Necip fazık kısakürek'in ölüm yıldönümü nedeniyle
Adana Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 83. Birleşim · 1. yasama yılı · 22 Mayıs 2003 · 479 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Garip (AK Parti), 22 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NECİP FAZIK KISAKÜREK'İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 479 kelime.
Recep Garip (AK Parti, Adana). “Necip fazık kısakürek'in ölüm yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 22 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2003-05-22-necip-fazik-kisakurek-in-olum-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RECEP GARİP (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Mayıs Pazar günü, büyük düşünce adamı ve şair Necip Fazıl Kısakürek'in ölümünün 20 nci, doğumunun 100 üncü yıldönümü olması nedeniyle, şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Özellikle, 100 üncü yılı nedeniyle, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, bu yılı, Necip Fazıl yılı ilan ederek kutlanmasını da ayrıca teklif ediyorum.
Kültür ve edebiyat dünyamızın önemli ve vazgeçilmez şahsiyetlerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek'i sınırlı dakikalarla ifadelendirmek elbette mümkün değildir; çünkü, o, hep, zamanı ve mekânı aşan mısralarla çıkmıştır karşımıza. İlk şiirleri 1922 yılında yayımlanmış ve o nedenle de, cumhuriyet devrinin ilk önemli şairi nitelemesi yapılmıştır. 1980'li yıllarda ise sultanı şuara, yani, şairlerin sultanı olarak ilan edilmiştir.
Daha 1920'lerde;
"Söndürün lambaları, uzaklara gideyim,
Nurdan bir şehir gibi, ruhumu seyredeyim" mısralarıyla, dışa yönelen şiirimizi, insana, onun içine, ruhuna doğru bir hamle haline getirmesiyle, kendisinden sonraki şairleri etkilemiştir.
Mehmet Doğan'ın ifadesiyle, ölümü, ilan edilen bir imanın ve medeniyetin çığlığı olmuştur Necip Fazıl. Bu yüzden, sultansız bir ülkede, zamanla alay edercesine "şairler sultanı" tacını giymiştir.
Necip Fazıl, uzun yıllar, aydın ve entelektüel çevreler tarafından âdeta görmezden gelinmiş, yüzyılımızın en büyük şairlerinden birisi iken, âdeta, inkâr edilen, fikir, düşünce, tiyatro, hikâye, şiir, ideolog, tarih alanlarında yazılmış eserleriyle elli yılı aşkın süredir, neredeyse, yok sayılmıştır. Oysa, Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye'de aydın olmanın anlamını bize hayatıyla anlatan bir şahsiyettir. Kültür adamı, şair-yazar, aydın ve entelektüel olmak, bireysel ve toplumsal manada sorumlulukları, duyarlılıkları, en ince, en hassas, en narin noktalarına kadar hissetmek ve özümsemekle olur. Derin iç çekişlerin, yalnızlıkların, sabrın, çilenin, kaldırımların ve doğruyu, hakikati bulma adına verilen kavgaların şairi Necip Fazıl, Zindandan Mehmet'e Mektup'unda şöyle seslenir:
"Zindan iki hece, Mehmet'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmet'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!"
Yaşadığı çağa karşı direnen, yaşadığı yüzyılın sözde entelektüel ve medeniyet yobazlarına karşı yerli olmanın, yerli duruşun, Türk kültür ve medeniyetinin, Osmanlı sonrasında cumhuriyetimizle birlikte yeniden ayağa kalkmasının mücadelesini vermiş, Anadolu insanının sesi ve yüreği olmuştur.
"Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?" mısralarıyla sorumluluğun bedelinin ağır olduğunu,
"Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!" mısralarıyla da yaşadığı dönemde, yalnızlığın, garipliğin, iman ve hakikati yaşamada öksüz kalmanın ve parya olarak nitelendirilmenin acısını, toplum ve Anadolu insanı adına ruhunun derinliklerinde hissetmiş ve şu mısraları eklemiştir şiirine:
"Sakarya, saf çocuğu masum Anadolu'nun
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!.."
Bir yanda ruhunda fırtınalar koparken, bir yanda Türkiye'nin ve Türkçe'nin en büyük şairlerinden biriydi. Şiirlerinde sade, anlaşılır bir üslup ve imgelerle duygu ve düşüncelerin zirvesine taşımaktadır insanı. Kaldırımlar şiiri, bunun en güzel örneklerinden biridir.
"Kaldırımlar, çilekeş yalnızlıkların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır."
Necip Fazıl'ın sanatını, şiirini, zamanın ve mekânın ötesine taşıyan, ruh dünyasındaki eşsiz derinlik ve edebiyatındaki kendine özgü üslubudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 22 Mayıs 2003