İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 75. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)

Abdülkadir Aksu

İstanbul Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 75. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Mart 2005 · 1.159 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdülkadir Aksu (AK Parti), 24 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.KAN.TAS. (SS . 831)); konuşma 1.159 kelime.

Abdülkadir Aksu (AK Parti, İstanbul). “Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.kan.tas. (ss . 831)”. TBMM Genel Kurulu, 75. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-aksu-22-2005-03-24-emniyet-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-kan-tas-ss-831-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

İÇİŞLERİ BAKANI ABDÜLKADİR AKSU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Aydın arkadaşımızın, ülkemizdeki sosyal çöküntü ve otopark çetesiyle ilgili gündemdışı konuşması üzerine söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisin siz saygıdeğer üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Arkadaşıma teşekkür ediyorum; gerçekten, güncel, önemli bir konuyu Meclisimizin gündemine taşıdılar. Bizim de, Hükümet olarak ve bilhassa İçişleri Bakanlığı olarak, üzerinde büyük bir ciddiyetle durduğumuz bir konudur.

Hemen, peşinen şunu söyleyeyim ki -bilhassa o sosyal çöküntü veya göç de diyebiliriz- son yıllarda, kırsal alanlardan büyük kentlere doğru önemli göçler olmaktadır. Tabiî, hem şehirler buna hazır olmadıkları için gelenlerin sorunu hem orada yaşayanlar hazır olmadığı için orada daha önceden oturanların sorunu, böyle girift bir ortam yaratmakta. Bunun yanında da, son zamanlarda, asayiş olaylarında, hepimizi üzen ve üzerinde konuştuğumuz konular gündeme gelmiş oluyor.

Biz, hemen şunu ifade ediyoruz ki, güvenlik politikalarını sosyal politikalarla dengeli bir şekilde yürütmek zorundayız; çünkü, suç ve suçluluk birer sosyal hadisedir. Suç işlenmesinin arkasında, yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi, sosyal, kültürel, psikolojik ve ekonomik sorunları bir arada düşünüp, değerlendirmemiz gerekmektedir.

Nitekim, Hükümet olarak da biz meseleye böyle bakıyoruz ve konuyu böyle algılıyoruz. Bunun için de, bu konularla, asayişe müessir bu olaylarla ilgili, sokakta yaşamak zorunda kalan çocuklarımız, madde bağımlısı olan çocuklarımızla ilgili, meselenin bütün bu boyutlarını da gözönüne alarak, Hükümet olarak, beş bakandan oluşan bir komite kurduk; meseleyi bütün boyutlarıyla, bütün unsurlarıyla ele alabilmek için Devlet Bakanımız Sayın Güldal Akşit'in koordinatörlüğünde, Millî Eğitim Bakanımız, Sağlık Bakanımız, Adalet ve İçişleri Bakanından oluşan bir komite oluşturduk, bir çalışma grubu oluşturduk. Bu bakan arkadaşların yapısı da, bu olayı nasıl algıladığımızın da güzel bir örneğidir; yani, meseleyi bütün unsurlarıyla ele aldığımızın bir ifadesidir.

Biz, beş arkadaş, bir araya geldik, çalışmaları başlattık. Kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler düşünüldü. Kısa vadeli tedbirler, polisiye tedbirler, o gün için hemen alınması gereken tedbirlerdir. Bunlar, hatırlarsanız, o günlerde en çok konuşulan trenlerdeki kapkaç ve gasp olaylarıydı. Bir iki üzücü olay da yaşamıştık; onunla işe başladık. Devlet Demiryolları yetkilileri ile Bakanlığım yetkilileri bir araya geldiler, bir protokol imzalandı ve hemen olaya el konuldu.

Bunun yanında, şehirlerimizin suç profillerinin çıkarılması bir genelgeyle istenildi; hangi suçların, hangi zamanlarda, hangi yaş grupları tarafından yoğunlukla işlendiği... Böylece, suç haritaları çıkmış oldu ve buralarda alan hakimiyeti için sürekli polis bulundurulması söylendi ve bu genelgeyle bir de şunu yaptık: Çevik kuvvetten de -ki, toplumsal olaylar için kullanılır- asayiş olaylarında istifade edilmesi talimatını verdik. Böylece, başta İstanbul olmak üzere, bu tür olayların yoğun olduğu zamanlarda, yoğun olduğu semtlerde bir taraftan çevik kuvvet polislerimiz, öbür taraftan da emniyet müdürlükleri ve polis merkezinde çalışan görevlileri de sokağa çıkarmak suretiyle tedbirler alındı. İstasyonların korunması, gar binalarının korunması polis ve jandarma tarafından, trenlerdeki güvenlik de Devlet Demiryolları tarafından sağlandı ve bu olaylarda, gerçekten, gözle görülür ciddî azalmalar oldu.

Orta vadeli tedbirler olarak da, bilhassa sokakta yaşayan veya sokakta yaşamak zorunda kalan çocuklarımıza yönelik tedbirler düşünüldü. İlk planda mobil ekipler oluşturalım... Bu mobil ekiplerin içerisinde pedagog, psikolog, doktor gibi uzmanların da bulunduğu ekipler, 24 saat hareket halinde, bu çocuklarımıza yönelik faaliyet gösterecekler. Pilot il olarak da, İstanbul seçildi. İstanbul'da hazırlıklar yapıldı. Sayın Devlet Bakanımız İstanbul'da birkaç kez toplantı yaptı, İstanbul Valimiz, Belediye Başkanımız ve diğer yetkililerle. Bu mobil ekiplerden 9'u oluşturuldu. Bu sayı, daha da artırılacaktır. İçinde bu uzmanların bulunduğu ekipler 24 saat esasına göre İstanbulumuzda faaliyet göstermektedirler. Madde bağımlısı veya sokakta yaşayan çocuklarımızı alıp onların rehabilitasyonu için, sağlık bakımından madde bağımlılarıyla ilgili tedavi alabilmeleri için, eğitim eksikliği olanların da eğitim durumlarının sağlanması için bir çaba gösterilmektedir.

Tabiî, orta vadeli tedbirlerden birisi de, yine hepinizin bildiği gibi -ki, bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde ve biraz sonra konuşacağız- bilhassa, İstanbul İlimiz ve Türkiye genelinde eksik olan polis açığımızın giderilmesi bakımından, 4 yıllık yüksekokul, fakülte mezunlarımızın 6 aylık bir polis eğitiminden sonra polis olarak atanmaları konusunda bir teklifle huzurlarınıza geliyoruz.

Değerli arkadaşlarım bakın -ben, belki, o yasa görüşülürken de söyleme imkânı bulacaktım- ciddî açığımız vardır. 2001 yılında İstanbul'da 29 600 polis varken, şimdi, bu sayı 26 000'e düşmüştür. Yani, son iki yıl içerisinde meslekten ayrılan, emekli olanların sayısı, Türkiye genelinde, 9 000'i bulmuştur. Haa, zamanında tedbir alınması gerekirdi. Biz iktidara gelir gelmez ilk yaptığım işlerden biri, polis meslek yüksekokullarının sayısını artırmak oldu. Bu sayı 25'ti, 26'ya çıkardık bu sayıyı; ama, geçtiğimiz yıllarda, değerli arkadaşlarım -bilen arkadaşlarımız vardır- 6 aylık eğitimle polis yapılıyordu; bir ara bu 3 aya indirildi, sonra tekrar altı aya çıkarıldı, 9 aya çıkarıldı, 1 yıl oldu. Daha sonra 2000 yılında bir uygulama -ki, 2001 yılında başladı- polis meslek yüksekokulları -bu çok önemliydi; polis mesleğindeki arkadaşlarımızın eğitim seviyesinin yükseltilmesi bakımından önemli bir olaydı- o tarihten itibaren faaliyete geçti. Ancak, o geçiş döneminde, polis meslek yüksekokulları öğrenime başlamadan evvel polis okullarından yılda 10 000 polis mezun verilirken, polis meslek yüksekokullarının devreye girmesiyle bu sayı 4 500-5 000'e düştü. Ayrıca, 2001 yılında da 2 yıla çıktığı için hiç mezun verilmedi. Böylece bu açık, böyle artarak bu zamana kadar geldi. İşte, bunun telafisi için de bir yasa teklifiyle huzurlarınıza geldik. Bu da, orta vadede düşündüğümüz bir tedbir.

Bunun yanında, asıl önemli olan, İstanbulumuz için elektronik, teknik, teknolojinin son ürünü olan tesisattan istifade edebilmek. Şimdi, biz, bunun adına MOBESA Projesi diyoruz. Daha önce Diyarbakır İlinde ve NATO toplantıları sırasında da İstanbul İlinde başarıyla uygulanmıştı. Bu proje, aslında, bir iletişim projesidir. MOBESA, temelinde polis araçlarına dijital harita üzerinden canlı olarak izlendiği ve görevli personelin merkezle ve amirleriyle her türlü iletişimi kolay, hızlı bir şekilde sağlayabildiği, arşivlerdeki bilgilerin aktif olarak kullanılabildiği ve yazılımı da tamamen Emniyet Teşkilatımıza ait olan, bizim elemanlar tarafından gerçekleştirilen bir bilişim projesidir. Bu proje için, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İstanbul, Ticaret, Sanayi Odası, borsa gibi sivil toplum örgütlerinin de katkıları oldu ve en büyük katkı da İstanbul İl Özel İdaresi tarafından yapıldı ki, aşağı yukarı, yazılım bizim kendi elemanlarımız tarafından yapıldığı için, maliyet 20 000 000 YTL veya 20 trilyon Türk Lirası. Eğer yazılım bizim tarafımızdan yapılmamış olsa ve birtakım parçalar bizim arkadaşlarımız tarafından gerçekleştirilmemiş olsa, maliyeti 70 trilyon Türk Lirasını bulmaktadır.

Bu proje, inşallah, nisan ayının son günleri hizmete girecektir İstanbul İlimizde. Bu, çok önemli bir projedir. İşte, biraz evvel değerli arkadaşımın bahsettiği ve hepimizi rahatsız eden kapkaç, gasp, hırsızlık, otoparkçılık gibi birçok asayişe müessir olaylara etkin bir mücadele unsuru olarak görmekteyiz. Yine, değerli arkadaşımın bahsettiği otoparkla ilgili, ben, şunu ifade edeyim ki, Bakan olur olmaz, ilk yayımladığım özel genelgelerden biridir; valilerimize, kaymakamlarımıza, emniyet müdürlerimize, belediyelerimize, otopark konusuyla muhakkak ilgilenin, bu konuyla bizzat meşgul olun ve bu konudaki çarpıklıklara ve usulsüzlüklere fırsat vermeyin diye. Çünkü, şehirler büyüyor, otopark alanları daralıyor. Belediyelerimizin de bu konuda sıkıntıları var. Hep elbirliğiyle, işbirliğiyle, bu konunun halledilmesi için yayımladığım ilk genelgelerden biridir.

Arkadaşlarıma şunu ifade ediyorum ki, tedirgin olmaya gerek yoktur. Biz, elimizden geldiğince, hem Hükümet olarak hem İçişleri Bakanlığı olarak, bütün tedbirleri alıyoruz; ama, arkadaşlarımızın da bu konuda yeni önerileri olursa onlara da açığız; bize getirirler, otururuz, görüşürüz ve Emniyet Teşkilatımıza güveniyoruz. Emniyet Teşkilatımız, yıllardan beri, hem terörle hem de çetelerle, mafyalarla çok etkin mücadele etmiştir, deneyim sahibidir. Bunların üstesinden gelen Emniyet Teşkilatımız, bu asayişe müessir olan olayların da üstesinden gelecek güçtedir.

Ben, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

29 konuşma daha · 24 Mart 2005

29 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook