Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/2015 esas numaralı kanun teklifi 13 Şubat 2024 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Gülizar Biçer Karaca (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Gülizar Biçer Karaca (CHP, Denizli). “Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/2015, 13 Şubat 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-2015-turk-medeni-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/ded5d798-4d24-4870-b9d4-018da302604f
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 122/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 187 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde…
22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 187 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
"TII. Eşlerin Soyadı Madde 187-
"Evlenen eşler kendi evlilik öncesi soyadlarını kullanmaya devam etmek veya içlerinden birisinin soyadını aile adı olarak kullanmak konusunda seçim hakkına sahiptirler. Aile adı kendi soyadı seçilmeyen eş, önceki soyadını aile adının önünde kullanabilir. Evlenme öncesi iki soyadı taşıyan eş, sadece tek soyadını aile adı olarak verebilir veya eşinin soyadının önünde kullanabilir."
Gerekçe: Madde ile; eşler, her biri sadece kendi evlilik öncesi soyadını taşımaya devam etme hakkına sahip olacaktır. Bu hakkı kullanmak istemeyen eşlere evlenirken aile adı olarak eşlerden birinin soyadının seçilme hakkı verilmesi de, toplumsal yaşamda tanındığı soyadını evlenince de kullanmaya devam etmesi açısından eşlerin eşit haklara sahip olmaları ilkesine uygun düşecektir. Soyadı aile adı seçilmeyen eş kendi soyadını aile adı önünde kullanabilecektir.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (16 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
TMK. "Kadının Soyadı" başlıklı 187. maddesinin eşitlik ilkesine aykırılığı ileri sürülerek İstanbul 8. Aile Mahkemesince itiraz yoluyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi, 187.maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, 187. maddede yeni bir düzenleme yapılması için iptal kararın 9 ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle hükmetmiştir. 28.4.2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan iptal kararı 28 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Soyadı bir kimsenin kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır ve mutlak kişilik hakkıdır, dolayısıyla kadının soyadı da kadının kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Evlenince ve boşanınca sadece kadının soyadını değiştirmek zorunda kalması, Anayasa'nın eşitlik ilkesine ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı düşmektedir. Medeni Kanunda değişiklik yapılarak, evlenme ve boşanma durumunda eşlerin soyadına ilişkin kurallar Anayasa, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararı doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gereklidir.
TMK.nun 187. maddesinde yapılacak işbu düzenleme;
: 2001 yılında Anayasa'nın 41. maddesinde yapılan değişiklikle kabul edilen ailede "eşler arası eşitliği" öngören hükmüne;
. 2004 ve 2010 yıllarında Anayasa'nın "kanun önünde eşitlik" başlığını taşıyan 10. maddesinde yapılan değişikliklerle kabul edilen "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz" hükmüne;
Anayasa'nın 12. maddesinde yer alan kişilik haklarının korunmasına ilişkin "#erkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir" hükmüne;
Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan "#erkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma.. hakkına sahiptir" hükmüne;
. 2004 yılında yapılan değişiklikle Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasına eklenen "usulüne uygun yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümler esas alınır" hükmüne;
Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin 16. maddesinin 5.fiıkrasında yer alan aile adına ilişkin hükmüne;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14. maddesine ve Sözleşme'ye Ek 7 Numaralı
Protokol'ün 5. maddesinin "Eşler evlilikte, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesi durumunda, kendi aralarında ve çocukları ile ilişkilerinde medeni haklar ve sorumluluklardan eşit şekilde yararlanırlar" hükmüne uygun olmalıdır.
Anayasa Mahkemesi'n nin ani yapılan kararı incelendiğinde; kişiliğin bi Gi anılan hakkın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8'inci maddesi kapsamında yer aldığını kabul etmiş olması ile birlikte; hem kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçirildiğinden söz edilebilmesi ile kadın-erkek eşitliğinin tam anlamıyla sağlanması gerektiği vurgulanmış, anayasa koyucunun eşitlik ilkesinin eşler arasındaki görünümüne verdiği önemin altı çizilmiştir. Dolayısıyla evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da kullanılması yönündeki kadın ile erkeğin karşılaştırmaya müsait şekilde benzer durumda oldukları sonucuyla, erkeğin evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da tek başına kullanabildiği halde, kuralla kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra ancak kocasının soyadının önünde kullanabileceği öngörüldüğünden, karşılaştırmaya müsait şekilde benzer durumda eşler arasında cinsiyet temelinde farklı muamelenin yapıldığı tespit edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin bir diğer tespiti; benzer durumda olanlara farklı muamele yapılmasının nesnel ve makul bir nedeninin bulunmadığının değerlendirilmesinde kamu otoritesinin belirli ölçüde takdir yetkisinin bulunduğu önkabulüyle; evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da tek başına kullanılması bağlamında kadın ve erkek arasında kuralla öngörülen farklı muamelenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna varmasıdır.
MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Nazan Moroğlu, Türkiye Barolar Birliği dergisinde yer alan "Kadının Kimlik Sorunu "Kadının Soyadı?" isimli makalesinde özetle; Türk Medeni Kanunu'nun 187'nci maddesinin birinci cümlesine yönelik yeni düzenleme için, Anayasa'nın 9O'ıncı maddesi bakımından bağlayıcılığı olan sözleşme ve protokollerden kategorik olarak; Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin 16'ncı maddesinin 5'inci fıkrasında yer alan aile adına ilişkin hükmü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14*üncü maddesine ve sözleşmeye ek 7 Numaralı Protokol?ün Sinci maddesindeki hükmüne uygunluğunu şarta bağlayıcı bir önerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir.
Yaşanan düzenleme ışığında; Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilerek yürürlüğe girdiği 28 Ocak 2024 tarihi itibariyle bir bildiri yayınlamış; soyadı hakkının mutlak kişilik hakkı olarak kadınlar tarafından da müstakil kullanılması gerektiğini ifade etmiştir.
Açıklanan nedenler doğrultusunda; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla birlikte, Türk Medeni Kanunu açısından açısından da soyadı hakkının ne şekilde tesis edileceğinin düzenlenmesi zarureti hasıl olmuş, işbu kanun teklifi ile bahse konu hususların kanunilik prensibi gereği düzenlenmesi amaçlanmaktadır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR