İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 20. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İstanbul'da meydana gelen bombalama olayları nedeniyle

Abdülkadir Aksu

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 20. Birleşim · 2. yasama yılı · 19 Kasım 2003 · 1.360 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdülkadir Aksu (AK Parti), 19 Kasım 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSTANBUL'DA MEYDANA GELEN BOMBALAMA OLAYLARI NEDENİYLE); konuşma 1.360 kelime.

Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul). “İstanbul'da meydana gelen bombalama olayları nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 19 Kasım 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2003-11-19-istanbul-da-meydana-gelen-bombalama-olaylari-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul İlimizde 15 Kasım 2003 Cumartesi günü saat 09.22'de eşzamanlı olarak yapılan iki ayrı bombalama eylemine ilişkin olarak Yüce Meclisimizi bilgilendirmek üzere söz almış bulunuyorum; sözlerime Yüce Heyetinizi saygıyla selamlayarak başlamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumunuz, İstanbulumuzun Beyoğlu İlçesi Kuledibi'ndeki Neve Şalom Sinagogu ile Şişli İlçesi Rumeli Caddesinde bulunan Beth Israel Sinagoguna yönelik olarak bombalama eylemleri gerçekleşmiştir.

Bizim algılamamıza göre, bu eylemler, Sayın Başbakanımızın da dün ifade ettiği gibi, Türkiye'yi Türkiye yapan unsurları hedef almıştır, bütün Türk Milletini hedef almıştır, Türkiye'nin istikrarını hedef almıştır, Türkiye'nin istikametini hedef almıştır. Hemen açıkça ifade edeyim ki, biz, bu eylemleri şiddetle lanetliyoruz.

Yapılan eylemlerin birden çok kesimi rahatsız etmesi, örgütler için arzu edilen bir durumdur. Zira, terörün hedefi, sosyal hayata korku ve dehşet salmaktır. Nitekim, İstanbul'daki eylemlerin sinagoglara yönelmesi, Musevî vatandaşlarımız için kutsal bir gün olan şabat ile yine, bizler için mübarek ramazan ayının seçilmesi de rastlantı değildir.

Yüzyıllardır, yalnızca bir arada barış içinde yaşamakla kalmayıp, aynı zamanda dünya için de dinî hoşgörü açısından bir model teşkil eden bizim toplumsal kabullerimiz hedef alınmak istenmiştir. Çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu bu ülkede, Musevîlerin, Hıristiyanların ve hatta tanrıtanımazların hiçbir problemle karşılaşmadan bir arada yaşıyor olması, terör örgütleri için kabul edilemez bir durumdur. Onların lügatinde hoşgörüye ve toleransa yer yoktur, üstelik, insanlıktan da nasiplerini almamışlardır. Nasıl, erdemli bir insan olmanın uluslar ve dinlerüstü birtakım ortak kabulleri varsa, terör örgütüne mensup olmanın da bir ortak paydası vardır. Bu ortak payda, düzene, hoşgörüye, gelişmeye karşı olmak, kan dökmeyi ve korkutmayı sevmektir. Dolayısıyla, teröristin bir milleti, bir milliyeti yoktur. O nedenle, değişik toplumlardan, değişik ülkelerden ve kültürlerden bireyler bir araya gelerek, amaç birliği yaparak terör eylemlerini gerçekleştirebilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; madem ki, teröristler bir ortak platformda buluşabiliyor; erdemli insanlar da bir araya gelebilmeli, teröre karşı ortak bir mücadele zemini bulabilmelidir. Terörün -kimden gelirse gelsin ve kime yönelirse yönelsin- insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu artık herkes kabul etmelidir.

İşte, biz, bunun için olanca gücümüzle mücadele ettik; uluslararası her toplantıda meslektaşlarıma "terör de, tıpkı uyuşturucu ticareti gibi, silah kaçakçılığı gibi, insanlık âleminin ortak değerlerini yıpratmaktadır" dedik: ama, pek çok ülke, teröre bizim gibi veyahut bizim kadar maruz kalmadığı için bu sese kulak vermedi. Sonuç ortada; şimdi kendisini en çok korunaklı sayan ülkeler bile, uluslararası terör tehdidiyle karşı karşıyadır.

Ama, her şeye rağmen, biz, Türkiye olarak, bu mücadeleden hiç geri durmadık; daima "terörizmle mücadele için uluslararası işbirliği şarttır" demeye hep devam ettik. Bu manada da 43 ülkeyle iki taraflı, 6 ülkeyle çok taraflı, içinde terörizmle, uyuşturucu madde ve silah kaçakçılığıyla ve insan ticaretiyle ilgili hükümler bulunan, güvenlik ve işbirliği anlaşmaları imzaladık. Maalesef, bizim tezimizin haklılığının anlaşılması için, 11 Eylül saldırılarının acı sonuçlarının dünya kamuoyunca bizzat yaşanması gerekti.

Terörle mücadele ve bu tip örgütlü eylemlerin aydınlatılmasının çok ciddî çalışmayı gerektirdiği bilinmektedir. Başta İstanbul Valimiz olmak üzere, Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcımız ve ilgili savcılarımız, İstanbul Emniyet Müdürümüz ve devletin sorumlu tüm birimlerinin takdir edilecek bir işbirliği içinde yürüttüğü bu çalışmaları gölgeleyecek, boşa çıkaracak beyanlardan ve açıklamalardan da kaçınmak gerekmektedir. Bu bakımdan, ben de, bu konuşmamda, bu hususlara özen göstereceğim.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu terör eylemi nedeniyle, maalesef, 25 vatandaşımızı kaybettik; sayısı 300'ün üzerinde vatandaşımız çeşitli yerlerinden yaralandılar. Bunların büyük bir kısmı, ilk gün, ayakta tedavi edilerek evlerine gönderildi; 7'si yoğun bakımda olmak üzere, 77 kişi hastanelere yatırıldı. Bugün, hâlâ, 27 vatandaşımız, çeşitli hastanelerde tedavi görmektedir. Ben, burada, bir kez daha, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum; hastalarımıza da acil şifalar diliyorum.

Hem Beyoğlu İlçesi Kuledibi semti ve hem de Şişli İlçemiz Rumeli Caddesi, yoğun işyerlerinin ve evlerin bulunduğu yerler; burada bulunan işyerleri ve evlerde de hasar meydana gelmiştir. Biz, yine, Hükümet olarak, vatandaşlarımıza yardımcı olmak, bir nebze de olsun acılarını dindirmek ve maddî kayıplarına yardımcı olmak için, ne yapılacağı konusundaki yol ve yöntemler üzerinde de çalışmalar yapmaktayız.

Değerli arkadaşlarım, hepiniz, ya bizzat gelerek ya da televizyon yayınları aracılığıyla, cumartesi günü, olay mahallerinde, yetkili cumhuriyet başsavcısı nezaretinde çalışan olay yeri inceleme ekiplerinin ve diğer teknik birimlerin çalışmalarına tanık oldunuz. İstanbul Büyükşehir ve ilçe itfaiye grupları, Sağlık Müdürlüğü ekipleri ile Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birliğinin, gösterişten uzak; ama, bir o kadar da hummalı çalışmaları da dikkatlerinizden kaçmamıştır. Enkaz kaldırma, yaralıların hastanelere, vefat edenlerin morga sevki, olay yeri çevresinde alınan güvenlik tedbirleri, birbirleriyle uyumlu yürüyen birer devlet faaliyetiydi.

Değerli arkadaşlarım, bu çerçevede, güvenlik birimleri, işbirliği içerisinde, olayın her yönüyle ve bağlantılarıyla aydınlatılması için, adlî mekanizmanın emrinde, çalışmalarını sürdürmektedirler; teknolojinin verdiği imkânlar sonuna kadar kullanılmaktadır. Olayların aydınlatılması, faillerin tespit edilmesi konusunda, Yüce Meclisin değerli üyelerinin bizlere güvenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda -dün de, burada konuşurken önemli mesafeler alındığını söylemiştim- bombalama eyleminde kullanılan kamyonetlerin trafik kayıtlarına ulaşılmış, sinagogun güvenlik kamerası aracılığıyla eylemcilerden birine ilişkin görüntüler elde edilmiş, öte yandan, patlayıcıların tipi ve miktarı konusunda da bilgi sahibi olunmuştur. Yine, bildiğiniz gibi, bugün saat 12.00 sıralarında, Sayın İstanbul Valimiz tarafından, eylemlerin faillerine ilişkin tespitler açıklandı. İzin verirseniz, ben, tekrardan kaçınmak için, burada, isimlerden bahsetmek istemiyorum; ancak, benim vurgu yapmak istediğim husus, olayın üzerinden daha 24 saat bile geçmeden faillerin tespit edilmiş olmasıdır. Belki akla şu soru takılabilir: Niçin, failler kısa sürede belirlendiği halde, açıklama için bugün beklenmiştir?

Değerli arkadaşlarım, bunun da sebebi gayet açıktır; güvenlik güçlerimiz, toplumun önüne, yukarıda da arz ettiğim, ileri teknolojiyle teyit edilmiş bilgilerle çıkmak istemiştir. Bu tespitler yapıldığı için, açıklama bugüne bırakılmıştı. Tespitler tamamlandıktan, teyitler alındıktan sonra, açıklamayı bugün yaptık. İşte bu tavır bile, bizim çalışmalarımızdaki, anlayışımızdaki farkı ortaya koymaya yetmektedir diye düşünüyorum.

Şimdi, sırası gelmişken, bu kadar büyük çaplı bir hadisenin bu kadar kısa sürede aydınlatılmasında emekleri geçen, başta İstanbul Valimiz olmak üzere Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı ve diğer yetkili savcılarımıza, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Müdür ve personeline, Emniyet Genel Müdürlüğümüzdeki bu konuyla ilgili görevlilere, olayın aydınlatılmasında bilgi paylaşan ve destek veren diğer kurumlara, güvenlik birimlerimizin yetkililerine, olay yerinde vazife yapan itfaiye, sivil savunma ve sağlık birimlerimizin amir ve memurlarına da teşekkür ediyorum.

Alınan sonuç, Türkiye'nin, uluslararası platformda yüzünü ağartmıştır. Tabiatıyla, başarı kolay gelmemiştir; iyi yetişmiş ve nitelikli personelin yanı sıra, kullanılan teknoloji de etkili olmuştur.

Bu çerçevede, çalışmalar sırasında biyoteknoloji kullanılarak cesetlerin DNA testleri yapılmış, deri parçacıkları ve kıl yapıları itibariyle alternatif değerlendirme imkânları yakalanmıştır. Elde edilen bilgiler paylaşılarak, güvenlik birimleri arşivlerinden sonuca ulaşmaya yarayacak bilgilere de süratle ulaşılmış ve bunlar derlenmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu tür bombalama olaylarının, terör eylemlerinin daha önceden haber alınması ve eyleme hassas yerlerde yeterli güvenlik önlemlerinin alınması, en öncelikli hedeflerimizdendir. Bu nedenle, istihbarat çalışmaları ve güvenlik önlemleri, 24 saat esasına göre yürütülmektedir. Nitekim, Türkiye Musevîleri adına çeşitli tarihlerde yapılan açıklamalarda ve son olaylar üzerine, Hahambaşılığın basın bildirisinde, güvenlik birimlerimizin, kendilerine yönelik tedbirlerinden övgüyle bahsedilmiştir. Tabiatıyla, çeşitli düzeyde güvenlik önlemleri alınması, tedbirlerin daha da artırılması mümkündür; ama, unutulmaması gereken bir başka gerçek de, çok zorunlu olmadıkça alınan güvenlik önlemlerinin günlük hayatın yaşanılmasına engeller getirmemesidir. Yani, bir yandan, demokrasinin sağladığı bütün imkânlar vatandaşlar için kullanımda olacak, öte yandan da kötü niyetli kişileri caydıracak seviyede tedbirler alınmaya, hukuk devleti sınırları içinde kalınarak, devam edilecektir; bizim düsturumuz budur. Gösterişsiz; ama, gerçekçi tedbirlerle vatandaşımızın can ve mal güvenliğini korumaya kararlıyız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daima söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim; Türkiye, terörden çok sıkıntılar çekmiştir; Hükümetimiz ve Bakanlığım bunun bilincindedir. Bu noktadan hareketle, Hükümetimiz, teröre kaynak olabilecek her türlü gerekçeyle mücadele etmeye özel bir önem vermektedir. Bu çerçevede, bir yıllık icraatımız süresince, ekonomik ve sosyal içerikli, sosyal barışı sağlamaya yönelik pek çok projeyi devreye soktuk. Sebebi ne olursa olsun, vatandaşla devlet arasında oluştuğu iddia edilen soğukluğu gidermek üzere gayret sarf ettik. Bugün, göğsümüzü gere gere "vatandaş, devletine düne göre daha yakındır" deme cesaretini kendimizde bulabiliyoruz. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde terör oluşturabilecek ortamın yanı sıra, doğrudan terör odaklarıyla da çok etkili mücadele ettiğimizi açıkça söylemem gerekiyor. Bu zaman zarfında, terör örgütlerinin bomba imalat yerleri belirlenmiş, düzenlenen operasyonlarla çok sayıda bomba ve bomba yapımında kullanılan malzemeler ele geçirilmiştir. Yine, güvenlik güçlerimizin başarılı istihbarat ve takibi sonucunda, kanlı eylemleriyle toplumun nefretini kazanmış bir terör örgütünün üst düzey yöneticileri yakalanmıştır; ama, bütün tedbirlere rağmen, terör eylemlerinin meydana gelmesi mümkün olabiliyor. Önemli olan, olayların karanlıkta kalmaması için, aydınlatılması için ortaya konulan kararlı siyasî iradenin varlığıdır. Biz kez daha tekrar edeyim ki, biz, Hükümet olarak, terörün her türünü lanetliyoruz ve her türüyle mücadeleye kararlıyız.

Değerli arkadaşlarım, Yüce Allah'tan ülkemizin bir daha böyle bir terör eylemiyle karşı karşıya kalmamasını diliyor; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi, yeniden, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

19 konuşma daha · 19 Kasım 2003

19 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook