İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
KANUN TEKLİFİ · 2/827 ÖNCEKİ DÖNEMDEN YENİLENEN · İLK VERİLİŞ 6 ŞUB 2019 KOMİSYONDA

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

1 milletvekilinin imzasıyla sunuldu · 3 madde

Kaynak göster

2/827 esas numaralı kanun teklifi 6 Şubat 2019 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu; ilk imza: Mahmut Tanal (CHP); 1 imza. Son durum (TBMM): KOMİSYONDA.

Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”. TBMM 28. Dönem kanun teklifi 2/827, 6 Şubat 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/kanun-teklifi/2-827-5271-sayili-ceza-muhakemesi-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Yasama/KanunTeklifi/f03843dd-d27f-4bbd-8c03-0188dcaceb3f

Sade metin (Markdown) →

SÜREÇ

Teklifin yolculuğu

Tarihler TBMM kaydından
  1. TBMM Başkanlığına sunuldu
    1 imza
  2. tarih kaydı yok
    Esas komisyona havale
    Adalet Komisyonu
  3. tarih kaydı yok
    Komisyon görüşmesi (şu anki aşama)
    Komisyonda bekliyor
  4. tarih kaydı yok
    Genel Kurul
    Henüz gelmedi
  5. tarih kaydı yok
    Kabul edildi
    Henüz yok
  6. tarih kaydı yok
    Resmî Gazete
    Henüz yok

TEKLİFİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

İLK İMZA

İlk imza sahibi

MADDELER

Neler düzenleniyor? — 3 madde

Tam metin (PDF) ↗ (yeni sekmede açılır)
MADDE 15271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Sanığın Duruşmadan Bağışık Tutulması" başlıklı 196. Maddesinin 4…

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Sanığın Duruşmadan Bağışık Tutulması" başlıklı 196. Maddesinin 4. Fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

"Yukarıdaki fıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır."

Gerekçe: İşbu kanun teklifi ile 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 196. Maddesinin 4. Fıkrası hükmü değiştirilip, eski haline getirilerek; ceza yargılamasında doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkelerinin gereğinin yerine getirilmesi ve sanığın duruşma salonunda bulunarak delil tartışmalarına katılabilme, soru alabilme, cevap verebilme ve özellikle tanıklara soru sorabilme haklarının önündeki kısıtlamanın kaldırılması hedeflenmiştir.

MADDE 2Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Gerekçe: Yürürlük maddesidir.

MADDE 3Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Bu kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Gerekçe: Yürütme maddesidir.

Genel gerekçeyi oku (9 paragraf)Genel gerekçeyi kapat

Hukukumuzda prensip olarak, sanığın yokluğunda yargılama yapılamaz ve usulüne uygun sorgusu yapılmadan yokluğunda mahkumiyetine karar verilemez. Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 191 ve devamı hükümlerinde sanığın sorgusunun mahkeme huzurunda yani duruşma salonunda yapılması gerektiği düzenlenmiştir.

Dolayısıyla kovuşturma aşamasının özelliklerinden biri vasıtasızlık yani doğrudan doğruyalık olmakla yargılamanın sanığın yüzüne karşı yapılması gerekliliğidir. "Yüz yüzelik" ilkesinin tam anlamıyla ifası için; sanığın, mahkeme heyetinin ve iddia makamının gözlerinin içine bakabilme hakkını etkin ve eylemli şekilde kullanabilmesi, yani SEGBİS (görüntülü ve sesli iletişim tekniği) usulüne başvurulmaksızın, mahkeme huzuruna çıkarılması gerekmektedir.

SEGBİS (görüntülü ve sesli iletişim tekniği) usulünün; uygulamada teknik aksaklıklar (elektrik kesintileri veya sistem arızaları) sebebiyle kullanımını zorlaştırdığı, duruşma salonu ile tutuklunun bulunduğu yer arasında ses ve görüntü bağlantısının kopukluğu, ses iletiminde yaşanan zorluklar, özellikle sanık beyanlarının "ilk ağızdan" değil, SEGBİS olarak adlandırılan sistemden mahkemeye yansıdığı kadarıyla "dolaylı" yollarla duyulması, sanığın somut olayı anlatırken istem dışı sergilediği mimiklerinin doğrudan görülememesi gibi: çoğaltılabilecek gerekçelerle, yargılamanın sıhhatini, saygınlığını ve dürüstlüğünü azalttığı ve hatta tükettiği bir gerçektir.

Hedefi maddi gerçekliğe ulaşmak olan ceza yargılamasında, savunma hakkının gereği gibi kullanılmasına olanak sağlayan haller SEGBİS (görüntülü ve sesli iletişim tekniği) usulü ile bypass edilerek bu hedefe ulaşılamayacağı açıktır. Sanığın mahkeme huzurunda sorgusunun yapılması ve savunma hakkını kullanması; kendisini dilediği gibi ifade edebilmesini, duruşma salonunda. bulunarak delilleri tartışabilmesini, kendisine soru sorulabilmesini, cevap verebilmesini ve tanıklara soru sorabilmesini mümkün kılar.

SEGBİS (görüntülü ve sesli iletişim tekniği) usulünün, salt teknik aksaklıklar sebebiyle değil, hakkın özünü zedeleyen hatalı uygulamalar sebebiyle de dürüst yargılanma hakkını ihlal ettiği ortadadır. Yalnızca somut gerekçelerle ve "istisnai" olarak başvurulabilmesi gereken SEGBİS usulünün, "zorunlu" bir uygulama gibi görülmemesi gerekmektedir.

Sanığın duruşma salonuna gelerek ifadesinin alınmasını talep ettiği durumlarda dahi, sanığın duruşma salonuna getirtilmesine yönelik taleplerinin reddedilme ihtimaline zemin hazırlayan Ceza Muhakemeleri madde 196/4 hükmü savunma hakkını -kısıtlamakta, ceza hukukunun doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkslevi tezat teşkil etmektedir. Ni

Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 196 öncelikle bir bütün olarak değerlendirildiğinde fıkra 1'de; sorgusu yapılan sanığın, kendisinin veya bu hususta yetkili kıldığı müdafiinin talebi ve mahkemenin kararı ile duruşmadan vareste tutulmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir. Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 196 fikra 2'de; alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak kaydıyla istinabe, yani bir başka mahkeme vasıtasıyla sanığın sorguya çekilebilmesi öngörülmüştür. Esasında müdafiinin hazır bulunma zorunluluğunun olmaması kuralı, zorunlu müdafiilik sınırını öngören Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 150 fikra 3'e de uygundur. Zorunlu müdafiliğin altı sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda arandığı dikkate alındığında, zaten istinabe suretiyle sorguda avukat bulundurma zorunluluğu olmadığından, sanık da avukat talebinde bulunmadığı takdirde sorgunun avukat olmaksızın yapılması mümkündür.

Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 196 fıkra #ün ise, özellikle maddenin ilk üç fıkrasında hapis cezasının sınırına bağlı istisnai bir sorgu usulünden bahsedildiği düşünüldüğünde, hem maddenin tümüyle hem de ceza hukukunun temel ilkeleriyle çelişmekte olduğu görülmektedir. Üstelik, tutuklu bulunan sanığın her celsede SEGBİS (görüntülü ve sesli iletişim tekniği) ile duruşmalara katılması halinde; sanığın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilmesinin ve avukatın kovuşturma. evrelerinin her aşamasında sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkının engellenemez, kısıtlanamaz oluşunun önüne adeta bir set çekilmiş olmaktadır. : Zira avukat, sanığa Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 149/3'e uygun şekilde duruşma salonunda hukuki yardımda bulunamamakta, Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 154'e göre ise sanık müdafii ile SEGBİS usulü ile katılmakta olduğu için her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda -fiziken imkansız olduğu için- görüşememektedir.

İzah olunan nedenlerle; işbu kanun teklifi ile, ceza yargılamasında doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkelerinin gereğinin yerine getirilmesi ve sanığın duruşma salonunda bulunarak delil tartışmalarına katılabilme, soru alabilme, cevap verebilme ve özellikle tanıklara soru sorabilme haklarının önündeki kısıtlamanın kaldırılması hedeflenmiştir.

Madde metinleri teklifin TBMM’ye sunulan metninden (PDF) yazıya döküldü.

İLGİLİ KAYITLAR

Bağlam