Ab ile ilişkiler komisyonu kanunu
Düzce Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 66. Birleşim · 1. yasama yılı · 15 Nisan 2003 · 1.347 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yaşar Yakış (AK Parti), 15 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AB İLE İLİŞKİLER KOMİSYONU KANUNU); konuşma 1.347 kelime.
Yaşar Yakış (AK Parti, Düzce). “Ab ile ilişkiler komisyonu kanunu”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 15 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-yakis-22-2003-04-15-ab-ile-iliskiler-komisyonu-kanunu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA YAŞAR YAKIŞ (Düzce)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde "Avrupa Birliği Uyum Komisyonu" adı altında bir komisyon kurulmasıyla ilgili yasa teklifi üzerinde, Adalet ve Kalkınma Partisinin görüşlerini Yüce Meclisimize sunmak için huzurunuzda bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Parlamentoda, bir Avrupa Birliği Uyum Komisyonu kurulması konusu, Türkiye'nin, Avrupa Birliğiyle ilişkileri açısından, öteki üye ve aday ülkelere nazaran geride olduğumuz alanlardan biridir; hatta, en geride olduğumuz alanlardan biridir. Nitekim, bugün, ne Avrupa Birliğine üye ülkeler arasında ne de aday ülkeler arasında, böyle bir komisyon kurmamış hiçbir ülke parlamentosu kalmamıştır. Gerçi, öteki ülkelerde kurulan komisyonlar, tamamen birbirine benzeyen, birbirinin kopyası kuruluşlar değildir, ülkeden ülkeye farklılıklar arz etmektedir. Örneğin, İskandinav ülkeleri, yani Finlandiya, Danimarka ve İsveç -biliyorsunuz Norveç, Avrupa Birliği üyesi olmadığı için, İskandinav ülkelerinden sadece bu üçü Avrupa Birliğine üyedir- ve bunlara ilaveten Avusturya'da, bu tür komisyonlar, bizim şimdi kurmayı düşündüğümüz türden komisyonlar, hükümetleri için, Avrupa Birliği konularında danışma hizmetleri de veren birer kuruluş olarak faaliyet göstermektedir. Yani, komisyon, şimdiki yasa teklifimizde yer alan hükümlere, görevlere ilaveten, aynı zamanda, hükümetlerine danışmanlık hizmeti de vermektedir. Ayrıca, yine bu ülkelerde, Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi toplantıları öncesinde, kendi hükümetlerine müzakere yetkisini de bu komisyonlar vermektedir. Bu, bizim, Türkiye'deki mevzuatımıza uygun olmayan bir hükümdür. Dolayısıyla, zaten, sadece bu ülkeler dışında, öteki Avrupa ülkelerinde de, bir komisyonun, müzakereye gidecek olan bir hükümete talimat vermesi uygulaması yoktur.
Öteki kategorideki Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde, yani Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Polonya ve Slovakya gibi ülkelerin parlamentolarında, bu komisyonlar, yine, klasik görevlerinin yanında, Avrupa müktesebatına uyum konusunda hazırlanan yasa tasarılarının parlamentoda görüşülmesinde özel bir ivedilik yöntemi uygulama şansına sahiptirler, böyle bir kuralları vardır.
Öteki ülkelerden biraz daha ayrılan bir uygulama da Macaristan'da vardır. Macaristan'da, bizimkine tekabül eden bir ana komisyon dışında, bir de, parlamentodaki çeşitli komisyonların, Avrupa Birliği bütünleşme alt komisyonu adında birer alt komisyonu vardır. Yani, diyelim ki, bizim Meclisimizdeki Anayasa Komisyonunun içinde bir alt komisyon da, Avrupa Birliği bütünleşme alt komisyonu; aynı şekilde, Adalet Komisyonumuzda, İçişleri Komisyonumuzda, Dışişleri Komisyonumuzda, Avrupa Birliği bütünleşme alt komisyonu olduğunu farz edin; Macaristan'daki uygulama buna benziyor. Ana komisyon, gerek bu alt komisyonlarla gerek Budapeşte'deki Avrupa Birliği temsilciliğiyle gerekse sivil toplum kuruluşlarıyla sıkı bir işbirliği halinde çalışmaktadır.
Bizim, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurmayı düşündüğümüz komisyon, çeşitli ülkelerdeki uygulamalardan esinlenmiş; fakat, Türkiye'nin ihtiyaçlarına, Türkiye'nin koşullarına uygun şekilde dizayn edilmiştir, tasarlanmıştır.
Bu kanun teklifinin Yüce Meclise sunulması, bir rastlantı sonucu, Türkiye-AB ilişkilerindeki başka gelişmelerle de aynı tarihlere tesadüf etmiş bulunmaktadır. Biliyorsunuz, Avrupa Birliği Genel İşler Konseyi, Türkiye'nin Avrupa Birliğine katılım hazırlıklarını gözden geçiren bir belge olan Katılım Ortaklığı Belgesinin yeni versiyonunu, güncelleştirilmiş versiyonunu dün kabul etmiştir, bazı değişikliklerle kabul etmiştir. Hatırlayacağınız üzere, bu, Katılım Ortaklığı Belgesi adını verdiğimiz belgenin ilk versiyonu 26 Şubat 2001'de çıkmıştı ve bundan kısa bir süre sonra, bir ay kadar sonra, 19 Mart 2001'de, Türkiye de bir Ulusal Program yayımlayarak, Katılım Ortaklığı Belgesinde Türkiye'den beklenen koşulları nasıl yerine getireceğinin bir çeşit programını sunmuştu. Dün güncelleştirilmiş olan belge, işte, birinci versiyonu 2001'de kabul edilmiş olan belgedir.
Öte yandan, yine, bugün, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki en önemli işbirliği organı olan, işbirliği forumu diyelim isterseniz, Ortaklık Konseyi toplantı halindedir. Şu anda, öyle zannediyorum, Brüksel'de bu toplantı yapılmaktadır.
Peki, bizim kurduğumuz komisyonun esas görevleri ve amacı nedir; bu görevleri, biraz sonra, kanun teklifinin maddeleri okunurken dinleyeceğiz, Kanun teklifinin 3 üncü maddesinde bunlar belirtilmektedir. Ben, bazılarının üzerinde durmak istiyorum.
Komisyonun görevlerinden biri, Türkiye'nin Avrupa Birliğine katılım sürecine ilişkin gelişmeleri izlemek ve müzakere etmektir. Müzakere derken, pek tabiî ki, burada, Avrupa Birliğiyle müzakereyi kastetmiyoruz, komisyon içindeki müzakereyi kastediyoruz; Avrupa Birliğiyle müzakereyi, pek tabiî ki, hükümet tarafından teşkil edilecek olan resmî komisyonlar yapar, heyetler yapar.
Kurulacak olan komisyonun bir başka görevi, Avrupa Birliğindeki gelişmeleri izlemek ve bu gelişmeler konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisini bilgilendirmektir. Bu bilgilendirme işi, komisyon üyelerinin veya başkanının, gerek komisyondaki çalışmalar gerekse dış temasları hakkında Yüce Meclise bilgi sunması şeklinde olacaktır; bir de, her yasama yılının sonunda, komisyon, gerek hükümete gerek Türkiye Büyük Millet Meclisine bir rapor sunacaktır.
Komisyonun bir başka görevi, talep vaki olduğu takdirde, Meclisimizdeki çeşitli ihtisas komisyonlarında görüşülmekte olan tasarıların Avrupa Birliği mevzuatına uygunluğu konusunda görüş bildirmektedir.
Nihayet komisyonun bir başka görevi de, Avrupa Birliğine katılım konusunda kamuoyunu bilgilendirmektir. Bu konu, Anayasa Komisyonunda görüşülürken komisyonun bazı üyeleri kamuoyunu bilgilendirme işinin hükümetin görevi olması gerektiğini belirtmişlerdir. Pek tabiî ki, yine hükümetin aslî görevi olmaya devam edecektir; fakat, bu komisyon da, Parlamentonun faaliyetleri çerçevesinde, Avrupa Birliğini kamuoyuna tanıtacak faaliyetlerde bulunabilecektir.
Kurmak üzere olduğumuz bu komisyonun ifa edeceği görev, Meclisimizde bugüne kadar, esas itibariyle, Dışişleri Komisyonu tarafından yerine getirilmekteydi; fakat, günümüzde, daha doğrusu önümüzdeki dönemde, Avrupa Birliğiyle ilgili çalışmaların hızlanması beklenmektedir. Bu hızlanmada birinci hedef, Türkiye'nin Avrupa Birliğine katılım müzakerelerinin 2004 sonunda başlayabilmesi için gerekli zeminin o tarihe kadar hazırlanmasıdır. Nedir o tarihe kadar hazırlanması gereken hususlar; hazırlanması gereken hususlar, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uygun hale gelmesidir, Kopenhag kriterlerine uyar hale gelmesidir.
İlk bakışta, 2004 sonuna kadar dediğimiz zaman, önümüzde 20 aylık bir süre varmış gibi görünüyor; fakat, aslında, 20 aylık bir süre yoktur; çünkü, Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesi için müzakerelerin başlanıp başlanmayacağı konusunda karar Aralık 2004'te alınacak olmakla birlikte, bu karar, Avrupa Birliği zirvesi tarafından, Avrupa Birliği Komisyonunun ekim ayında yayımlayacağı komisyon kararına, Türkiye hakkındaki ilerleme raporuna göre verilecektir. Peki, ekimde Avrupa Birliği Komisyonunun hazırlayacağı belge için gerekli bilgiler, Türkiye tarafından, Avrupa Birliğine ne zaman verilecektir; o da, 2004 Ağustos ayında verilecektir. Dolayısıyla, önümüzde 20 aylık değil, aşağı yukarı 16 aylık bir süre kalmış bulunuyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatırlarsınız, geçtiğimiz günlerde, bu Yüce Mecliste, Avrupa Birliğine uyum için yeni bir paket yasalaştırılmıştır. Bu paketin kabulüyle, Kopenhag kriterlerinin en azından yasama boyutunun ikmal edilmiş olması için önemli bir mesafe kat edilmiş bulunmaktadır. Şimdi, çıkardığımız bu yasaları, Avrupa Birliği normlarına uygun biçimde uygulamamız gerekmektedir. Yasayı çıkarmak için, Yüce Mecliste, 550 milletvekilinin, o yasanın çıkarılması gerektiğine inanması ve onu desteklemesi yetmektedir; fakat, çıkarılan yasaların amacına uygun bir şekilde, Avrupa Birliği normlarına uygun bir şekilde uygulanabilmesi ise, 550 milletvekili değil, onbinlerce, belki de yüzbinlerce Türk yasa uygulayıcısının, bu,yeni çıkarılan yasaları önce anlaması, ondan sonra da Avrupa Birliği normlarına uygun biçimde uygulamaya başlamasına bağlıdır. Bu nedenle, yasanın uygulanmasının, belki, o yasaları çıkarmaktan daha önemli ve ulaşılması daha da zor bir hedef olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Peki, bu yasaları çıkarıp Avrupa normlarına uygun bir şekilde uygulamaya başladığımız zaman işimiz bitmiş olacak mıdır; hayır, bitmiş olmayacaktır, aslında, işimiz o zaman başlayacaktır. Neden o zaman başlayacaktır; çünkü, biliyorsunuz, bugün "Avrupa Birliği müktesebatı" adını verdiğimiz Avrupa Birliği yasaları külliyatı vardır. Bu külliyat, takriben 80 000 ilâ 100 000 sayfalık bir metinden oluşmaktadır. Niye 80 000 ilâ 100 000 sayfa diyoruz; çünkü, hangi dilde yazıldığına bağlı -bazı dillerde metinler biraz daha uzundur- hangi karakterde yazdığınıza bağlıdır. Dolayısıyla, 80 000 ilâ 100 000 sayfalık bir metinden bahsediyoruz.
Türkiye'nin Avrupa Birliğine girebilmesi için, bu müktesebatı; yani, 100 000 sayfalık metni Türkçeye tercüme etmiş olması, yasalaştırması, mevcut yasalarımızdaki bu 100 000 sayfalık metinle çelişen hususların ayıklanması ve ondan sonra da bunların uygulanmaya başlaması gerekmektedir.
Bu işin ne zamana kadar tamamlanması gerekiyor; bu işin, 2004 yılından başlamak üzere, üyelik müzakerelerinin tamamlanacağı tarihe kadar ikmal edilmiş olması gerekiyor; yani, o tarihe kadar, Yüce Meclisin halihazırda yürütmekte olduğu yasama ve denetleme faaliyetlerine ek olarak bir de 100 000 sayfalık Avrupa Birliği müktesebatını yasalaştırmış olması ve Türk yasa uygulayıcılarının da, bu mevzuatı nasıl uygulayacaklarını öğrenmiş olmaları gerekmektedir.
İşte, kurmakta olduğumuz komisyonun önündeki işin heybeti budur. Böyle devasa bir işi, aslî işlevi başka görevleri yerine getirmek olan Dışişleri Komisyonuna yüklemek haksızlık olurdu; onun için, böyle bir komisyonun kurulması zorunluluktu; şimdi de, bunu kurmak için faaliyete geçmiş oluyoruz.
Nitekim, bundan önce, böyle bir komisyonun kurulması ihtiyacı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı tarafından, 21 inci Yasama Dönemi sırasında teşhis edilmiş ve bundan takriben iki yıl önce -2 Mayıs 2001'de- alınan 76 sayılı Kararla, böyle bir komisyon kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılmasına karar verilmişti. Adalet ve Kalkınma Partisi, öteki öncelikli konulardan fırsat bulur bulmaz, derhal, bu önemli konuya el atmış ve şu anda, önünüzdeki teklifi Yüce Meclise sunmuştur. Önünüzdeki teklif işte budur.
AK Parti, Avrupa Birliği yolundaki kararlı yürüyüşümüzün bir başka gereği olan bu yasa teklifine olumlu oy verecektir. Anladığım kadarıyla, muhalefet partisi de olumlu oy vereceğini ifade etmektedir. Bu yeni yasanın, Meclisimize, milletimize ve Avrupa Birliğine hayırlı olmasını diliyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 15 Nisan 2003