İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · SALI

Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)

Ensar Öğüt

Ardahan Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 109. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Temmuz 2003 · 865 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ensar Öğüt (CHP), 22 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SU ÜRÜNLERİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.125)); konuşma 865 kelime.

Ensar Öğüt (CHP, Ardahan). “Su ürünleri kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.125)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 22 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ensar-ogut-22-2003-07-22-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENSAR ÖĞÜT (Ardahan)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bizleri ekranları başında izleyen halkımızı ve sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Maddede "zapt edilen su ürünleri ve istihsal vasıtaları hakkında aşağıdaki işlemler yapılır" denilerek, yapılacak işlemler (a), (b), (c) şeklinde üç fıkrada belirtilmiştir. (a) fıkrasında "zapt edilen canlı olmayan su ürünlerinden insan tüketiminde veya sanayide kullanılması mümkün, ancak muhakeme neticesine kadar muhafaza edilmesi mümkün olmayanlar Bakanlık laboratuvarında muayene ettirilir" deniliyor.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, üç tarafı denizle çevrili olan ülkemizin 81 ili var; maalesef, 40'ında laboratuvar var, 41'inde yok. Bu bilgiyi bakanlık yetkililerinden aldım. İkincisi, su ürünleri genel müdürlüğü yok; yani, üç tarafı denizle çevrili olan Türkiye'nin, su ürünleriyle ilgili bir genel müdürlüğü yok. Ondan sonra da, denizlerin, akarsuların veya göllerin kirlenmesini gündeme getiriyoruz! Onun için, özellikle denizlerimizin, göllerimizin ve akarsularımızın temiz tutulması lazım; temiz tutulması için de, Bakanlıkça buralara acilen laboratuvarlar kurulması, ayrıca, Çevre Bakanlığınca da arıtma tesisleri kurulması lazım.

Maddenin (b) fıkrasında da "zapt edilen istihsal vasıtalarından sahipleri belli olanlar, muhakeme neticesine kadar yedieminde tutulur" denilmektedir.

Değerli arkadaşlar, ticaret yapanlar bilir, bir malı yediemine teslim ettiniz; teslim ettikten sonra biraz da süre uzarsa -hele Türkiye'deki mahkemeleri de göz önünde tutarsak- o teslim ettiğiniz istihsal vasıtalarının iki katı yediemin ücreti çıkar. Kesinlikle, ücretsiz olarak Bakanlığın bünyesinde yediemin müesseseleri kurmak lazım. Eğer, dışarıdaki yediemine verirseniz, vereceğiniz malzemenin iki katı, yediemine borçlu kalırsınız; çünkü, mahkemenin neticesini beklemeniz lazım. Mahkeme de, Türkiye'de, maalesef uzun sürmektedir.

Değerli arkadaşlar, önemli olan denizlerin, göllerin, akarsuların temiz olmasıdır; ancak, ne yazık ki, Türkiyemizde, maalesef, denizlerimiz, göllerimiz ve akarsularımız kirli vaziyettedir. Şimdi, Avrupa'yı ele alırsak, Fransa ve Almanya'dan geçen, Hollanda'dan denize dökülen Ren Nehri, pırıl pırıl, tertemiz, dibi gözüküyor. Nehrin her türlü su ürünü var; ama, aynı Avrupa, Tuna Nehrini, her türlü pisliğiyle getirip Karadeniz'e döküyor. Bu ne kadar kötü bir şey. Avrupa, hem öyle yapıyor hem böyle yapıyor! O nedenle, Karadeniz'i kurtarmak için Sayın Bakandan ve yetkililerden rica ediyorum, derhal, Tuna Nehrindeki kirletilmenin durdurulması, arıtma tesislerinin kurulması lazım; yoksa, hasret kaldığımız hamsiye daha çok hasret kalırız. Karadeniz'i temiz tutmamız lazım. Türkiye'de, Marmara Denizi başta olmak üzere tüm denizlerimizde su kirliliği had safhada; su ürünlerimiz yok.

Değerli arkadaşlar, bölgemden bir örnek vereceğim. Van Gölünden sonra doğuda en büyük göl, Ardahan'ın Çıldır İlçesindeki Çıldır Gölüdür. Kenerbel Köyünde Aktaş Gölümüz var; bir de, Kura Nehrimiz var Ardahan'da. Belediyenin arıtma tesisleri olmadığı için, yeteri derecede kanalizasyonu olmadığı için, Belediye Başkanı çaresiz kaldığı için, Ardahan'ın kanalizasyonu olduğu gibi güzelim Kura Nehrine veriliyor ve Kura Nehrinden hayvanlar su içiyor, kanser oluyor ve ölüyor; insan durur mu?! Alabalık derelerimize, yine Damal ve Hanak Belediyelerimiz çaresiz kaldığı için kanalizasyonlarını veriyorlar; o güzelim alabalık derelerinde alabalık diye bir şey kalmadı. Bu, sadece Ardahan'da değil, bütün Anadolu'da böyle. Bu, nasıl oluyor da böyle oluyor?..

Değerli arkadaşlar, her şeyin başında yönetim vardır. Yöneticiler bilgili, becerili değilse, kapasitesi yoksa bunu yapmak mümkün değil.

Şimdi, Doğu Anadolu, nedense, deneme tahtası oldu. Kalkınmamış bölgelere, unvan vermek için, devlet, kendi memuruna vali unvanını veriyor, gönderiyor Doğu Anadolu'ya; git, orayı kalkındır! Zaten kalkınmamış bölge!.. Hiç tecrübesi olmayan memuru vali olarak gönderiyorsun oraya; o da, gidiyor oradaki vatandaşla kavga ediyor.

Şimdi size örnek vereceğim. Ardahan'da bir yurt yaptırmak istedik. Türkiye Yardımsevenler Derneği, mart ayında Ardahan Valisine yurt yaptıralım diye yazı yazdı. Yurt yaptıracak bedava, bağış yapacak devlet-vatandaş işbirliğiyle. Sayın Vali "bu yurdu buraya yaptırmam. Benim dediğim yere yaparsanız olur, yoksa yaptırmam" dedi. Bunun üzerine ben devreye girdim, Sayın Bakanımıza söyledim. Sağ olsun, İçişleri Bakanımız aradı, dedi ki "tamam, gidin, yapacak." Yine yapmadı. Sözleşme yapması gerekiyor prosedür gereği Ardahan Valisinin. Bu defa, Millî Eğitim Bakanımıza gittim, ziyaret ettim; sağ olsun, Millî Eğitim Bakanımız sözleşmeyi yaptı, talimat da verdi, yazı da yazdı; temeli atılacak bu yurdun, yapılacak... Tamam; 12 Temmuz için -bakın, çok önemli arkadaşlar bu- Çıldır Belediye Başkanı ve Çıldır Kaymakamının imzasıyla davetiye basıldı. Türkiye Yardımsevenler Derneği gidecek, temel atacak. Ardahan, eğitimde Türkiye sonuncusu. Yurt yapılıyor 1,5 trilyonluk. Ne oldu biliyor musunuz; Sayın Ardahan Valisi yer teslimi yapmadığı için yurdun temeli atılmadı ve dernek yöneticileri gerisin geriye İstanbul'a gitti.

Bakın arkadaşlar, bu Ardahan Valisinin hiçbir tecrübesi de yok. Daire başkanıyken veya memurken, unvan vermek için Ardahan'a gönderiliyor. Yahu niye İstanbul'a göndermiyorsunuz?! Niye Antalya'ya göndermiyorsunuz, niye İzmir'e göndermiyorsunuz kardeşim?! Yani, insanlara paye vermek için bunu böyle yapıyorsunuz. Böyle bir şey olur mu yahu?! İnanın, mart ayından beri bununla uğraşıyoruz. Hem bir milletvekili olarak ben uğraşıyorum hem de 2 bakanımız uğraşıyor, İçişleri Bakanı ile Millî Eğitim Bakanımız uğraşıyor; halen temeli atılmamış!.. Biraz önce yine görüştüm, halen daha bir şey yok.

Değerli arkadaşlar, her şeyin başı yöneticidir. Su ürünlerimizi de, sularımızı da temiz tutabilmek için en başta yönetici geliyor. Ben, buradan Sayın İçişleri Bakanımıza sesleniyorum ve Sayın Başbakanımızdan rica ediyorum, kalkınmamış bölgelere yetenekli, tecrübeli valiler gönderin. Erol Çakır'ı İstanbul Valiliğinden aldınız, gönderin Ardahan'a, Hakkâri'ye, Ağrı'ya, Kars'a. Ne olur yahu?!

AHMET YENİ (Samsun)Gider mi?

ENSAR ÖĞÜT (Devamla)Niye gitmesin kardeşim?! Niye gitmesin?! Lütfen yahu!..

Bakın, arkadaşlar, AK Parti Hükümeti Acil Eylem Planı hazırladı; "kalkınmamış bölgeleri öncelikli kalkındıracağız" dediniz. Yahu, kalkınmamış bölgeyi tecrübesiz valiyle nasıl kalkındıracaksınız?! Adam devleti temsil ediyor, bağış yapan insanı kabul etmiyor!.. Adam "bağış yapacağım, ben, gelip sana bağış yapacağım" diyor; "hayır, benim dediğim yere yaparsan olur, yoksa olmaz" diyor.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

37 konuşma daha · 22 Temmuz 2003

37 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook