25/10/1981 Tarihli ve 2429 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/3131 esas numaralı kanun teklifi 15 Mayıs 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Yılmaz Hun (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Yılmaz Hun (DEM Parti, Iğdır). “25/10/1981 Tarihli ve 2429 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3131, 15 Mayıs 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3131-25-10-1981-tarihli-ve-2429-sayili-kanunda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/74c7b219-a185-4118-8662-0196d7dec420
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleİçişleri Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 125/10/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2'nci maddesinin birinci…
25/10/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2'nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir:
"E) 15 Mayıs günü, Kürt Dil Bayramı olarak kutlanır."
Gerekçe: 2429 sayılı Kanun, Türkiye'de resmi bayram ve tatil günlerini düzenlemektedir. Bu Kanun'a yapılacak ekleme ile Kürtçe'nin kültürel ve toplumsal değerine yönelik bir tanıma sağlanması, Türkiye'de yaşayan Kürt yurttaşların anadillerine dair aidiyet duygusunu güçlendirecek, kültürel haklar bağlamında evrensel hukuk normlarıyla daha uyumlu bir düzenleme yapılmış olacaktır. 15 Mayıs'ın Kürt Dil Bayramı olarak tanınması, devletin tarihsel olarak uyguladığı dil politikalarında yüzleşme anlamına gelmekte ve kültürel çeşitliliği bir zenginlik olarak kabul eden demokratik anlayışa katkı sunmaktadır.
MADDE 2Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (8 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Bir halkın dili, yalnızca iletişim aracı değil; aynı zamanda hafızası, kültürel kimliği, tarihsel sürekliliği ve varoluş biçimidir. Dilin yaşatılması, yalnızca bireysel bir hak değil, kolektif bir halk hakkıdır. Kürtçe, Türkiye'de milyonlarca yurttaşın anadili olmasına rağmen, uzun yıllardır yapısal ve sistematik inkâr, dışlama ve yasaklamalara maruz bırakılmıştır. Bu baskıcı politikalar, Kürt halkının diliyle birlikte tarihsel birikimlerini ve kültürel mirasını da yok saymıştır.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana geçen yüzyıllık süre zarfında Kürtçe, sistematik olarak baskıya uğramış, asimilasyon politikalarıyla geriletilmeye çalışılmış, anayasal güvencelerden yoksun bırakılmıştır. Bu baskılar yalnızca fiili düzeyde değil; aynı zamanda yasalar, idari kararlar ve olağanüstü hal rejimleri eliyle kurumsal bir biçim almıştır.
1980 darbesi sonrasında Diyarbakır Cezaevi"nde Kürtçe konuşan mahkumların ağır işkencelere uğradığı, kendi dillerini konuştukları için "anlaşılmayan dil" gerekçesiyle cezalandırıldıkları resmi raporlara ve tanıklıklara yansımıştır. 1991 yılında dil yasağı kaldırılmış olmasına rağmen, başta Kürtçe olmak üzere Türkçe dışındaki dillerin kamusal alanda kullanımının önü açılmamıştır. Bununla da kalınmamış; özellikle 2016 sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte Kürtçe yayın yapan onlarca dernek, kültür merkezi ve dil okulu kapatılmış; Kürtçe tiyatro oyunları yasaklanmış, belediyelerdeki çok dilli tabelalar kaldırılmıştır. Bu durum, Kürtçenin kamusal alanda görünmezleştirilmesi politikasının sürekliliğini göstermektedir.
Bu uygulamalar, yalnızca Kürtçeyi değil, Türkiye'nin çok dilli ve çok kültürlü yapısını da tehdit eden homojenleştirme politikalarının parçası olmuştur. Anayasası'nın 90. maddesine göre, uluslararası insan hakları sözleşmeleri iç hukukun üstündedir. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (BM-ICCPR), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Avrupa Konseyi Azınlık Dilleri Şartı gibi metinler, anadilinde eğitim, ifade, kültür ve kimlik haklarının devletler tarafindan korunmasını Şart koşmaktadır. Bu çerçevede, Kürtçeye yönelik tarihsel ve yapısal ayrımcılık, yalnızca bir kültürel hak ihlali değil, aynı zamanda insan hakları ve demokratikleşme meselesidir.
Kürt halkı, tüm bu baskılara rağmen dilini yaşatmak ve kuşaktan kuşağa aktarmak için direnmiştir. 15 Mayıs tarihi, bu direncin simgesel bir karşılığıdır. 15 Mayıs 1932'de Celadet Ali Bedirxan'ın öncülüğünde yayımlanan Hawar dergisi, Kürtçenin Latin alfabesiyle modem bir yazın diline kavuşmasını sağlamış; edebiyat, dilbilgisi ve kültür alanlarında tarihsel bir kırılma yaratmıştır. Bu nedenle 15 Mayıs, Kürt halkı tarafından 2006 yılından itibaren "Kürt Dil Bayramı" olarak benimsenmiş ve her yıl farklı etkinliklerle kutlanmaktadır.
Bu kanun teklifi ile 15 Mayıs'ın Kürt Dil Bayramı olarak tanınması, yalnızca sembolik bir jest değil; devletin kendi vatandaşlarına ve onların kültürel varlıklarına yönelik eşitlikçi ve çoğulcu bir yaklaşıma geçişin göstergesi olacaktır. Aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerine uyumlu, demokratik hukuk devleti ilkesini esas alan yeni bir dil politikası anlayışının başlangıcına işaret etmektedir.
Bu adım, Kürtçe konuşan yurttaşların on yıllardır talep ettiği bir hakkın teslimi olduğu kadar; farklı kimliklerin, dillerin ve kültürlerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabileceği bir
Türkiye'nin mümkün olduğuna dair güçlü bir umut ve irade olacaktır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR