Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/159 esas numaralı kanun teklifi 6 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/159, 6 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-159-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/bb0196f6-4c1e-4868-9f80-0188d8cebf08
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 112/10/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 265 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde…
12/10/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 265 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 265/(2)- Suçun sağlık çalışanı ve yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Genel gerekçeyi oku (9 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan sağlık personeline yönelik şiddette her an yeni cinayetlerin işlendiği bir döneme gelinmiştir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet geometrik bir biçimde artış göstermektedir.
Sağlık kuruluşları, yaşamın kurtarıldığı, hastalıkların sağaltıldığı, insancıl, barışçıl şifa yerleri olmaktan çıkıp, sağlık çalışanlarının yaşam ve sağlının her an tehlikede olduğu, çalışma barışının yok olduğu tehlikeli işyerlerine dönüşmüştür.
Tehdit, baskı ve şiddet ortamında sağlık üretilemez. Sağlık çalışanlarına yönelen şiddet sadece hekimlere hemşirelere, personele değil, tedaviye ihtiyacı olan insanlara da zarar vermektedir.
Oysa İnsan yaşamıyla doğrudan ilişkisi olan sağlık hizmetini verecek kişilerin barışçıl bir çalışma ortamında, alacakları kararlarda ve yapacakları işlemlerde hiçbir baskı ve etki altında kalmadan işlerini yapabilmeleri gerekir. Sağlık hizmetinin bir ekip işi olması nedeniyle, yalnızca tabip ve diş tabiplerinin değil ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer sağlık personelinin de hukuksal koruma altında olması gerekeceği açıktır.
Sağlık hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi ise ancak güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarıyla mümkün olacaktır. Güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı; sağlık hizmetinin sunulabilmesinin, bireylerin tedaviye ulaşma haklarını kullanabilmesinin bir diğer deyişle hasta haklarının korunmasının da ön koşulunu oluşturmaktadır.
Sağlık hizmetleri en tehlikeli işkolu haline dönüşmüştür. Hekimler ölmekte, her gün saldırıya uğramakta, bu şiddet nedeniyle hastalara verilen sağlık hizmetleri aksamaktadır. Acilen bu duruma olumlu katkıda bulanabilecek tedbirlere gereksinim vardır. Bu tedbirlerin neler olabileceği "Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu"nda yer almaktadır. Raporun öneriler kısmının 32 nolu alt bölümünde "Türk Ceza Kanunu'nda sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti caydırıcı nitelikte yeni düzenlemeler yapılarak; bu eylemlerin, kamu hizmetini engelleme, vatandaşın sağlık hakkını kullanmayı engelleme ve bunun sonucunda insan hayatının riske atılması gibi suç tipleri başlıkları altında değerlendirileceği yasal düzenlemeler yapılmalı, cezalar artırılmalı ve verilen cezaların ertelenmemesi sağlanmalıdır." denilmiştir.
2.1.2014 gün ve 6514 sayılı Kanunun 47 maddesi ile 3359 sayılı Kanuna ek 12 inci maddesinde yapılan düzenleme ile kasten yaralama suçu tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılmış, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personel, bu görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu görevlisi sayılmıştır. Bununla birlikte sağlık alanında görülen şiddet suçlarının önemli bir bölümü kanunda, tutuklama kararı verilemeyeceği belirtilen ceza oranlarına sahip olduğu gibi, tutuklama tedbiri bilindiği üzere hakimlerin takdirine bırakılmıştır. Bu düzenlemeler olumlu düzenlemeler olmakla birlikte sağlıkta şiddeti önlemeye elverişli ve yeterli düzenlemeler değildir.
Bu nedenlerle hazırlanan öneri ile tehdit, yaralama, öldürme suç tipleri dışında, sağlık hizmetinin kesintiye uğratılmasını, sağlık personeline emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek veya her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek fillerinin ayrıca ceza yaptırımına bağlanarak,sağlık personelinin mesleki bağımsızlık ve güvenlik içinde çalışması hukuksal koruma altına alınması hedeflenmektedir.
Maddenin son fikrasında ağırlaştırıcı nedene yer verilmiş, söz konusu fiillerin "sağlık hizmetinin kesintiye uğraması" sonucunu doğurması halinde uygulanacak cezanın yarısı oranında artırılacağı belirtilmiştir.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR