İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/455 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 2 TEM 2018 KOMİSYONDA

Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 4 madde

Kaynak göster

2/455 esas numaralı kanun teklifi 2 Temmuz 2018 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Mustafa Sezgin Tanrıkulu (CHP, Diyarbakır). “Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/455, 2 Temmuz 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-455-turk-ceza-kanunu-ve-ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/6d5558d2-e673-495f-a9f1-0188d921c73e

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 4 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 126/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 128 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 128 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, alenen sövme dışında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez."

Gerekçe: Mahkemelerdeki, savunmaya yönelik sövme dışındaki ifadelerin hakaret sayılmaması, eleştiri, suçlama ve olumsuz değerlendirmelerin tümünün savunma dokunulmazlığı içinde kalması amaçlanmıştır.

MADDE 24/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 206 ncı maddesinin 2 fıkrasına aşağıdaki bent…

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 206 ncı maddesinin 2 fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

"d) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütükleri ile ilgili kesin tespit yapılamamış ve yan delillerle desteklenememişse."

Gerekçe: Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerinin delil olarak kabul edilebilmesi için kesin tespite dayanması ve yan delillerle desteklenmesi koşullarına bağlanması amaçlanmıştır.

MADDE 3Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Gerekçe: Yürürlük maddesidir.

MADDE 4Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Gerekçe: Yürütme maddesidir.

Genel gerekçeyi oku (12 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Hakaret suçu, Türk Ceza Kanunu'nun "Şerefe Karşı Suçlar" bölümünde ayrıntılı olarak yer almış, bu suçu işleyenlerin 3 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülmüştür. Bu suçun kamu görevlisine karşı işlenmesi durumunda ise alt sınır bir yıl olarak belirlenmiştir.

Türk Ceza Kanunu'nda hakaret suçu ile ilgili istisna 128'inci maddede getirilmiş, yargılama aşamasında iddia ve savunmanın özgürce yapılabilmesi için iddia ve savunmaya hakaret konusunda dokunulmazlık sağlanmıştır. Söz konusu maddenin devamında ise bu dokunulmazlık sınırlandırılmıştır.

İddia ve savunma dokunulmazlığına getirilen sınırlamanın yansımaları, özellikle İstanbul Silivri'de özel yetkili mahkemelerde devam eden yargılamalarda sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bir sanık, davadaki savunmalarında hakaret suçu işlediği iddiasıyla birden çok mahkumiyetle karşı karşıya kalmıştır. Bu kişinin sonuçlanan davalarda aldığı cezalar, 20 yılı aşarken, açılan diğer davalarda da istenen ceza 20 yıl düzeyindedir. Savunma dokunulmazlığına getirilen sınırlama nedeniyle, Kişinin yargılandığı dava sonuçlanmadan, bu davadaki savunması nedeniyle 20 yıla yakın cezası alması ağır bir haksızlık yaratmaktadır.

Özel yetkili mahkemeler, kuruluşundan bu yana yargılama süreçlerinde izlenilen yöntem ve verilen Kararlar nedeniyle çok tartışılmıştır. MIT Soruşturması nedeniyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından "İyice çizmeyi aşan bir durum oldu. Alacaksan beni al" şeklinde ağır bir şekilde eleştirilen bu mahkemeler, bir süre sonra da tamamen kaldırılmıştır.

Başbakan düzeyinde de tartışma konusu yapılan ve bu doğrultuda kapatılan mahkemelerin, sanıklar tarafından da eleştiriliyor alması doğal kabul (edilmeli ve savunma dokunulmazlığı sınırları içinde değerlendirilmelidir. Kapatılmış mahkemelerin eleştirilmesi nedeniyle hakaret gerekçeli cezalar verilmesi, adil yargılama ve hukuk devleti ilkesiyle çelişmektedir.

Ayrıca, iddia makamına sınırsız iddia ve suçlama olanağı tanınırken, savunma hakkının sürekli olarak mahkum edilmesi, silahların eşitliği ilkesine de aykırıdır. Silahların eşit olmadığı bir yargılamanın adil olduğunu söylemek de mümkün değildir.

Bu kapsamda, savunma dokunulmazlığının güçlendirilmesi, alenen sövme dışında savunma hakkının kullanımından dolayı ceza verilmemesi sağlanmalıdır. Kanun teklifi ile de sövme dışında savunma nedeniyle ceza verilmesinin önlenmesi amaçlanmıştır.

Ceza hukukunda "şüpheden tanık yararlanır" ilkesinin geçerli olmasına karşın, Türkiye'deki uygulamada şüphe tamamen sanık aleyhine kullanılmakta, sanıklardan suçu işlemediklerini kanıtlamaları beklenmektedir. Bu durum özellikle gizli tanık uygulaması ile dijital deliller konusunda yaşanmaktadır. İsimsiz, imzasız bilgisayar çıktıları ve bigi verileri insanlar uzun süre tutuklu kalmakta, hatta bunlar g gösterilerek hapis cezalarına çarptırılmaktadır.

Bilgisayarlar, bilgisayar (programları ve kütükler, dışarıdan müdahaleye açık araçlardır. Bu nedenle de bu araçlar içinde bulunan bilgi, belge ve dokümanların kim tarafından hangi amaçla hazırlandığının kesin olarak ortaya konulabilmesi gereklidir. Son olarak kamuoyuna yansıyan örneklerde, aynı bilgisayar ve kütükleri üzerine bazı üniversitelerin bilirkişileri farklı, TÜBİTAK farklı görüş bildirmektedir. Hatta TÜBİTAK, aynı bilgisayar kütüğü üzerinde yaptığı incelemeye ilişkin iki farklı rapor verebilmektedir.

Delilin doğruluğuna ilişkin şüphelerin artmasına karşın, mahkemeler son örneklerde de olduğu gibi şüpheyi sanıkların tutukluluk halinin sürmesine ya da mahkumiyetlerine gerekçe yapmaktadır. Bu durum şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırıdır.

Bu nedenle de bilgisayarlar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütükleri ile ilgili kesin tespitlerin yapılamaması ve bunun yan delillerle desteklenememesi durumunda, bunların delil olarak kabul edilmemesi sağlanmalıdır.

Kanun teklifi ile savunma dokunulmazlığının güçlendirilmesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda da dijital veri ve belgelerin delil kabul edilebilmesi için kesin tespitlere dayanması ve yan delillerle desteklenmesi koşullarının sağlanması amaçlanmıştır.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam