Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde
Kaynak göster
2/3785 esas numaralı kanun teklifi 29 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Özgül Saki (DEM Parti); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.
Özgül Saki (DEM Parti, İstanbul). “Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/3785, 29 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-3785-ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/c6d806b7-ac84-4785-890f-019fae48920c
SÜREÇ
Teklifin yolculuğu
-
TBMM Başkanlığına sunuldu1 imza
-
tarih kaydı yokEsas komisyona havaleAdalet Komisyonu
-
tarih kaydı yokKomisyon görüşmesi (şu anki aşama)Komisyonda bekliyor
-
tarih kaydı yokGenel KurulHenüz gelmedi
-
tarih kaydı yokKabul edildiHenüz yok
-
tarih kaydı yokResmî GazeteHenüz yok
TEKLİFİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
İLK İMZA
İlk imza sahibi
MADDELER
Neler düzenleniyor? — 3 madde
MADDE 15271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Kamu davasına katılma? başlıklı 237. Maddesinin birinci fıkrasına…
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Kamu davasına katılma? başlıklı 237. Maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki ibareler eklenmiştir.
"Bu madde bakımından suçtan zarar gören, suç nedeniyle hukuken korunan hak veya menfaati, kuruluş amacı ya da faaliyet alanıyla bağlantılı olarak doğrudan veya dolaylı biçimde etkilenen tüzel kişiyi de kapsar. Tüzel kişilerin kamu davasına katılabilmesi için maddi zarara uğramış olmaları aranmaz."
Gerekçe: Teklif maddesiyle; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Kamu davasına katılma" başlıklı 237. Maddesinin birinci fıkrasına eklenen iki cümle ile "suçtan zarar gören" kavramının tüzel kişiler bakımından kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Mevcut uygulamada, tüzel kişilerin kamu davasına katılabilmesi çoğu zaman doğrudan maddi zarara uğramış olmaları şartına bağlanmakta; bu durum kadın hakları, çocuk hakları, insan hakları, çevre, emek ve göçmen hakları gibi alanlarda faaliyet gösteren dernekler, vakıflar, sendikalar, barolar ve meslek kuruluşlarının kuruluş amaçlarıyla doğrudan bağlantılı davalara katılmalarını engellemektedir. Düzenlemeyle, suç nedeniyle hukuken korunan hak veya menfaati kuruluş amacı ya da faaliyet alanıyla bağlantılı olarak doğrudan veya dolaylı biçimde etkilenen tüzel kişilerin de suçtan zarar gören kapsamında olduğu açıkça hüküm altına alınmaktadır. Ayrıca, tüzel kişilerin kamu davasına katılabilmeleri bakımından maddi zarara uğramış olmalarının aranmayacağı düzenlenerek uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi ve temel haklar ile kamusal menfaatlerin korunmasına yönelik faaliyet yürüten tüzel kişilerin, temsil ettikleri kolektif hukuki menfaatlerin ihlal edildiği davalara etkin katılımının sağlanması amaçlanmaktadır.
MADDE 2Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Bu hüküm yürürlük maddesidir.
MADDE 3Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Bu hüküm yürütme maddesidir.
Genel gerekçeyi oku (12 paragraf)Genel gerekçeyi kapat
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237'nci maddesi, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kamu davasına katılabileceğini düzenlemektedir. Ancak uygulamada, özellikle Yargıtay içtihatlarında benimsenen dar yorum nedeniyle "suçtan zarar gören" kavramı büyük ölçüde doğrudan ve bireysel maddi zararla sınırlandırılmakta; kuruluş amacı gereği belirli hak ve özgürlüklerin korunması için faaliyet yürüten dernekler, vakıflar, sendikalar, barolar ve meslek örgütlerinin davaya katılma talepleri reddedilmektedir.
Halbuki birçok suç bireysel hukuki değerleri ihlal etmekle kalmamakta; aynı zamanda belirli toplumsal grupların kolektif haklarını, kamusal menfaatleri ve anayasal değerleri de doğrudan etkilemektedir. Örneğin çevreyi tahrip eden suçlar, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ihlal etmektedir. Özellikle maden projeleri ve benzeri faaliyetler kapsamında şirketlerin hukuka aykırı uygulamaları, yalnızca doğrudan etkilenen yerel halkı değil; yaşam alanlarını, doğal varlıkları ve kamusal çevre hakkını savunan ekoloji örgütleri ile çevre mücadelesi yürüten tüm kurumları da suçtan zarar gören konumuna getirmektedir. Benzer şekilde iş cinayetleri, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin ihlali ile sendikal örgütlenme hakkına yönelik suçlar, güvenli çalışma hakkını, sendikal özgürlüğü ve kolektif emek haklarını da ihlal etmektedir. Bu nedenle işçilerin ortak hak ve menfaatlerini korumak amacıyla faaliyet gösteren sendikaların, temsil ettikleri kolektif hukuki menfaatin ihlali nedeniyle bu davalarda suçtan zarar gören sıfatıyla kamu davasına katılabilmeleri, ceza adaletinin ve örgütlenme özgürlüğünün etkin korunmasının bir gereğidir. Aynı biçimde göçmenlere yönelik nefret suçları ve ayrımcı uygulamalar yalnızca bu suçlara maruz kalan göçmenleri değil, eşitlik ilkesini ve insan haklarını; işkence, kötü muamele ve diğer ağır insan hakları ihlalleri ise hukuk devleti ilkesini ve temel hakların korunmasını ilgilendirmektedir. Bu nedenle söz konusu alanlarda faaliyet gösteren tüzel kişilerin davalara katılımı kamusal denetimin ve adil yargılanma sürecinin güçlendirilmesinin de bir aracıdır.
Bu ihtiyaç, kadınlara yönelik erkek şiddeti ve kadın cinayetleri davalarında çok daha belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır. Erkek şiddetinin münferit olmadığı, olay özelinde şiddet faili erkek ve maruz kalan kadın arasındaki şâhsi sorunlardan doğmadığı, erkeklerin sistematik biçimde kadınlara şiddet uygulamasının cinsiyet Temelli eşitsizlikten kaynaklandığı ve tüm
Tali Komisyon
Esas Komisyon Adalet
Tarih: 31-7-2026 Esas No:2/3785
20 Tenmez
Ns: (30u90U kadınları ilgilendirdiği kabul edilmelidir. Kadın cinayetleri ve her türden erkek şiddeti toplumsal cinsiyet eşitliğine, kadınların eşit ve özgür yaşam hakkına yönelen sistematik ihlallerdir. Bu suçlar toplumsal yaşamda patriyarkadan gücünü alan erkek şiddetinin görünür biçimleridir. Dolayısıyla bu davaların yalnızca belirli bir kadının zarar gördüğü veya yaşamını yitirdiği bireysel ceza yargılamaları olarak değerlendirilmesi, suçun toplumsal niteliğini göz ardı etmektedir.
Erkek şiddeti patriyarkal sistemin en ağır sonuçlarından biri olup, tüm kadınların yaşam hakkını, güvenliğini, özgürlüklerini, kamusal yaşama katılımını ve eşit yurttaşlık hakkını etkileyen yapısal bir sorundur. Bir kadına yönelik işlenen cinsiyet temelli suç, yalnızca o kadının değil, kadınların ortak hukuki menfaatlerinin ihlalini ifade eder. Bu nedenle kadın hakları alanında faaliyet gösteren derneklerin, vakıfların, feminist örgütlerin, baroların kadın hakları merkezlerinin ve benzeri kuruluşların bu davalara katılımı, yalnızca belirli bir maruz kalana destek sunulması anlamına gelmemekte, kadınların eşitlik ve şiddetten uzak yaşama hakkının yargısal süreçte temsil edilmesini sağlamaktadır.
Nitekim kadın örgütleri ve baroların kadın hakları merkezleri, yıllardır kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet davalarını izlemekte; delillerin etkin biçimde toplanması, cezasızlık uygulamalarının önlenmesi, cinsiyetçi yargı pratiklerinin önüne geçilmesi ve maruz kalanın haklarının korunması bakımından önemli bir kamusal işlev üstlenmektedir. Bu kuruluşların davalara katılımı, ceza muhakemesinin amacıyla çelişmediği gibi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.
Bununla birlikte, mevcut uygulamada tüzel kişilerin davaya katılma talepleri çoğu zaman "doğrudan zarar görmedikleri" gerekçesiyle reddedilmektedir. Oysa ceza muhakemesi hukukunda korunan hukuki değer maddi zararla sınırlandırılamaz. Bir tüzel kişinin kuruluş amacı, faaliyet alanı veya temsil ettiği ortak hukuki menfaatin suç nedeniyle ihlal edilmesi de "suçtan zarar görme" kapsamında değerlendirilmelidir. Özellikle temel haklar, çevre, kadın hakları, çocuk hakları, göçmen hakları, engelli hakları ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren kuruluşların, demokratik kitle örgütlerinin, meslek odaları ve sendikaların hukuki menfaatleri, temsil ettikleri toplumsal kesimlerin haklarının ihlal edilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Teklifle, "suçtan zarar gören" kavramının ceza muhakemesi hukukunun amacı ve Anayasa'nın temel hakların korunmasına ilişkin ilkeleri doğrultusunda açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Buna göre suç nedeniyle hukuken korunan hakkı, menfaati, kuruluş amacı veya faaliyet alanı doğrudan ya da dolaylı olarak ihlal edilen tüzel kişiler suçtan zarar gören sayılacak; tüzel kişiler bakımından maddi zararın bulunması katılma hakkının kullanılmasının ön koşulu olmaktan çıkarılacaktır. Böylece özellikle kadın hakları alanında faaliyet gösteren örgütlerin, baroların kadın hakları merkezlerinin, insan hakları kuruluşlarının, hukuk ve çevre örgütlerinin, sendikaların ve benzeri tüzel kişilerin, kuruluş amaçlarıyla bağlantılı davalarda kamu davasına katılabilmelerinin önündeki uygulama kaynaklı engeller giderilecek; ceza adalet sisteminin toplumsal hak ve özgürlüklerin korunması bakımından daha etkili işlemesi sağlanacaktır.
Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.
İLGİLİ KAYITLAR