Ab ile ilişkiler komisyonu kanunu
Gaziantep Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 66. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Nisan 2003 · 1.040 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulkadir Ateş (CHP), 15 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AB İLE İLİŞKİLER KOMİSYONU KANUNU); konuşma 1.040 kelime.
Abdulkadir Ateş (CHP, Gaziantep). “Ab ile ilişkiler komisyonu kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-ates-22-2003-04-15-ab-ile-iliskiler-komisyonu-kanunu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ABDULKADİR ATEŞ (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Grup Başkanvekilimizin de ifade etmiş olduğu gibi, böylesi bir teklifi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak desteklediğimiz gibi, ben de, şahsen, hakikaten bunun ülkemiz için ve Avrupa Birliğine girme yolunda atacağımız adımlar için önemli bir gelişme olduğuna inanıyorum.
Eğer, neden bunu böyle düşündüğümüzü biraz açarsak; biliyorsunuz, Türkiye'de, Avrupa Birliğine girelim mi girmeyelim konusu yıllardan beri tartışılıyor; hatta hatta, çeyrek asrı geçti, 1960'lı yıllardan beri, artık yarım asra yaklaşacak bir süredir, biz, Avrupa Birliğine girip girmeme konusunu tartışıyoruz; ama, biz, bu tartışmayı nerede yapıyoruz; hükümet çevrelerinde yapıyoruz, bakanlıklar arasında yapıyoruz. Halkın, Avrupa Birliğine girip girmeme konusundaki düşüncelerini veya bu konudaki fikirlerini, istem ve taleplerini çok ciddî bir biçimde, çok detaylı bir biçimde, enine boyuna incelediğimiz ve halkımızı, bu konularda bilgilendirdiğimizi söylemek herhalde zor. Evet, insanlarımız, halkımız Avrupa Birliğiyle ilgili bilgileri alıyor; ama, bu bilgileri nereden alıyor; insanlarımız, Avrupa Birliği ve Avrupa Birliğine girmenin artı veya eksileriyle ilgili görüşleri, yazılı basınımız -gazeteler, dergiler- veya televizyonlar kanalıyla alıyorlar. Yani, şimdiye kadar, halkımızın bu konuya ilişkin dilek ve istemlerini katılımcı bir yaklaşımla, ciddî bir biçimde karşılayacak bir kurul, kuruluş oluşturulamamıştı.
Şimdi, bana göre -şahsen, ben düşünüyorum ki- kurulacak olan bu komisyonun ana görevlerinden bir tanesi, Avrupa Birliği ve Avrupa Birliğine ilişkin atılan adımlar doğrultusunda, neler yapılmak istendiği doğrultusunda, halkın temsilcilerinin, yani siz sayın milletvekillerimizin, hiç olmazsa, birebir, yüz yüze temaslarınızda veya yapacağınız birçok toplantıda, bu konuyu, daha detaylı, daha içerikli bir biçimde, insanımıza, seçmenimize, bölgelerimize anlatabilme olanağını belki bu şekilde yakalayabilmemiz olacaktır. Bu nedenle, bunu, halkımızın, seçmenlerimizin bu konuya ilişkin daha birebir, ilk ağızdan bilgi alabilmesi açısından ve yine bu konuya ilişkin kendi istek ve taleplerinin yukarılara, bu konunun kararını verecek olan mevkilere ulaştırılması bakımından yararlı görüyorum. Evet, bunun sonunda, Avrupa Birliğiyle ilgili bütün koşullar yerine getirildiğinde ve biz Avrupa Birliğine girmek üzereyken, belki bir halkoylamasına veya bir nabız yoklamasına gideceğiz; ama, ondan önce de, insanımızın bu konuya ilişkin, bilgilendirilmesinin, en azından onun vekillerinin bu konuya ilişkin birebir, ilk elden bilgi edinmesinin yararlı olduğuna inanıyorum. Şimdi, bu nedenle, bu komisyonun kurulmasına destek veriyoruz. Yeni kurulacak olan komisyonla, daha doğrusu Avrupa Birliği ile İlişkiler Komisyonuyla, bu görevi yerine getirmede çok önemli bir adım atılacaktır diye düşünüyorum.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine ilişkin katılım sürecine ilişkin gelişmeleri izlemek, müzakere etmek, Avrupa Birliğindeki gelişmeleri takip etmek ve bu gelişmeler konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisini bilgilendirmek hakikaten çok önemli. Bununla ilgili, biliyorsunuz, bir komisyonumuz var. Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonumuz ve onun üyeleri bu konuya ilişkin ciddî çalışmalar yapıyorlar; fakat, bu çalışmaların Meclise indirilebilmesi ve bu çalışmalardan edinilen bilgilerin, oradaki gelişmelerin bir şekilde Meclise, milletvekillerine taşınabilmesi, bu konuda bir iletişim kurulabilmesi açısından da, ben, yine, bu komisyon önemli bir fonksiyon görecektir ve yararlı olacaktır diye düşünüyorum.
Yine, aynı şekilde, Türkiye Büyük Millet Meclisine daha önce sunulan Ulusal Program kapsamındaki kanun tasarı ve tekliflerini ve diğer yasal düzenlemelerle de ilişkili, bu komisyonun, artık, bir ihtisas komisyonu şeklinde çalışıp, yine, Türkiye Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonunda çalışmalarda bulunan milletvekillerimizin de önerisiyle, işbirliğiyle, bu komisyonda, Meclise, sizlerin onayına sunabilecekleri -kanun tasarıları, teklifleri, yönetmelikler her neyse- düzenlemelerin daha uygun bir biçimde devam edeceği görüşündeyim.
Yine, benim düşüncelerime göre, her bakanlığa düşen uyuma ilişkin birtakım çalışmaları da bu komisyonun gözetmesi, gözlemesi, gereğinde bilgi alması sağlanabilir diye düşünüyorum ve bu açıdan da yararlıdır diye bir görüş içerisindeyim.
Tüm bunları söyledikten sonra, yine, Avrupa Birliğine ilişkin gelişmelerde gözardı ettiğimiz diğer çok önemli bir kuruma da dikkatlerinizi çekmek istiyorum burada. O da, yıllardan beri üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi. Bizler -ben ve benimle birlikte iki partimizden 11 arkadaşımız- Avrupa Konseyinde çalışmalar yürütüyoruz ve maalesef, Türkiye ve Avrupa Birliğiyle ilgili çalışmalar yürüten, gerek bürokratik kurumlar gerekse diğer komisyonlar, Avrupa Konseyinde Türkiye'yle ilgili alınacak olan kararlar ile Avrupa Birliğine giriş arasında birebir ilişki olduğunu akıllardan zaman zaman çıkarıyorlar.
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; bu sonuca nereden ulaştığımı soracak olursanız, Avrupa Konseyi, 1949 yılında, 10 Avrupa ülkesi tarafından kuruldu ve hemen ertesi yıl, Türkiye ve Yunanistan, 11 ve 12 nci üye ülkeler olarak bu komisyona tam üye oldular. Daha sonra, bu komisyonun üye sayısı 44'e yükseldi; son, bir hafta önceki ilkbahar toplantısında, Avrupa Komisyonu 45 inci üyesini, yani Sırbistan ile Karadağ'ı da kabul ederek, bünyesine aldı. 45 ülke içerisinde, hele hele ilk 12 üyeden, şu anda, Avrupa Komisyonu tarafından monitoring'e, yani denetime alınan tek ülke Türkiye. Gerek insan hakları açısından gerek diğer hukuk eksikliklerimiz yüzünden gerekse bazı ihlaller yüzünden, Türkiye, şimdi, Avrupa Komisyonunun denetiminde; işte, unutulan nokta bu. Demokrasi, insan hakları bakımından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi kurumlara sahip, böyle bir görevi yüklenmiş bu komisyonun, Avrupa Komisyonunun denetiminde olan bir ülkenin Avrupa Birliğine kabul edilmesi mümkün değildir.
Bizler, bu konuda çok ciddî çalışmaların yapılması lazım geldiğine inanıyoruz. Komisyon üyeleri olarak, Avrupa Konseyi üyeleri olarak, parlamenterleri olarak, Türkiye'nin bu konuya ciddiyetle eğilmediğini düşünüyoruz. Öyle ki, bazen, tasarruf yapmak amacıyla -tasarruf dediğim, ekonomik tasarruftan bahsediyorum- toplantılara katılabilme olanağımız olmuyor. Bakıyorsunuz, komşu bir ülkenin bir parlamenterinin vermiş olduğu bir rapor, altkomisyondan başlıyor, taa Genel Kurula kadar gelip, Türkiye'nin başına bela olabiliyor. Bütün bunların önüne, öncelikle, geçilmesi lazım. Eğer biz Avrupa Birliğine tam üyelik istiyorsak, eğer İnsan Hakları Mahkemesiyle sorununuz varsa, eğer demokrasiyle, eğer insan hakları, çoğulcu demokrasi ve hukukun üstünlüğüyle ilgili Avrupa Konseyinde sorunlarınız varsa, denetim altındaysanız, Avrupa Birliğine kabul kolaylıkla söz konusu olamaz. Onun için, ben, kurulacak olan komisyonumuzdan -ki, ben, müşterek çalışacağımıza, birlikte, el ele, kol kola vererek çalışacağımıza inanıyorum; yönetimi kimin olursa olsun, başkanı kim olursa olsun, birlikte çalışacağız- başta hükümet olmak üzere, Meclisimizin, bu konuya da, gerekli dikkati, bundan böyle göstereceğini veya göstermesi lazım geldiğini düşünüyorum ve bu konuda talepte bulunuyorum.
Evet, kendimi tekrarlamak istemiyorum; ama, insan hakları ihlalleriyle ilgili, çoğulcu demokrasiyle ilgili, hukukun üstünlüğüyle ilgili sorunları olan bir ülkeyi Avrupa Birliğine almazlar. Bunun ilk çözülecek yeri de Avrupa Konseyidir. Eğer, biz, bunu Avrupa Konseyinde çözersek, Avrupa Birliğine daha rahat bir biçimde bir geçişin sağlanması mümkün olur diye düşünüyorum.
Birkaç milyar lira fazla harcanacak diye, lütfen, potansiyelimizi sınırlamayalım; lütfen, gücümüzü küçültmeyelim, lütfen, bizim Avrupa Birliğine girmememiz için şimdiye kadar her türlü engeli çıkaran ülkelerin ekmeğine yağ sürmeyelim diyorum. Meclis olarak, hükümet olarak, diğer komisyonlar olarak, tüm gücümüzle, elimizden ne geliyorsa, hep birlikte, bu konuya dikkat edelim.
Avrupa Konseyindeki etkinliğimizi artırabilmek için, Avrupa Birliğine tam üye olabilmek için destek gerektiğini, burada, gerek yeni kurulacak komisyonumuza gerek hükümetimize gerekse bizleri, Avrupa Konseyi Parlamenteri olarak görevlendiren siz milletvekillerimize bir kere daha arz ediyorum.
Saygılarımı sunuyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 15 Nisan 2003