu alanda 1 adedi IV. Grup işletme izinli maden ruhsatı, 4 adedi ise IV. Grup arama ruhsatı olmak üzere toplam 5 adet maden ruhsat sahası bulunmakla birlikte şirket isimleri ve bu şirketlerin faaliyetlerinin detaylarına ilişkin olarak; Maden Yönetmeliği'nin "Sicilin incelenmesi" başlıklı 97'nci maddesinde "... İlgisini inanılır kılan herkes, sicil kayıtlarının maden sicil memurlarından biri huzurunda gösterilmesini isteyebilir" şeklinde düzenleme yer almakta olup, bu çerçevede işletmelerin isimleri ve ruhsat bilgileri doğrudan açık bilgi şeklinde paylaşılamamaktadır. Nitekim aynı konuya ilişkin daha önce Bakanlığımız aleyhine açılan dava üzerine Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından verilen E:2016/2684, K:2018/177 sayılı kararda özetle; "….4982 sayılı Kanunun 23'üncü maddesiyle ve Yönetmeliğin 34'üncü maddesiyle "ticari sır" kapsamındaki bilgi ve belgeye erişimi kısıtlayan kuralın, bir ticari işletme veya şirketin faaliyet alanı ile ilgili yalnızca belirli sayıdaki mensupları ve diğer görevlileri tarafından bilinen, elde edilebilen, özellikle rakipleri tarafından öğrenilmesi halinde zarar görme ihtimali bulunan ve üçüncü kişilere ve kamuya açıklanmaması gereken, işletme ve şirketin ekonomik hayattaki başarı ve verimliliği için büyük önemi bulunan; iç kuruluş yapısı ve organizasyonu, mali, iktisadi, kredi ve nakit durumu, araştırma ve geliştirme çalışmaları, faaliyet stratejisi, hammadde kaynakları, imalatının teknik özellikleri, fiyatlandırma politikaları, pazarlama taktikleri ve masrafları, pazar payları, toptancı ve perakendeci müşteri potansiyeli ve ağları, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin veya bu gibi bilgi ve belgeler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile ticari sır kavramının birlikte değerlendirilmesinden; şirketlerin pazar payları, müşteri potansiyeli ve ağlarına, izne tâbi veya tâbi olmayan sözleşme bağlantılarına ilişkin bilgilerin ticari sır kapsamında kaldığı, ticari sır olarak nitelendirilebilecek belgelerin ise 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında değerlendirilmeyeceği açıktır." denilmek suretiyle şirket isimleri, kapasite bilgileri vb. hususların ticari sır kapsamında olduğu ve kamuya açıklanmaması gerektiği ifade edilmiş olup, açılan bu davanın reddine karar verilmiştir. Bu

karar üzerine yapılan istinaf başvurusu da Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesinin E.2018/836, K.2018/1092 sayılı kararıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.

Cilo ve Sat Dağları Milli Parkı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG)'in veri tabanına 18/03/2022 tarihinde "Yasak Saha" olarak işlenmiş olup bu tarihten sonra milli park sınırlarının içerisine herhangi bir ruhsat verilmemiştir. Ancak söz konusu alan yasak saha ilan edilmeden önce ruhsatlandırılan bu milli park ile kesişimli 2 adet IV. grup maden arama ruhsatı bulunmaktadır. Maden ruhsat sahalarının denetimine ilişkin olarak; 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında maden ocaklarına verilen ruhsatlar 4 ayrı gruba ayrılmış olup, çok az riskli ruhsatlar 5 yıl, az riskli ruhsatlar 4 yıl, riskli ruhsatlar 2 yıl ve çok riskli ruhsatlar yılda bir periyodik olarak denetlenmektedir. Ayrıca Bakanlığımız haricinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca da kendi mevzuatları kapsamında denetimler yapılmaktadır. Bu kapsamda, MAPEG tarafından Hakkari ilimizde son beş yılda 153 adet denetim gerçekleştirilmiştir. MAPEG'in madencilik faaliyetlerine ilişkin tüm iş ve işlemleri; Anayasa, 3213 sayılı Maden Kanunu, ilgili mevzuat hükümleri ve yargı kararları çerçevesinde yürütülmekte olup, yargı organları tarafından madencilik faaliyetlerine yönelik verilen durdurma kararları, faaliyet durdurma yazısı ile ruhsat sahibine bildirilmektedir. Ayrıca, faaliyet durdurma kapsamında ilgili Valilik bilgilendirilmekte ve idari yaptırımın Valilik tarafından da takip edilmesi istenmekte, yanı sıra faaliyeti durdurulan sahalarda takip eden süreçte MAPEG tarafından denetimler yapılmaktadır. Denetimler sonucunda mevzuata aykırı faaliyetlerde bulunulduğunun ya da mahkemenin vermiş olduğu madencilik faaliyetlerinin durdurulması kararına rağmen madencilik faaliyetlerine devam edildiğinin tespiti halinde ise gerekli idari yaptırımlar uygulanmaktadır.

Yürütülecek olan faaliyetlerin çevresel etkilerini konu alan ÇED sürecine ilişkin işlemler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı uhdesinde yürütülmekte olup, bu çerçevede Önerge içeriğinde yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir