İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · SALI

El konulan imar bankasında hesabı olan yurttaşlarımızın sorunları hk

Abdullatif Şener

Sivas Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 109. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Temmuz 2003 · 1.141 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Abdullatif Şener (AK Parti), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EL KONULAN İMAR BANKASINDA HESABI OLAN YURTTAŞLARIMIZIN SORUNLARI HK); konuşma 1.141 kelime.

Abdullatif Şener (AK Parti, Sivas). “El konulan imar bankasında hesabı olan yurttaşlarımızın sorunları hk”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdullatif-sener-22-2003-07-22-el-konulan-imar-bankasinda-hesabi-olan-yurttaslarimizin-sorunlari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Sıvas)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, son günlerde gündemde olan bir konuyu sayın milletvekili dile getirdiler. Kamuoyunun gündeminde olan tüm konuların Meclis gündemine getirilmesi, milletvekilleriyle birlikte paylaşılması ve konuyla ilgili farklı görüşlerin, düşüncelerin Meclis platformunda tartışılması, demokrasinin bir gereğidir; Türkiye Büyük Millet Meclisinin de görevleri arasındadır. Ben, bu boyutu itibariyle, sayın milletvekiline teşekkür ediyorum.

Diğer taraftan, şunu bilmemiz lazım: Türkiye bir hukuk devletidir ve bu hukuk devletinde tüm kurumların yetkileri, görevleri, sorumlulukları belirlenmiştir. Anayasamızda yasama, yürütme, yargı ve diğer bazı kurumların görev alanları belirlenmiş, tanımlanmış; Anayasaya uygun bir şekilde, değişik zamanlarda, değişik dönemlerde çıkarılan kanunlar da, aynı şekilde, farklı kurumlar arasında farklı görev ve yetki tanımlamaları yapmıştır.

Konu, bankacılıkla ilgili. Sayın milletvekilimiz, "sayın bakan çıkacaklar ve 'bu konu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun bir görevidir ve ilgili kurul görevini yerine getiriyor' diyeceklerdir" dedi. Tam anlamıyla bunu söylemeyeceğim. Elbette, konu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun görevidir ve her kurum ve kurul kendi görevini, sorumluluk çerçevesi içerisinde yerine getirmelidir. Bu konuda da, ilgili kurum görevini yerine getirmektedir; ama, hükümet olarak, Parlamento olarak, milletin seçmiş olduğu vekiller olarak, tüm kurumların, kurulların görevleriyle ilgili görüşlerde bulunmak, beyanlarda bulunmak ve tartışmak, müzakere etmek, aynı zamanda, yasama faaliyetleri içerisinde denetimin bir uzantısı olarak vardır. Şu anda da bunu yapıyoruz.

Burada, şunu hemen belirtmek isterim: Hükümetimiz, tüm kurumların, kendi görev alanlarında, sorumlulukları çerçevesinde işlerini yürütmesinden yanadır. Bağımsız düzenleyici otoritelere, hükümet olmanın verdiği inisiyatifle baskı yapma, yönlendirme, işlerine müdahale etme gibi bir alışkanlık, bir teamül, hükümetimizde yoktur. Sürekli olarak, ilk günden beri "bağımsız düzenleyici otoriteler, kendi görev alanları içerisinde görevlerini yerine getirir" dedik ve bu hassasiyete bugüne kadar dikkat ettik; ama, sayın milletvekilinin ifade etmiş olduğu, Hazinenin bağımsız bir kurul olduğu şeklindeki nitelemeye katılmadığımı belirtmek istiyorum. Hazine, bağımsız bir düzenleyici otorite değildir; doğrudan doğruya, bir devlet bakanına, ekonomiden sorumlu devlet bakanına bağlıdır, idarenin hiyerarşisi içerisinde yer alır. Dolayısıyla, Hazinenin yapmış olduğu işlerden, işlemlerden dolayı da ilgili bakanın görevleri ve sorumlulukları vardır; ama, öyle zannediyorum ki, sayın milletvekili, Hazine değil, Merkez Bankası diyeceklerdi. Bunu burada düzeltmek istiyorum.

Merkez Bankası dediğinizde de hemen şunu belirtmek isterim: Biz, Merkez Bankasının ilgili kanun çerçevesinde bağımsız bir niteliğe sahip olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede, para politikası uygulamalarını ve kararlarını kendi kurullarında aldığını biliyoruz ve buna istinaden de, Merkez Bankasının kanunda tanımlanan sınırlar içerisinde özerk bir şekilde kendi görevlerini yerine getirmesine hiçbir müdahalede bulunmuyoruz. Eğer Merkez Bankası faizlerin indirilmesiyle ilgili bir karar almışsa, bu, hükümetin müdahalesiyle, hükümetin yönlendirmesiyle alınmış bir karar değildir, Merkez Bankasının, doğrudan doğruya kendi karar organlarında tartışılarak, oluşturularak alınmış bir karardır. Bu, Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamalarda da böyledir, hükümetimizin yaptığı açıklamalarda da böyledir. Ekonomik verilere baktığınızda da, zaten, faizlerin düşme trendinde olması gerektiğini, her aklıselim sahibi söylemektedir. Eğer son iki ay enflasyon negatif çıkmışsa, hâlâ, faizlerin daha yüksek olması gerektiğini savunabilecek tek bir kişinin bu Mecliste olduğunu düşünemiyorum. Sizin de faizlerin düşmesinden yana olduğunuzu biliyorum. Demek ki, Merkez Bankası, aynı zamanda sizin de gönlünüzde olan şeyleri icraata sokmak için faiz oranlarını düşürmüştür; ama, bu, hiçbir zaman, sayın milletvekilimin gönlünde olan şeyi Merkez Bankası yaptı diye, sayın milletvekilim Merkez Bankasının görev alanına müdahale etti tarzında yorumlanamaz.

AHMET ERSİN (İzmir)Siz baskı yapmayın Sayın Bakan; hep öyle yaptınız.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla)Siz, faizin artmasından yana mısınız, düşmesinden yana masınız?

AHMET ERSİN (İzmir)Düşmesinden yanayım; ama, müdahale ediyorsunuz yani.

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla)Ne güzel, hepimiz aynı görüşteyiz o zaman.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, aslına bakarsanız, İmar Bankası, öteden beri gözetim ve denetim altında bulunan bir bankadır ve bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek şekilde işlemlerinin tespit edilmesi dolayısıyla, birkaç yıl önce, İmar Bankası yönetimine, 14/1 kapsamında, zaten bir üye atanmıştı. Dolayısıyla, BDDK'nın bir üyesinin yönetimde bulunduğu bir banka olarak, faaliyetlerini, bugüne kadar sürdürmüştür. Bu bankanın, yönetim ve denetimi fona intikal etmiştir;ancak, bu yönetim ve denetiminin fona intikal etmiş olması, daha önceki 20 bankanın fona devredildiği gibi bir hadise değildir. Yani, daha önceki 20 banka, tüm ortaklık haklarıyla birlikte fona devredilmiştir; halbuki, İmar Bankasıyla ilgili olarak, yönetim ve denetimi fona intikal etmiştir.

Bu, neden bu noktaya geldi; zaten, öteden beri gözetim altında bulunan bir bankadır ve daha sonra, 26 Haziran tarihi itibariyle -eğer basından da düzenli bir şekilde izlemişseniz- bankacılık fonksiyonlarını, işlevlerini yeterince yerine getirememesi ve bazı tıkanmaların bulunması sebebiyle, Türkiye İmar Bankası Yönetim Kurulu üyelerinin tamamı zaten, kendileri istifa etmişlerdir. Sadece, BDDK'nın temsilcisi olan üye hariç, onun dışındaki tüm üyelerinin istifa ettiği ve bankanın yönetimsiz kaldığı, işlevlerini yerine getiremediği bir ortamda, BDDK, 4389 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi çerçevesinde, bir bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırmayla ilgili hükmü çerçevesinde, yönetim ve denetimini fona intikal ettirmiştir.

Bildiğiniz gibi, BDDK'nın görevleri var; bu görevlerini yerine getirmesi gerekiyor. Fon, her şeyden önce, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden banka mevduat sahipleri ve diğer alacaklıların haklarını korumaya yönelik her türlü tedbiri de almakla yükümlüdür, sorumludur ve bu karardan sonra, şu anda da, bununla ilgili, zaten, görevinin bir gereği olarak, sorumluluklarını yerine getirme çalışmaları yapmaktadır. Ancak, incelemeler başladıktan sonra, ortaya birtakım farklı durumlar çıkmıştır. Nedir bu farklı durum; tasarruf mevduatının garanti kapsamında ödenmesine yönelik olarak banka hesaplarına ilişkin incelemeler. BDDK, TMSF ve banka yeni yönetimi tarafından, genel müdürlük ve şubeleri nezdinde, yoğun bir şekilde, evrak detaylarına inilmesi suretiyle incelenmeye başlanılmış ve bunun neticesinde, ortaya farklı durumlar çıkmıştır, farklı hesapların tutulduğu anlaşılmıştır.

Burada, şunu da ifade etmek isterim: Olay, sadece bir bankacılık olayı; denetim, sadece bir bankacılık denetimi, finansla ilgili bir denetim ve inceleme olarak da algılanmamalıdır; çünkü, olayın, Bankalar Kanunu yanında, Vergi Usul Kanununa bağlı olarak, vergisel boyutu vardır.

Diğer taraftan, Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde tutulması gereken resmî kayıtlarla, belgelerle ilgili birtakım sorumluluklar vardır; hatta, malî suçların araştırılmasıyla ilgili boyutları ilgilendirdiği zaman, bununla bağlantılı incelemeler söz konusu olabilir. Yani, hadiseyi sadece Bankalar Kanunundaki hükümler çerçevesinde değerlendirmek, dar bir değerlendirme olur; ama, BDDK, TMSF ve bankanın yeni yönetiminin şubeler dahil incelemeleri sürdürmesi sırasında, resmî makamlara bildirilen, üzerinde denetimlerin gerçekleştirildiği, dolayısıyla, yasal malî tablolar yoluyla kamuya açıklanan resmî mevduat rakamları dışında, bazı bilgisayar kayıtlarında ve şubelerde farklı hesapların tutulduğu ve bu hesapların, resmî kayıtlardan değişik rakamları içerdiği anlaşılmıştır. Yani, bankada farklı kayıtlar var, farklı hesaplar var, resmî olarak bilançoların çıkarıldığı hesaplar var; resmî hesaplara intikal ettirilmeyen başka kayıtların olduğu da anlaşılmıştır. Ortaya çıkan tüm bu durum çerçevesinde, BDDK da, yoğun bir şekilde incelemesini ve çalışmasını devam ettirmektedir.

Peki, şimdi ne olacak? Mudilerin hakları ne olacak? Sigorta kapsamındaki mevduatın ödenmesi ne zaman yapılacak? Sayın milletvekilinin hassasiyeti de budur. İşte, şu anda, BDDK, bu nokta üzerinde çalışmalarını yoğunlaştırmaktadır ve hesapları tespit etmeye çalışmaktadır; yani, bankada kimin, ne kadar hesabı var; bu hesaplar -banka kayıtlarında farklılıklar olduğu için- gerçek boyutuyla nedir, ne değildir, bunu belirlemeye çalışmaktadır. Buraya gelmeden önce sayın başkan bana verdiği bilgide, hak sahiplerinin kimler olduğu tespit edildikten sonra ödemelerin başlayacağını ifade etmişlerdir; bu ödemelerin başlangıcı da -verdikleri bilgiye göre- maksimum iki hafta içerisinde gerçekleşecektir diyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 22 Temmuz 2003

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook