Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
2 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 1 madde
Kaynak göster
2/3503 esas numaralı kanun teklifi 3 Şubat 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti) ve 1 vekil; 2 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Gülüstan Kılıç Koçyiğit (DEM Parti, Kars) ve diğerleri. “Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3503, 3 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3503-turk-ceza-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/45386723-7ca4-4a8c-9d65-019c23c7b8c6
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu2 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İmzacıların tamamı (2)İmzacı listesini kapat
İLK İMZA
İlk imza sahipleri
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 1 madde
MADDE 126/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına aşağıdaki bent…
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir:
"k) Nefret saiki deyiminden; herhangi bir kişi veya grubun ya da o kişi veya grupla bağlantılı bir kişi veya grubun, kişi veya grubun ait olduğu ırk, milliyet, etnik köken, renk, dini inanç veya inançsızlık, siyasi görüş, dil, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, fiziksel veya zihinsel engellilik, sağlık durumu veya yaş nedenleriyle düşmanlık, ayrımcılık veya şiddeti yaymak, teşvik etmek ya da meşrulaştırmak amacıyla"
MADDE 2 5237 sayılı Kanunun 82'nci maddesinin (inci fıkrasına "1" bendi eklenmiştir. "1 Nefret saikiyle,"
MADDE 3—5237 sayılı Kanunun 86'ncı maddesinin 2'nci fıkrasına "g" bendi eklenmiştir.
"g) Nefret satkiyle,"
MADDE 4-5237 sayılı Kanunun 94"üncü maddesinin 2'nci fıkrasına "c" bendi eklenmiştir.
" c) veya nefret saikiyle,"
MADDE 5-5237 sayılı Kanunun 96*ncı maddesinin 2'nci fıkrasına "c" bendi eklenmiştir.
"ç) veya nefret saikiyle, "
MADDE 6—5237 sayılı Kanunun 102"nci maddesinin 3*ncü fıkrasına "f" bendi eklenmiştir.
"f) nefret saikiyle"
MADDE 7-5237 sayılı Kanunun 103*üncü maddesinin 3*ncü fıkrasına "f" bendi eklenmiştir.
"f) nefret saikiyle"
MADDE 8— 5237 sayılı Kanunun 105'inci maddesine 2'nci fıkrasına "f" bendi eklenmiştir.
"f) nefret saikiyle"
MADDE 9- 5237 sayılı Kanunun 106*ncı maddesinin 2*nci fıkrasına "e" bendi eklenmiştir.
"e) nefret saikiyle"
MADDE 10- 5237 sayılı Kanunun 109Yuncu maddesinin 3'üncü fikrasına "g" bendi eklenmiştir:
"g) nefret saikiyle ,"
MADDE 11— 5237 sayılı Kanunun | 19*uncu maddesinin 1'inci fikrasına "f" bendi eklenmiştir:
"f) nefret saikiyle ,"
MADDE 12-5237 sayılı Kanunun 120*nci maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Hukuka aykırı olarak üzeri aranan kişi neftet saikiyle hedef alınmışsa suça verilen ceza yarı oranında artırılır."
MADDE 13- 5237 sayılı Kanunun 122'nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"(1) Nefret saikiyle,
a) Bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini,
b) Bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını,
c) Bir kişinin işe alınmasını,
d) Bir kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını, engelleyen veya nefret söyleminde bulunan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
MADDE 14- 5237 sayılı Kanunun 123*üncü maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Huzur ve sükunu bozulan kişi nefret saikiyle hedef alınmışsa suça verilen ceza yarı oranında artırılır."
MADDE 15- 5237 sayılı Kanunun 123/A maddesinin 2'nci fikrasına "d" bendi eklenmiştir:
"d) nefret saikiyle ,"
MADDE 16- 5237 sayılı Kanunun 125*inci maddesinin 3*üncü fıkrasına "d" bendi eklenmiştir:
"d) nefret saikiyle ,"
MADDE 17- 5237 sayılı Kanunun 130'uncu maddesine aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Hatırasına hakaret edilen kişi nefret saikiyle hedef alınmışsa suça verilen ceza yarı oranında artırılır."
MADDE 18- 5237 sayılı Kanunun 149*uncu maddesinin 1'nci fikrasına "1" bendi eklenmiştir.
"1) nefret saikiyle "
MADDE 19- 5237 sayılı Kanunun 152'nci maddesinin 2'nci fikrasına "d" bendi eklenmiştir:
"d) nefret saikiyle"
MADDE 20- 5237 sayılı Kanunun 153*üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında yer alan "tahkir maksadıyla" ifadesinden sonra gelmek üzere "veya nefret saikiyle" ifadesi eklenmiştir.
MADDE 21- 5237 sayılı Kanunun 170*inci maddesinin 2'nci fıkrasına "veya nefret saikiyle" ifadesi eklenmiştir.
MADDE 22- 5237 sayılı Kanunun 218"inci maddesinin ilk cümlesine "veya nefret saikiyle" ifadesi eklenmiştir.
MADDE 23 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 24- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Nefret saiki deyiminin tanımı yapılmıştır.
Genel gerekçeyi oku (10 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
Nefret suçu, mağdurun kişisel özelliklerinden bağımsız olarak, mağdurun gerçek ya da algılanan ırkı, etnik kökeni, dili, dini, cinsiyeti, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği, engellilik durumu, yaşı veya benzeri ortak bir özelliğe sahip olduğu varsayılan bir gruba aidiyeti nedeniyle işlenen suçlardır. Bu suçlarda hedef yalnızca birey değil, bireyin mensubu olduğu toplumsal gruptur. Failin suç işleme motivasyonunu ise önyargı ve nefret oluşturmaktadır. Bu yönüyle nefret suçları, yalnızca bireysel zarar doğurmakla kalmamakta; toplumsal barışı, eşit yurttaşlık ilkesini ve demokratik düzeni doğrudan tehdit etmektedir.
Nefret söylemi ise belirli kişi ya da gruplara karşı, sahip oldukları ya da sahip oldukları varsayılan özellikler temelinde nefret, düşmanlık, ayrımcılık veya şiddeti yayan, teşvik eden ya da meşrulaştıran ifade biçimlerini kapsamaktadır. Nefret söylemi, çoğu zaman nefret suçlarının öncülü ve meşrulaştırıcı zemini olarak işlev görmekte; ayrımcı ve dışlayıcı pratikleri beslemektedir.
Uluslararası insan hakları hukuku, nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadeleyi devletlerin temel yükümlülüklerinden biri olarak kabul etmektedir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, bütün insanların onur ve haklar bakımından eşit olduğunu vurgulamış; ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka görüş, ulusal veya sosyal köken gibi herhangi bir ayrım gözetilmeksizin haklardan yararlanılacağını açıkça belirtmiştir.
Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme, ırkçı propaganda ve faaliyetlerin yasaklanmasını, ırk ayrımcılığını teşvik eden fikirlerin yayılmasının ve bu amaçla örgütlenmenin cezalandırılmasını taraf devletler açısından açık bir yükümlülük haline getirmiştir. Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ise ulusal, ırksal veya dinsel nefretin ayrımcılık, düşmanlık ya da şiddete kışkırtma biçimini almasının yasalarla yasaklanmasını öngörmektedir.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi"nin 1997 tarihli 97(20) sayılı Tavsiye Kararı'nda nefret söylemi; ırkçılık, yabancı düşmanlığı, antisemitizm ve benzeri hoşgörüsüzlük biçimlerine dayalı olarak nefret, ayrımcılık ve düşmanlığı yayan veya teşvik eden tüm ifade biçimleri olarak tanımlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de içtihatlarında nefret söylemini ifade özgürlüğü kapsamında mutlak olarak korumamakta; bu tür ifadelerin demokratik toplum düzeni bakımından ciddi tehlike oluşturması hâlinde devletlerin müdahale yükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmektedir. Mahkeme, bir ifadenin nefret söylemi sayılabilmesi için mutlaka şiddete çağrı içermesinin gerekmediğini; belirli grupların aşağılanması, damgalanması veya karalanmasının da bu kapsamda değerlendirilebileceğini açıkça ortaya koymuştur.
Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECR) ise üye devletlere, nefret saikiyle işlenen suçların ceza mevzuatında açık biçimde tanımlanmasını ve bu saikin cezayı ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmesini önermektedir. ECR/'nin Türkiye'ye ilişkin Altıncı İzleme Raporu'nda nefret söylemi ve nefret suçlarının özellikle medya ve siyasal söylem alanında artış gösterdiği; Kürtler, Aleviler, Romanlar, LGBTİ-lar, göçmenler ve mülteciler gibi birçok grubun sistematik biçimde hedef alındığı vurgulanmıştır. Raporda, devletin bu alanda kapsamlı ve etkili bir yasal ve kurumsal çerçeve oluşturması gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
Buna karşın Türkiye'de nefret suçları ve nefret söylemine ilişkin kapsamlı, açık ve etkili bir ceza hukuku düzenlemesi bulunmamaktadır. Türk Ceza Kanunu'nun 122. maddesi "Neftet ve Ayrımcılık" başlığını taşımakla birlikte, nefret suçunun temel unsurlarını karşılamaktan uzaktır. Maddede, nefret saikiyle işlenen temel suçlar düzenlenmemiş; yalnızca sınırlı bazı ayrımcı fiiller suç olarak tanımlanmıştır. Ayrıca cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve etnik köken gibi uluslararası hukukta açıkça korunan ayrımcılık temellerinin madde metninde yer almaması, düzenlemeyi daha da işlevsiz kılmaktadır.
Türk Ceza Kanunu'nda yer alan bazı suç tipleri (hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, ibadethanelere zarar verme gibi) nefret saikiyle işlenebilecek nitelikte olsa da, bu saikin suçun unsuru veya cezayı ağırlaştırıcı neden olarak açıkça düzenlenmemiş olması, nefret suçlarıyla etkin mücadeleyi imkânsız hâle getirmektedir. Bu durum, cezasızlık algısını güçlendirmekte ve hedef alınan toplumsal grupların adalete erişimini zayıflatmaktadır.
Türkiye'de yaşanan Hrant Dink cinayeti, Madımak Katliamı, Kürtlere, Alevilere, gayrimüslimlere, Romanlara, göçmenlere, LGBTİ- bireylere, kadınlara yönelik çok sayıda hem fiziksel hem sözlü saldırı, nefret suçlarının münferit değil yapısal bir sorun olduğunu açıkça göstermektedir. Son olarak 2025 yılında bir spor müsabakasında Kürt siyasetçi Leyla Zana'ya yönelik cinsiyetçi, ırkçı ve nefret içeren tezahüratlar karşısında etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi, mevcut yasal çerçevenin yetersizliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Şüphesiz yasal çerçeve de yeterli olmayıp nefret suçlarının cezalandırılabilmesi için insan haklarına dayalı demokratik bir hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının varlığı şarttır.
Nefret suçlarının ceza mevzuatında açık ve kapsayıcı biçimde düzenlenmesi, suçun mağdurları açısından gördüğü zararların telafisinin yanı sıra; toplumsal barışın, eşit yurttaşlığın ve demokratik hukuk devletinin korunması açısından da zorunludur. Bu kanun teklifiyle, nefret saikiyle işlenen suçların açık biçimde tanımlanması, korunan grupların uluslararası insan hakları standartlarına uygun şekilde belirlenmesi ve nefiet suçlarıyla etkin mücadele edilmesine yönelik yasal boşluğun giderilmesi amaçlanmaktadır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR