İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 66. BİRLEŞİM · SALI

Kalp haftası nedeniyle

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 66. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Nisan 2003 · 759 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 15 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KALP HAFTASI NEDENİYLE); konuşma 759 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Kalp haftası nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2003-04-15-kalp-haftasi-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekillerim, ben de, öncelikle, Ağrı'nın kurtarılışını tebrik ediyorum. Bu kurtuluş günlerinin ülkemizin özellikle az gelişmiş yörelerini bir kere daha hatırlamamıza vesile olmasını ve böylece, bu bölgeler için yapılacak çalışmaların da gündeme gelmesini yararlı bulduğumu belirtmek istiyorum.

Şüphesiz ki, bir kardiyoloji profesörünün, uzmanının peşinden kalple ilgili olarak konuşmak zor; ancak, elbette, kalbî selamları iletmek zor değil. Ben de hepinize, öncelikle, kalbî selamlarımı iletiyorum. (Alkışlar)

Bugün, size, en çok unuttuğumuz değerimizi bir kere daha hatırlatmak için, bu değerin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak için karşınızdayım. Kalp Haftası vesilesiyle, ben de, kıymetini ancak yokluğunda anladığımız yegâne değerimizden, yani, sağlığımızdan bahsedeceğim.

Sağlık, bütün değerlerimizi değerli kılan varlığımızdır. Sağlık, bütün kazanımlarımızı anlamlı kılan kazancımızdır. Sağlık, hayatımızın ahengidir, bir nefeslik saltanatımızdır. Sağlık, tıpkı su gibi, varımız bildiğimiz her şeyde varlığını hiç fark ettirmeden sürdürür. Hayatın rengi, biçimi, tadı ve tuzu, sağlığın sessiz varlığında gerçekleşir ve sahihleşir.

Sayın milletvekilleri, birlikte yaşadığımız modern zamanlar, hayat kalitesine elbette çok şey kattı; daha hızlı, daha verimli yaşar hale geldik, insanların hayatta kalma şansları arttı, insanların yaşam süreleri uzadı; çünkü, insan sağlığının özünü oluşturan dengeleri fark ettik, insan biyolojisinin sırlarını keşfettik. Ne var ki, modern zamanların bahşettiği özel hayat tarzları ve alışkanlıklar, modern zamanlara özgü ölüm biçimlerini de hediye etti insanlığa. Bütün dünya, şimdilerde, artık, hayatımızı tehdit eden 3K'dan söz ediyor. Bu 3K nedir; kazalar, kanser ve kalp. Bunlarla ilgili problemler, hakikaten, insan hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Yeni ulaşım araçlarının ve yeni teknolojilerin getirdiği hız ve yüksek enerji emisyonları ölümcül kazaları artırdı. Kazalar, sayıca ve boyutça büyüyor. Yeryüzünde yeni teknolojilerle açığa çıkan enerji biçimleri yüzünden, artık, ateş düştüğü yeri yakmakla kalmıyor, hatalarımızın karşılığını küresel boyutlarda yaşıyoruz. Biyolojik ve ekolojik dengemizi, henüz kimliğini bilmediğimiz, adını koyamadığımız çok sayıda faktör etkiliyor. Kanser vakaları giderek artıyor ve çeşitleniyor ve kalbimiz... Kalbimiz de, modern zamanların olumsuzluklarından nasibini alıyor. Hareketsiz hayat tarzı, dengesiz beslenme, doğallıktan uzaklaşma ve çevresel faktörlerin beslediği özel genetik yükümüz, kalp sağlığımızı derinden etkiliyor.

Bu 3K'dan birisi olan, belki de en önemlisi olan kalbimiz, daha çok, kendi ellerimizle tercih ettiğimiz bir yaşam biçiminin yükünü çekiyor. Oysa, kaza ve kanserlerin etkenleri üzerinde daha az denetim sahibi olduğumuz halde, kalp sağlığımızı olumsuz etkileyen faktörler üzerinde, daha çok belirleyici olabilecek konumdayız. Genetik yükümüzü doğuştan getirmekle birlikte, nasıl besleneceğimize, nasıl yaşayacağımıza kendimiz karar verebilecek durumdayız. Sağlığa ve özelde kalp sağlığına yaptığımız yatırım, hayat kalitemiz için çok daha anlamlı ve öncelikli olmaktadır.

Sayın milletvekilleri, sağlığı, her insanın doğuştan gelen hakkı olarak tanımlayan Anayasamızın emirleri ve bu ülkenin yöneticileri olarak üstlendiğimiz sorumluluğun gerekleri, insanımızın hukuk, güvenlik ve eğitim gibi temel haklarının yanında ve öncesinde, sağlıklı olma hakkını teslim etmemizi, sağlıklı kalma seçeneklerini çoğaltmamızı gerektiriyor.

Bir sağlık bakanı olarak, bir hekim olarak ve ülke insanının derdini yüreğinde hisseden bir insan olarak ifade ediyorum ki, ülkemizde, sağlığın, herkesçe ve kolayca ulaşılabilir olması için yapacağımız daha çok şey var. Biz neyin peşindeyiz, öncelikle neyi hedefledik; sağlığı, sözde değil, özde sosyalleştirmenin peşindeyiz; çünkü, sağlığı bozulmuş insanların tedavisi için yaptığımız yüksek teknolojili ve pahalı yatırımlar kadar, insanımızın sağlıklı kalması için, sağlıklı olarak yaşaması için gerekli önlemler ve düzenlemeler de son derece önemlidir. Sağlık sistemimizin koruyucu hekimlik aleyhine bozulmuş dengelerini, sahici ve kalıcı bir sistemle yeniden kurmak üzereyiz, bunun çabası içerisindeyiz. Sağlık sistemimizde, hastanın hekime erişmesini engelleyen, hekimin hastasına kendisini ve hastasını tatmin eden insanî bir hizmet vermesine fırsat tanımayan dağılım dengesizliklerini düzeltmek için çalışıyoruz.

Şüphesiz ki, ülkemizde, ihtiyaç duyan herkesin, deneyimli cerrahlarımızın elinde, modern cihazlarla donatılmış merkezlerde, sosyal güvencesinin desteğiyle, gerektiğinde ameliyat olmak en tabiî hakkıdır. Bu şekilde, bir by-pass ameliyatıyla ömürlerine on yıllar ekleme ümidinde olan insanlara, hiç bu tarz ameliyat olmasına gerek kalmadan, daha sağlıklı ve kaliteli bir ömür sürebilme seçeneğini acaba sunabiliyor muyuz? Dahası, onlarca insanı bir by-pass ameliyatına mecbur etmeden yaşatmanın bedelinin, bir by-pass ameliyatının maddî ve manevî bedelinden çok daha az olduğunun acaba farkında mıyız?

Değerli milletvekilleri, artık, bakış açımızı toplumca değiştirmek zorundayız. Yeni çağın özellikleri ve yeni çağın tıp anlayışı, hastalanıp tedavi olmaktan çok, hastalanmadan yaşamaya ve sağlıklı kalmaya odaklanmıştır. Sağlık sistemimiz mutlaka sosyalleşecektir. Bu konuda, ülkemiz, yıllardan beri ciddî bir çabanın içerisindedir. Daha önce de, bu kürsüden birkaç kez ifade etme fırsatını bulduğum gibi, 1960'lı yıllarda, 224 sayılı Yasayla getirilmeye çalışılan sağlıkta sosyalleştirme, maalesef, 2003 yılında, içinde olduğumuz şu tarihte gerçekleşebilmiş değildir.

Sağlık sistemimiz mutlaka sosyalleşecektir; AK Parti hükümetinin hükümet ettiği dönemde bunu başaracağız. Sözde değil, özde sosyalleşen sağlık sisteminin, daha mutlu insanları ve daha sağlıklı bir toplumu meyve olarak bize sunduğunu hep birlikte göreceğiz. Kalbimizin ve ülkemizin bu anlayıştan kazanacağı çok şeyler var. Sonunda kalbinizi onarmak zorunda kalarak değil, her anını kalbinizi hiç kırmadan yaşatabildiğimiz bir hayat diliyorum hepinize.

Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

10 konuşma daha · 15 Nisan 2003

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook