İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 66. BİRLEŞİM · SALI

Ağrı ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü

Mehmet Melik Özmen

Ağrı Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 66. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Nisan 2003 · 674 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Melik Özmen (AK Parti), 15 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AĞRI İLİNİN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN YILDÖNÜMÜ); konuşma 674 kelime.

Mehmet Melik Özmen (AK Parti, Ağrı). “Ağrı ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-melik-ozmen-22-2003-04-15-agri-ilinin-dusman-isgalinden-kurtulusunun-yildonumu (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET MELİK ÖZMEN (Ağrı)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ağrı'nın düşman işgalinden kurtarılışının 85 inci yıldönümü ve bu kurtuluş mücadelesinde şehit düşmüş bir dedenin torunu olmam sebebiyle gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; güzel ilimiz Ağrı, tarihte pek çok devlete yurt olmuştur ve Sultan Selim'in Çaldıran seferiyle de Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Dönemin süper güçlü emperyal devletlerinden Rusya'nın Akdeniz'e inme projesi yüzünden, Ağrı, Ruslarla dört büyük savaş yapmıştır; tarihe "93 Harbi" olarak giren ve binlerce evladımızın şehit olduğu harp, bunlardan en önemlisidir. Ayrıca, Birinci Dünya Savaşının en şiddetli geçtiği yerlerden biri de, Ağrı'dır. Rus ve Ermenilerin hunharca katliam yaptıkları bu dönemde, açlık ve sefalet içerisindeki bölge halkı esaret ve işgale başkaldırmış, Hamidiye alayları ve Kâzım Karabekir yönetimindeki ordumuz, 15 Nisan 1918'de, düşman ordusunu ve işbirlikçi Ermeni çetelerini, güneyden, Aras Nehrinin kuzeyine, Gümrü'ye sürerek, Ağrımızı bu işgalden kurtarmışlardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu vesileyle, düşmanı yurdumuzdan yiğitçe kovan değerli halkımızın tüm şehitlerini ve ölmüşlerini rahmetle anıyorum. Buradan başlayan kurtuluş hareketi, millî mücadele ve kurtuluş savaşımızla ülkemizin aydınlığa kavuşmasına bir başlangıcın tohumlarını da atmıştır.

Cumhuriyetimizi binbir güçlükle, hâkimiyeti milliye, yani bağımsız halk ve ordu; kuvayı milliye, yani ekonomik bağımsızlık; vahdeti kuvva, yani kuvvetlerin dengesi; müspet ilim, yani tüm konularda aklın ve bilimin önceliği ilkeleriyle kurduk. Bu ilkeler, hepimizin, göreve başladığımızda, üzerine bu kürsüde yemin ettiğimiz ilkelerdir. Hiçbir karşı duruş, bu yemini bize asla unutturmamalıdır. Bugün geldiğimiz noktada, aklın ve bilimin önderliğinde, tüm kuvvetlerimizin dengesini sağlayacak bağımsız bir ekonomi ve siyasî erke sahip olmamız gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ağrı'yla ilgili her konuşmada, maalesef "yoksuluz", "kişi başına düşen millî gelirimiz çok düşük", "geri kalmışız" gibi ifadeleri kullanmak, bir Ağrılı olarak bana ancak utanç veriyor. Ben ve diğer tüm Ağrılı milletvekillerinin istediği, taşı sıktığında suyunu çıkaracak 500 000'e yaklaşan Ağrılının, alnının teriyle kazanç elde edeceği iş ve aş düzenini oluşturmaktır; Ağrımızı, göç veren bir ilden, göç alan bir ile dönüştürebilmektir; sanayiiyle, bilimiyle, ahlakıyla, siyasetiyle, Türkiye'nin örnek şehri durumuna getirmektir.

Bugün, ülkemizin tamamında, maalesef, sunî bir kara bulut oluşturulmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüzde, silahlı savaşlar başlamadan önce, hedef ülkelere karşı, uzunca bir süre psikolojik savaş yapılmaktadır. Bu savaşta, bazı ülkeler oldukça başarılı olmaktadırlar; çünkü, medya teknolojisi, kullanım teknikleri ve mevzuatıyla, kendi emperyalist çıkarlarına hizmet edecek bir şekilde düzenlenmiştir. Bunun önemini kavramamız gerekir. Psikolojik savaşın ne demek olduğunu anlamak için, her gün televizyonlarda canlı yayınlanan savaş görüntülerine ve bu savaşın yaşandığı sokaklara ve insanlara bakmak yeterli olacaktır. Baskı altında tutulmuş insanların, yalancı ve sahte cennetlere inandırılarak, kendi devlet ve milletlerine, çekinmeden ve utanmadan neler yapabileceklerini iyi anlamak gerekir. Psikolojik baskı altındaki bu insanlar bu kadar basit bir ahlakı nasıl edindiler? Bu, pek de kolay olmasa gerek. Kim bilir, işgalcilerin memleketlerinin ne kadar güzel cennetler oldukları, kulaklarına kaç kez fısıldandı; kendi ülkelerinin ne kadar zavallı, kendi yöneticilerinin kim bilir ne kadar zalim oldukları, kaç kez, inandırılıncaya, beyinlerine kazınıncaya, bunların doğru olduğuna taptırılıncaya kadar anlatıldı ve sonunda, o halk, kendi devleti için en büyük tehlike oldu. Psikolojik harbin galibi, en az zayiatla, en ufak bir direnişle karşılaşmadan, böylece, savaşın galibi oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MELİK ÖZMEN (Devamla)1 dakikada toparlıyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bu kürsü, gerçekleri söyleme kürsüsüdür. Düşmanlar, halkı hürriyet sorunu yaşayan ülkelere karşı, stratejilerinde önemli değişiklikler yapıyorlar; önce hürriyet ve refah sorunu yaratıp, sonra kurtuluşu gösteriyorlar; kurtuluş, her zaman kendi sahte, yapay cennetleri oluyor. Bu arada, ülkenin kaynaklarının aslında her şeye yettiği, ama, kötülerin elinde yönetildiği için ülkenin geri kaldığı ve her şeyden önemlisi, insanların kötü koşullarda yaşadığı binlerce kez vurgulanıyor. Hemen her televizyon programında, köşe yazısında, gazete haber sayfalarında bir şekilde dile getiriliyor. Muhalefet körükleniyor, sırayla her parti iktidar yapılıyor; ama, halkın durumu bir türlü düzelmiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halkımız, en büyük gücümüz, sermayemiz, silahımız ve her şeyimizdir. Bu anlayış ve kavrayış içinde, hükümetimiz, iktidar ve muhalefet partilerimiz, Meclis dışındaki diğer siyasî partilerimiz de azim ve gayretle sorunlarımıza eğilmeli, halkımızı üzen bu problemleri, Ağrı'dan Edirne'ye, en kısa zamanda çözmeliyiz. Politikalarımız, siyasî ideoloji politikası değil, devlet politikası olmalıdır; istiklal ve cumhuriyetimizi muhafaza ve müdafaa etmek olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

10 konuşma daha · 15 Nisan 2003

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook