İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Çorum Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 83. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Mayıs 2003 · 984 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ağah Kafkas (AK Parti), 22 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 984 kelime.
Ağah Kafkas (AK Parti, Çorum). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/agah-kafkas-22-2003-05-22-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AGÂH KAFKAS (Çorum) -Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan İş Kanunu Tasarısının tekriri müzakere edilen 2 nci maddesi üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
İş hukukunu iyi bilenler bilirler ki, iş hukukunun en tartışmalı ve en sıkıntılı maddesi taşeron maddesidir. Taşeron uygulaması, Türkiye'de, çalışma hayatımızda önemli bir sorun olarak devam etmiştir. Bu maddenin özüne girmeden, bir konunun altını özellikle çizmek istiyorum. Biraz önce, sevgili eski meslektaşım Meral, kıdem tazminatı fonunu gündeme getirdi, kıdem tazminatını gündeme getirdi. Kıdem tazminatı konusu, 1475 sayılı Yasada nasıl yer almışsa... Bu maddedeki yapılan düzenleme, 1475 sayılı Yasanın bütün hükümleri ortadan kaldırıldığı halde, 14 üncü maddesi hükmünün aynen muhafaza edilmesini sağlamıştır; yani, kıdem tazminatı, bugüne kadar nasıl uygulanmışsa, bundan sonra da öyledir. Ancak, sosyal tarafların ilerideki süreç içerisinde mutabakatıyla, gerekli düzenlemeler yapılabilir. Burada, kıdem tazminatı fonu kurulacağı hususunun altı çizilmektedir. Kıdem tazminatı fonu meselesi, geçmişteki yasamızda da mevcuttur.
Şimdi, olmayan meseleleri varmış gibi tartışma geleneğinden, gerçekten, kurtulmak zorundayız. Bunu, hafta tatili meselesini çekip, cumaya götürüp, laikliğe kadar getirmekten, yıllardır uygulanan işyerlerindeki içki yasağının bütün dünyada olduğu gibi bizde de aynen, hiçbir değişiklik olmadan yazılan bir maddeyi gündeme getirmek gibi alışkanlıklardan vazgeçip, işi slogansal boyuttan çıkarıp, özüne girip de tartışmamız lazım diye düşünüyorum.
Başından beri, bu yasanın uygulanması konusunda bahsettiğimiz temel konular vardır ve bu beş temel konunun çözülmesi lazım. Çözülmediği takdirde içimize sinmiyor, "muhalefet edeceğiz" dedik ve muhalefet de ettim; bunu herkes de gördü.
Ben, bir kez daha, başta Parti yöneticilerimize, Grup Başkanvekillerimizin tamamına, Bakanlık yetkililerimize ve Gruptaki bütün milletvekili arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. AK Parti Grubu, bizim bu feryadımızı duymuş, bizim uzmanlığımızı ve bizim öngörümüzü görmüştür, aynen kabul etmiştir ve bu beş temel konuda da hassasiyetimiz aynen hayata geçirilmiştir. Ben, bir kez daha, AK Partili olmaktan onur duyduğumu ifade etmek istiyorum; sağ olun, var olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, taşeron meselesi, belirli süreli hizmet akti, ödünç iş ilişkisi maddeleri, tasarıda, geçtiğimiz şekilde kalıyor olsaydı... Biz, iş güvencesinin 30'a çıkardığını, 10'a indirdiğini tartışıyoruz; iş güvencesini sadece rakam zannediyoruz. Oysaki, İş Güvencesi Yasasından, belirli süreli hizmet aktiyle çalışan işçiler yararlanır. Siz, 11 inci maddede belirli süreli hizmet aktinde sınırsız hak verirseniz; taşeron maddesinde, taşeronun olabildiğince çalışmasını serbest kılarsınız, oradaki sayının 30 olmasının, 10 olmasının, sıfıra inmesinin hiçbir anlamı kalmaz. Burada birbirimizi kandırmak yerine, işin özünü, aslını çözmeliyiz. İşte, bu düzenlemelerle, bu tekriri müzakereden sonra çıkacak düzenlemelerle, bu kanunla, Türkiye'ye, ilk defa, adam gibi bir İş Güvencesi Yasası gelmektedir ve uygulamaya da girecektir; bunu da AK Parti Grubu gerçekleştirmiş olacaktır. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, biz Avrupa Birliğine gideceğiz. Avrupa Birliğine giderken, burada, kölelik yasası, şu bu gibi sloganların içine girmek yerine, bazı konularda, temel meselelerde uzlaşı içerisinde olmamız lazım. Avrupa Birliğine giderken, ben, lazım olduğu yerde Avrupa Birliğinin standartlarını yakalayacağım, lazım olmazsa, canım istemediğinde yakalamayacağım yok. Avrupa Birliği standartları bir bütündür. Ben, salı günü Avrupa Birliğinden yanayım, çarşamba günü karşıyım gibi şeyler olmaz. Onun için, oradaki çalışma ilişkilerini alıyorsak, bir bütün olarak almamız lazım; işçinin lehine olan hükümleri de getiriyoruz, işverenin lehine olabilecek hükümleri de. Burada, olayı, işçinin lehine, işverenin lehine mantığından çıkarıp, işin gereği, işletmenin gereği, işçinin gereği bazında tartışmaya başlarsak, çok daha sağlıklı bir yere oturtmuş olabiliriz diye düşünüyorum. O nedenle, burada, esnek çalışmaya ilişkin olayı, ben de, bundan sonraki süreçte kaygıyla izleyeceğim; çünkü, bu müesseseler Türkiye'ye ilk defa geliyor ve biz, Türk Milleti olarak, bu müesseseleri kullanırken, tam olarak kullanmak yerine, onların içini boşaltmak gibi bir hastalığımız var. İnşallah, umuyorum, diliyorum ki, bu hastalıktan kurtulur ve bu müesseseleri doğru kullanırız.
Bu müesseselerin istismar edildiği yerde, herkes bilsin ki, ilk defa demokratik katılım olarak, üçlü danışma kurulu olarak kurulan bu kurul, gereken izlemeleri yapıp raporunu verdiğinde, bu düzeltmeleri yapacak güçtedir AK Parti, bu düzenlemeleri yapacak güçtedir Türkiye Büyük Millet Meclisi diye düşünüyorum. Onun için, çalışma yaşamını düzenleyen bu yasalar dinamiktir. Bu dinamik olan yasalara "ben yaptım, oldu" mantığı içerisinde bakıyor olamayız. Çalışma yaşamının dinamizmi içerisinde sürekli izleyerek, tamir edilmesi gereken, eksik bırakılmış olan taraflarının da giderilerek, mükemmeli yakalamak gibi bir mecburiyetimiz var.
Burada -şu gelenekten kurtulmak durumundayız- İişverenimiz, Afrika gibi üretip, Avrupa gibi satma geleneğinden kurtulacak; işçimiz de, işinin, iş güvencesinin sağlandığı sağlıklı bir ortamda çalışma imkânını elde edecektir diye düşünüyorum.
Taşeron uygulamasına baktığımız zaman, şu andaki yapılan düzenleme, 1475 sayılı Kanundaki düzenlemeden fevkalade ileri bir düzenlemedir. Mevcut İş Yasasındaki düzenlemede, asıl işin bir bölümünde de yapılabileceği deniliyor ve sınırsızlık, limitsizlik vardı, bunun bir kısmını Yargıtay doldurmaya başlamıştı. İş Kanununun bilim heyeti tarafından hazırlanan bölümüne baktığımız zaman da, yine, bugünkünden çok daha geriydi. "Bir işverenden, bir işyerinde yürüttüğü mal veya hizmetin üretimine ilişkin, asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işi alan, bu iş için görevlendireceği işçiler" diye devam eden maddeye göre kısıtlama olmadan taşeron çalıştırma yetkisi vermişti bilim heyeti. Sayın Bakanın başkanlığında, daha sonra, bizzat benim de katıldığım, sosyal taraflar ile bütün işçi, işveren örgütlerinin yaptıkları uzun çalışmalar sonucunda, bildiğiniz gibi, tasarıda, işçi lehine, bilim heyetinin hazırladığından daha iyi bir nokta yakalamıştık.
Şimdi, burada, işin gereği ve teknolojik nedenlerle, asıl işin bir bölümünün verilebileceği söyleniyordu; yani, yardımcı işlerin dışındaki işlerde kısıtlama getirilmişti. Şimdi, bizim yaptığımız bu düzenlemenin metni, çalışma hayatımızda, çok değerli işçi konfederasyonlarımızın, kimi çok değerli ve herkes tarafından bilinen ve saygı duyulan hukukçularının ortak hazırladıkları metindir. Taşeron meselesi, taşeron müessesesiyle ilgili, bugünün koşulları içerisinde, hem işletmelerin gereğini yerine getirebilecekleri, işletmeleri tıkamayacak hem de istismarı önleyecek bir düzenleme getirilmiştir burada ve bu düzenlemede, yardımcı işlerde taşeron çalıştırılması imkânı, bir kurala bağlı olmaksızın işverenlere tanınırken, asıl işin bir bölümünde taşeron çalıştırmak için, işin, işletmenin gereği, teknolojik nedenlerin yanında, bunların uzmanlıkla bağlantısı kurulmuştur ve bu kısıtlama, taşeronla ilgili olarak bugüne kadar yapılmış düzenlemelerin ötesindeki bir düzenlemedir.
Yine, bu maddede getirilen önemli bir kazanım da, şu: Bugüne kadar Türkiye'de, işyerlerinin uygulamalarında gördüğümüz bir fotoğraf vardı. O neydi; işyerinde, ustabaşılarına veya işçilere makineler "sen bu makinenin taşeronusun" diye veriliyordu ve işyerindekilere kullandırılıyordu. Bir işyerinde çalışanların, artık, orada taşeron olarak çalışamayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme, bence, bugüne kadar, Türk iş hukuku sistemi içerisinde, çalışanları koruyan; ama, işletmenin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 22 Mayıs 2003