2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı
Elazığ Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 38. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Aralık 2004 · 1.107 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulbaki Türkoğlu (AK Parti), 23 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (7 NCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE ) TARIM VE KÖY İŞL.BAKANLIĞI,ULAŞTIRMA BAKANLIĞI); konuşma 1.107 kelime.
Abdulbaki Türkoğlu (AK Parti, Elazığ). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (7 nci tur görüşmelerinde ) tarım ve köy işl.bakanlığı,ulaştırma bakanlığı”. TBMM Genel Kurulu, 38. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulbaki-turkoglu-22-2004-12-23-2005-mali-yili-butce-kan-tas-7-nci-tur-gorusmelerinde-tarim-ve-koy (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Elazığ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 2005 malî yılı bütçesi hakkında AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Dünyanın var oluşundan günümüze kadar, tarım sektörü, stratejik bir sektör özelliğini taşımaktadır. Tarım, üretilen tarım ürünleriyle sadece tarımda çalışan nüfusu değil, aynı zamanda, ülkenin bütün nüfusunu ilgilendiren bir sektördür. Tarım, bugün, dünyada, millî savunma kadar çok stratejik bir önemi haizdir.
Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren ekonomimizin ana sektörü olan tarım sektörü, nüfusun büyük bölümünü istihdam etmektedir. Sanayi sektörüne hammadde sağlayarak işgücünü artırmakta, sermaye transferini sağlayarak sanayi maddelerine pazar oluşturmakta ve ihracat yoluyla ülkemize döviz kazandırarak millî ekonomiye ciddî oranlarda katkılarda bulunmaktadır.
1923 yılında gayri safî millî hâsılanın yüzde 40'ını oluşturan tarım sektörü, 2003 yılında yüzde 13'lere düşmüştür. Yani, 80 yıllık dönemde, tarımın gayri safî millî hâsıla içindeki payı yaklaşık yüzde 60 oranında düşmüştür.
1980'li yılların sonlarına kadar, dünya ülkeleri içerisinde kendi kendine yetebilen ve rahatlıkla tarım ihracatı yapabilen ülkemizin, çok sık değişen iktidarlar ve dolayısıyla, değişen tarım politikaları, oluşturulamayan aklıselim tarım politikaları nedeniyle tarım alanında üretimi büyük miktarda düşmüş, tarım ve hayvansal ürünler bakımından bağımlı hale gelinmiş ve ülkemiz bu alanda büyük oranlara varan bir ithalat yapar duruma gelmiştir.
2000 yılında, kişi başına, yaklaşık 3 200 dolar olan millî gelir, tarım sektöründe ancak 1 350 dolar civarındadır. Sektörler arasındaki gelir dağılımındaki bu dengesizlik, kırsal kesimde insanları yerlerinde tutamamayla karşı karşıya bırakmıştır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde nüfusun ancak yüzde 2'si köylerde yaşamaktadır. Avrupa Birliğine dahil olan ülkelerde bu oran yüzde 5 iken, bizde, özellikle 1980'li yıllarda yüzde 60, 1990'lı yıllarda yüzde 54 ve 2003 yılında yüzde 34'tür.
Türkiye'deki toplam ekili ve dikili alanların yüzde 16,5'inde sulu tarım yapılırken, yüzde 83,5'inde kuru tarım yapılmaktadır. İç Anadolu Bölgesi başta olmak üzere, bazı bölgelerimizde, yağış eksikliğinden dolayı nadas uygulamalı tarım yapılmaktadır. İşlenen yaklaşık 24 000 000 hektar tarla alanının 5 000 000 hektarı her yıl nadasa bırakılmaktadır.
Tarım işletmelerini incelediğimizde, görülüyor ki, teknik ve ekonomik açıdan belirlenen optimum büyüklüğün çok altında ve çok parçadan oluşan işletmelerdir bunlar.
Tüm gelişmelere rağmen, tarımın yapısından kaynaklanan nedenlerle hâlâ tarım sektöründe modern teknoloji ve girdi kullanımı yetersizdir ve buna bağlı olarak da, araştırma-geliştirme çalışmalarında etkinlik sağlanamamış ve araştırma yayın bağı güçlendirilememiştir.
Afet ve kuraklık gibi doğa şartlarına bağlı olması nedeniyle büyük bir risk altında bulunan tarım sektörü, 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan son ekonomik krizlerden de olumsuz şekilde etkilenince bitme noktasına geldi. Bu olumsuz ortamda, aldığı kredi borçlarını ödeyemeyen çiftçilerimiz ise üretimden tamamen çekilmek zorunda kaldı. Tarımsal faaliyetleriyle değil de "çiftçi haciz kıskacında" ya da "çiftçinin ikinci adresi cezaevi oldu" gibi manşetlere konu olmaya başlayan çiftçilerimiz ilgiye ve desteğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyar hale gelmiş oldular.
Kasım 2002 genel seçimlerine bu olumsuz ortam içerisinde girildi. Seçimlerden sonra AK Partinin tek başına iktidar olmasıyla birlikte oluşan istikrar ortamı, siyaset, ekonomi ve toplumsal alanda birçok iyileşmeyi beraberinde getirdi. Uluslararası ilişkilerde yaşanan olumlu adımlarla birlikte, genel ekonomideki gelişmelerle, 2004 yılı, ülkemiz için her alanda bir atılım yılı oldu. Tüm sektörlerde olduğu gibi, 2003 ve 2004 yılları, tarım sektöründe de önemli iyileşmelerin sağlandığı yıllar olmuştur. Tarımda özel sektör yatırımları, ekonomide sağlanan istikrar ve güven ortamının oluşturulmasıyla artmaya başlamıştır.
2002 yılında özel sektör yatırımlarında tarımın payı yüzde 1,9 iken, 2003 yılında yüzde 2,7'ye, 2004 yılında da yüzde 3,4'e yükselmiştir. 2004 yılında olumlu iklim koşullarının, süne mücadelesinin ve sertifikalı tohumluk kullanımındaki artışın etkisiyle, buğday üretimi, yaklaşık yüzde 10 artarak 21 000 000 tona ulaşmıştır. Diğer taraftan, Tarım Bakanlığımızın etkin süne mücadelesi sayesinde, buğday kalitesinde de önemli ölçüde iyileşme sağlanmıştır.
Üretim açığı olan ayçiçeğinde, 2003 yılına göre yüzde 12 ilâ yüzde 13 oranında üretim artışı sağlanmış, mısır üretiminde ise, son iki yılda, yaklaşık yüzde 40'lık bir artışla, üretim 3 000 000 tona ulaşmıştır.
Endüstri bitkilerinde bir önceki yıla göre önemli bir değişiklik olmamış, baklagillerde ise, geçen yıla göre ortalama yüzde 6 oranında üretim artışı kaydedilmiştir.
Son onbeş yirmi yılda, ülkemizin tarımsal ürünler ihracatı da önemli ölçüde artmıştır. 1980 yılında 1 900 000 000 dolar olan tarımsal ihracat değerimiz, 2003 yılında 4 800 000 000 dolara ulaşmıştır. 2004 yılının ilk altı ayında ise, bu rakam 2 500 000 000 dolar olarak gerçekleşmiştir.
Son iki yıllık dönemde tarımda olumlu gelişmeler yaşanmıştır. 4870 sayılı Kanunla çiftçi borçlarını yeniden yapılandırarak borçların yüzde 59'unu af kapsamına alan, geri kalan borçların ödenmesi noktasında ise büyük kolaylıklar getiren AK Parti Hükümeti tarafından, bu yasayla, 1,9 katrilyon tutarındaki çiftçi borcu yeniden yapılandırılarak, bu borcun, yaklaşık 1 katrilyonu silinmiş olup, bu uygulamadan yaklaşık 1 000 000 çiftçimiz yararlandırılmıştır.
2004 yılında, kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasını takiben, yapılandırmaya tabi olmayan çiftçilerimize, ivme kazandırılması gereken sektörlere göre farklı oranlarda faiz sübvansiyonu içeren "tarımda cansuyu" adı altında düşük faizli tarım kredileri kullandırma imkânı getirildi. Bu çerçevede, çiftçilerimize uygulanan cari faiz oranlarından yüzde 40 ilâ 60 indirimli, azamî üç yıl vadeli yatırım kredisi ile bir yıl vadeli işletme kredisi kullanma imkânı sağlandı.
Mazot desteği kapsamında üreticilere toplam 640 trilyon lira destek sağlanmıştır. Bu destekle, çiftçiler, tarımsal üretimin en önemli girdilerinden biri olan mazotu yaklaşık yüzde 40 oranında daha ucuza kullanmış oldular.
Tarım Bakanlığı ile Maliye Bakanlığımız arasındaki işbirliğiyle yapılan çalışmalar sonucunda, sertifikalı tohumluk ve fidan ile sunî döllenme için dondurulmuş hayvan spermlerinde uygulanmakta olan KDV oranı yüzde 1'e indirildi. Ayrıca, karma yem üretim girdilerinin KDV oranında da indirime gidilmiştir.
Doğrudan gelir desteği kapsamında çiftçilerimize 2003 yılı içerisinde yaklaşık 2,3 katrilyon ödeme yapılırken, 2004 yılında bu ödeme 2,8 katrilyona çıkarılmıştır. 1998 ile 2002 yılları arasında, ortalama olarak, desteklenen hayvancılıkla ilgili kooperatif sayısı 40 ilâ 50 iken...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, tamamlayın lütfen.
ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Devamla)...2004'te desteklenen kooperatif sayısı 280'e ulaşmıştır.
Hayvancılığı destekleme çerçevesinde, 2002 yılına kıyasla 2003 yılında yüzde 168 artış sağlanmış, bu oranda 2004 yılında yüzde 38'lik bir artış daha sağlanarak, 174 trilyon lira ödenek ayrılmıştır. 2003 yılı sonları ve 2004 yılının ilk aylarında, ülke genelinde, özellikle besicilik yapan işletmelerde, besi süresinin geçmesine rağmen, piyasada oluşan fiyatların maliyetin altında seyretmesi nedeniyle kesim yapılamaması yetiştiricilerimizi zor durumda bırakmış, bu sorunu çözmek için de yaklaşık 100 trilyon 715 milyar lira -beher kilo başına 1 000 000 Türk Lirası- doğrudan et teşvik primi ödenmiştir.
Şimdi, bunları istismar etmemek lazım. Sayın vekilimiz "Başbakan çiftçilerimizi azarladı" dediler.
GÜROL ERGİN (Muğla)Azarlamadı mı?! Azarlamadı mı?!
AHMET YENİ (Samsun)Heyecanlanma Hocam... Sakin ol Hocam...
ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Devamla)Bir dakika hocam.
GÜROL ERGİN (Muğla)Televizyonlardan izlemediniz mi?!
ABDULBAKİ TÜRKOĞLU (Devamla)Genel Başkanınız Sayın Deniz Baykal, dün, Doğu Anadolu Besiciler Birliği Yönetim Kurulu üyelerine 16.30'a randevu vermiş, Doğu Anadolu Besiciler Birliği Yönetim Kurulu üyeleri geldiklerinde Sayın Genel Başkanı yerinde bulamamışlardır. Yani, söz verip de yerinde bulunmamak mı iyi?! Bir insan evladını da azarlar. Siz çocuklarınızı azarlamaz mısınız? İnsan sevdiğini azarlar. Üstelik Sayın Başbakanımızın nasıl azarladığını, yani kullandığı kelimeleri söylerseniz...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
44 konuşma daha · 23 Aralık 2004