İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/1422 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 1 AĞU 2018 KOMİSYONDA

6253 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 1 madde

Kaynak göster

2/1422 esas numaralı kanun teklifi 1 Ağustos 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Meral Danış Beştaş (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Meral Danış Beştaş (DEM Parti, Erzurum). “6253 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/1422, 1 Ağustos 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-1422-6253-sayili-turkiye-buyuk-millet-meclisi-baskanligi-idari-teskilati-kanununda-degisiklik-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/0e95af62-a2e6-4250-a3dd-0189abf06823

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Plan ve Bütçe Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 1 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 11/12/2011 tarihli ve 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununun 30 uncu…

1/12/2011 tarihli ve 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanununun 30 uncu maddesinin ikinci, üçüncü, dördüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye dokuzuncu ile onuncu fıkralar eklenmiştir.

"(2) Yasama faaliyetleri ile ilgili özel bilgi ve ihtisas gerektiren konularda siyasi parti grup başkanlıklarında kadro şartı aranmaksızın, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun sözleşmeli opersonel | çalıştırılmasına ilişkin esasları uyarınca sözleşmeli o personel çalıştırılabilir. Bu kapsamda her siyasi parti grubunda on grup danışmanı, yirmi beş büro görevlisi ve TBMM'de grubu bulunan her bir siyasi parti için, her bir siyasi parti grubunun milletvekili sayısının yüzde onu oranında ilave büro görevlisi çalıştırılabilir.

"(7) Bu madde uyarınca sözleşmeli çalıştırılanlar, kesenekleri kendilerince ve kesenek karşılıkları da kurumlarınca karşılanmak üzere, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı sayılır.

"(9) Sözleşmeli personel, yasama faaliyetlerine ilişkin TBMM çatısı altında yahut TBMM'nin uygun göreceği yurt içi yahut yurt dışında gerçekleşecek olan çalışmalara katılabilir. TBMM dışında gerçekleşecek çalışmalar için kadrolu personel için belirlenen harcırah adı altındaki ödeme TBMM Başkanlığı tarafından sözleşmeli personele de yapılır.

MADDE ?- 6253 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 13- Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinden önce işten ayrılan sözleşmeli personelin hak etmiş olduğu iş sonu tazminatları, Kanunun yayımı tarihinden bir ay içinde ilgili kişilerin başvurusu üzerine ve başvuru süresinin bitiminden itibaren en geç 2 ay içerisinde TBMM Başkanlığı tarafından ödenir."

MADDE 3- 6253 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 14- Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinde sözleşmeli statüde çalışmakta olan ve bir tam yasama dönemi boyunca bilfiil hizmet yürütmüş olan personelin talebi halinde çalışma alanları ve eğitim durumlarına uygun bir kadroya geçmeleri Devlet Personel Başkanlığınca sağlanır. Bu konuya ilişkin iş ve işlemler Devlet Personel

Başkanlığınca Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç 3 ay içerisinde sonuçlandırılır.

Kadro alan personel geçici görevlendirme ile milletvekili danışmanlığı görevini sürdürebilir."

MADDE 4- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Genel gerekçeyi oku (5 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Parlamenter sistemlerde, yasama yetkisi, bu yetkiyi halk adına teslim alan parlamenterlerin yine halk adına temsili biçiminde gerçekleşir. Yasama yetkisi ise en basit anlatım ile toplumsal yaşamın belirlenmesi biçiminde tezahür eder. Halk adına siyasi kararlar alma yetkisine sahip olan parlamenterlerin bu yetkiyi en üst düzeyde ve iradesini temsil ettikleri yurttaşlara karşı sorumlulukları çerçevesinde yürütmeleri esastır. Demokrasilerde yasama kurumlarına dair beklenti ve talep giderek artmaktadır. Yasama yetkisini elinde tutan parlamenterlerin de hem bu taleplere cevap vermek hem de siyaset üretmek gibi görev ve sorumlulukları vardır. Bu sorumlulukları ve toplumu dönüştürme misyonunu yerine getirmede etkin bir siyaset yapma ihtiyacı şüphesizdir. Bu noktada dünyada örnekleri çok daha eskiye dayanan ve adına politik danışmanlık denilen bir alanın varlığı kendisini dayatmaktadır.

Diğer yandan siyasetin üretildiği, yasaların yapıldığı bir mercide görev yapan danışmanların güvencesiz bir biçimde ve risk altında çalıştırılmaları amaca da uygun düşmemektedir. Bu nedenle öncelikle iş güvencelerinin sağlanması ve karşılaşacakları risklerin minimuma indirgenmesi parlamenterlerin de çalışmalarını etkin kılacaktır. Kaldı ki, TBMM'de çalışan diğer personel ile danışmanlara aynı hakların sağlanmaması eşitlik ilkesine ve çalışma barışına da aykırıdır. Üstelik TBMM'de kadrolu çalışanlar için uygulanan Devlet Memurları Kanunu hükümlerine aykırı bir düzenleme ile aylık ödenen maaş dışında başka haklardan yoksun bırakılan danışmanların hepsinden önemlisi iş sonu tazminatından dahi mahrum edilmesi Anayasa'ya, ILO sözleşmesine, yasal mevzuata ve uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil etmektedir. Yahut daha basit bir ifade ile bu hakkaniyete aykırı son derece haksız bir uygulamadır. Yıllarca bu alanda çalışmış olan bir danışmanın iş akdinin siyasi parti grubunun yahut milletvekilinin parlamentodaki varlığına bağlı biçimde sonlandırılma riskine karşın çalışmasının karşılığı olan iş sonu tazminatı alamamasının hiçbir izahı bulunmamaktadır.

Mevcut durumda 657 Sayılı yasaya atıf yapılarak düzenlenmiş olan danışman olarak çalıştırılan sözleşmeli personel için ara bir yöntem belirlenmiş ise de özlük hakları bakımından oldukça sakıncalı ve uluslararası sözleşmelere, iç mevzuata aykırı bir durum olduğu kuşku götürmemektedir. Görünürde kamu çalışanı olarak lanse edilen sözleşmeli personelin hakları içerikte İş Kanunu hükümlerine göre biçimlendirilmeye çalışılmıştır. Ancak İş Kanunun amacı ve ilkelerinden uzak bir çalışma sisteminin oluşturulduğu açıktır. Zira İş Kanunu hükümlerine göre çalışanların kıdem tazminatı, fazla çalışma, işsizlik ödeneği gibi sair hakları danışmanlar için öngörülmemektedir. Keza görünürde 657 sayılı Kanuna yapılan atıflar ise sözleşme esaslarında yer almamaktadır. Yıllardır gece-gündüz emeğini katarak, risk altında çalışan danışmanlar için iş sonu tazminatı ödenmemesi kabul edilemez bir durumdur. Bu nedenle sözleşmeli personelin statüsünün belirlenmesi ve 657 Sayılı Kanun'da "sözleşmeli personel" için öngörülen hükümlerin TBMM bünyesinde çalışacak olan danışmanlara uygulanması hukuk devletinin bir gereğidir. Sözleşmeli statüde çalıştırılan danışmanların özlük hakları, aynı statüde çalışan memur ve sözleşmeli personel ile eşitlenmelidir.

Diğer yandan, sözleşmeli statüde çalıştırılan personelin iş güvencesinin sağlanması ve haksız fesih riskine karşı korunmasının sağlanması da önem arzetmektedir. Bu konuda TBMM'nin bünyesinde çalıştırılan sözleşmeli personelin iş akdinin haksız olarak feshedildiği durumlar için bir güvence mekanizması oluşturulması da gerekmektedir. Ayrıca bu konuda TBMM Başkanlığı da sözleşmelerin haksız feshine olanak tanınmaması için kıstaslar belirlemelidir. Çünkü son zamanlarda pek çok danışmanın sözleşmesi "güvenlik soruşturması" gerekçe gösterilerek feshedilmekte yahut aylarca bekletildikten sonra hiç yapılmamaktadır. Bu konuda da eşitlik sağlanmalı ve keyfiyete olanak verilmemelidir. Zira çoğu kez sunulan gerekçeler ya hiç belirtilmemekte ya da çok keyfi dayanaklar öne sürülmektedir. Kaldı ki, bir siyasi parti yahut bir siyasi iradeyi temsil eden parlamenter ile birebir çalışan danışmanın siyasetten ayrı durması, partisinin öngördüğü ilkeler çerçevesinde çalışmalar yürütmesi kadar doğal bir durum olamaz. Bunun sağlıklı bir biçimde değerlendirilmesi ve buna uygun çözümler üretilmesi parlamentonun sorumluluğundadır.

Bir diğer husus da yasama faaliyetlerinde yardımcı olmak üzere görevlendirilen ve sözleşmeli statüde çalıştırılan danışmanların bir yasama yılını doldurduktan sonra iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin olasılık ilerde başka iş bulamama riskini barındırmaktadır. Öyle ki, bir siyasi parti grubunda yahut bir milletvekili ile çalışan personelin bu görevinin sonlanması halinde o siyasi partinin kimliği ile tanınması, başka bir işte çalışmasının önünde açık bir engel teşkil edecektir. Bu dezavantajlı durumun göz önünde bulundurulması ve talep halinde uygun bir kadro verilmesi bir gereklilik olarak kendini dayatmaktadır. Normal koşullarda bir yasama yılı 4 yıla tekabül etmekte olup ortalama insan ömrü ve çalışma yaşamı baz alındığında önemli bir süredir. Ayrıca bir yasama yılı yani 4 yıl çalışmış olan sözleşmeli personelin TBMM çatısı altında edindiği deneyim ve bilgi birikimi de göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle, bir yasama yılını tamamlayan sözleşmeli personelin mesleki tecrübeleri ve çalışma alanları göz önünde bulundurularak kadro verilmesi hususu talebe bağlı olarak değerlendirilmelidir.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam